POLİTİKA - 13 Şubat 2026 Cuma 19:32

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer yok"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer yok"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer olmadığını belirterek, "Terörsüz Türkiye’nin başarılı olmasıyla birlikte, demokraside ve kalkınmada yeni bir döneme geçeceğiz. 2 trilyon doların üzerinde bir kaynak, bu terör yüzünden heba edildi. Şimdi o kaynaklar ülkemizin kalkınması için kullanılacak. Demokrasimizin gücü artacak" dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Mersin programı kapsamında AK Parti Mersin İl Danışma Meclisi Toplantısına katıldı. Yılmaz, burada yaptığı konuşmada 28 Şubat sürecine, AK Parti’nin icraatlarına, ekonomiye ve ’Terörsüz Türkiye’ hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, 28 Şubat sürecine değinerek, "Bazıları hala içine sindiremiyor. O 28 Şubat zihniyeti fırsat bulduğundan hemen hortluyor. Bunu bir kez daha gördük. Allah böyle zihniyetlere fırsat vermesin inşallah. Milletimiz de basiretiyle, ferasetiyle bu 28 Şubat zihniyetine bir daha asla geçit vermeyecektir. 28 Şubat’ta ne demişlerdi? Bin yıl sürecek demişlerdi. Çok şükür 5 sene bile sürmedi. Ve asla Türkiye artık o günlere geri dönmeyecek, bu aziz millet o zihniyetleri tarihin çöp tenekesine atmıştır. Bir daha oradan geri çıkmayacaklar inşallah" ifadelerini kullandı.



"AK Parti özgürlük demektir"


23 yıldır iktidarda olduklarını ve bu süreçte binlerce, on binlerce kilometre duble yol yaptıklarını, hava limanları inşa ettiklerini, üniversiteler yaptıklarını, kentlere, köylere hizmetler götürdüklerini ve garip, gurabaya sahip çıktıklarını söyleyen Yılmaz, "Hizmetler anlatmakla bitmez. Fakat bütün bunların ötesinde, ‘AK Parti ne demektir’ derseniz. AK Parti özgürlük demektir, başörtüsüne özgürlük demektir, insanların ana diline özgürlük demektir, fikir hürriyeti demektir. AK Parti, bu milletin kendi değerleri ile savaşmaması, tam tersine tarihten getirdiği, medeniyetinden getirdiği değerleri ile bütünleşmesi, geleceğe yürümesi demektir" diye konuştu.



"Devlet ile millet aynı yöne bakıyor"


Geçmişte devlet ile milletin farklı yönlere baktığını ve bunun kalkınmayı engellediğini belirten Yılmaz, "Bir toplumda devlet farklı bir yöne, millet farklı bir yöne bakıyorsa, o toplum kalkınamaz. Enerjisini boş yere harcar. Yıllarca bizi o durumda tuttular. Devlet ile milleti bir birinden ayırdılar. Şimdi AK Parti döneminde neyi başardık derseniz? Artık devlet ile millet aynı yöne bakıyor. Aynı değerlere sahip. Dolayısıyla Türkiye Yüzyılı’nı, devletimizle, milletimizle birlik, beraberlik içerisinde başaracağız. Bir daha devlet ile milletin karşıya getirilmesine izin vermeyeceğiz Allah’ın izni ile. AK Parti, aynı zamanda geçmiş ile geleceği bütünleştiren bir siyasi harekettir. Uzun yıllar, geçmiş değerlerimizi, kalkınmanın, modern bir toplum, modern bir devlet olmanın önünde bir engel gibi göstermeye kalktılar. Biz buna inanmıyoruz. Bir toplum, geçmişine, tarihine, medeniyetine ne kadar çok sahip çıkarsa o kadar sağlam bir zemin üzerinde geleceğe yürür. Modern bir toplum olur, gelişmiş bir toplum olur. Bizim geçmiş değerlerimiz, kalkınmanın, gelişmenin önünde bir engel değil, tam aksine gelişme, modernleşme adı altında bu toplumda özgürlükleri yok edenler, bu ülkenin gelişmesine engel oldular" şeklinde konuştu.


