SAĞLIK - 08 Eylül 2021 Çarşamba 12:53

Bu ürünün fiyatı küçük, etkisi büyük

A
A
A
Bu ürünün fiyatı küçük, etkisi büyük

Mardin’de sabuncularda satışa sunulan İran’a özgü ruşur taşı uygun fiyatı ve cilde verdiği güzellik ile yerli ve yabancı müşterilerden rağbet görüyor.

Mardin’de sabuncularda satışa sunulan İran’a özgü ruşur taşı uygun fiyatı ve cilde verdiği güzellik ile yerli ve yabancı müşterilerden rağbet görüyor.


Mardin’in Artuklu ilçesinde sabuncular tarafından satışa sunulan ruşur taşı hızlı etkisi ve fiyatı ile dikkat çekiyor. İran’daki Sefitab Mağarasından doğal olarak elde edilen taş tebeşir parçasına benzer yumuşacık pudramsı bir yapıya sahip, doğal mineralli yumuşak kilden oluşuyor. Ruşur taşı, İranlı kadınların güzellik sırrı olarak bilinirken, cilt lekesi güneş lekesi, siyah nokta ve akne için faydalı olduğu biliniyor. Nemli cilde uygulandığında gözle görülen leke giderici etkisi ile kadın erkek bütün müşterilerin ilgi odağı oldu. Adet fiyatı 2 lira olarak sabuncularda satışa sunuluyor.


Son 2-3 yıl içerisinde en popüler olan ürün olduğunu söyleyen İdris Kanza, “Hem yerel halk ayriyeten de dışarıdan gelen, başka şehirlerden gelen ve başka ülkelerden gelen insanların bayağı ilgisini çekti. Çünkü anında bir etkisi var. Tamamıyla doğal bir de fiyatı uygundur. Adet fiyatı 2 lira, 3 tanesi 5 liradır. Direkt orjinal olanından fiyat genel olarak İran’daki fiyatı da aynıdır. Müşteriler ilk başta aldıkları zaman bizden hani biz genelde hediye babında verdik. Hediye olarak birkaç tane veriyoruz. Kullanıyorlar bakıyorlar ki faydası var, bizi arıyorlar ve kargo ile tekrar göndermemizi istiyorlar” dedi.



“Ruşur taşı İran’dan geliyor”


Yüzdeki leke, akne, sivilce, siyah nokta, doğum lekesi ve güneş lekeleri için kullanıldığını belirten Kanza, “Ayriyeten de cilt kararmaları için birebirdir. Doğal topraktan elde diliyor. İşlenip içerisine gül suyu ayrıyeten 3-4 tane bitki özü katılıp bu kıvama getiriliyor. Yüzünüze sürüp şöyle 2 dakika peeling şeklinde masaj yaptığınız ilk kullanımda cildi beyazlatma özelliğini gözünüzle görürsünüz. Ruşur taşı ise içerisinde çinko bir de iyot bulunmaktadır” diye konuştu.



“İranlı kadınların güzellik sırrı olarak bilinmektedir”


Kıvamına bakıldığında taş gibi değil, elle hafif kırılabilecek kurabiye kıvamında olduğunu dile getiren Kanza, “Hem yüzünüzü su döküp şundan bir parça alıyorsunuz su ile birlikte yüzünüze 2 dakika peeling ve masaj şeklinde uyguluyorsunuz. Haftada 2 defa kullanmanız yeterli olacaktır. Zaten ilk kullanımda ciddi beyazlatıyor. Cilt lekelerini gideriyor. Gözle görülür bu etkiyi görüyorsunuz. Ruşur taşı kullandığınız zaman bir cilt bakım seansına girmiş kadar etkisini görebiliyorsunuz. Dokusu itibariyle ve içerisinde özleri itibariyle de ciddi rahatlatma ve temizleme özelliği var. Ayriyeten sabunlarımızla özellikle özel üretim eşek sütü sabunumuzla birlikte kullandığınız zaman daha fazla faydasını görürsünüz. İlk önce yüzünüzü bu sabunla yakarsınız cildi hafif kirlerden arındırır. Arkasından ise ruşur taşı ile cildinize daha detaylı bir bakım yapmış olursunuz. Hiçbir şekilde içerisinde kimyasal madde bulunmamaktadır. Tamamıyla doğaldır. Sabunumuz da aynı şekil kendi üretimimiz tamamıyla doğal el yapımıdır” şeklinde konuştu.


