KÜLTÜR SANAT - 05 Aralık 2025 Cuma 11:12

"Batı uygarlığının başlangıcına dair tartışmalarda, Anadolu kesinlikle göz ardı edilemez"

A
A
A
"Batı uygarlığının başlangıcına dair tartışmalarda, Anadolu kesinlikle göz ardı edilemez"

Mersin’de düzenlenen söyleşide Prof. Dr. Fahri Işık, Anadolu’nun batı uygarlığının oluşumundaki belirleyici rolünü arkeolojik kanıtlarla anlatarak katılımcılara tarihi bir perspektif sundu.


Mersin’in kent kimliğini ve kültürel birikimini geliştirmek, kentsel belleği oluşturmak için çalışmalar sürdüren Mersin’e Değer Katanlar Kurulu (MEDEKA), kente değer katacak söyleşilere bir yenisini daha ekledi. Mersin Büyükşehir Belediyesine bağlı olarak çalışmalarını sürdüren Mersin Bellek Ofisi ve MEDEKA iş birliğiyle düzenlenen ‘Batı Uygarlığına Kök Süren Anadolu’ya Sahiplik’ başlıklı söyleşide Prof. Dr. Fahri Işık, Anadolu’nun batı uygarlığına katkılarını anlattı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşen söyleşide Prof. Işık, Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel birikiminin batı uygarlığının oluşumuna nasıl yön verdiğini tarihi örnekler, arkeolojik kanıtlarla ve kültürel süreklilik çerçevesinde değerlendirdi.


Atatürk ve Akdeniz Üniversiteleri’nin Arkeoloji Bölümleri ile Likya Uygarlıkları ve Göller Yöresi Uygarlıkları Araştırma Merkezleri’ni kuran Prof. Işık, Antalya’daki Patara Antik Kenti’nde yaptığı kazılarda, çok sayıda önemli eseri gün yüzüne çıkardı. ‘Hocaların Hocası’ olarak kabul edilen Prof. Işık, arkeoloji alanında 2025 Yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne de layık görüldü.



"Batı uygarlığının başlangıcına dair tartışmalarda, Anadolu kesinlikle göz ardı edilemez"


Söyleşide konuşan Prof. Dr. Fahri Işık, Batı Anadolu’nun tarih boyunca yanlış yorumlandığını belirterek, Anadolu’da oluşturulan kültürel birikimin, Yunan uygarlığının çok öncesine uzandığını vurguladı. Prof. Işık, arkeolojik kanıtlarla da bu bilginin doğrulandığını ifade etti. Anadolu’nun 10 bin yılı aşan kesintisiz kültürel devamlılığına dikkat çeken Prof. Işık, "Bu topraklarda inanç, sanat ve ritüel dünyası, Neolitik dönemden Roma’ya kadar aynı damar üzerinden akmış bir uygarlık sürekliliği gösteriyor. Tanrıça ikonografisinden mimariye, mezar geleneklerinden günlük yaşama kadar birçok unsur, binlerce yıl boyunca aynı çizgide ilerledi" diye aktardı.


Konuşmasında hareketli figür, kıvrımlı hat ve gerçekçi yüz ifadesi gibi sanat ilkelerinin Yunan’dan önce Anadolu’da ortaya çıktığını söyleyen Prof. Işık, Yunan sanatının oluşturucu bir başlangıçtan değil, Anadolu kültürünü devralarak gelişen bir estetik çizgiden beslendiğini kaydetti. Prof. Işık, Anadolu halklarının kökenine ilişkin yeni arkeolojik kanıtları da bu görüşü desteklediğini belirterek, Luvilerin yerli Anadolu halkı olduğunun kanıtlandığını; Milet ve Efes çevresinde uzun süre Yunanca değil, Luvice’nin konuşulduğunu söyledi.


Prof. Işık, "Bugün Yunan kolonisi sanılan birçok yerleşim, aslında Anadolu merkezli kültürel yayılımın bir ürünüdür. Batı uygarlığının başlangıcına dair tartışmalarda, Anadolu kesinlikle göz ardı edilemez. Avrupa’nın kültürel temelleri de Atina’dan önce Milet’te atılmıştır" diyerek sözlerini tamamladı.


Söyleşi sonunda, soru-cevap bölümü ile katılımcıların da katkı sunduğu etkileşimli bir oturum gerçekleştirildi.