AK Parti’nin, ’Ben diyenlerin değil, biz diyenlerin partisi’ olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Bir kesimin, bir grubun menfaatini veya bir şahsın menfaatini ön plana koyup hareket eden bir parti değildir AK Parti. AK Parti, ‘Neyi başardıysak, hep birlikte başardık’ diyenlerin partisidir. AK Parti ve Cumhur İttifakı, bu toplumun ana damarıdır. Konjöktüre göre farklı havalar oluşabilir ama bu toplumun, ‘milletin adamları’ diyoruz ya, kim var geçmişe baktığınızda, rahmetli Menderes var, taş üstüne taş koyan. ‘Milletin adamı’ sıfatını yakıştırdığımız rahmetli Menderes var ve onun çizgisinde siyaset yapan önemli siyasetçiler var. Rahmetli Özal var. Şimdi milletin adamı kim? Recep Tayyip Erdoğan. Adam gibi adam" dedi.



"Liderimizin kıymetini bilmemiz lazım"


Liderlerin özellikle zor dönemlerde daha da önemli olduğunu ifade eden Yılmaz, "Ama özellikle fırtınalı zamanlarda, dünyanın, bölgemizin karışık olduğu dönemlerde, sağlam, güçlü bir iradeye milletin ihtiyaç duyduğu anlarda, liderler bir kat daha önemli. Bu çerçevede, Türkiye Cumhuriyeti olarak şanslıyız. Bazı şeyler varken insan değerini yeterince bilmiyor. Güçlü lideri olmayan toplumlar, şimdi ne haldeler görüyoruz. Tecrübeli, dirayetli, milletin seven, gece gündüz çalışan bir liderimiz var. Allah’a şükrediyoruz ve bu liderimizin kıymetini bilmemiz lazım. Büyük bir afet yaşadık. Böyle bir lider olmasa, bu siyasi istikrar olmasa, Cumhur İttifakı olmasa, 3 yılda bunun altından kalkabilir miydik? En gelişmiş dediğimiz ülkeler bile kalmazdı. 90 milyar dolardan fazla kaynak aktarıldı bu bölgelere. Geçtiğimiz günlerde 455 bininci konutumuzu hak sahibine teslim ettik. Ne derlerse desinler. Gölgelemek için ne yaparlarsa yapsınlar. Halep orada ise arşın burada" dedi.



"Türkiye artık farklı bir ligde"


Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, şöyle devam etti:


"AK Parti iktidara geldiğinde bütün ekonomisi 238 milyar dolardı. Türkiye’nin 1 yılda ürettiği tüm malların, hizmetlerin değeri bu kadardı. Geçen yıl ilk defa 1,5 milyon doları aştı ekonomik büyüklüğümüz. Dünyanın 21. büyük ekonomisiydik 2022’de, bugün 16. büyük ekonomisiyiz. Satın alma gücüne göre ise dünyanın 11. büyük ekonomisiyiz. Geçen sene 270 milyar doları aşan ihracat yaptık. 2022’de sadece 36 milyar dolardı. Toplam mal ve hizmet ihracatımız ise 396 milyar doları aştı. Gelecek yıl inşallah 400 milyar doların üzerinde olacak. Türkiye artık farklı bir ligde. Sorunlarımız yok mu? Hangi ülkenin sorunu yok. Son yıllarda dünya üst üste büyük sıkıntılar yaşadı. Finansal krizlerin etkileri hala devam ediyor, üstüne bir de pandemi geldi. O bitti üstüne deprem geldi. O bitti savaşlar çıktı. Bölgemiz ateş çemberi. Ama bunun içinde Türkiye, istikrarlı ve güçlü bir şekilde yoluna devam ediyor."



