ÇEVRE - 13 Haziran 2025 Cuma 17:05

Başkan Seçer: "Sadece Türkiye değil, dünya bir su stresi yaşıyor"

A
A
A
Başkan Seçer: "Sadece Türkiye değil, dünya bir su stresi yaşıyor"

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın su stresi yaşadığını belirterek, "Türkiye, 20 yıl önce kişi başına 4 bin metreküp su kullanabilir hacme sahipti. Bugün ise bu rakam 1200-1300 metreküplere düştü. Böyle giderse, farklı ve yeni bir su yönetimini ortaya koymazsak belki bundan 5 sene sonra bu rakamlar 1000 metreküpün altına düşecek" dedi.


Başka Seçer, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ile Adana Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde düzenlenen ve küresel ölçekte değerlendirilmesi gereken bir kriz unsuru olan su kaynaklarının tükenişini ele alan ‘Başka Bir Su Yönetimi Mümkün Panel ve Semineri’ne katıldı. Programda, kuraklığın artık uzak bir tehdit değil, etkileri her geçen gün artan somut bir gerçeklik olduğuna dikkat çekildi. Başkan Seçer konuşmasında, su krizine karşı yürüttükleri çalışmalara değinerek, altyapı yatırımları, SCADA Sistemleri’yle izleme, havza koruma planları, gri su uygulamaları, arıtılmış suyun tarım ve sanayide kullanımı, yenilenebilir enerji projeleri, eğitim faaliyetleri ve merkezi yönetimle iş birliği gerekliliği gibi başlıkları ele aldı.



"Sadece Türkiye değil, dünya bir su stresi yaşıyor"


Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın su stresi yaşadığını kaydeden Seçer, Türkiye’nin sanki çok su zengini bir ülke gibi görüldüğünden söz etti. Su kaynaklarının hiçbir zaman tükenmeyeceği gibi yanlış bir algıya sahip olunduğuna da değinen Seçer, rakamlara bakıldığı zaman bu durumun doğru olmadığını ifade etti. Seçer, her geçen gün de geriye doğru gidildiğini belirterek, "Türkiye, 20 yıl önce kişi başına 4 bin metreküp su kullanabilir hacme sahipti. Bugün ise bu rakam 1200-1300 metreküplere düştü. Böyle giderse, farklı ve yeni bir su yönetimini ortaya koymazsak belki bundan 5 sene sonra bu rakamlar 1000 metreküpün altına düşecek" diye konuştu.



"Bir yönetici olarak söylüyorum; artık yolun sonu göründü"


Seçer, tarımın içerisindeki demode olmuş sulama sistemlerinin, bilinçsiz yer altı su kullanımının hem tarımda, hem sanayide ruhsatsız olmasının, yeraltı sularına yönelik sanki hiç bitmeyecekmiş gibi yapılan çalışmaların su stresine sebep olduğundan söz etti. Seçer, su stresini oluşturan durumların yanı sıra, mevcut suyun da iyi yönetilemediğine dikkat çekerek, sorunun çift taraflı olduğunu ifade etti. Seçer, "Zaten insanlık kendi kendini yok ediyor. ‘Kalan mevcut yer altı zenginliklerimiz de az’ diye bağırıyoruz, bunu dünya konuşuyor. Küresel iklim krizi var, yağış rejimleri değişti, anormal bir hal aldı, bilimsel verilere aykırı yağmurlar olmaya başladı. Ama baktığınız zaman da her şey aynı tas aynı hamam devam ediyor. Bir türlü bir yol almıyoruz ama almak zorundayız. Bir yönetici olarak söylüyorum; artık yolun sonu göründü" ifadelerini kullandı.


Geçtiğimiz ve daha önceki kış mevsiminin kurak geçtiğini hatırlatan Seçer, şehirlerde başlayan susuzluğa dikkat çekti. Kayıp-kaçakla mücadele ettiklerini aktaran Seçer, halk için temin edilen temiz içme suyunun bahçe sulamada kullanılmaması konusunda verdikleri mücadeleyi aktardı. Su temini planlamalarının bahçe sulamak veya gereksiz kullanım için değil, temiz içme suyu temini için yapıldığını aktaran Seçer, vatandaşların su kullanımı konusunda daha bilinçli olmaları gerektiğini dile getirdi. Seçer, belediye yönetiminde sivil toplum, üniversite, meslek odaları ve alanında uzman kişilerle çalışmanın, onları dinlemenin ve onlarla birlikte kenti yönetmenin önemine değinerek, ‘katılımcı demokrasi’ vurgusu yaptı. Seçer, su kıtlığı ile mücadele konusunda da katılımcı demokrasi uygulanması gerektiğini belirterek, "Su konusunda da herkesin katkı vermesi lazım. Bilen, deneyim yaşamış kurumlar ve belediyeler, bilmeyen belediyelere deneyimlerini aktarmalıdır. Bu toplantılar deneyimleri birbirimize aktarmak için yapılıyor" şeklinde konuştu.



