KÜLTÜR SANAT - 30 Mart 2021 Salı 11:44

Mardin’de farklı dinlere mensup vatandaşlar huzur içinde bir arada yaşıyor

A
A
A
Mardin’de farklı dinlere mensup vatandaşlar huzur içinde bir arada yaşıyor

Mardin’in Savur ilçesine bağlı Dereiçi köyünde, Hristiyanlığının Katolik, Ortodoks ve Protestan mezheplerine bağlı vatandaşlar ile Müslümanlar bir arada huzur içinde yaşıyor.

Mardin’in Savur ilçesine bağlı Dereiçi köyünde, Hristiyanlığının Katolik, Ortodoks ve Protestan mezheplerine bağlı vatandaşlar ile Müslümanlar bir arada huzur içinde yaşıyor. Savur Kaymakamlığı ve belediyesi, farklı dinlere mensup vatandaşların bir arada yaşadığı Dereiçi köyünün inanç turizmine kazandırılması için çalışma başlattı.


Mardin’in Savur ilçesinde bulunan ve tarih boyunca Süryanilerin yerleşim yeri olarak bilinen Dereiçi köyü, farklı inançların bir arada yaşaması ile dikkat çekiyor. Müslümanların çoğunlukta olduğu köyde Hristiyanlık inancına göre 3 farklı mezhep olan Katolik, Ortodoks ve Protestan kiliseleri de yan yana bulunuyor. Savur Kaymakamlığı ve belediyesi, farklı dine mensup vatandaşların bir arada huzur içinde yaşadığı köyün inanç turizmine kazandırılması için çalışma başlattı.


Dereiçi köyüne yönelik Savur Belediyesi olarak geniş kapsamlı bir çalışma planladıklarını kaydeden Savur Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Muhammed Kaya, "Dereiçi köyü çok kadim bir köy, Daha çok tabi Süryani vatandaşlarımızın yoğunlukta yaşamış olduğu ve şu anda da kısıtlı bir sayının yaklaşık 10 hanenin olduğu bir köyümüz. Buranın en önemli özelliği orijinalliğini korumuş olması. Bazı evlerimiz yıkılmış durumda. Harap olanlar var. Genel anlamda evlerin restorasyonunu, cephe giyimleri yapmayı planlıyoruz. Burada işte kafeteryasından restoranına kadar ve butik otellerin yapımına kadar tutun birçok alanda fizibilite çalışmamızı tamamladık. İnşallah en yakın zamanda icraata başlayacağız" dedi.



"Hristiyan turistler burayı çok merak ediyor"


Amaçlarının burayı bir turizm merkezi haline getirmek olduğunu belirten Kaymakam Kaya, "Köy, yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Bu mahallemizin en büyük özelliklerinden biri de 3 Hristiyan mezhebine ait kiliselerin bulunuyor olması. Katolik, Ortodoks ve Protestan mezheplerinin ayrı ayrı kiliseleri var. Özellikle kiliseleri ziyaret ediyorlar. Arada ayinler de oluyor. Aynı zamanda burada manastırımız var. Burada özellikle bir doğa yürüyüşü güzergahı da planladık. Onu da inşallah yaptıktan sonra gelen ziyaretçilerimiz kiliseleri gördükten sonra bir doğa yürüyüşü eşliğinde tepeye çıkıp manastırı da görebilecekler. Bu anlamda dünyada belki de çok sayılı yerlerden biri. Örneği bulunmayan 3 Hristiyan mezhebinin yan yana komşu kiliseleri mevcut olan bir mahallemizdir" diye konuştu.



