EKONOMİ - 27 Nisan 2026 Pazartesi 12:36

Sarıgöl Ovası’nda üzüm bağlarında "Fenomen Tel" seferberliği

A
A
A
Sarıgöl Ovası’nda üzüm bağlarında "Fenomen Tel" seferberliği

Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde dünyaca ünlü Sultaniye üzüm bağlarında üreticiler, zararlılara karşı ’fenomen tel’ yöntemiyle önlem almaya başladı. Halk arasında ’Japon tuzağı’ olarak da bilinen sistem, bağları unlu bit ve kurtçuklardan koruyor.


Sarıgöl Ovası’nın dünyaca ünlü çekirdeksiz sofralık Sultaniye üzüm bağlarında üreticiler, 2026 yılı ürünlerini zararlılardan korumak için ’fenomen tel’ yöntemiyle mücadeleye başladı.


Halk arasında ’Japon tuzağı’ olarak da bilinen fenomen tel sistemi, üzüm bağlarında unlu bit ve kurtçuk gibi zararlıların yayılmasını engellemek amacıyla kullanılıyor. İki veya üç asma aralıklarla bağlanan özel tellerin yaydığı koku sayesinde dişi ve erkek zararlıların buluşması önleniyor.


Yıllardır Sarıgöl ovasında uygulanan yöntem, üreticiler tarafından etkili bir koruma sistemi olarak görülüyor. Sarıgöllü üretici Hüseyin Karcı, Emcelli Mahallesi’nde başlattıkları çalışmayı şu sözlerle anlattı: "2026 yılı ürünlerimiz için üzüm bağlarımızda fenomen tel uygulamasına başladık. Unlu bit için beş metre, kurtlar için yedi metre aralıklarla tellerimizi bağlıyoruz."


İlçede bağlarda çalışmaların önümüzdeki günlerde de devam edeceği öğrenildi.



Sarıgöl Ovası’nda üzüm bağlarında "Fenomen Tel" seferberliği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Erdemli’de 4. Kitap ve Edebiyat Günleri yoğun ilgiyle tamamlandı Mersin’in Erdemli ilçesinde bu yıl dördüncüsü düzenlenen Kitap ve Edebiyat Günleri, yoğun katılım ve zengin içeriğiyle tamamlandı. İlber Ortaylı temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, edebiyatseverlerden büyük ilgi gördü. Dr. Devlet Bahçeli Meydanı’nda düzenlenen organizasyonda 70 yayınevi yer alırken, çok sayıda şair ve yazar okurlarıyla bir araya geldi. 10 gün süren etkinlik boyunca binlerce kişi fuar alanını ziyaret etti. Söyleşi ve imza günlerinde yazarlar, okuyucularla buluşarak keyifli anlar yaşattı. Etkinlikte Cihat Şener, Işıl Işık, Hayati İnanç, Gökçen Çatlı, Tarkan Köylü, İpek Ongun, Defne Ongun Müminoğlu ve Hulki Cevizoğlu gibi isimler de yer alarak okurlarıyla bir araya geldi. Erdemli Belediye Başkanı Mustafa Kara, etkinliğe gösterilen ilgiden memnun olduklarını belirterek, "İlber Ortaylı anısına düzenlediğimiz Kitap ve ’Edebiyat Günleri’nin bu yıl dördüncüsünü gerçekleştirdik. Birbirinden değerli yazarlarımızı Erdemli’de ağırladık. Vatandaşlarımızın yoğun ilgisi bizleri mutlu etti. 70’ten fazla yayınevini hemşehrilerimizle buluşturduk. İlgi gösteren herkese teşekkür ediyorum" dedi. Yazar Hulki Cevizoğlu ise Erdemli’de ilk kez bulunduğunu ifade ederek, "Kitapseverlerle bir arada olmak, sohbet etmek ve soruları yanıtlamak çok değerli. Bu güzel organizasyonda emeği geçenleri tebrik ediyorum" diye konuştu. Etkinliğe katılan vatandaşlardan Fatih Uslu organizasyonun başarılı geçtiğini belirterek, Erdemli için önemli bir kültürel katkı sunduğunu söyledi. Tuğba Uslu da etkinliğin hem çocuklar hem de yetişkinler için faydalı olduğunu dile getirerek emeği geçenlere teşekkür etti. Ziyaretçilerden Zeynep Reyhan Koştur ise fuardan memnun kaldığını belirterek, "İstediğim kitapları aldım ve imzalattım. Bu tür etkinliklerin devam etmesini istiyoruz" dedi. Kitabını imzalattığı için mutlu olduğunu ifade eden Ravza Ağır da etkinliğin kendisi için unutulmaz olduğunu söyledi. Erdemli’de düzenlenen Kitap ve Edebiyat Günleri, kentin kültürel yaşamına katkı sunarken, kitaba ve edebiyata olan ilgiyi bir kez daha gözler önüne serdi.
