POLİTİKA - 12 Mart 2022 Cumartesi 13:23

Gara şehidi babasından Kılıçdaroğlu’nun Demirtaş’ı serbest bırakırız açıklamasına tepki

A
A
A
Gara şehidi babasından Kılıçdaroğlu’nun Demirtaş’ı serbest bırakırız açıklamasına tepki

Diyarbakır’daki gençlerle olan toplantısında CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş için istediği adalete Gara Şehidi Polis Memuru Vedat Kaya’nın babası Şehmus Kaya’dan tepki geldi.

Diyarbakır’daki gençlerle olan toplantısında CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş için istediği adalete Gara Şehidi Polis Memuru Vedat Kaya’nın babası Şehmus Kaya’dan tepki geldi.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Diyarbakır’da gençlerle bir araya geldiğinde yaptığı konuşmada Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ı iktidara geldiğinde serbest bırakacağını söylemişti. Bunun üzerine Gara Şehidi Polis Memuru Vedat Kaya’nın babası Şehmus Kaya, Kılıçdaroğlu’nun Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş için istediği adaleti neden Gara’da esir tutulan 13 asker ve polis için istemediğini sordu. Şehmuz Kaya, “Ne diyor biz adalet istiyoruz. Peki 24 Temmuz 2015’te 13 asker ve polisimiz PKK’lıların elindeyken Kılıçdaroğlu o zaman niye adalet istemiyordu. 90 kiloluk adam 40 kiloya inmiş o zaman adalet neredeydi. Ben bunu soruyorum. O zaman niye adalet yoktu. Defalarca gitmedik mi Kılıçdaroğlu’nun yanına. CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Özel’in yanına ben iki defa gittim. O zaman yine CHP Genel Başkan Yardımcısı olan Levent Gök’ün yanına gittim. Kılıçdaroğlu’nun yanına eşimi gönderdim. 6 sene içinde biz defalarca Ankara’ya gittik. Hani adalet ne oldu. Bize adalet yok. Bir teröriste mi var” dedi.



“Kayyumları kaldırıp burayı kan gölüne mi çevirmek istiyorsun”


Kılıçdaroğlu’nun kayyumları kaldıracağım dediğini belirten Kaya, “O zaman kayyumları kaldırıp PKK’ya mı teslim edeceksin. Burayı yine bir kan gölüne mi çevirmek istiyorsun. En çok Selahattin Demirtaş’ı ziyaret eden CHP’miş. Tabi ki CHP olacak en çok PKK’yı destekleyen CHP’dir. CHP’nin içinde kaç kişinin HDP’ye yakın olduğunu biliyoruz. Şimdi burada mademki adalet istiyorsun, sen bir ana muhalefet partisinin sen bana telefon edip diyorsun ki biz bütün çabayı gösterdik. Sen bizim için bir çaba göstermedin. Ben de düşmanımdan birisi ölürse arayıp başın sağ olsun diyeceğim. Böyle bir şey olabilir mi. Mesela AK Parti hükümetinden bakan, bakan yardımcısı, mülki idare amirleri, valiler ve kaymakamlar geldi. Peki sizden kim geldi. Hangi şehidin yanına gidiyorsun. O zaman 2 tane milletvekili gönderseydin. Bizim derdimizi dinleseydin” diye konuştu.



“Her şehidin kanında Selahattin Demirtaş’ın parmağı var”


Selahattin Demirtaş’ın hiçbir şekilde suçsuz olmadığını belirten Kaya, “Bir numaralı suçludur. Her şehidin kanında onun parmağı var. Selahattin Demirtaş bir partiyi yönetiyor. Nasıl suçlu değil. Selahattin Demirtaş şu kelimeyi kullandı. Nusaybin’de hendek çatışmaları vardı. Selahattin Demirtaş dedi ki, ‘Nusaybin’de 5-10 kişi öldürdünüz. Bugün İdil’de PKK’ya 30 kişi katıldı.’ Peki bir muhalefet partisinin başkanı nasıl oluyor da bir ilçede 30 kişinin PKK’ya katıldığını biliyor. Nereden biliyor. Demek ki elebaşı odur. Hiçbir zaman Selahattin Demirtaş suçsuz değildir. Hakim de savcı da kim derse desin o benim gözümde bir teröristtir” şeklinde konuştu.



