GENEL - 08 Nisan 2012 Pazar 13:31

GENÇ KIZA SEVGİLİ ŞİDDETİ İDDİASI

A
A
A
GENÇ KIZA SEVGİLİ ŞİDDETİ İDDİASI

Mersin`de 29 yaşındaki genç kız, evli ve 2 çocuk babası olan sevgilisinden şiddet gördüğünü ileri sürerek polise baş vurdu. Sevgilisi tarafından 3 gün alıkonulduğunu belirten ve vücudunun büyük bölümü morluklar içinde kalan genç kız, aynı zamanda halasının oğlu olan sevgilisinin hala kendisini tehdit ettiğini ileri sürerek can güvenliğinin bulunmadığını söyledi.
4 gün önce meydana gelen şiddet olayının ardından rapor alan ve tedavisine ailesinin yanında devam edilen S.Ç., kendisini bu hale 3 yıldır birlikte olduğu ve aynı zamanda halasının oğlu olan sevgilisinin getirdiğini söyledi. 2 çocuk babası sevgilisi C.S. ile 3 yıl önce birlikte olmaya başladıklarını anlatan S.Ç., "Kendisi evliydi ama eşinden o sıralar ayrı yaşıyordu. Eşi, kocası ile benim birlikte olduğum haberlerini yayarak mahallede ismimi çıkardı. Ben de onunla kaçmak zorunda kaldım. Bir süre birlikte
olduk, sonra o eşi ile barıştı" dedi.
Buna rağmen sevgilisinin peşini bırakmadığını ve sürekli kendisi ile birlikte olmak istediğini ileri süren S.Ç., "Bana sürekli `birlikte yaşayacağız` diyordu. Ama hiçbir şekilde bana ne ev tutuyor ne de nikah kıyıyordu. Sonra geri annemin evine yolladı. Sürekli bana `benimle kalacaksın, karım olacaksın` diye baskı yapıyordu ama hiçbir şekilde bana sahip çıkmıyor, nikah ta kıymıyordu. Sadece beni kullanıp kullanıp atıyordu. Ben de ona kızıp bağırıyordum. Bana ev tutacaksın diyordum. Bu yüzden daha önce de
beni sürekli dövüyordu. Sonunda kendisi gerçek niyetini ortaya koydu ve bana `çalışıp para getireceksin` dedi. Bunu kabul etmeyince 4 gün önce hastanedeki kardeşime yemek götürdüğüm sırada beni zorla kaçırdı. Annemi, ağabeyimi öldürmekle tehdit etti. Bu yüzden sesimi çıkaramadım. Beni 3 gün boyunca evde kapalı tuttu. Sürekli dövdü. Ben bir ara balkona çıkıp komşulardan yardım istedim. Sonra beni kurtardılar. Karakola gittik, rapor aldım ve şikayetçi oldum. Mahkemede, bize zarar vermeyeceğine söz verdiği
için serbest bıraktılar. Ama çıktıktan sonra yine haber göndererek beni tehdit ediyor. Can güvenliğim yok, devletimden yardım bekliyorum" diye konuştu.