DİKA projeyi destekliyor


Dereiçi köyünün Mezopotamya’daki Mardin ve Midyat mimarisini koruduğunu kaydeden Şanlıurfa Turizm Geliştirme AŞ Genel Müdürü Mehmet Uncu, "Kaymakamlığımız ve belediyemiz ile beraber şu an Dereiçi köyünü planlıyoruz. Bir master ve fizibilite planı çıkacak. Dicle Kalkınma Ajansı da bu projeyi destekliyor. Burası inanç rotasına eklenebilecek bir alan. 3 farklı Hristiyanlık mezhebinin yan yana durduğu tek köy denebilir aslında burası için. Ortodoks, Katolik ve Protestan kiliseleri yan yana barış içinde yaşayan güzel bir alan. Buna ek burası bir turizm noktası olarak konumlanacak. Halihazırda Savur, Midyat ve Mardin yolundan kültür rotasından çok fazla yararlanamıyor turistler. Dereiçi’ni de tekrar hayata geçirip canlanmasıyla beraber Savur’a daha fazla turist gelmesi sağlanacak. Dereiçi de aynı zamanda eski bir metropolitlik bir alan. Şu an Deyrul Zafaran gibi önemli bir nokta olan Mor Aba’ya ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle de hem bir film çekimi için cazip bir alan. Aynı zamanda da çok fazla turistin gelebilmesini sağlayacak" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Tekrarlayan omuz çıkıklarına dikkat SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Burçin Karslı, omuz ekleminin vücudun en hareketli, aynı zamanda da en sık çıkan eklemi olduğunu söyledi. İlk omuz çıkığının genellikle travma sonrası meydana geldiğini belirten Doç. Dr. Karslı, "Bazı hastalarda ise omuz, başlangıçta travmayla çıkmış olsa bile, daha sonra çok daha küçük hareketlerle tekrar tekrar çıkmaya başlar. Bu tablo tekrarlayan (Rekürren) omuz çıkığı olarak tanımlanıyor" dedi. Tekrarlayan omuz çıkığının en önemli mekanizmasının ilk çıkık sırasında omuzu yerinde tutan yapılarda oluşan kalıcı hasarlar olduğunu ifade eden Doç. Dr. Karslı, bu hasarları şöyle sıraladı: "Labrum yırtığı (Bankart lezyonu), kapsül gevşekliği, kemik kayıpları, doğuştan bağ gevşekliği, uygun olmayan veya gecikmiş tedavi." Görülme sıklığı Omuz çıkığının genel popülasyonda sık görüldüğünü hatırlatan Doç. Dr. Karslı, "Genç ve aktif bireylerde daha fazladır. İlk çıkık özellikle 25 yaş altı dönemde olmuşsa, takip eden yıllarda tekrar çıkma ihtimali belirgin şekilde artar. Sporcularda (Özellikle temas sporları ve kolun baş üstü kullanıldığı branşlarda) tekrarlama oranları çok daha yüksektir" şeklinde konuştu. Tekrarlayan omuz çıkığı olan hastalarda, omuzun bazen ‘tam çıkma (Dislokasyon)’ şeklinde, bazen de ‘kısmi çıkma (Subluksasyon)’ hissi verdiğini kaydeden Doç. Dr. Karslı, diğer belirtileri şöyle sıraladı: "Kol belli bir pozisyona geldiğinde (Genellikle kol baş üstüne kalkıp geriye döndüğünde) ‘boşalma, yerinden çıkacakmış gibi olma, güvensizlik hissi’ tarif edilir. Tekrarlayan çıkık sonrası ağrı, güçsüzlük, omuzda hareket kısıtlılığı gelişebilir.- Bazı hastalar omuzlarının çıkmaması için günlük hayatta bazı hareketlerden kaçınmaya başlar (Örneğin yüksekten bir şey alma, arka cebe uzanma)." Omuz hareket açıklığı, kas gücü ve omuz etrafındaki hassasiyetin muayenede önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Karslı, "Stabiliteyi değerlendiren özel testler (Apprehension, relocation vb.) yapılır. Direkt röntgen, MR veya MR artrografi, BT (Bilgisayarlı tomografi) kullanılan görüntüleme teknikleridir" dedi. Tedavinin hastanın yaşı, aktiviteleri, mesleği, spor düzeyi, çıkık sayısı ve görüntüleme izlerine göre planlandığını