"’Kaynaklar hiç tükenmez’ anlayışı var"


Suyun sadece paradan, ekonomiden, üretimden ve modern yaşam için kullanımdan ibaret olmadığının altını çizen Seçer, avcı-toplayıcı dönemde insanoğlunun böyle bir sorunu olmadığından söz ederek, modern bir yaşama geçilip, sanayi ve teknoloji ile uğraşıldığı zaman, buna paralel olarak suya da daha fazla ihtiyacın oluştuğunu kaydetti. Seçer, "Pamuğun toplandığı andan itibaren kumaş olana kadar ya da giydiğimiz ayakkabıların, meşinlerin, köselenin yapımında, araba üretiminde, 1 dekar tarladan 1 ton mısır elde ederken kullanılan su miktarına bir bakalım. İnsanoğlunda ihtiyaçlar sonsuza gider. İşte bu bilinçsiz talepleri yaparken de kaynaklar hiç tükenmez anlayışı var" dedi.



"Her bireyin ve canlının suya erişim hakkı vardır"


Suyun adil ve erişilebilir olmasının öneminden söz eden Seçer, "Özellikle demokrasilerde, hukuk devletlerinde, refah toplumlarında her bireyin ve canlının suya erişim hakkı vardır. Bunların temin edilmesi lazım. Bizim teknolojiden en azami düzeyde faydalanmamız lazım" ifadelerini kullandı. Su konusunda en önemli role sahip kurumun başta yerel yönetimler olduğunun altını çizen Seçer, "Yerel yönetimler, yönettiği şehrin sorunlarına en hâkim, en örgütlenmiş ve doğal olarak da su yönetiminde görevinden ve yetkisinden dolayı en fazla müktesebatı olan kurumlardır" dedi ve belediyelerinin kamu kurumları ile iş birliğinde birçok konuyu ortak götürmesinin de önemine vurgu yaptı.


Yatırımları ve hizmetleri yaparken teknolojiyi kullanmanın gerekli olduğunu, ancak bunun da maliyetleri artırdığını kaydeden Seçer, "Su hizmeti verirken vatandaşa en uygun fiyatta vermek zorundayız. Belediye başkanları olarak günümüz maliyetlerinde çok zorlanıyoruz. Vatandaşa su temin ederken harcadığımız maliyet, su hizmeti karşılığında aldığımız bedelin 2 katından fazladır. Çünkü Türkiye’de akaryakıt, elektrik başta olmak üzere her şey pahalı. Maliyetimizi etkileyen unsurlarda fiyat artışı var" diye konuştu.



"Havzalarımızı koruyacağız, inşaat yaptırmayacağız"


Seçer, Mersin için çok önemli iki baraj olan Pamukluk ve Berdan’ın havza koruma planlarını bitirdiklerini belirterek, "İlgili kurumdan görüş bekliyoruz. Hemen akabinde uygulamaya başlayacağız. O havzaları koruyacağız, inşaat yaptırmayacağız. Belirli sınırlar çizeceğiz. Ondan sonra, ‘Buraya insan eli değmeyecek’ diyeceğiz" ifadelerini kullandı. "Gri su uygulaması ile ilgili çalışmaları çok önemsiyoruz" diyerek konuşmasını sürdüren Seçer, 7 arıtma tesisinden de çıkış parametreleri uygun olan suları peyzaj alanında sulama suyu olarak kullandıklarını belirtti.



"Yatırımlarımız sayesinde MESKİ, kurulu gücünün yüzde 45’ini yenilenebilir enerji ile sağlayacak"


GES ve biyogaz jeneratörleriyle elektrik üretimleri yaptıklarını söyleyen Seçer, "GES’i önemsiyoruz. 7, 6 ve 20 megavat olmak üzere 3 ayrı yerde toplamda 33 megavatlık yatırımlarımız var. Bizim şu anda 7.5 megavat kurulu gücümüz var. 4 yılın sonuna kadar bunlar tamamlanacak. Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin kurulu gücünün yüzde 45’i yenilenebilir enerji ile sağlanmış olacak" dedi.


Program, konuşmaların ardından alanında uzman kişiler tarafından gerçekleştirilen panel ve seminer ile devam etti.



