ASAYİŞ - 27 Mayıs 2025 Salı 16:47

Derya öğretmeni katleden meslektaşı, ağırlaştırılmış müebbetle yargılanmaya başladı

A
A
A
Derya öğretmeni katleden meslektaşı, ağırlaştırılmış müebbetle yargılanmaya başladı

Mersin’in Erdemli ilçesinde 47 yaşındaki 2 çocuk annesi öğretmeni öldüren öğretmen sevgilisi, ilk kez hakim karşısına çıktı. Olaydan sonra Derya öğretmenin çocuklarının olduğu karşı daireye de onlar uyurken girdiğini mahkemede itiraf eden sanık Murat O., üzerindeki nakit paranın azalması nedeniyle Derya öğretmenin çantasını alarak daireden çıktığını söyledi.


Yazlık sitede 2 çocuk annesi öğretmen Derya Demir’i öldürdüğü iddiasıyla yakalanarak tutuklanan Murat O.’nun yargılanmasına başlandı. Mersin Cumhuriyet Savcılığı tarafından sanık hakkında hazırlanan iddianamede, tutuklu sanık Murat O.’nun ’kadına karşı kasten öldürme’, ’başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama’ ve ’kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık’ suçlarından yargılanması talep edildi. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamenin ardından davanın ilk duruşması bugün görüldü. Tutuklu sanık Murat O. duruşmaya Antalya’nın Alanya ilçesindeki L Tipi Cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katılırken, öldürülen Derya öğretmenin babası Mahmut Demir ile oğlu M.Y.Ö., taraf avukatları ve müşteki yakınları salonda hazır bulundu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Mersin Barosu Kadın Hakları ve Çocuk Hakları Merkezi adına avukatlar da duruşmaya katıldı.



Arkadaşlık sitesi üzerinden tanımışlar


Duruşmada savunması sorulan sanık Murat O., karakoldaki ve savcılıktaki alınan ilk ifadelerini kabul etmedi. Kendisinden karakoldan baskı yoluyla ifade alındığını, savcılıkta da getirilen aynı ifadeyi imzaladığını öne süren Murat O., mahkeme başkanının ’avukatına bu durumla ilgili itirazda bulunmadın mı’ sorusuna, bulunduğunu ancak avukatın da ilgisiz olduğunu ileri sürdü.


Müşteki Derya Demir ile 3 Nisan 2023’te bir arkadaşlık sitesi üzerinden tanıştıklarını belirten Murat O., birbirlerini beğenerek görüşmeye başladıklarını ifade etti. Yaklaşık 16 aylık arkadaşlıkları olduğunu dile getiren Murat O., geçen haziran ayında baba Mahmut Demir ile görüşürek evlenmek istediğini söylediğini iddia etti.



"Bıçak boğazına saplanmış"


Konya’dan 8 Ağustos 2024’te tatil için Erdemli’ye geldiğini anlatan Murat O., "7-8 gün bir apartta kaldım. Konya’ya dönecektim. Biraz daha kalmamı rica etti, kıramadığım için kaldım. Oturdukları dairenin karşısındaki dairenin anahtarının kendilerinde olduğunu, orada kalabileceğimi söyledi. 19 Ağustos’ta sahilde beraber yürürken karşımızdan gelen iki kadından biri ’merhaba’ diyerek selam verdi. Ben de karşılık verdim. Sima olarak tanıdık geldi ama çıkaramadım. Bu yüzden tartışmaya başladık. Eve gelince ben karşı daireye yerleştim. Sabah geldi, tekrar tartışmaya başladık. Gitmeye karar verdim. Sonra eline bıçak aldı ve ’çıkamazsın’ dedi. Tartışma sırasında bıçağı salladı. Engellemeye çalıştım. Bu sırada bıçak boğazına saplandı. Beraber yere düştük. Bıçağı boğazından çıkarınca bir dakika içinde rahmetli oldu. Nabzını kontrol ettiğimde yaşamıyordu" diye konuştu.