"Amacımız bu yıl sonunda enflasyonu yüzde 20’nin altına düşürmek"


Hayat pahalılığıyla mücadele programını kararlılıkla uyguladıklarını belirten Yılmaz, "2024 Mayıs ayında yüzde 75,5 çıkmıştı enflasyon. O tarihten bugüne 45 puana yakın düşüş sağladık. Yıl sonunu 30’un biraz üzerinde tamamladık. Bizim hesabımız aslında 30’un altındaydı. Fakat geçen yıl tarımda hem kuraklık hem de don yaşadık. Bu nedenle büyümemiz olumsuz etkilendi, gıda enflasyonu etkilendi. Ama bu sene inşallah çok bereketli olacak. İnşallah amacımız bu yıl sonunda enflasyonu yüzde 20’nin altına düşürmek. Vatandaşımıza kalıcı sosyal refah üreteceğiz" ifadelerini kullandı.



"Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer yok"


Suriye’deki gelişmelere ve terörle mücadeleye de değinen Yılmaz, "Şimdi Suriye yeniden imar ediliyor. Suriye’nin istikrarı, Türkiye’nin istikrarıdır. Biz kapsayıcı bir milliyetçilik anlayışına sahibiz. Türk de bizim, Kürt de bizim. Alevisi de bizim, Sunnisi de bizim. Arabı da bizim, Çerkez de bizim, Laz da bizim. Hep birlikte biz Türkiye’yiz. Bu çerçevede ‘Terörsüz Türkiye’ konusu çok önemli. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu ‘Türkiye Yüzyılı, huzurun ve kardeşliğin yüzyılı olacaktır’ anlayışı, bunun temelini oluşturuyor. ‘Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer yok’ diyoruz. Birlik, beraberlik içinde gideceğiz diyoruz" dedi.


Yılmaz, "Mecliste bir komisyon kuruldu. Komisyonun çalışmaları son aşamaya gelmiş durumda. Yakında inşallah komisyon raporunu yayınlayacak, ondan sonra inşallah terörün kalıcı bir şekilde sona ermesi, bir daha bu ülkenin bu belalarla uğraşmaması için ne adımlar atılması gerekiyorsa, meclisimiz bunu ortak bir irade ile belirleyecek. Bizim buna ihtiyacımız var. Türkiye’nin kavgalara ihtiyacı yok. Kavganın kimseye faydası yok" şeklinde konuştu.



"Terörsüz Türkiye ile demokrasimizin gücü artacak"


Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:


"Terörsüz Türkiye’nin başarılı olmasıyla birlikte, demokraside ve kalkınmada yeni bir döneme geçeceğiz. 2 trilyon doların üzerinde bir kaynak, bu terör yüzünden heba edildi. Şimdi o kaynaklar ülkemizin kalkınması için kullanılacak. Terörün ortadan kalktığı bir ortamda, demokratik standartlarımız daha da yükselecek. Demokratik bir yarış olacak, kimse silahların gölgesine sığınmadan, kimin ne söyleyeceği varsa söyleyecek, kim milleti ikna ederse, milli irade nasıl şekillenirse o yönde politikalar izlenecek. Dolayısıyla demokrasimizin gücü artacak."