Kocaeli Almanya’nın 10. Cumhurbaşkanı Wulff’a Kocaeli’de fahri doktora Almanya Federal Cumhuriyeti’nin 10. Cumhurbaşkanı Christian Wulff’a, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi tarafından düzenlenen törenle fahri doktora unvanı tevdi edildi. Törende konuşan Wulff, gençlere "köprü kurma" tavsiyesinde bulunarak, "Almanya’nın en ünlü anıtlarından biri olan Lübeck’teki Holstentor isimli kapıda ’Concordia domi et foris pax’ yazar. Bunun anlamı; ülke içerisinde birlik, dışarıda da barıştır. Bu sözleri orada okuyunca hemen aklıma Atatürk geliyor. Kendisinin ’Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözlerini hatırlıyorum" dedi. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesinde (KOSTÜ) düzenlenen fahri doktora tevdi törenine; Kocaeli Vali Yardımcısı Aslan Avşarbey, Dışişleri Bakanlığı Daire Başkanı Pınar Gülün Kayseri, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş, KOSTÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Talip Emiroğlu, Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Törende, Wulff’a verilen unvanın, Türkiye ile Almanya arasındaki köklü dostluğa, toplumlar arası diyaloğa ve barış kültürüne sunduğu katkıların bir göstergesi olduğu vurgulandı. Christian Wulff: "Lübeck’teki kapı yazısı bana Atatürk’ü hatırlatıyor" Törende katılımcılara hitap eden Christian Wulff, Türkiye ile Almanya arasındaki tarihi bağların dünyada eşine az rastlanır bir derinliğe sahip olduğunu belirterek, "Bana vermiş olduğunuz fahri doktora unvanı benim için gerçekten çok önemli" dedi. Günümüz dünyasında yaşanan krizlere, savaşlara ve gerilimlere dikkati çekerek gençlere seslenen Wulff, empati ve saygının önemini şöyle anlattı: "Benim yaşımdaki bir insanın gençlere bunları söylemesi belki farklı karşılanabilir ama benim sizlerden ricam köprüleri kurmanız; bizlerin iki ülke arasındaki kurmuş olduğumuz bağlantıları devam ettirmenizdir. Bazı insanlar duvar örmeye çalışıyorlar, biz sizlere ’Duvar örmeyin köprü kurun’ demek istiyoruz. Türkiye’de 50 bini aşkın Alman yaşıyor, Almanya’da da 3 milyonu aşkın Türk kökenli insanların yaşadığını biliyoruz. Evet, burada önemli olan vurgulamak istediğim, bu köprüler oluşurken birbirimize empati kurabilmemiz, saygıyla yaklaşabilmemizdir. Almanya’nın en ünlü anıtlarından biri olan Lübeck’teki Holstentor isimli kapıda ’Concordia domi et foris pax’ yazar. Bunun anlamı; ülke içerisinde birlik, dışarıda da barıştır. Bu sözleri orada okuyunca hemen aklıma Atatürk geliyor. Kendisinin ’Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözlerini hatırlıyorum. Eğer bizler bu bağlamda birlikte çalışabilirsek, çocuklarımız da yarın barış içerisinde yaşayabilirler." Wulff ayrıca, yaşlanan toplumlarda sağlık ve teknoloji alanındaki çalışmaların kritik önem taşıdığını vurgulayarak, BioNTech aşısını bulan Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin başarılarını da Türk-Alman dayanışmasına örnek gösterdi. Muzaffer Elmas: "Yapay zeka destekli esnek eğitim modelimizle örnek bir kurum olma yolunda ilerliyoruz" KOSTÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas ise üniversite olarak yapay zeka destekli esnek eğitim modeliyle Türkiye’de ve dünyada örnek bir kurum olma yolunda ilerlediklerini anlattı. Elmas, "Geliştirdiğimiz yapay zekayı üniversitenin derslerine monte ederek, yapay zeka destekli esnek eğitim modelimizle Türkiye’de ve dünyada örnek bir kurum olma yolunda ilerliyoruz. Eğitim-öğretimi yapay zeka desteğiyle sürekli güncel tutmaktayız. İkincisi, eğitim-öğretimi