GENEL - 02 Ocak 2020 Perşembe 16:14

Mardin’de 112’ye yapılan 877 bin çağrıdan yalnızca 45 bini gerçek çıktı

A
A
A
Mardin’de 112’ye yapılan 877 bin çağrıdan yalnızca 45 bini gerçek çıktı

Mardin’de 2019 yılında 112 Acil Servis Merkezi’ne yapılan 877 bin 322 çağrıdan sadece 45 bin 470’i gerçek vaka çıktı.

Mardin’de 2019 yılında 112 Acil Servis Merkezi’ne yapılan 877 bin 322 çağrıdan sadece 45 bin 470’i gerçek vaka çıktı.


Mardin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 2019 yılında kurumun çalışmalarına verilen emek ve hizmetlerden dolayı ildeki gazetecilere teşekkür plaketi verildi. İl Sağlık Müdürlüğünün yeni hizmet binasında gerçekleşen ödül törenine İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Saffet Yavuz, müdürlüğün başkan ve başkan yardımcıları ve kentte görevli basın mensupları katıldı. Programda konuşan Uz. Dr. Yavuz, "Mardin’deki yeni nesil çağrı merkezimizde 112 acil sağlık masasına 2019 yılında toplamda gelen 877 bin 322 çağrıdan vakaya dönüşen çağrı adedi 45 bin 470’tir. Vakaya dönüşmeyen çağrı adedi 831 bin 852 olup, vakaya dönüşen çağrı oranı yüzde 5.18, vakaya dönüşmeyen çağrı oranı yüzde 94,82’dir. Yeni nesil çağrı merkezimizde günlük ortalama çağrı sayısı 320 olup, ortalama gerçek çağrı sayısı 316’dır. AÇM’de 112 acil sağlıkta çağrı cevaplama oranımız yüzde 99’dur. Cevaplanamayan çağrı sayısı yüzde 1’dir. Mardin Acil Sağlık Hizmetleri, 170 gönüllüsü ve iki adet donanımlı UMKE aracı ile Triaj Destek Merkezi olarak olağan dışı durumlarda kesintisiz bir şekilde hizmet vermektedir" dedi.


İl genelindeki hastaneler hakkında da bilgi veren Uz. Dr. Yavuz, "Yataklı tedavi hizmetleri veren 2. basamak sağlık kuruluşu olarak ilimizde 9’u kamu, 3’ü özelde olmak üzere toplam 12 hastane bulunmaktadır. Kamuda 400 yataklı Mardin Devlet Hastanesi, 300 yataklı Kızıltepe Devlet Hastanesi, 150 yataklı Midyat ve Nusaybin Devlet Hastanesi, 50 yataklı Derik Devlet Hastanesi, 25 yataklı Dargeçit, 24 yataklı Savur, 20 yataklı Mazıdağı ve 15 yataklı Ömerli Devlet Hastanesi ile kamuda bin 134 yatakla hizmet vermektedir. Özelde yer alan hastanelerde toplan 312 yatakla hizmet verilmektedir. İl genelinde bin 446 yatakla hizmet verilen hastanelerimizde 10 bin kişiye düşen yatak sayısı 17 iken, bu oran Türkiye’de 27’dir" diye konuştu.


Yapılan konuşmanın ardından gazetecilere teşekkür plaketleri verildi. Program, çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.