Ruşur taşını beğenerek kullandığını söyleyen Münevver Kahraman, “Sürekli kullandığım bir ürün. Aylardır buradan alıyoruz. Çok güzel faydaları var. Güneş lekeleri, siyah noktalar, sivilce ve her şey için çok birebir bir ürün. Siyah noktalarım ve sivilce izlerim çok fazlaydı. Onlar için alıp kullandım. Ve gerçekten çok memnun kaldım. Çevreme de sürekli tavsiye ettiğim bir ürün” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum 22 yılda 109 milyon 508 bin adet fidan toprakla buluştu Erzurum’da 2003-2025 yılları arasında 109 milyon 508 bin adet fidan toprakla buluşturuldu, aynı dönemde 176 milyonun üzerinde fidan üretimi gerçekleştirildi. Vali Aydın Baruş, Orman Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret ederek Bölge Müdürü Serkan Karakurt’tan yürütülen çalışmalar hakkında brifing aldı. Ziyarette Erzurum’da 2026 yılı yatırım programı kapsamında ormancılık faaliyetlerine hız verildiği; ağaçlandırmadan toprak muhafazaya, orman yollarından üretim çalışmalarına kadar geniş bir alanda önemli projeler hayata geçirildiği ifade edildi. 2026 yılı içerisinde ise 8 milyon 410 bin adet fidanın toprakla buluşturulması hedeflendiği vurgulanırken; 400 hektar toprak muhafaza, 500 hektar sel kontrolü ve 1.800 hektar mera ıslahı çalışması planlandığı dile getirildi. Ayrıca silvikültür faaliyetleri, fidan ve tohum üretimi ile orman yolu yapım ve bakım çalışmaları aralıksız sürdürüleceği vurgulandı. Erzurum’a 410 milyon TL yatırım Erzurum’da ORKÖY destekleri kapsamında 185 aileye 50 milyon 328 bin TL kredi ve hibe sağlanması için saha çalışmaları ve tespitler tamamlandı. Tüm bu çalışmalar doğrultusunda Erzurum’a 2026 yılı için toplam 410 milyon TL yatırım yapılacağı dile getirildi Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Vali Baruş, ormanların; havayı filtre eden, temiz hava sağlayan ve su kaynaklarınının korunmasında hayati rol üstlenen en önemli doğal varlıklardan biri olduğunu ifade etti. Vali Baruş, Orman Teşkilatı’nın mesai mefhumu gözetmeksizin sahada görev yaptığını, özellikle orman yangınları ve doğal afetler başta olmak üzere her türlü zorlu durumda vatandaşın yanında yer aldığını bizzat müşahede ettiğini belirtti. Personele teşekkür mesajı Erzurum Orman Bölge Müdürlüğü personelinin özverili çalışmalarına teşekkür eden Vali Aydın Baruş, orman varlığının artırılması, mevcut orman alanlarının korunması ve sürdürülebilir şekilde geleceğe taşınması adına çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. Ayrıca ormanların yangınlardan korunması, orman alanlarının rehabilitasyonu ve değişen iklim şartları doğrultusunda ağaçlandırma faaliyetlerinin artırılması için gerekli tüm desteğin verilmeye devam edileceğini ifade etti.