bilgi aktarmaktan çıkarıp öğretim üyelerinin sınıfta tartışma yaptığı, öğrencilerin muhakeme yeteneklerini geliştirdiği bir atmosfere dönüştürmek. Üçüncü özelliği ise öğrencilerin bireysel yeteneklerini yapay zekayla tespit edip ona göre ödevler, dersler ve bir öğrenme atmosferi oluşturmak. En sonunda ve en önemlisi de tüm eğitim-öğretimin temel direği olan bilgi, beceri ve yetkinlikleri mezunlara kazandırmayı doğrudan ölçebilen bir sistemimizin olmasıdır" dedi. "Wulff, büyük bir Türkiye dostudur" Wulff’un görev süresi boyunca sergilediği tutuma övgüde bulunan Elmas, şöyle konuştu: "2010 yılında Almanya Federal Cumhurbaşkanı olarak seçilen Sayın Wulff, kapsayıcı liderliği ile hafızalara kazınmıştır. Özellikle ’İslam, Almanya’nın bir parçasıdır’ ifadesi sadece bir siyasi söylem değil, toplumlar arası anlayışı güçlendiren tarihi bir duruş olarak tüm Avrupa’da yankı uyandırmıştır. Böylece Sayın Wulff’un bir devlet adamı olarak farklı inanç ve kültürlerin eşit bir toplumun doğal unsurları olduğu yönünde güçlü bir mesaj vermiştir. Sayın Wulff aynı zamanda büyük bir Türkiye dostudur. Türk-Alman dostluğuna yaptığı katkılar sadece siyasi düzeyde değil, toplumsal ve kültürel alanda da derin izler bırakmıştır. Onun çabaları iki ülke arasında karşılıklı anlayışın ve güvenin güçlenmesinde önemli katkı sağlamıştır. 2024 yılında DEİK bünyesinde Sayın Mehmet Ali Yalçındağ ve eski Federal Alman Milletvekili Sayın Özcan Mutlu’nun desteğiyle Türk-Alman Ekonomi Konseyi’nin kurulmasına öncülük etmesi ve kurucu başkanı olması, bu dostluğun ekonomik boyutta da güçlendirilmesine yönelik vizyonunun bir göstergesidir." Pınar Gülün Kayseri: "Almanya, Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ticari ortağıdır" Dışişleri Bakanlığı Daire Başkanı Pınar Gülün Kayseri de iki ülke ilişkilerinin 18. yüzyılın sonlarına dayandığını hatırlatarak, ekonomik ve toplumsal bağlara dikkati çekti. Kayseri, siyasi ve ekonomik belirsizliklerin arttığı günümüzde Türkiye-Almanya diyaloğunun daha da önem kazandığını belirterek, "Almanya ile ilişkilerimizin en önemli sütunlarından bir tanesi ekonomik ve ticari ilişkilerimizdir. Almanya ülkemizin Avrupa’daki en büyük ticari ortağıdır. En fazla ihracat gerçekleştirdiği ülkedir. Ticari ilişkilerimiz ihracat ve ithalat bakımından dengelidir. İlişkilerimizin bir diğer önemli boyutu şüphesiz Almanya’da yaşayan ve artık süreklilik arz eden Türk topluluğudur. Almanya’da yaşayan Türk toplumu, Türkiye sınırları dışında yaşayan en büyük Türk toplumu niteliğindedir ve ülkelerimiz arasında önemli bir köprü görevi görmektedir" diye konuştu. Berna Abiş: "Bilimi, eğitimi ve uluslararası iş birliklerini desteklemeyi sorumluluğumuz görüyoruz" Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş ise Wulff’a verilen fahri doktora unvanının akademik bir takdirin ötesinde, iki ülke arasındaki köklü dostluğun güçlü bir nişanesi olduğunu kaydetti. Abiş, Kocaeli’nin sanayi, üretim ve bilimin merkezi olarak uluslararası ilişkilerde özel bir yere sahip olduğunu ifade ederek, "Kocaeli; sanayinin, üretimin ve bilimin merkezi olmasının yanı sıra uluslararası ilişkilerin geliştiği önemli bir şehir olarak özel bir yere sahiptir. Bizler yerel yönetimler olarak üniversitelerimizle birlikte hareket etmeyi; bilimi, eğitimi ve uluslararası iş birliklerini desteklemeyi en temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz çünkü güçlü bir gelecek diyalogla, karşılıklı anlayışla ve ortak değerler etrafında inşa edilebilir" ifadelerini kullandı.
