SAĞLIK - 28 Şubat 2025 Cuma 12:49

Uzmanından oruç tutanlar için beslenme önerileri

A
A
A
Uzmanından oruç tutanlar için beslenme önerileri

Merkezefendi Devlet Hastanesinde Diyetisyen olarak çalışan Sümeyra Kök, oruç tutacaklar için beslenme önerilerinde bulundu. Sahurda özellikle hamur işlerinden kaçınılması gerektiğini söyleyen Kök, sahurda kahvaltı tarzı hafif yiyeceklerle beslenilmesi gerektiğini belirtti.


On bir ayın sultanı Ramazan ayı bu akşam kalkılacak ilk sahur ile başlıyor. Merkezefendi Devlet Hastanesinde Diyetisyen olarak çalışan Sümeyra Kök, oruç tutacaklar için beslenme önerilerinde bulundu. Sahurda hamur işi yemeklerden kaçınılması gerektiğini dile getiren Kök, "Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılabilir ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edilebilir. Gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanların midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketmesi; aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile hamur işlerinden uzak durulması uygun olacaktır" dedi.



İftarda hızlı yemekten kaçınmalı


İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlasının bulunduğunu belirten Diyetisyen Sümeyra Kök, "İftarda kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan en büyük hatalardan birisi de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmektir. Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında fazla miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilir ve bu durum hem sağlık açısından risk oluşturabilir hem de ilerleyen günlerde kilo alımına zemin hazırlayabilir" şeklinde konuştu.



Sıvı tüketimine dikkat


Günde ortalama en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su içilmesi gerektiğini belirten Kök, "Susama hissi duymasanız bile iftar ve sahur arasında sık sık su için. Suya ek olarak kafein içeren içecekler yerine de süt, ayran, sade soda, taze sıkılmış meyve-sebze suları, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edebilirsiniz" dedi. Kök, ayrıca iftardan 1-2 saat sonra kısa mesafeli yürüyüşler yapmak gerektiğini de sözlerine ekledi.



Uzmanından oruç tutanlar için beslenme önerileri

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Doğu Karadeniz Bölgesi’nde son günlerde değişken hava şartları, sel ve heyelan riskini beraberinde getiriyor Doğu Karadeniz’de yüksek kesimlerde etkili olan kar yağışı ve ardından hızlanan kar erimeleri, aralıklı yağışlarla birleşerek sel ve heyelan riskini artırıyor. Dik ve engebeli coğrafyada suya doyan toprak ile yükselen dereler, yerleşim alanları için tehdit oluşturuyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde son günlerde etkili olan değişken hava şartları, sel ve heyelan riskini beraberinde getiriyor. Yüksek kesimlerde devam eden kar yağışı ile birlikte, ani sıcaklık artışlarının etkisiyle başlayan kar erimeleri, bölgedeki dere ve akarsuların debisini yükseltiyor. Bölgenin dik yamaçlardan oluşan engebeli coğrafi yapısı ve yoğun yağış rejimi, toprak kaymalarına zemin hazırlayan başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Kar örtüsünün hızla erimesiyle toprağın suya doygun hale gelmesi, özellikle eğimli arazilerde heyelan ihtimalini artırıyor. Son yıllarda yaşanan sel ve heyelan olaylarıyla sık sık gündeme gelen bölgede, ani yağışlarla birleşen kar suları dere yataklarında taşkınlara yol açabiliyor. Yerleşim yerlerine yakın bölgelerde ise toprak kaymaları, ulaşımda aksamalara ve maddi hasara neden olabiliyor. "Bölgemiz için en riskli aylardayız" Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin çok sık yaşanmaya başladığını belirterek, "Araziye giden arkadaşlarımız yaylalarda araçların gidemeyecek kadar kar olduğunu söylüyor. Bölgemiz için en riskli aylardayız. Mevsim geçişleri bizim için en riskli zamanlar. Özellikle karların erimeye başladığı zamanlar. Ama keşke bunu bilebilsek. İnsanoğlunun şu anda doğa kaynaklı afetleri görmesi zor. Ama ne olursa biz bunlara karşı ne yapabiliriz bunları çok iyi biliyor. İyi hazırlanmak lazım. Kamu kurum ve kuruluşlarının verecek olduğu uyarıları dikkate almak lazım. Bizim için önemli olan ani yağışlar. En büyük problem dağlarda birikmiş karların hızlı bir şekilde erimesi. Geçmiş yıllarda anlık kar yağışlarında bir gün içerisinde 10-15 cm erime büyük bir hidroelektrik santralinin bile yıkılmasına neden olmuştur. Bu Türkiye’de olan bir vakadır. Karların erimesi karşımıza olumsuz olarak çıkabilir. Bu kritik düzeyde de karşımıza çıkabilir dikkat etmeyeceğimiz bir düzey de karşımıza çıkabilir. Onu yaşayıp göreceğiz. Bizim için ne zaman olacak sorusuna cevap vermektense bu olacak biz ne kadar hazırız bu soruya cevap vermek lazım. Bunun için ortak akılla bölgeye yönelik çözüm önerilerinin getirilmesi lazım" ifadelerini kullandı.
Aydın Sazlı’da leylekler yeni yuvasına kavuştu Aydın’ın Söke ilçesi Sazlı Mahallesi’ne gelen leyleklere ekipler tarafından yeni yuva yapıldı. Söke’ye bağlı Sazlı Mahallesi Muhtarı Hasan Kahraman, Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği’ni (EKODOSD) ziyaret etti. Köylerinde bulunan bir çift leyleğe ek olarak, bu yıl iki yeni leyleğin daha geldiğini; beton direğin üzerine yuva yapmaya çalıştıklarını, ancak çalı-çırpıyı bir türlü tutturamadıkları için yuva yapmayı başaramadıklarını söyledi. Muhtarla birlikte leyleklerin yuva yapmak istediği direkte inceleme yapıldı. Aydın Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’ne bağlı Söke Şefliği’ne bilgi verildi. Söke ADM Elektrik Dağıtım Müdürü Muhammet Hırlak ile görüşülerek, direğe monte edilmek üzere bir platform talebinde bulunuldu. Köydeki kadınlarla birlikte toplanan çalı-çırpılarla bir yuva hazırlandı. ADM görevlileri platformu direğe monte ettikten sonra, hazırlanan yuva platformun üzerine yerleştirildi ve sabitlendi. Bir süre sonra leylekler gelerek yuvaya kavuştu. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü yaptığı açıklamada, "Belki küçük bir dokunuştu ama bir yaşamın başlangıcına vesile oldu. Çocuklar her gün onları görmek için koşuyor, gagalarının takırtısı köyde yeniden hayatın sesi oluyor. Şimdi herkes aynı heyecanı paylaşıyor. O yuvadan çıkacak yavruları bekliyor. Yaşlılar, 40-50 yıl önce Sazlı’ya çok sayıda leylek geldiğini, her yerde yuva bulunduğunu anlattılar. Bunun nedeninin köyün altındaki sulak alanlar olduğunu, leyleklerin yiyecek sıkıntısı çekmediğini ifade ettiler. Bu yıl yağışların bol olmasıyla birlikte leylek sayısında da artış olduğunu belirttiler. Sazlı’da bugün leyleklerin çoğalması, doğanın hala bize bir şans verdiğini gösteriyor. Ama şunu da gösteriyor; sulak alanları korumazsak, yaşam alanlarını yok edersek leylekler sessizce gider" diye konuştu.