Antalya Akdeniz’de ilk olma özelliği taşıyan Faz-1 klinik araştırma merkezi açıldı Akdeniz Bölgesi’nde ilk olma özelliği taşıyan Faz-1 Klinik Araştırma Merkezi hizmete açıldı. Merkezde, yeni geliştirilen ilaçların faz-1 çalışmaları gerçekleştirilecek. Memorial Antalya Hastanesi Merkez koordinatörü ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Demirkan, Faz-1 çalışmalarının yalnızca belirli bir branşla sınırlı olmadığını belirterek, "Onkoloji, kardiyoloji, nöroloji, immünoloji ve diğer bilim dallarında da Faz-1 çalışmaları yürütülecek" dedi. Tüm dalları kapsayan araştırmalar Akdeniz Bölgesi’nde ilk kez Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan merkezin geniş kapsamlı araştırmalara ev sahipliği yapacağını ifade eden Prof. Dr. Demirkan, "Bölümüm hematoloji olmasına rağmen yalnızca bu alanla sınırlı kalmayacağız. Tüm branşlarda Faz-1 araştırmaları yapılacak" diye konuştu. İlaçların güvenliği ve dozu belirleniyor Faz-1 çalışmalarının temel amacının ilaçların güvenliği ve uygun dozunun belirlenmesi olduğunu vurgulayan Demirkan, şu bilgileri paylaştı: "Faz-1 çalışmaları, ilaçların yan etkilerinin değerlendirildiği ve en uygun dozun seçildiği ilk aşamadır. Bu süreç başarıyla tamamlanırsa Faz-2 ve Faz-3 aşamalarına geçilir. Faz-1 çalışmaları genellikle 60-80 gönüllü ile sınırlıdır" Demirkan, ileri aşamalarda hasta sayısının arttığını ve özellikle Faz-3 çalışmalarında 600 ila 1000 kişilik geniş ve uluslararası katılımlı gruplarla araştırmalar yapıldığını kaydetti. "Sağlıklı ve hasta gönüllüler katılabilecek" Çalışmalara hem sağlıklı bireylerin hem de tedavi seçeneklerini tüketmiş hastaların dahil olabileceğini belirten Demirkan, "Kanser hastalarında yeni geliştirilen ilaçlar ilk kez bu aşamada uygulanabilir" ifadelerini kullandı. Ayrıca gönüllülerin çalışmalara katılımı için yazılı onaylarının alınmasının zorunlu olduğu ve istedikleri zaman araştırmadan ayrılabilecekleri bildirildi. "Faz çalışmaları akademik açıdan en üst düzeyde" Faz çalışmalarının bilimsel açıdan önemine değinen Demirkan, "Bu merkezler inovasyona en yakın yerlerdir. Hastalar yeni tedavilere erken erişim imkanı bulur. Aynı zamanda akademik çalışmaların en üst düzeyde yürütüldüğü alanlardır" dedi. Klinik araştırmalar sayesinde birçok hastalıkta yaşam süresinin önemli ölçüde arttığını vurgulayan Demirkan, "Bazı hastalıklarda 1-2 yıl olan yaşam süresi 9-10 yılın üzerine çıkmış, hatta tam şifa sağlanan durumlar görülmüştür" diye konuştu. "Klinik araştırmaların yüzde 80’i dört alanda" Dünya genelinde klinik araştırmaların büyük bölümünün belirli alanlarda yoğunlaştığını belirten Demirkan, "Hematoloji ve onkoloji, immünoloji, nöroloji ve kardiyoloji hastalıkları klinik araştırmaların yaklaşık yüzde 80’ini oluşturuyor. Bu alanlarda yeni bulunan ilaçların Faz- 1 çalışmalarını bu merkezde yapmayı planlıyoruz" dedi. Dr. Demirkan, Faz-1 çalışmalarında gönüllülerin klinik çalışmalara katılımı için yazılı onaylarının alınması gerektiğini, ayrıca istedikleri zaman çalışmadan ayrılabileceklerini de sözlerime ekledi.