Edirne Esnaftan bankalara çağrı: "POS komisyonu sıfırlansın" Edirne’de bir esnaf bankaların POS komisyonlarına tepki göstererek kesintilerin kaldırılmasını istedi. Edirne’de 50 yılı aşkın süredir esnaflık yapan ve "kurabiyeci dede" olarak bilinen Arif Meriç, kredi kartı ile yapılan alışverişlerde bankaların aldığı komisyon oranlarına tepki gösterdi. POS cihazlarının tüm masraflarını esnafın karşıladığını belirten Meriç, buna rağmen yüzde 2-3 oranında kesinti yapılmasının esnafı zor durumda bıraktığını söyledi. Komisyon kesintilerinin müşteri ile esnaf arasında pazarlığa neden olduğunu ifade eden Meriç, bu durumun ortadan kaldırılması gerektiğini dile getirdi. Komisyonların sıfırlanması halinde kartlı ödemelerin artacağını ve ekonominin kayıt altına alınacağını vurgulayan Meriç, özellikle devlet bankalarına çağrıda bulundu. "Komisyon kesilmesin, sıfır olsun" Meriç, "Mesela şu POS makinesini satın alan biziz, rulosunu da koyan biziz. Yani esnaf kendi yapıyor bunu. Ama ücretini almaya gittiği zaman bankadan yüzde iki, üç komisyon kesiliyor. Ben buna karşıyım. Komisyon kesilmesin. Komisyonun yerine sıfır olsun. Şimdi müşteri geliyor, ‘şu kadar kesiliyor’ deniyor, bu da pazarlığa neden oluyor. Sıfır olduğunda bu da ortadan kalkacak. Kartla ödeme arttıkça para kayıt altına girecek, vergi kaybı da olmayacak. Buradan yetkililere sesleniyorum; Vakıfbank, Halkbank ve Ziraat Bankası bu konuda öncülük ederse esnafın derdine derman olur" dedi. "Esnafın 45 gün bekleyecek hali yok" Bankaların ödemeleri geciktirme şartına da tepki gösteren Meriç, "Banka diyor ki sıfır komisyon veririm ama 45 gün beklersin. Esnafın 45 gün bekleyecek hali yok. Toptancı parasını hemen istiyor. Kredi kartıyla çekim yapıldığında da faiz oluşuyor. Bunu istemiyoruz. Sıfır komisyon olursa herkes kazanır. Ben 50 yılı aşkın süredir esnaflık yapıyorum. Alın terimizin karşılığını komisyon olarak vermek istemiyoruz. Bu sisteme kim öncülük ederse o banka da kazanır" ifadelerini kullandı.
