KÜLTÜR SANAT - 27 Nisan 2025 Pazar 14:57

Şifalı macundan kapabilmek için on binler bir araya geldi

A
A
A
Şifalı macundan kapabilmek için on binler bir araya geldi

UNESCO’nun Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesinde yer alan 485. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali tarihi Sultan Camii kubbe, şerefeleri ve çevre binaların balkonlarından 8 ton mesir macununun saçılmasıyla sona erdi. On binlerce insan şifalı mesir macunundan kapabilmek için adeta birbirini ezerek izdihama neden oldu.


Osmanlı tarihinde, Merkez Efendi tarafından 41 çeşit baharatın karışımıyla yapılan, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi, Yavuz Sultan Selim’in eşi Ayşe Hafsa Sultan’a şifa olan mesir macunu, Ayşe Hafsa Sultan’ın fermanıyla 485 yıldır vatandaşlara da şifa olması nedeniyle tarihi Sultan Camii kubbeleri, şerefeleri ve çevre binaların balkanlarından saçılmaya devam ediyor. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın da en eski geleneklerinden biri olan Manisa Mesir Macunu Festivali karnaval havasında gerçekleştirilen kortej yürüyüşünün ardından Sultan Camii’nin kubbe, minare ve çevredeki binalardan saçılan mesir macunlarından kapabilmek için on binlerce insan izdihama neden oldu. 44 farklı noktadan 8 ton mesir macununu kapabilmek için vatandaşlar adeta birbirinin üzerine çıktı.



Mesir saçım töreni kortejle başladı


Manisa Hükümet Konağı önünde kortej yürüyüşü ile başlayan festivale, Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, TBMM eski başkanlarından Bülent Arınç, AK Parti Manisa milletvekilleri Mücahit Arınç, Tamer Akkal, CHP Manisa milletvekilleri Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Bekir Başevirgen, Selma Aliye Kavaf, TBMM Yeni Yol Grup Başkanvekili, Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, çevre illerin milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, daire müdürleri, siyasi parti temsilcileri, 12 faklı ülkenin delegasyonları, halk oyunları ekipleri ve on binlerce vatandaş katıldı.



Karnaval havasında kortej yürüyüşü


Kortejde temsili Merkez Efendi’yi ünlü oyuncu Kubilay Pembeklioğlu canlandırırken, Hafta Sultan ve nedimeleri ile Manisa’da yetişip tahta çıkan temsili Osmanlı padişahları, şehzadeleri, yabancı ülkelerden gelen ekipler bulundu. Geniş güvenlik önleminin alındığı festivalde, mehter takımının marşları ile Mustafa Kemal Paşa Caddesi’nde ilerleyen kortej, Cumhuriyet Bulvarı güzergahında devam edip Sultan Camii’ne ulaştı. Yabancı ülkelerden ve Türkiye’den katılan dans toplulukları kortej boyunca gösterileriyle festivale karnaval havası kattı. Protokol üyeleri, evlerinin balkonları ve yol kenarlarında toplanarak korteje eşlik eden halkı selamlarken, kortej sonunda Sultan Camii önünde toplanan on binlerce kişi heyecanla mesir macunu saçımını bekledi.



Temsili Hafsa Sultan şifa dağıttı


Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu oyuncularından seçilen temsili Hafsa Sultan ve nedimeleri ile temsili Merkez Efendi’nin mesir macunu saçılması için berat vermesinin ardından protokol üyeleri temsili Hafsa Sultan ile birlikte ilk mesir macunlarını halka saçmaya başladı. Sultan Camii’nin minare, kubbeleri ve çevredeki binaların balkonlarından 44 farklı noktadan 8 ton mesir macunu halka saçıldı. Her sene olduğu gibi bu yıl da macunlardan kapmaya çalışan yüzlerce kişi ezilme tehlikesi geçirdi, izdiham yaşandı. Her festivalde olduğu gibi şemsiyelerini ve ceketlerini ters açarak mesir macunlarını ağaç veya elektrik direklerinin tepelerinde kapmaya çalışanlar da renkli görüntüler oluşturdu.



Dev Filistin bayrağı açıldı


Sultan Camii’nin karşısındaki binaya Manisa Filistin’e Destek Platformu’na bağlı STK’lar tarafından dev bir Filistin bayrağı asılarak 485 yıllık gelenekte dünyaya Filistin’e destek çağrısında bulunuldu.



Mesir macununun tarihi


Türkiye’de Kırkpınar yağlı güreşlerinden sonra en eski gelenek olan Mesir Festivali, 485 yıl önce ortaya çıktı. Amansız bir hastalığa yakalanan Yavuz Sultan Selim’in eşi, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan, Sultan Camii Külliyesi’nde idareci olarak görev yapan devrin ünlü hekimi Merkez Efendi’nin 41 çeşit baharatın karışımıyla hazırladığı mesir macunuyla şifa buldu. Hafsa Sultan, hastalığa şifa olan macunun her nevruz günü halka saçılmasını istedi. O günden sonra her yıl mesir macunu saçılarak bugün 484 yılı bulan bir gelenek haline geldi. Mesir macununun hazmı kolaylaştırıcı, kuvvet verici, cinsel uyarıcı, iştah açıcı, yorgunluk giderici, zehirli hayvanların zehirlerine karşı bağışıklık kazandırıcı özelliği yanı sıra birçok derde şifa olduğuna inanılıyor.