Başkan Seçer: "Sadece Türkiye değil, dünya bir su stresi yaşıyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Başkan Büyükkılıç: "Kadınlarımızla daha güçlü bir Kayseri" Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda Türk kadınının fedakârlığı, emeği ve azmiyle hem ailenin hem de toplumun en güçlü temeli olduğunu vurgulayarak, "Kadınlarımızın emeği ve gücüyle Kayseri’miz daha da büyüyor, daha da güçleniyor" ifadelerini kullandı. Başkan Büyükkılıç 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında; kadınların toplumun temeli olan aile yapısının en güçlü unsuru olduğunu belirterek, tüm kadınların bu özel gününü kutladı. Büyükkılıç mesajında, Türk kadınının tarih boyunca yalnızca aile hayatında değil, milletin yazısını belirleyen kritik dönemlerde de büyük fedakârlık ve kahramanlık gösterdiğini vurguladı. Vatanın bağımsızlığı ve milletin geleceği söz konusu olduğunda Türk kadınının her zaman en ön safta yer aldığını belirten Büyükkılıç, şunları kaydetti; "Milletimizin tarihine baktığımızda fedakârlığı, cesareti ve azmiyle destan yazan kadınlarımızı görürüz. Kurtuluş mücadelesinden sosyal hayata kadar pek çok alanda iz bırakan kadınlarımız, bu toprakların ruhunu ve gücünü temsil etmektedir. Kahramanlıklarıyla hafızalara kazınan Nene Hatun, Kara Fatma, Şerife Bacı gibi isimlerin yanı sıra Kayseri’nin tarihine damga vuran Mahperi Hatun, Fatma Bacı ve Gevher Nesibe Sultan gibi değerli şahsiyetler, Türk kadınının gücünün ve azminin en önemli sembolleri olmuştur." Kayseri’nin geçmişten bugüne kadar geçirdiği değişim ve gelişim süreçlerinde kadınların emeğinin büyük payı olduğuna dikkat çeken Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi olarak kadınların ticari, sosyal ve kültürel hayatta daha güçlü yer almaları için her zaman destek verdiklerini ifade etti. Kadınlara yönelik projelerin artarak devam ettiğini belirten Büyükkılıç, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda, Kayseri Büyükşehir Belediyesi olarak kadınlarımızı sosyal hayatta daha görünür kılmayı ve aile yapısını güçlendirmeyi hedefleyen çok sayıda projeyi hayata geçirdik" dedi. Bu kapsamda ’Anne Ulaşım Kartı’, ’Beslenmem Çantamda Belediyem Yanımda’ projesi, öğrencilere ulaşım kartı desteği, annelere süt yardımı ve çeşitli nakdi desteklerle ailelerin yanında olduklarını kaydeden Büyükkılıç, kadın girişimciliğinin güçlenmesi için de önemli çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Büyükkılıç, kadın kooperatiflerine her türlü desteği sağladıklarını ifade ederek, e-ticaret ve pazarlama eğitimleri sayesinde kadınların dijital dünyada da güçlü şekilde yer almalarına katkı sunduklarını söyledi. "Kadın eli değen her yer güzelleşiyor" Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki KAYMEK aracılığıyla on binlerce kadına mesleki eğitim, sanat kursları, seminerler ve atölye çalışmaları düzenlediklerini belirten Büyükkılıç, ilçelerde faaliyet gösteren kadın ve gençlik merkezlerinde kadınların hem mesleki hem de kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak eğitim programlarının sürdüğünü dile getirdi. Tarım ve üretim alanında da kadınlara destek verdiklerini ve kadın eli değen her yerin güzelleştiğini ifade eden Büyükkılıç, tavuk, koyun, manda ve arılı kovan dağıtımlarıyla yüzlerce kadın üreticiye katkı sağladıklarını vurguladı. Toplumsal dayanışma ve aile yapısının güçlendirilmesine yönelik projelere de değinen Büyükkılıç, Engelsiz Yaşam Merkezi ile özel bireylere ve ailelerine eğitim, rehabilitasyon ve psikolojik destek sunduklarını, KAYMEK bünyesinde hizmet veren Aile Akademisi ile evlilik öncesi eğitimden çift danışmanlığına kadar ücretsiz danışmanlık hizmetleri verdiklerini ifade etti. Türk kadınının toplumsal hayattaki yerinin önemine vurgu yapan Büyükkılıç mesajının sonunda şu ifadeleri kullandı; "Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük değer verdiği Türk kadını, birçok dünya ülkesinden önce siyasi ve toplumsal hayatta söz sahibi olmuştur. Bugün de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu güçlü vizyon doğrultusunda kadınlarımızın her alanda daha ileriye taşınması için çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki kadınlarımızın emeği, azmi ve üretkenliği güçlü aileyi; güçlü aile ise güçlü toplumu ve güçlü Türkiye’yi inşa eder. Bu duygu ve düşüncelerle başta şehit annelerimiz olmak üzere başımızın tacı olan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum."