“Teröristleri serbest bırakacağım onlar suçsuz diyorsan, o zaman sende şüphelisin”


Bu şehitlerin bu vatan, bayrak, millet, ezan için canını seve seve seve feda ettiklerini dile getiren Kaya, “Sen de oradan çıkıp bir birkaç teröristi ben iktidara geldiğim zaman onları serbest bırakacağım. O zaman demek ki sen de şüpheli bir insansın. Senden de şüpheleniyorum. Çünkü defalarca 6 sene boyunca sürekli sizin yanınıza geliyorduk çocuklarımızı kurtarın diye. O zaman çözüm süreci vardı. 90 kiloluk insan 40 kiloya düşmüş. Mademki adalet var bu şehitler için niye adalet yok. Adalet olsaydı bu çocukları çözüm sürecinde alıp orada işkence çeke çeke şehit etmezlerdi. O adam hapistedir, rahattır. Günde 3 öğün yemek yiyor. Suyu, televizyonu var. Lüks yerde yatıyor. Bizimki nerede mağarada taşların üzerinde işkence, taciz, küfür her türlü şiddete maruz kaldı. Nerede adalet. Bunun hakkını ben Kılıçdaroğlu’na helal etmiyorum. Bu şehitlerin hakkını ona helal etmem. Bilhassa ben kendim için söylüyorum, ben Vedat’ımın hakkını ona helal etmiyorum, haram olsun. Onlar vatan, bayrak ve ezan için şehit olmuş ama Selahattin Demirtaş hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti’ne tek bir bardak su fayda sağlamamıştır. O bir teröristtir” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sanık Karaoğlu: "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 24. oturumunda, İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu savunma yaptı. İddianamede örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ifade edilen Karaoğlu, "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 24. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada geçtiğimiz cuma günü savunma yapan Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Akyüz’ün çapraz sorgusu yapıldı. Sanık avukatının savunmasının ardından İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu’nun savunmasına geçildi. İddianamede Karaoğlu’nın örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ve sosyal yardım adı altında rüşvet olarak temin edilen hediye çeklerinin organizasyonunu yürüttüğü belirtilmişti. Karaoğlu’nun rüşvet alınması muhtemel iş adamlarının dosyalarını resmi görevi olmayan ve doğrudan örgüt lideri adına hareket eden Yakup Öner’e gönderdiği de aktarılmıştı. İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Karaoğlu, savunmasında görevi boyunca alnının akıyla çalıştığını belirterek, "Bu sürede imar müdürü olmamın ötesinde bir üst yönetimde yer almadım. Kimsenin adamı olmadım, kimsenin torpili ve referansıyla bir yerlere gelmedim. Ben siyasetçi değilim, kamu görevlisiyim. Alnıma leke sürecek en küçük bir hususla karşı karşıya kalmadım. Böylesine asılsız suçlamalarla, iftiralarla karşı karşıya bırakıldığım Boğaziçi İmar Müdürlüğümle ilgili hiçbir ihmali ve suçlamayı kabul etmiyorum. Aksine görevim boyunca dönem dönem tehdit edildim, 7 yaşındaki kızımla tehdit edildim. Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim. Talimatı ilgili yasadan aldım. Örgüt denilen yapılanma nedir açıkçası burada onu da anlamadım. 26 yıl görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü? Belediye personeli midir?" dedi. Duruşma, sanık avukatının savunması ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.
Düzce I. Ulusal bölgesel kalkınma kongresi başladı Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen ve bölgesel kalkınma alanındaki bilimsel birikimi ve deneyimi bir araya getiren "I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi" başladı. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda ki programa; Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Elif Güler Kazancı, protokol üyeleri ile ülkemizin çeşitli üniversitelerinden akademisyenler ve öğrenciler katıldı. I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı ve Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Emine Tekin, böylesine anlamlı bir organizasyona ev sahipliği yaptıkları için onur duyduklarını ifade etti. YÖK 2016 yılında başlattığı Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’na dahil olma başarısı gösterdiğine dikkat çeken Tekin, ihtisaslaşma faaliyetleriyle bölge halkına katkı sunduklarının altını çizdi. Düzce Üniversitesi araştırma ve uygulama merkezlerinin katma değerli projelerle ihtisaslaşma sürecine verdikleri katkılarla ilgili örnekler paylaşan Tekin; Düzce Üniversitesi Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı Uyulama ve Araştırma Merkezi’nin kompost gübre, malç, tıbbi mantarlar, Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi’nin Yığılca arısının tescili ve arı ürünleri, Fındık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin fındıktaki verimi artıran çalışmaları, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin GETAT uygulamaları başta olmak üzere sürdürülebilir kalkınmaya destek oldukları projeler hakkında bilgiler aktardı. Kongrenin ulusal kalkınmaya katkı, proje geliştirme ve iş birliği fırsatları anlamında önemli bir misyonu olduğunu söyleyen Emine