Antalya Food Fest Antalya, "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla 8-10 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenecek Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali, 8-10 Mayıs tarihleri arasında "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla gerçekleştirilecek. Festivalin tanıtım toplantısında konuşan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili ve Festival Başkanı Büşra Dirgen Özdemir, "2022 yılında çıktığımız bu yolda her yılı başarıyla geçirdik, çıtayı hep yukarı taşıdık ve 1 milyona yaklaşan ziyaretçi sayısına ulaştık. Food Fest Antalya ile gastronomideki iddiamızı kanıtladık ve festivalimizi bir marka haline getirdik" dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla bu yıl 5’incisi düzenlenecek Uluslararası Food Fest Antalya Gastronomi Festivali’nin tanıtım toplantısı, kent merkezindeki 7 Mehmet Restaurant ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Tanıtım toplantısında festivalin Antalya’nın gastronomi kimliğine, yerel üretime, tarım potansiyeline, turizm çeşitliliğine ve coğrafi işaretli ürünlerine katkısı değerlendirildi. "Food Fest Antalya ile gastronomideki iddiamızı kanıtladık" Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili ve Festival Başkanı Büşra Dirgen Özdemir, 2022 yılında başlayan festival yolculuğunda her yıl çıtayı daha yukarı taşıdıklarını belirterek, "2022 yılında çıktığımız bu yolda her yılı başarıyla geçirdik, çıtayı hep yukarı taşıdık ve 1 milyona yaklaşan ziyaretçi sayısına ulaştık. Food Fest Antalya ile gastronomideki iddiamızı kanıtladık ve festivalimizi bir marka haline getirdik. Ne mutlu bize ki şimdi de 5’incisini düzenleyeceğimiz festivalimize hazırız ve bugün bu amaçla sizlerin karşısındayız" dedi. Festival kapsamında üç gün boyunca yurt içinden ve yurt dışından ödüllü şeflere, gurmelere, gastronomi ve turizm yazarlarına, televizyon programlarıyla geniş kitlelere ulaşan Türkiye’nin ve Antalya’nın değerli şeflerine, mutfak liderlerine ve sektörün farklı alanlarından çok sayıda isme ev sahipliği yapacaklarını söyleyen Özdemir, "Festivalimizde, bereketli topraklarımızdan çiftçilerimizin alın teriyle çıkan ürünleri, yerel lezzetlerimizi ve dünya mutfağından seçkin şefleri bir araya getirerek gastronomi dünyasında önemli bir buluşma noktası olacağız" ifadelerini kullandı. "Kentimizi zengin mutfak kültürüyle de ön plana çıkaracağız" Özdemir, festivalin yalnızca gastronomi profesyonellerine değil, yerel halktan esnafa, üreticiden turizm sektörüne kadar geniş bir kesime dokunacağını vurgulayarak, "Yerel halk ve esnafımızın etkinliğin aktif bir parçası olacağı, kentimize gelen misafirleri otellerin dışına çıkararak Antalya’nın kültürel mirasıyla buluşturacağımız, kentimizi yalnızca doğal ve tarihi güzellikleriyle değil, aynı zamanda zengin mutfak kültürüyle de ön plana çıkaracağımız dolu dolu bir festival planlıyoruz" diye konuştu. Festival süresince yerel ve uluslararası şeflerin atölye çalışmaları, tadım etkinlikleri, gastronomi yarışmaları, paneller, söyleşiler ve farklı etkinliklerle ziyaretçilerle buluşacağını belirten Özdemir, "Hem geleneksel hem de modern mutfak anlayışlarını bir araya getirerek ziyaretçilerimize eşsiz deneyimler sunmayı hedefliyoruz. Festival süresince ziyaretçilerimiz hem Antalya mutfağını daha yakından tanıma fırsatı bulacak hem de gastronomi dünyasındaki güncel gelişmeleri yakından takip edebilecek" dedi. "Her etkinlik üreticiden şefe, gelenekten geleceğe uzanan hikayeleri keşfetmeye davet edecek" Festival alanında Antalya’ya özgü tatların, yeme içme sektöründeki markaların, kentin farklı bölgelerinde yetişen organik ürünlerin ve yerel lezzetlerin yer alacağını aktaran Özdemir, "Bu büyük buluşmada her etkinlik; üreticiden şefe, gelenekten geleceğe uzanan hikayeleri