Osmaniye Osmaniye’de teravih namazı çocukların neşesiyle şenleniyor Osmaniye’de çocuklara yönelik düzenlenen "Teravih Namazı Yarışması" Ramazan ayının manevi atmosferi, çocukların neşesiyle birleştirdi. Osmaniye’de Selahaddin Eyyubi Camii’nde Ramazan ayı boyunca düzenlenen etkinlik, çocukların teravih namazına olan ilgisini artırırken cami avlusunu da neşeli seslerle dolduruyor. Yaklaşık 120 çocuğun katıldığı etkinlikte, çocuklar hem ibadet ediyor hem de Ramazan’ın manevi atmosferini eğlenerek yaşıyor. Teravih namazının ardından camide kalan çocuklar, cami imamı Murat Yılmaz ve müezzin Mustafa Şahan ile ilahiler söylüyor, maniler okuyup çeşitli oyunlar oynuyor. Cami içinde yankılanan ilahi ve çocuk sesleri, Ramazan gecelerine ayrı bir anlam katarken, çocuklar da bu anların tadını çıkarıyor. Etkinlikle çocuklar, Ramazan ayının manevi iklimini hissederken her akşam çeşitli hediyelerle mutlu oluyor. Yarışmaya katılan çocuklar ise bu etkinlikte hem ibadet ettiklerini hem de eğlendiklerini söyleyerek, teravih namazına gelmekten büyük mutluluk duyduklarını ifade ettiler. Bizim amacımız evlatlarımıza, yeni neslimize camiyi, namazı, inancımızı ve kültürümüzü aktarmak, öğretmek ve bunu sevdirmek diyen Cami İmamı Murat Yılmaz, "Çocuklarımıza yönelik bir teravih namazı yarışması düzenledik. Bu yarışmaya ilkokul, ortaokul ve liseye devam eden öğrencilerimiz; kız ve erkek öğrencilerimiz katılabiliyor. Yarışmamızın büyük ödülü bisiklet. Çocuklarımızın 20 gün boyunca burada kıldıkları teravih namazına katılımlarını takip ederek, çekilişle öğrencilerimize bu hediyeleri ikram edeceğiz. Çok sayıda öğrencilerimizin ilgi gösterdiğini, velilerimizin ve cami cemaatimizin de destek verdiğini fark ediyoruz, görüyoruz, müşahede ediyoruz. Aynı zamanda çocuklarımıza her gün çeşitli ikramlarla onları ödüllendiriyoruz. Teravih namazı sonrasında da çeşitli oyunlarla ve eğlencelerle onların güzel vakit geçirmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Burada temel gayemiz; evlatlarımıza, yeni neslimize camiyi, namazı, inancımızı ve kültürümüzü aktarmak, öğretmek ve bunu sevdirerek yapmaya gayret etmektir. Rabbim çocuklarımızın güzel günlerini görmeyi nasip eylesin. Onları kalbi imanlı, dili dualı, alnı secdeli; vatana, millete, dine ve devlete hayırlı nesiller olarak yetiştirmeyi Allah nasip eylesin."diye konuştu.
Tokat Kavşak ortasında kalan tarihi mezar için ihya çalışması başlatıldı Tokat’ın Niksar ilçesinde yıllardır dört yolun kesiştiği kavşakta bulunan ve bölge halkı arasında çeşitli rivayetlerle anılan Çepnizade Hasan Efendi’ye (Hacı Çabuk) ait mezar alanında ihya çalışmaları başlatıldı. İlçe merkezinde Gaziahmet Mahallesi Dörtyol mevkiinde bulunan ve Anadolu Türk tarihinin önemli şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilen Çepnizade Hasan Efendi’nin kabri, geçmiş yıllarda yapılan yol genişletme çalışmaları sırasında kavşak içinde kalmıştı. Uzun yıllar boyunca korumasız durumda kalan mezar alanı, kar ve yağmur sularına maruz kalırken bakımsız görüntüsüyle dikkat çekiyordu. Başlatılan çalışmalar kapsamında yapılan incelemelerde mevcut mezarın, altta bulunan kripto mezar yapısını tam olarak karşılamadığı tespit edildi. Bunun üzerine kripto mezar ortaya çıkarılarak koruma altına alındı ve alanda temizlik ile kontrollü kazı çalışmalarına başlandı. Hazırlanan proje doğrultusunda türbe yapısının dönem mimarisine uygun kümbet formunda yeniden inşa edilmesi planlanıyor. Çalışmalar tamamlandığında alanın hem korunması hem de Niksar’ın tarihî kimliğini yansıtan önemli bir anıt eser olarak yeniden görünür hale getirilmesi hedefleniyor. Niksar Kaymakamlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmaların, Danişmendliler döneminde başkentlik yapan Niksar’daki tarihî mirası koruma ve gelecek nesillere aktarma amacı taşıdığı belirtildi.