Tekin, programa destek olan kişi ve kurumlara teşekkür etti. "Bölgesel kalkınma alanında ciddi çalışmalar yapıyoruz" Programda konuşan Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, 2016 yılında Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’na dahil olan Düzce Üniversitesi’nin çevre ve sağlık alanlarında ihtisaslaştığını vurguladı. Düzce Üniversitesi’nin bölgesel kalkınma alanında ciddi çalışmalar yaptığını dile getiren Rektör Sözbir, bu alanda BAP projelerine yüzde 50 oranında artırımlı destek sunduklarını ifade etti. Özellikle Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp ile Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı alanlarında derinlikli projeleri hayata geçirdiklerine işaret eden Sözbir, bölgesel kalkınmanın önemi üzerinde durdu. Alanında ilk olma özelliği taşıyan kongre ile üniversite, kamu ve özel sektör iş birliğini güçlendirmeyi, bilimsel bilgi ile uygulamayı bir araya getirerek bölgemizin ve ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sunmayı amaçladıklarının altını çizen Sözbir, programın hayırlı olmasını temenni ederek sözlerini sonlandırdı. Konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edilen TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, ülkemizdeki yükseköğretim kurumlarının sayısının artması ve her şehre bir üniversite kurulmasının sonrasında üniversitelere farklı misyonlar yüklendiğini belirterek, YÖK’ün de Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’nı başlattığını ifade etti. "Düzce Üniversitesi GETAT ve çevre alanlarında takdir edilen çalışmalar yürütüyor" Düzce Üniversitesi’nin GETAT ve çevre alanlarında takdir edilen çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Şeker, gelecek nesillerin kendisini yetkin hissetmesi noktasında bölgesel kalkınma misyonunun çok kıymetli olduğunu vurgulayarak çalışmaların uzun soluklu ve sürdürülebilir olmasını temenni etti. Derinlikli oturumlarla farklı bakış açıları Açılış ve protokol konuşmalarının ardından davetli konuşmacıların sunumlarına geçildi. Prof. Dr. Emine Tekin’in moderatörlüğündeki oturumda, Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fikrettin Şahin, "Fikirden Kliniğe: Rejeneratif Tıpta Translasyonel Yolculuk" başlıklı sunumunda, yenileyici tıpta eksozom ve bor üzerinde geliştirdikleri öncü çalışmaları katılımcılarla paylaştı. Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Elif Güler Kazancı, "Sağlıkta Bütünleyici Yaklaşımlar ve Bölgesel Kalkınma: TÜGET Modeli ve Türkiye Perspektifi" adlı konuşmasında, sağlık sisteminde dönüşüm, fikirden ürüne dönüşüm mekanizması olan TÜGET Entegratif Modeli ile yaptıkları çalışmalardan söz etti. BEE’O Propolis Kurucusu ve CEO’su Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı ise, "Arı Ürünlerinin Standardizasyonu ve Fonksiyonel Ürün Uygulamaları" başlıklı sunumunda, arı ürünlerinin Ar-Ge ve inovasyonuyla ilgili 25 yıllık bilgi birikimini anlattı. Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Gürler ve Dr. Öğr. Üyesi Zehra Seda Boztunalı’nın Avrupa Birliği projelerine ait eserler, Arş. Gör. Dr. Özkan Işık’a ait bölgeye özel Aslanlı Mozaik ve Tykhe heykeli motiflerinin yer aldığı eserler ile Öğr. Gör. Dr. İrem Gürsu’nun fındık, shiitake mantarı ve takla böceği illüstrayonlarından oluşan sergi ve Düzce Üniversitesi’nin ihtisaslaşma kapsamında ürettiği ürünlerin yer aldığı stantlar da ziyaretçiler tarafından ilgi ve beğeniyle takip edildi. Geleneksel Kağıt Atölyesi workshop çalışması ile Kültür Sanat ve Dans Topluluğu’nun halk oyunları gösterisi sonrasında kongrenin açılış paneline geçildi. Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın moderatörlüğündeki panelde Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker, çevrim içi olarak "Bölgesel Dinamiklerin Bilgiye Dayalı Kalkınma İçin Harekete Geçirilmesi" başlıklı konuşmasında bölgesel kalkınmanın multidisipliner bir yaklaşım üzerine inşa edilmesi gerektiğini aktardı. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve TÜBA Ödülü sahibi Prof. Dr. Özcan Erel, inovasyon ve inovasyon çalışmaları üzerine katılımcıları bilgilendirdiği konuşmasında, inovasyonun yalnızca bir fikir olmadığını aynı zamanda işe yarayan bir nitelik bulundurması gerektiğini vurguladı. Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız "Ar-Ge Ekosistemi ve Fikri Sınai Mülkiyet Hakları" başlıklı sunumunda üniversite–kamu–sanayi iş birliğiyle ortaya konulan katma değerli üretimin önemini ele aldı. Oturumun son konuşmacısı olan Erciyes Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi ve TÜBA İlim Yayma Ödülü sahibi Prof. Dr. Mustafa Soylak, "Nadir Toprak Elementleri ve Türkiye İçin Önemi" başlıklı sunumunda önemli ve stratejik değerlendirmelerde bulundu. Eskişehir, Burdur, Sivas ve Malatya başta olmak üzere ülkemizin pek çok bölgesinin nadir toprak elementleri bakımından zengin olduğunu ifade eden Soylak, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelinin etkin şekilde değerlendirilmesine yönelik yol haritası paylaştı.