"Batı uygarlığının başlangıcına dair tartışmalarda, Anadolu kesinlikle göz ardı edilemez"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Başkan Çetinkaya’dan üretim hamlesi: Belediye marangozhanesinin kapasitesi 3 kat arttı Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’nın öncülüğünde belediye hizmetlerinde üretim gücünü artıracak önemli bir yatırım daha hayata geçirildi. Modernize edilerek 800 metrekarelik yeni alanına taşınan belediye marangozhanesi, artırılan makine parkuru ve genişleyen üretim kapasitesiyle daha güçlü bir üretim merkezine dönüştürüldü. Daha önce sınırlı bir alanda faaliyet gösteren marangozhane, yapılan düzenlemelerle modern ve yüksek kapasiteli bir üretim tesisine dönüştürülürken, belediyenin kendi imkanlarıyla hizmet üretme kapasitesinde de önemli artış sağlandı. Teknik altyapıyı güçlendirmek amacıyla marangozhaneye çizgi yatar makinesi, freze makinesi, planya makinesi ve kalınlık makinesi olmak üzere toplam 4 yeni makine kazandırıldı. Yeni makineler sayesinde ahşap malzemelerin hassas kesimi, yüzey düzeltme, kalınlık ayarlama ve detaylı şekillendirme işlemleri daha hızlı ve kaliteli şekilde yapılmaya başlandı. Yatırımla birlikte park ve yeşil alanlarda kullanılan bank, kamelya ve çeşitli kent mobilyalarının üretimi ile bakım-onarım çalışmalarının daha kısa sürede tamamlanmasının hedeflendiği belirtildi. Böylece belediyenin hem daha ekonomik hem de daha etkin hizmet üretmesi amaçlandı. Çalışmaları yerinde inceleyen Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, belediyenin birçok ihtiyacını artık kendi bünyesinde karşılayabildiğini ifade ederek, "Kendi ürünümüzü kendimiz üretiyoruz. Kapılardan kent mobilyalarına kadar birçok ihtiyacı belediyemiz bünyesinde karşılıyoruz. Kazandırdığımız makinelerle üretimimiz iki üç kat arttı. Artık daha seri üretim yapabiliyoruz" dedi. Vatandaşların yenilik ve çeşitlilik beklentilerine önem verdiklerini kaydeden Çetinkaya, taleplerin dikkate alınarak üretim süreçlerinin buna göre şekillendirildiğini söyledi. Çalışanlara da teşekkür eden Çetinkaya, "Ben çok beğendim, hepinizin ellerine sağlık. Rabbim kaza bela vermesin" ifadelerini kullandı. Yapılan yatırımla Karabük Belediyesinin üretim odaklı hizmet anlayışını güçlendirdiği ve öz kaynaklarla hizmet kapasitesini artırmayı sürdürdüğü bildirildi.
Bolu Bebek cinayetinde kan donduran telefon: "Bebeğe bir şey oldu, ben gidiyorum" Bolu’nun Gerede ilçesinde 2 aylık bebeğini boğazını keserek öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan annenin, olayın hemen ardından eşini arayarak, "Bebeğe bir şey oldu, ben evden gidiyorum" dediği ortaya çıktı. Korkunç manzarayla karşılaşan acılı babanın cenaze sonrası fenalaşarak hastaneye kaldırıldığı öğrenildi. Olay, 25 Nisan Cumartesi günü Gerede ilçesine bağlı Kitirler Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 aylık Ela C. evde boğazı kesilmiş halde ölü bulundu. Cinayet şüphelisi olan anne Serpil C. (30), evden çıkarak D-100 kara yolu üzerinden Yeniçağa ilçesi istikametine kilometrelerce yürüdükten sonra polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki ilk sorgusunda, "Bebeğimi kesinlikle ben öldürmedim, onu kimin öldürdüğünü de bilmiyorum" diyerek suçlamaları reddeden şüpheli kadın, buradaki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Gerede İlçe Adliyesi’ne sevk edildi. Serpil C., çıkarıldığı mahkemece "Canavarca hisle kasten öldürme" suçundan tutuklandı. Minik Ela’nın cenazesi ise dün Demircisopran Köyü Camisinde öğle namazını müteakip kılınan namazın ardından köy mezarlığına defnedildi. C. çiftinin 2024 yılında dünyaevine girdiği, Serpil C.’nin ev hanımı, eşi Selahattin C.’nin fabrika işçisi olduğu öğrenildi. Korkunç manzarayla baba karşılaştı Olayın hemen ardından, cinayet şüphelisi anne Serpil C.’nin eşi Selahattin C.’yi telefonla aradığı belirlendi. Annenin eşine, "Bebeğe bir şey oldu, ben evden gidiyorum" diyerek telefonu kapattığı öğrenildi. Bu sözler üzerine paniğe kapılarak hızla evine giden baba, 2 aylık kızı Ela’nın boğazı kesilmiş haldeki cansız bedeniyle karşılaştı. Doktordan "psikiyatri" uyarısı iddiası Mart ayının başında doğum yapan Serpil C.’nin, olaydan yaklaşık 1 ay önce rutin kontrol için gittiği ilçe hastanesinde durumu gözlemleyen doktor tarafından psikiyatri servisine görünmesi yönünde uyarıldığı öne sürüldü. Bu tavsiye üzerine ailenin Bolu’daki özel bir hastaneye başvurduğu ifade edildi. Acılı baba hastaneye kaldırıldı Dün Gerede ilçesine bağlı Demircisopran köyünde gözyaşları içinde toprağa verilen minik Ela’nın cenazesinde ayakta durmakta güçlük çeken acılı baba Selahattin C. ise törenin ardından fenalaştı. Sinir krizi geçirdiği belirtilen baba, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.