41 çeşit baharat


Şifalı mesir macunu içinde yer alan 41 çeşit baharat ise şöyle:


"Tarçın, karabiber, yenibahar, karanfil, çörek otu, hardal tohumu, anason, kişniş, zencefil, hibiskus, zerdeçal, Hindistan cevizi, rezene, kebabiye, sinameki, sarıhalile, vanilya, darı fülfül, kakule, havlıcan, hıyarşembe, safran, kimyon, çam sakızı, mürsafi, meyan balı, zulumba, limon kabuğu, portakal kabuğu, deve dikeni tohumu, keten tohumu, keçiboynuzu, udi hindi, ısırgan tohumu, akbiber, üzüm çekirdeği, hayıt tohumu, biberiye, funda yaprağı, melisa otu, karahalile."



Şifalı macundan kapabilmek için on binler bir araya geldi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya’da üretici don nöbetinde Antalya’da hava sıcaklıklarının gece saatlerinde düşmesiyle birlikte üreticiler, ürünlerini dondan koruyabilmek için seralarında sabaha kadar nöbet tuttu. Üreticiler, sobaları yakarak gece boyunca seraları ısıttı, ürünlerinin zarar görmemesi için gözlerini kırpmadan mücadele etti. Aksu İlçesi Yeşilkaraman Mahallesi’nde yaklaşık 13-14 yıldır kapya biber üretimi yapan Hasan Arslan, don tehlikesine karşı ilk nöbeti 5 dekarlık serasında başlattığını söyledi. Toplamda 10 dekar serası bulunduğunu belirten Arslan, "İlk don nöbetini buradan başlattım. Allah’ın izniyle diğer seralarımı da sırayla yakacağım. Sabah 07.30’a kadar seranın içindeyiz, bitkilerimiz üşümesin diye nöbet tutuyoruz" dedi. Soğuk havanın etkisini erken saatlerde hissettirdiğini ifade eden Arslan, "Dün gece sobaları 23.30-00.00 civarında yaktık. Bugün ise hava daha erken soğuduğu için 20.00- 20.30 gibi sobaları faaliyete geçirdik. Sabaha kadar don nöbetimiz devam edecek" diye konuştu. Don nöbetinin ailece tutulduğunu dile getiren Arslan, üretimin büyük bir özveri gerektirdiğini vurguladı. "Eşim ve çocuklarım da burada. Odun taşımada, sobaların kontrolünde bana yardımcı oluyorlar. Bu serada 9 soba yakıyoruz. Sabaha kadar sürekli kontrol etmek zorundayız" ifadelerini kullandı. Akdeniz bölgesinde olunmasına rağmen üreticinin soğukla mücadele ettiğini belirten Arslan, "Doğuda insanlar karda kışta yollarla mücadele ediyor. Biz de Antalya’da, sahil kesiminde ürettiğimiz ürünü dondan koruyabilmek için sabaha kadar serada bekliyoruz. Bitkiler üşümesin diye gözümüzü kırpmıyoruz" dedi. Don nöbetinin üreticiye ciddi bir yük getirdiğini belirten Arslan, maliyetlerin her geçen yıl arttığına dikkat çekti. Bir sobaya sabaha kadar defalarca odun atıldığını ifade eden Arslan, "Her sobaya gecede yaklaşık 150 kilo odun yakıyoruz. Odunun tonu 7 bin lira. Geçen yıl 19 ton odun aldım. Bu şartlarda üretim yapmak giderek zorlaşıyor" sözleriyle yaşadıkları zorluğu dile getirdi. "Yazın sıcağa karşı, kışın dona karşı mücadele ediyoruz" Kurşunlu Mahallesi’nde domates üreticisi Songül Çimen’de dondan korunmak için gece boyunca serasını terk etmeyen üreticiler arasında yer aldı. 5,5 dekarlık alanda domates üretimi yaptığını belirten Çimen, sobaları akşam saatlerinden itibaren yakmaya başladıklarını söyledi. Çimen, "Saat 20.30 gibi sobalarımızı yaktık. Sabaha kadar, saat 07.00’ye kadar don nöbeti bekliyoruz. Dün de sabaha kadar buradaydık" dedi. Don nöbetinin uykusuz ve yoğun bir çalışma gerektirdiğini ifade eden Çimen, "Bugün hiç yatmadık desek yeridir. Odunlarımızı, kömürlerimizi taşıdık, sobaların başında bekledik. Çalışmasak olmuyor. Bu iş kolaylıkla olmuyor" diye konuştu. Domates üretiminin hem yazın sıcakla hem de kışın soğukla mücadele gerektirdiğini vurgulayan Çimen, "Yazın sıcağa karşı, kışın dona karşı mücadele ediyoruz. Domates zor ama biz seve seve yapıyoruz. Zorluklarla yetiştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Üretici kadın olarak devletimize çok teşekkür ediyorum" Serasındaki domateslerin henüz bir kez hasat edildiğini belirten Çimen, "Domatesimiz bir sefer toplandı, geri kalanı duruyor. Bugün piyasa 45 lira olarak okunmuş. İnşallah umduğumuz gibi olur, yüzümüz güler" dedi. Çiftçinin ayakta kalmasının herkes için önemli olduğunu vurgulayan Çimen, "Çiftçinin yüzü gülerse Türkiye’nin yüzü güler. İlaççının da, komisyoncunun da yüzü güler. Hepimiz mutlu oluruz. Bütün don nöbeti bekleyen kardeşlerime kolaylıklar diliyorum. Mücadele edelim, üretmeye devam edelim. Türkiye’mizi biz doyuruyoruz" ifadelerini kullandı. Devletin verdiği desteklere de değinen Çimen, "Üretici kadın olarak devletimize çok teşekkür ediyorum. Destek oldu, yardımcı oldu. Fiyatlar yükseldi" diyerek sözlerini tamamladı.