keşfetmeye davet eden birer platform olacak" ifadelerine yer verdi. Antalya’nın örtü altı tarımdaki potansiyeli, lezzetleri, gastronomisi ve tescilli 19 coğrafi işaretli ürünüyle güçlü bir gastronomi kimliğine sahip olduğunu dile getiren Özdemir, "Antalya’mız; örtü altı tarımdaki potansiyeli, eşsiz lezzetleri, zengin gastronomisi ve tescil edilmiş 19 coğrafi işaretli ürünüyle şehrin gastronomi kimliğini güçlendiren ve yerel üretimi uluslararası ölçekte görünür kılan en önemli değerlere sahiptir" dedi. "Her sofra bir coğrafyanın hafızasını içinde barındırıyor" Festivalin bu yıl "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla gerçekleştirileceğini belirten Özdemir, temanın gastronomiyi yalnızca bir lezzet deneyimi olarak değil; coğrafya, kültür, üretim ve insan emeğiyle şekillenen çok katmanlı bir anlatı olarak ele aldığını söyledi. Özdemir, "Antalya’nın verimli topraklarında yetişen ürünlerden denizinden çıkan eşsiz lezzetlere, yerel ustaların kuşaktan kuşağa aktardığı tariflerden modern mutfak yorumlarına kadar her tabak, ardında bir geçmişi ve kimliği taşımaktadır. Her sofra; bir ürünün topraktan yolculuğunu, bir üreticinin emeğini, bir şefin yorumunu ve bir coğrafyanın hafızasını içinde barındıran özgün bir hikayeye dönüşmektedir" dedi. "Food Fest Antalya, güçlü bir buluşma zemini" Food Fest İçerik Direktörü Gökmen Sözen ise gastronominin ait olduğu toprakla kurduğu bağa dikkat çekerek, "Her tabak ait olduğu toprağın izini taşır, her sofra ise bir hikayenin başlangıcıdır. Antalya; sahip olduğu tarımsal zenginlik, turizm potansiyeli, iklim çeşitliliği ve altyapısıyla bu hikayenin en güçlü şekilde anlatıldığı şehirlerden biridir" dedi. Gastronominin geleceğinin sürdürülebilir yerel üretim ve kültürel mirasın korunması üzerinde şekillendiğini belirten Sözen, "Food Fest Antalya; yerel üreticiden dünyaca ünlü şeflere, ülkemizin önde gelen mutfak temsilcilerinden gastronomi dünyasının saygın isimlerine kadar birçok paydaşı bir araya getiriyor. Sadece şefleri değil; tarım işletmeleriyle ve restoranlarıyla birlikte bu ekosistemi bir bütün olarak festivalin içinde konumlandırıyoruz" ifadelerini kullandı. Festivalin Antalya’nın uluslararası gastronomi sahnesindeki konumunu güçlendiren stratejik bir adım olduğunu dile getiren Sözen, "Artık şehirler doğal güzelliklerinin yanında gastronomi alanındaki özgün kimlikleriyle anılıyor. Antalya’nın bu alandaki potansiyelini doğru şekilde anlatmak ve dünyaya taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur. Biz Food Fest Antalya’yı bir platform, güçlü bir buluşma zemini ve hikayelerin paylaşıldığı bir alan olarak görüyoruz. Her yıl büyüyen bu yapı, farklı disiplinleri ve paydaşları bir araya getirerek gastronominin ve Antalya turizminin geleceğine katkı sunuyor" dedi. "Antalya’nın mutfak zenginliği ön plana çıkacak" Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer de festivalin beşincisini ilk günkü heyecanla gerçekleştireceklerini belirterek, "Bu yıl festivalimizin beşincisini, ilk günkü heyecanımızı hiç kaybetmeden gerçekleştiriyor olmanın büyük mutluluğunu yaşıyoruz. Deniz, kum ve güneş turizmiyle güçlü bir marka olan Antalya’mızı bu yıl da festivalimizde mutfak zenginliğimizle ön plana çıkararak gastronomi turizmindeki payını daha da artırmayı hedefliyoruz. Şehrimizin sadece bir tatil destinasyonu değil, aynı zamanda yaşayan bir mutfak kültürü olduğunu bir kez daha ortaya koyacağız" diye konuştu. Festivalin üretici, çiftçi, esnaf ve turizm ekosistemi açısından da önemli olduğunu ifade eden Tuncer, "Çiftçimizi, yerel üreticimizi ve esnafımızı turizm ekosisteminin aktif bir parçası haline getirme, Antalya’nın değerlerini koruyarak geleceğe taşıma hedefimizi sürdürüyoruz. Bu vizyon doğrultusunda festival sonunda elde edilen birikimi, Antalya’nın yerel