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer yok"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Gürlek: "(İBB soruşturması) Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık" Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik soruşturmayla ilgili, "Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık. Şüphelinin sıfatı savcıyı ilgilendirmez Suç var mı yok mu ona bakarız. İhbarlar ve şikayetler vardı bir kısımda kendi içlerinden başvurular vardı. Makul şüphe varsa Cumhuriyet Savcısı soruşturma başlatmak zorunda. Biz de gelen ihbarlar ve şikayetler doğrultusunda soruşturmaya başladık. Para kuleleri dosyasını biz zaten inceliyorduk. Ciddi iddialar vardı para kuleleri ile ilgili" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, bir televizyon kanalında katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Gürlek, "Ben öncelikli olarak bu önemli görevi bana tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanımıza itimatları, takdir ve tensipleri için şükranlarımı arz etmek istiyorum. Yemin töreninden sonra yayınladıkları nazik tebrik mesajı ile de desteklerini ifade eden MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye de hassaten teşekkürlerimi sunuyorum. Dualarını esirgemeyen, tebrik ve iyi niyet dileklerini ileten bütün vatandaşlarıma, özellikle biliyorsunuz 33 yıl sonra Nevşehir’den ilk bir bakan seçildi, özellikle Nevşehirli hemşerilerime saygılarımı sunuyorum" diye konuştu. "O gün gerçekten ben şahsım adına üzüldüm" Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşanan olaylar hakkında sorulan sorulara cevap veren Bakan Gürlek, "O gün gerçekten ben şahsım adına üzüldüm. Şundan; neden? Burası Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanlığı bir görevi, yani Yüce Türk Meclisi. Burada şahısların bir sorunu yok; benim şahsım Ali, Akın, Veli önemli değil. Burada Adalet Bakanı olarak bir kurum adına yemin ediyoruz. Yüce Meclis, biliyorsunuz Gazi Meclisimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bir Meclis. Oradaki olayların yaşanması gerçekten beni üzdü, yani şaşkınlık yaşadım. Ben bunun örgütlü olarak bir yapı olup olmadığını bilemem. Normalde usulü siz daha iyi biliyorsunuz; Meclis Başkanvekilimiz Bekir Bey anons etti, ilk isim olarak beni anons etti. Ben kürsüye çıktım. Bir metin var biliyorsunuz, metnin usulen okunması gerekiyor. Metin okunurken birden karıştı, yani ortalık karıştı" sözlerini söyledi. "Bunlar bize yakışmadı, çok saygın milletvekillerine yakışmadı" Mecliste yaşanan olayları hoş karşılamadığını ifade eden Gürlek, milletvekillerini seçen milli iradeye kavganın yakışmadığını belirterek, şunları kaydetti: "Orası biliyorsunuz Türkiye’nin en seçkin yeri. İnsanların vatandaşın iradesiyle, milletin iradesiyle seçmiş olduğu milletvekillerinin görev yaptığı bir yer. Ben açıkçası bu kadar karışıklık olduğunu bilmiyordum. Birden kürsüye saldırılar başladı. Ama bu konuda daha önce özellikle AK Parti grup başkanvekilleri arkadaşlarımız, AK Parti’deki çok değerli milletvekillerimiz beni uyardılar; ‘Bir karışıklık bekliyoruz, bu konuda sen de biraz dikkatli olur musun?’ dediler. Sonraki olayları ben de televizyondan izledim. Çok karışıklık oldu. Bunlar keşke yaşanmasaydı. Bizim şunu yapmamamız lazım; kurumları yıpratmamamız lazım. Orası milletin iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi. Buradaki şahıs Akın Gürlek değil. Burada bir Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı’nın yemin töreni var. Bizim kesinlikle çok saygı duyduğumuz, çok saygın bir kurum, milletin iradesinin tecelli ettiği parlamentoyu bu tartışmalarla, kürsü işgal etmek, bunlar bize yakışmadı, çok saygın milletvekillerine yakışmadı. En önemlisi de milletvekillerini seçen milli iradeye de yakışmadı. Bunları ben de televizyondan izledim, açıkçası hoş