belirten Doç. Dr. Karslı, tedavi yöntemleri hakkında şu bilgileri paylaştı: "Konservatif (Ameliyatsız) tedavi: Daha ileri yaşta, aktivitesi düşük, çıkık sayısı az ve stabilite sorunu hafif hastalarda düşünülebilir. Cerrahi tedavi: Tekrarlayan omuz çıkığı olan, günlük hayatı ve spor aktiviteleri etkilenen hastalarda cerrahi tedavi genellikle kalıcı çözüm sağlar. Tekrarlayan omuz çıkıklarında uygulanan cerrahi seçenekleri iseartroskopik bankart onarımı ve kemik bloğu ameliyatlarıdır." Ameliyat sonrası Tekrarlayan omuz çıkıklarında ameliyat sonrasının da önemli bir süreç olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Karslı, "Bir süre omuz askısı kullanımı önemli, Ardından kontrollü pasif ve aktif hareketlerle başlayan rehabilitasyon programı, Kas güçlendirme ve propriosepsiyon (Eklem hissi) egzersizleriyle devam eden bir süreç gerekir. Spora dönüş süresi uygulanan cerrahiye ve hastanın durumuna göre değişmekle birlikte genellikle birkaç ayı bulur" ifadelerini kullandı. "Ortopedi ve travmatoloji uzmanına ne zaman başvurulmalıdır" "Omuzunuz bir kez bile çıkmışsa, özellikle genç ve aktifseniz, mutlaka bir ortopedi ve travmatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelisiniz" diyen Doç. Dr. Karslı, aşağıdaki durumlarda da hiç zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini bildirdi: "Omuzunuz tam çıkmasa bile, belirli hareketlerde yerinden oynayacakmış gibi his, güvensizlik veya ani boşalma hissi varsa. Tekrarlayan ağrı, gece ağrısı, güçsüzlük veya hareket kısıtlılığı yaşıyorsanız. Spor yaparken omuzunuzda sık sık ‘atlama, takılma, yerinden çıkacak gibi olma’ hissi oluşuyorsa." Erken tanı ve tedavi Erken tanı ve uygun tedavi ile tekrarlayan çıkıkların önüne geçmenin mümkün olduğunu söyleyen Doç. Dr. Karslı, "Omuzdaki kalıcı hasarı ve ileride gelişebilecek kireçlenmeyi (Artroz) azaltmak, hastanın spora ve günlük hayatına güvenli şekilde dönmesini sağlamak mümkündür" ifadelerini kullandı.
Muğla Muğla’da sanatın büyüleyen gecesi Muğla Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı ve Senfoni Orkestrası tarafından 29 Nisan Dünya Dans Günü kapsamında düzenlenen "Anadolu Senfonisi" etkinliği, sanatseverlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi Yıldız Kenter Sahnesi’nde yapılan etkinlik, müzik ve dansın eşsiz uyumunu sahneye taşıdı. "Aynı topraktan, aynı ritimden" temasıyla hazırlanan gösteride, Anadolu’nun köklü kültürel mirası modern sahne diliyle yorumlandı. Dansçıların etkileyici performansları, orkestranın canlı müziğiyle birleşerek izleyicilere görsel bir şölen sundu. Usta sanatçılar aynı projede buluştu Etkinlikte orkestrayı Şef Rustam Rahmedov yönetirken, başkemancı olarak Didem Güvenç sahnede yer aldı. Sanat Kurulu’nda Oktay Keresteci, Yaprak Baba, Melike Gergin, Ersen Esmer, H. Fehmi Tokmak, Doğan Sanaytır ve Göksu Özer gibi alanında deneyimli isimler görev aldı. Sanatçıların uyumlu performansı ve sahne tasarımı, izleyiciler tarafından büyük beğeni topladı. Sanatseverlerden tam not Yoğun ilgi gören etkinlikte salonu dolduran izleyiciler, performans sonunda sanatçıları uzun süre ayakta alkışladı. Dünya Dans Günü’nün anlam ve önemine yakışır bir atmosferde gerçekleşen "Anadolu Senfonisi", katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin kültür ve sanat faaliyetleri kapsamında düzenlenen etkinlik, kentin sanatsal yaşamına katkı sunmaya devam ederken, izleyicilerden de tam not aldı.