ürün ve tariflerini yaşatacak özel bir gastronomi kitabıyla kalıcı hale getireceğiz" dedi. "Antalya 40 yıllık kitle turizmi deneyimine sahip" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman ise Antalya’nın turizmde 40 yıllık bir deneyime sahip olduğunu belirterek, bu sürecin kentin mutfak kültürünü de çeşitlendirdiğini söyledi. Hacısüleyman, "Biz Antalya olarak kitle turizmine başladığımızda yıl 1985 civarıydı ve 40 yıllık bir deneyime sahibiz. Bu kitle turizminin getirdiği özelliklerden biri de multikültürel bir mutfağa sahip olmamız oldu. Yurt dışından gelen misafirlere sadece Antalya’nın yemeklerini değil, ülkemizin her yöresinden şefleri mutfaklarımızda ve büfelerimizde buluşturarak dünyanın farklı yerlerinden gelen misafirlere değişik tatlar sunan bir mutfak kültürü geliştirdik" dedi. Antalya’ya farklı ülkelerden ve çok sayıda havalimanından misafir geldiğini belirten Hacısüleyman, "Şu anda Antalya’ya 50 ülkeden, 230 havalimanından misafir geliyor. Yani 50 ülkenin kültürel yapısından ve yiyecek içecek kültürüne aşina insanlardan söz ediyoruz. Burada onların bütün kalış süresi boyunca hem kendi yemeklerini hazırlıyoruz hem de dünyanın herhangi bir yerine gitmelerine gerek kalmadan o yemeği burada sunuyoruz. Kendi mutfak kültürümüzü de tabii ki ön planda tutmak istiyoruz. Gelen misafirlere sadece denizimizi, güneşimizi, sahilimizi ve misafirperverliğimizi değil, aynı zamanda burada nelerin yenildiğini ve hangi lezzetlerin öne çıktığını da göstermek istiyoruz" dedi. "Gastronomi kenti olmak bugünden yarına gerçekleşmiyor" Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır da gastronomi kenti olmanın uzun soluklu bir birikim gerektirdiğini belirterek, "Bir gastronomi kenti nasıl olunur denildiğinde, bu bugünden yarına gerçekleşmiyor. Bunun için birtakım birikimlere ihtiyacımız var. Öncelikle köklü bir tarihe, köklü bir kültür geçmişine; bitkilerimize, coğrafyamıza, üretimimize, becerikli ve maharetli çiftçilerimize ihtiyacımız var. Ayrıca bunları emek vererek ürün haline getirecek, inovasyon geliştirecek aşçılarımıza ve şeflerimize de ihtiyacımız var" diye konuştu. Food Fest’in Antalya’nın gastronomi kimliğine yönelik farkındalık oluşturduğunu belirten Çandır, "Aslında bu festivali yaptığımızda Antalya gastronomi kenti olmuştur demiyoruz. Bu konuda Büyükşehir Belediyemiz, bütün kurum ve kuruluşlarımızla birlikte bir farkındalık oluşturuyoruz. Eğer yerel halkımız, ticari işletmelerimiz, yeme içme sektörümüz ve turizm sektörümüz bu ürünlere sahip çıkarsa ve bu ürünleri geliştirebilirsek, o tatları aramak için daha fazla para ödeyerek ve daha fazla yol katederek dünyanın dört bir yanından insanları buraya çekebiliriz" ifadelerini kullandı. "Turistleri otellerin dışına çıkaracak bir değer" AESOB Başkanı Adlıhan Dere ise Antalya’ya yılda yaklaşık 17 milyon turist geldiğini belirterek, festivalin kentin yerel lezzetlerinin tanıtımı açısından önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Dere, "Antalya şehrimize 17 milyona yakın turist geliyor. Ancak turistler çoğu zaman otellerin içerisindeki her şey dahil sisteminde hazırlanan mutfaklardan hizmet alıyor. Bu gastronomi festivaliyle birlikte yapılan etkinliklerde özellikle damak tadımız, lezzetlerimiz, serpme böreğimiz, tatlılarımız ve her türlü yöresel ürünümüz beş yıldır öne çıkarılıyor. Bu konuda çok iyi bir noktaya geldiğimizi ifade etmek isterim" dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili ve Festival Başkanı Büşra Dirgen Özdemir başkanlığında düzenlenen toplantıya; Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, Food Fest İçerik Direktörü Gökmen Sözen, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, AGYİD Başkanı Mehmet Zeki Özen, AESOB Başkanı Adlıhan Dere, Şef Mehmet Akdağ ve konuk şef Refika Birgül katıldı.