Anne Meral Ç. bir çocuğunun hasta, kocasının da yatalak olduğunu dile getirerek, "Hiç kimsemiz yok. Bizi sahipsiz buldu, çocuğumu ne hale getirdi. 3 gün alıkoydu, çocuğumu dövdü, tehdit etti. Hayatımız tehlikede. Kızımı kötü yola düşürmek istiyor, onu çalıştırmak istiyor. Yetkililerden bize sahip çıkmalarını istiyoruz" şeklinde konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Türkiye’nin en büyük Engelsiz Yaşam Merkezi hasta kabulüne başladı Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediyesi’nin hayata geçirdiği Türkiye’nin en büyük, Konya’nın ise ilk Engelsiz Yaşam Merkezi hasta kabulüne başladı. Proje, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na devredilmesinin ardından hizmete girdi. Toplumun tüm kesimlerine yönelik projeler üreten Karatay Belediyesi, dezavantajlı bireyleri de unutmayarak önemli bir yatırımı daha hayata geçirdi. Engelli bireylerin eğitim ve sosyal hayata katılımına katkı sunacak olan Karatay Engelsiz Yaşam Merkezi, hasta kabulüne başlayarak Konya’da önemli bir boşluğu doldurdu. Merkezin açılışı ise önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek. Engelli bireyler ve aileleri için büyük kolaylık Merkez; özel ihtiyaçlı bireylerin eğitimlerine destek olmayı, sosyal hayata katılımlarını artırmayı ve yeteneklerini geliştirmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda engelli bireylerin ailelerinin günlük yaşamlarını kolaylaştıracak hizmetler de sunuluyor. Merkezde yer alan atölyeler, eğitim programları ve etkinlikler sayesinde bireyler hem verimli vakit geçirecek hem de kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak. Her yaşa uygun atölye ve eğitim alanları 7 bin 200 metrekare inşaat alanı üzerine inşa edilen merkezde; farklı yaş gruplarına yönelik gündüz bakım birimleri, eğitim odaları, atölyeler, konferans salonu, kapalı spor salonu, kütüphane, mescit ve sosyal alanlar yer alıyor. Merkez bünyesinde ayrıca; görme, işitme, zihinsel ve özel öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için özel eğitim alanları, fizyoterapi birimleri, duyu bütünleme odaları, psikolojik destek hizmetleri ve uygulama alanı bulunuyor. "Şehrimize hayırlı olsun" Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Türkiye’nin en büyük ve en kapsamlı Engelsiz Yaşam Merkezlerinden birini Konya’ya kazandırmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, merkezin özel ihtiyaçlı bireylerin sosyal, kültürel ve fiziksel gelişimlerini desteklerken, ailelerine de günlük yaşamda kolaylık sağlayacağını vurguladı. Engelli bireylerin engel gruplarına göre ve yaş farkı gözetilmeksizin kabul edildiğini söyleyen Başkan Kılca, engelsiz kreşten başlayarak ileri yaş gruplarına kadar geniş bir yelpazede hizmet sunulduğunu kaydetti. Merkezde hem eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğünü hem de bireylerin çeşitli üretim ve öğrenme süreçlerine katıldığını belirten Kılca, bu sayede ailelere de önemli ölçüde destek sağlandığını dile getirdi. Başkan Kılca, merkezin Karatay’a ve Konya’ya hayırlı olmasını temenni etti.
Elazığ Osmanlı kadınının işlediği 126 yıllık altın sırma hat levhası görenleri hayran bıraktı Müzayededen çıkan 126 yıllık altın sırma hat levhası, Kâbe örtüsünde de kullanılan "dival işi" tekniğiyle işlenmiş olmasıyla dikkat çekiyor. Doç. Dr. İlyas Kayakay, eserin aynı zamanda literatürde adı daha önce geçmeyen kadın sanatçı Vasfiye Hanım’ın imzasını taşıdığını açıkladı. Bir müzayededen Doç. Dr. İlyas Kayaokay tarafından alınan Osmanlı dönemi hat levhası, taşıdığı teknik özellikler nedeniyle sanat tarihi açısından dikkat çekici bir eser olarak öne çıktı. Kadife zemin üzerine altın sırma iplikle işlenen eserde kullanılan "dival işi" tekniğinin, Kâbe