Nakit parası azalınca, Derya öğretmenin çantasını çalmış


Mahkeme başkanının ’olaydan sonra maktulün çantasını alıp almadığı’ ve ’maktule borcunun olup olmadığı’na ilişkin sorusu üzerine sanık, "Derya’ya sadece bin lira borcum vardı. Onun dışında kendisinden ziynet eşyası falan almadım" diye cevap verdi. Yaşanan olayın şokuyla üzerini temizledikten sonra cep telefonu, şarj cihazı ve cüzdanını almak için çocukların uyuduğu karşı daireye gittiğini ifade eden Murat O., üzerindeki nakit paranın azalması nedeniyle Derya Demir’in çantasını alarak daireden çıktığını kaydetti. Borcunu ödemek için kaldığı apart sahibini aradığını ifade eden Murat O. çantadaki banka kartı ile bir kısmını nakit çekerek bir kısımı da komisyon karşılığı para çektirerek ödediğini anlattı. Sanık Murat O., 2 gün de Mersin’de kaldıktan sonra Konya’ya gittiğini söyledi.



"Kızımı bir sömürü aracı olarak kullanmış, tasarlayarak öldürdüğü çok açık"


Baba Mahmut Demir de sanığın yalan söylediğini ifade ederek, "Sanıkla tanıştıktan sonra ilişkinin boyutunu öğrenmek için kızıma, kendisinden para isteyip istemediğini sordum. Kendi işini kendisinin halledebileceğini söyledi. Kızımı bir sömürü aracı olarak kullanmış. Zaman zaman para almış. Kızım kaybolduktan bir gün sonra aradım. Her defasında yalan söyledi. Cenazesini 5 gün sonra bulduk. Evden çıkarken iki kapıyı da kilitleyip gitmiş. Tasarlayarak öldürdüğü çok açık. Kızım iyi bir insandı. Bu zamana kadar bırakın kimseyi kırmayı, ağzından kötü söz bile çıkmadı. Cinayet öncesi Murat ile kızımın tartışmasını duyanlar olmuş" diye konuştu.



"Sabah geleceğini söyledi"


Tanık olarak dinlenen Demir’in oğlu M.Y.Ö. de sanıkla olaydan bir iki hafta önce tanıştığını söyledi. 20 Ağustos sabahı uyandıklarında çantası da olmayınca annesinin markete gittiğini düşündüklerini belirten M.Y.Ö., "Bir süre daha gelmeyince cep telefonunu aradık ve evde çaldığını gördük. Bunun üzerine sanığı aradık. O da annemin arkadaşlarıyla Mersin’e gittiğini söyledi. Bir süre sonra yine aradık ve polise gideceğimizi söyleyince; annemin arkadaşlarıyla ev tutuğunu ve sabah geleceğini söyledi. Ertesi gün sabah da gelmeyince dedeme haber verdik. Beraber Kızkalesi Jandarma Karakoluna giderek kayıp müracatında bulunduk" diyerek sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.


Müşteki avukatı Erol Bediz de sanığın ifadelerinin arasında zıtlıklar olduğunu, haksız tahrik indirimi almaya ve iyi hal indiriminden yararlanmaya yönelik beyanlarda bulunduğunu dile getirdi.



Takdir indirimi olmaksızın cezalandırılması talep edildi


Esasa ilişkin mütalaası istenen savcı, olaya ilişkin tespitler, yargılama aşamasında gelişmeler ve ifadeler neticesinde sanığın üzerine atılı tüm suçlardan takdir indirimi uygulanmaksızın cezalandırılmasını talep etti.


Son sözü sorulan sanık Murat O. ise Derya Demir’in ölümüne neden olmadığını savunarak, "Ben kaçmadım. Cesedi yok edebilirdim. Bilerek ve kasten tasarlayarak ölümüne sebep olmadım. Vicdanım rahat. Derya hanımı tasarlayarak öldürmedim" dedi.


Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, olaya şahit olan kişinin dinlenmesi ve mütalaaya karşı yazılı savunma yapılması için talep edilen ek süre gerekçesiyle duruşmayı erteledi.


Öte yandan, duruşma sonrası Mersin Barosu Kadın Hakları ve Çocuk Hakları Merkezi avukatları ve müşteki yakınların katılımıyla adliye önünde basın açıklaması yapıldı.