karşılamadım." "Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık" İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasının nasıl başladığıyla ilgili soru üzerine Bakan Gürlek, "Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık. Şüphelinin sıfatı savcıyı ilgilendirmez. Suç var mı yok mu ona bakarız. İhbarlar ve şikayetler vardı bir kısımda kendi içlerinden başvurular vardı. Makul şüphe varsa Cumhuriyet Savcısı soruşturma başlatmak zorunda. Biz de gelen ihbarlar ve şikayetler doğrultusunda soruşturmaya başladık. Para kuleleri dosyasını biz zaten inceliyorduk. Ciddi iddialar vardı para kuleleri ile ilgili. Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir, soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak için başlatılabilir. Soruşturmalar bu şekilde oluyor; maddi deliller dediğiniz gibi işte MASAK raporları, telefon trafikleri, daha sonra tanık beyanları, ihbarcı beyanları. Sadece bu sizin söylediğiniz İBB soruşturması değil, ben genel anlamda söylemek istiyorum. Bütün soruşturmalarda soruşturmaya başlanır, sonraki delil durumuna göre savcılık takdir eder; ya kamu davası açar ya da kamu davası açmayıp ‘takipsizlik’ dediğimiz kararı verir" ifadelerini kullandı. "İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı" İddianame hakkında sorulan soruları yanıtlayan Bakan Gürlek, "İddianame kabul edildiği için, iddianameyi herkes okuyor rahatlıkla. Burada artık gizlilik kararı kalktı, iddianame kabul edildiği için kamuya açık. Herkes bir şekilde iddianameyi okuyup yorumlayabiliyor. Cumhuriyet savcısının ciddi iddia karşısında ‘Ben bunu işlemiyorum, ben bunu yapmıyorum’ deme lüksü yoktur. İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı. Ben savcı olarak ya da benim yerime başka bir arkadaş olarak da mutlaka ciddi iddia varsa bunun üzerine gitmek gerekiyor. İddianamede biliyorsunuz biz değerlendirme yaptık. 3000 sayfa iddianame; bunların bir kısmını yönetici, bir kısmını örgüt üyesi, bir kısmını örgüte yardım eden olarak nitelendirdik" şeklinde konuştu. "Soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı" Soruşturmaya başladıklarında ellerinde delil olduğunu ve bu delillerin sonradan maddi delil olarak ortaya çıktığını söyleyen Bakan Gürlek, "Soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla başlanabilir. Ve şu da çok önemli; savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Bakın biz bunu yaptık İBB dosyasında; delilleri ayrıştırdık. Biz şahsın hem lehine olan delilleri topluyoruz hem aleyhine olan delilleri topluyoruz. Buradaki şahısların unvanları, makamları, belediye başkanı olması; bunlar ilgilendirmez. Cumhuriyet savcısı soruşturmayı gerektirecek şüphe var mı yok mu ona bakar. Bizim başladığımız soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı. Biliyorsunuz en son da iddianamenin açılması aşamasına geldi. Biz aynı zamanda dosya kapsamında sanıkların lehine olan delilleri de topladık. Yani bu yaptık. Delil durumu değişirse onları da lehlerinde değerlendirdik" diye konuştu. "Gerçekten hesap hareketlerinde rüşvet verildikten beş dakika sonra hesap hareketi ortaya çıkmış" Aziz İhsan Aktaş ile İBB arasında yaşanan olayları aktaran Bakan Gürlek, araştırmanın boyutlarından bahsederek şunları kaydetti: "Aziz İhsan Aktaş’ın bir belediyeden alacağı var. Aziz İhsan Aktaş diyor ki ‘Ben belediyeden alacağımı istiyorum, işte benden komisyon istiyorlar, yani rüşvet istiyorlar.’ Aziz İhsan Aktaş’a diyoruz ki biz; ‘Sen ispatla.’ O da diyor ki; ‘Benimle şurada görüştüler’ diyor. Bakın, çok önemli. ‘Nerede görüştüler?’ diyoruz; atıyorum ‘Ankara’da Otogar’da görüştüler’ diyor. Biz bunu teyit etmemiz için bakıyoruz. Şüpheli şahısla Aziz İhsan Aktaş’ın aynı yerde görüşüp görüşmediğini, ortak baz istasyonu verip vermediğini alıyoruz. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; ‘Ben para verdim’ diyor. ‘Parayı nerede verdin?’ diyoruz; ‘Burada’ diyor. ‘Nereden çektin?’ diyoruz; ‘Balgat’taki bir banka şubesinden çektim’ diyor. Bakıyoruz gerçekten de yazıyoruz bankaya; Balgat’taki şubeden para çekilmiş. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; ‘Yani parayı rüşveti verdikten sonra beş dakika sonra benim hakedişim hesabıma yattı’ diyoruz. Bunu da teyit etmek zorundayız. Bakıyoruz gerçekten hesap hareketlerinde rüşvet verildikten beş dakika sonra Aziz İhsan Aktaş’ın hesap hareketi ortaya çıkmış." "Mahkemeler siyasi şov yeri değil" İBB davasının canlı yayınlaması hakkında sorulan soruya cevap veren Bakan Gürlek, "Gizli tanığa baskı asla söz konusu değildir. Her etkin pişmanlıktan yararlanan ve itirafçı olan beraat edecek diye bir algı yanlış. Meclis iradesiyle mahkeme canlı yayınlanabilir. Mahkemeler siyasi şov yeri değil. 143 tane eylem var; iddianameyi muhtemelen okumuşsunuzdur, bizden de daha iyi biliyorsunuzdur. 143 eylemi siz incelemişsinizdir; tek bir eylemden dolayı gizli tanığın, yani gizli tanığın beyanından dolayı cezalanan bir eylem yok. Gizli tanık elbette tanık beyanıdır. Biz tek başına gizli tanık beyanına dayanarak bir işlem yapmadık. Gizli tanığa baskı, öyle bir şey yok" dedi. "Bizim yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerekiyor" Yasa dışı bahis operasyonları hakkında soru üzerine Bakan Gürlek, "Bizim yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerekiyor. Yasal düzenleme eksikliği varsa yasal düzenleme yapacağız. Yasa dışı bahiste sürekli yöntem değişiyor. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz kökünü kazıyacağız. Yasa dışı bahis paralarının Türkiye’ye kazandırılması gerekiyor. Yasa dışı bahis belasından vatandaşlarımızı kurtarmak istiyoruz. Görev yaptığımız süre boyunca bu konuyla mücadele ettik. Adalet Bakanı olarak görevde bulunduğum sürece de bu illetin üzerine kararlılıkla gideceğiz" diye konuştu. "Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu" Uyuşturucunun Türkiye’nin en büyük sorunu olduğuna dikkati çeken Gürlek, "Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu. Anneler ve aileler bana geliyor. Aileler özellikle çocukların uyuşturucu kullanmasından dolayı çok üzgün. Anneler babalar bana geliyorlar, telefonda mesaj atıyorlar bize oğlumuzu bu illetten kurtar diyorlar. Uyuşturucu ile ilgili biz gerekli adımları attık. İnşallah Adalet Bakanlığı döneminde de elimizden geleni yapacağız. Uyuşturucu içenlere 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası var. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz. Uyuşturucuda sistem şu şekilde işliyor. Torbacı diye tabir edilen bir kişi var torbacının altında da bunu dağıtan bir kişi var. 4 tane ana dağıtıcıya ulaştık. Daha sonra barona ulaşıyorsunuz. Hedefimizde uyuşturucu baronları var" şeklinde konuştu. "Sosyal medyada bilgi kirliliği var" Sosyal medya ile alakalı bir çalışma yapılıp yapılmayacağıyla ilgili soru üzerine Gürlek, "Sosyal medyada bilgi kirliliği var. Sosyal medya ile ilgili bildiğim kadarıyla bir yasa çalışması var. Yani sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa, bir yazıyı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. Bu kimliği doğrulanmadan sahte hesapla ya da yurt dışından bir fake hesapla bunu yapmayacak. Biliyoruz itibar suikastları oluyor, herkese itibar suikastı oluyor; hakim savcı arkadaşlara oluyor, yargılamayı etkilemeye çalışıyorlar. Bunlar yanlış. Eğer sosyal medyada şahıs bir açıklama yapıyorsa, bir hedef gösteriyorsa o kişinin kimliği belli olduğu için artık onun da cezai sorumluluğu başlayacak" ifadelerini kullandı. "‘Alo Adalet’ hattı kuracağız" "Alo Adalet" hattının kurulacağını açıklayan Bakan Gürlek, "Şu an en büyük sorun yargılamanın gecikmesi. ‘Sıfır gecikme’ diye bir proje başlattık. Benim yeni adalet bakanlığı döneminde şu şekilde bir sistem kurmayı düşünüyorum: ‘Alo adalet’ hattı kuracağız. İlk kez açıklıyorum. Nedir, vatandaş atıyorum bir boşanma davası var, 17 celseden beri boşanma davası bitmemiş. Burada vatandaş hatta ulaşabilir" dedi. "CHP’nin kapatılması ihbarı tamamen yanlış bilgi" Cumhuriyet Halk Partisi’nin kapatılması iddiaları hakkındaki soruyu yanıtlayan Bakan Gürlek, "Siyasi partilerin kapatılması olmaz. Bunu zorlaştıran da zaten AK Parti. CHP’nin kapatılması ihbarı tamamen yanlış bilgi" diye konuştu.