örtüsündeki kutsal yazıların işlenmesinde de kullanılan yöntemle örtüştüğü belirlendi. Şahsi koleksiyonunda yer alan levhayı inceleyerek tekniğin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Kayaokay, Hicri 1318, yani miladi 1900-1901 tarihli eserde yüzeye yerleştirilen altın sırma ipliğin ince dikişlerle sabitlendiğini, bu sayede yazının hafif kabartmalı bir görünüm kazandığını açıklayarak, dival işinin tarihsel arka planına da değindi. Selçuklulardan Osmanlıya miras kalan bu tekniğin, yüzyıllar boyunca tekke levhalarında, türbe örtülerinde ve sancaklarda kullanıldığını ifade eden Doç. Dr. Kayaokay, aynı yöntemin İslam dünyasının en kutsal örtüsü olan Kâbe kisvesindeki hat yazılarında da uygulandığına dikkat çekti. Eseri sanat tarihi açısından değerli kılan unsurun ise imzanın oluşuna bağlayan Kayaokay, " Şahsi koleksiyonumda bulunan bir müzayededen aldığım bu eser Hicri 1318 tarihli, yani Miladi olarak 1900-1901 yıllarına tekabül eden yaklaşık 126 yıllık bir levhadır. 40 31 cm ölçülerinde olup kadife zemin üzerine altın sırma ip ile nakşedilmiştir. Levhada kullanılan bu büyük emek ve sabır gerektiren ince teknik, Osmanlı nakış sanatında "dival işi" olarak bilinmektedir. Bu teknikte yüzeye yerleştirilen ipliğin ince dikişlerle sabitlenmesiyle oluşturulur. Böylece yazı yüzeyde hafif kabartmalı bir görünüm kazanır. Maraş’tan gelen iki gelin tarafından Osmanlı sarayına yayıldığı için "Maraş işi" olarak da bilinen ve kökeni Selçuklulara kadar uzanan bu teknik Osmanlı sanatında özellikle sancaklarda, türbe örtülerinde, tekke levhalarında, Kur’an bohçalarında ve duvar levhalarında yaygın olarak kullanılmıştır. Aynı yöntem, Kâbe örtüsündeki yazıların işlenmesinde de görülmektedir. Bu şekilde bir beytin ketebeli şekilde yazılmasını ise ilk defa görüyorum. Bakın bu elimdeki tekke işi diğer örnek de Ahmed Ferhad adlı meçhul bir hattata ait 121 yıllık bir hat ve mürekkep ile yazılmış. Çerçevesi hayli yıpranmış levhanın zemininde mor kadife kumaş kullanılmıştır. Levhadaki yazı celî sülüs karakterli bir hat formuna sahiptir. Yazı mürekkep ile değil altın sırma ip işçiliğiyle işlendiği için hat formu nakış tekniğine uyarlanmış bir görünüm arz etmektedir" dedi. Eserde yer alan beytin önemine vurgu yapan Kayaokay, " Levhanın alt kısmında yer alan ketebeye göre eser Vasfiye Hanım tarafından yazılmıştır. Osmanlı döneminde kadın hattat ve nakkaşların faaliyet gösterdikleri bilinmekle birlikte imzalı eser sayısı yok denilecek kadar azdır. Bu nedenle levhanın kadın sanatçı adı taşıyan tarihli bir örnek olması ayrıca kıymetlidir. Hatta yer alan beyit ise şöyledir, "Zâlimin rişte-i ikbâlini bir âh keser Mâni-i rızk olanın rızkını Allah keser". Burada mazlumun içten gelen bir ahının zalimin talihini kesebileceği ifade edilir. Başkasının rızkına engel olan kimsenin rızkının da Cenab-ı Allah tarafından ilâhî adalet gereği kesileceği ifade edilmektedir. Tabi mezkûr beyit Lâ-edrî dediğimiz şairi belli olmayan bir beyittir. Divan edebiyatında çokça karşımıza çıkar ve hikmetli manasından mütevellit hatlara da çokça işlenmiştir. Osmanlı döneminde Esmâ İbret Hanım, Şerife Fatma Mevhibe Hanım, Zahide Selma Hanım gibi isimler kadın sanatçılar arasında zikredilmektedir. Vasfiye Hanım ismi ise literatürde daha önce kaydedilmiş hattat ve nakkaşlar arasında yer almamaktadır. Dolayısıyla bu levha sayesinde daha önce kaynaklarda adı geçmeyen bir kadın nakkaş yahut hattat gün yüzüne çıkmıştır. İleride başka eserlerinin de keşfedilmesiyle Vasfiye Hanım’ın kim olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu husus sanat tarihi açısından önemini artırmakta ve levhayı çok nadir örnekler arasında değerlendirmemizi mümkün kılmaktadır" şeklinde konuştu.