İstanbul Polisi ve eşini darbeden şüpheliler serbest bırakılmıştı: İtiraz üzerine tutuklandılar Küçükçekmece’de sokakta otomobille çarptıkları polis memuru ve eşini çıkan tartışma sonrası darbeden 3 şüpheli, adli kontrolle serbest bırakılmasının ardından savcılık itirazıyla tutuklandı. Olay, 6 Şubat’ta saat 23.00 sıralarında Küçükçekmece İstasyon Mahallesi İstasyon Caddesi üzerinde meydana gelmişti. İstirahatli polis memuru T.Y., ile eşi E.Y., ile birlikte yürüdüğü esnada otomobil eşi E.Y.’ye çarpmıştı. Bunun üzerine polis memuru ile otomobil sürücüsü arasında tartışma başlamıştı. Taraflar arasındaki tartışma bir süre sonra kavgaya dönüşmüştü. Otomobilde bulunan kişiler iddiaya göre arkadaşlarını da olay yerine çağırmış ve kalabalıklaşan grup polis memuru T.Y. ile eşi E.Y.’yi darbederek, cep telefonunu elinden alıp hakaret ettikten sonra olay yerinden uzaklaşmıştı. Olay sonrası çalışma başlatan polis ekipleri, M.A.G., Ş.A. ve E.K. isimli 3 şüpheliyi yakalayarak gözaltına almıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından 3 şüpheli, sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakılmıştı. Devam eden çalışmalarda, kavga sırasında olay yerinde bulunan ve kavgaya karıştığı belirlenen B.K. ve F.A. isimli şüpheli şahıslar ise 10 Şubat’ta yakalanmış, sevk edildikleri mahkemece adli kontrolle serbest bırakılmıştı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından F.A., Ş.A. ve B.K. isimli şahıslar hakkında tekrar gözaltı kararı verilmesi üzerine şüpheliler kısa süre içerisinde yakalanarak gözaltına alındı. Şahıslar, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri Küçükçekmece Adliyesinde savcılık ifadelerinin ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. F.A., Ş.A. ve B.K. isimli şüpheliler, nöbetçi hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Antalya Alanya’da Oba çayı taştı, caddeler sular altında kaldı Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü’nün sarı kodlu uyarısının ardından Alanya ve çevresinde etkili olan sağanak yağış hayatı olumsuz etkiledi. Gün boyu aralıklarla devam eden ve akşam saatlerinde şiddetini artıran yağış sonrası bazı caddeler sular altında kalırken, araçlar yolda mahsur kaldı. Alanya’da yağışların artmasıyla birlikte Dim Barajı’nın kapakları kontrollü şekilde açıldı. Barajdan bırakılan su ve derelerden gelen yoğun akış nedeniyle özellikle dere yataklarına yakın bölgelerde taşkın riski oluştu. Aşırı yağış ve barajdan salınan suyun etkisiyle bazı piknik işletmelerinde maddi hasar meydana geldi. Akşam saatlerinde ise Oba Çayı taştı. Taşkın nedeniyle Oba Hatipoğlu Caddesi sular altında kaldı. Cadde üzerinde ilerlemeye çalışan bazı araçlar su birikintileri içinde mahsur kaldı. Sürücülerin zor anlar yaşadığı kameralara yansırken, başka bir araç sürücüsünün mahsur kalan aracı kurtarmak için yardım ettiği görüldü. Öte yandan Oba Mahallesi’nde bir marketinde Oba Çayı’ndan gelen akıntı nedeniyle avlusu ve giriş kısmı suyla doldu. İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, su tahliye çalışması başlattı. Ekiplerin yoğun çalışması sonucu biriken su kontrollü şekilde tahliye edildi. Mahalle sakinlerinden Kadirhan Karadağ, "İlk defa böyle bir şey görüyoruz. Aşırı yağıştan dolayı çay taştı. Ekiplerimiz yardımcı oluyorlar’’ dedi.