Olayın geçmişi


Olay, geçen yıl ağustos ayında ilçeye bağlı Ayaş Yemişkumu Mahallesi Sebaste Caddesi’ndeki bir yazlık sitede yaşandı. 25 Ağustos’tan 6 gün önce haber alınamadığı için kayıp olarak aranan 47 yaşındaki 2 çocuk annesi matematik öğretmeni Derya Demir’in, babasının evinin karşısındaki yazlık dairede cinayate kurban gittiği ortaya çıkmıştı. Eşyalı daireden gelen kötü kokular üzerine kayıp kadının aile bireyleri tarafından çağrılan çilingirle kapının açılmasıya boğazından bıçaklanarak öldürüldüğü belirlenmişti. İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Suç Araştırma Timi ve Erdemli İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerinin yaptığı çalışmada bekar olan Demir’in, özel bir kurs merkezinde matematik öğretmeni olan erkek arkadaşı Murat O. cinayet şüphelisi olarak belirlenip Konya’da yakalanmış, Derya Demir’i ’ben ayrılmak istiyorum’ demesiyle başlayan tartışmada bıçaklayıp öldürdüğünü itiraf etmişti. Katilin, Karaman’da görev yapan Derya öğretmenin maaş kartıyla konaklama yaptığı otele 10 bin 400 TL ödeyip, çeşitli giyecek ve yiyecek alışverişlerini de yaptığı belirlenmişti.



Derya öğretmeni katleden meslektaşı, ağırlaştırılmış müebbetle yargılanmaya başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir 5 kuşaklık Kızıklı mirası yok olmak üzere Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde dünyaca ünlü "Kızıklı işi" bıçak ustalığı, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 5 kuşaktır dededen toruna aktarılan bu kadim zanaatın son temsilcisi Tanju Pulat, ateş ve örs başında zamana direniyor. Yarım asırlık bileme görmeden hala kullanılan satırları ve el işçiliği işlemeli dualı bıçaklarıyla tanınan Pulat, "Çırak bulamıyoruz, bu ateş sönmek üzere" diyerek sitem etti. Balıkesir’in Burhaniye ilçesine bağlı Kızıklı Mahallesi’nde, beş asırdır yankılanan çekiç sesleriyle yapılan bıçaklar artık son kalan atölyede yapılıyor. Babasından devraldığı mesleği 5. kuşak olarak omuzlayan Tanju Pulat, fabrikasyon üretime inat, çeliği geleneksel yöntemlerle çekiçle şekillendiriyor. 52 yıllık satır, hiç bilenmeden hala kesiyor Usta Tanju Pulat’ın atölyesindeki en dikkat çekici parça, babasının 1974 yılında çeliğini elleriyle dövdüğü kurban satırı. Yarım asrı devirmesine rağmen keskinliğinden hiçbir şey kaybetmeyen satırın özelliğini açıklayan Pulat, "Bu satır yapıldığı günden bu yana birçok kurban kesip parçaladı. Hala ilk gün ki gibi bir kez bile bileme yüzü görmedi. Eski ustaların çeliğe su verme ve dövme tekniği böyle belli oluyor. Biz hala bu satırı bilemedik. İlk günkü gibi kullanıyoruz" dedi. Bıçaklara işleme yapıyor Kızıklı işi bıçaklarını diğerlerinden ayıran en büyük özellik, üzerindeki sanatsal derinlik ve sağlam dayanıklı olması diyen Pulat, Bıçakların işlemeleri hakkında bilgiler veriyor. "Günümüzde bıçak çeliği üzerine el işçiliğiyle yazı ve motif işleyen belki 5 kişi kalmadık" şeklinde konuşan Pulat, bu geleneği şu sözlerle anlatıyor: "Babam kurban bıçaklarının üzerine kurban figürleri yapar, kurban duasını ayrıca kurbanın nasıl kesileceğini anlatan resim, figür ve yazılar işlerdi. Bu konuda daha sanatkârdı. Ben de bu geleneği yaşatan son kişilerden biriyim. Bu bıçaklar sadece birer araç değil, her biri birer sanat eseri" dedi. "Çırak bulamıyoruz, bu sanatın sonu geliyor" Beş kuşaktır aile mirası olarak sürdürülen zanaatın geleceği ise karanlık. Ağır işçilik ve sabır gerektiren mesleğe gençlerin ilgi göstermediğini vurgulayan son usta Pulat, bu konu hakkında dert yandı. "Bu meslek bize babalarımızın dedelerinden kaldı, biz beşinci kuşağız. Birileri zahmet edip 5 kuşaktır bu mesleği birilerine öğretmiş. Ama bende tıkandı. Son ustayım, meslek benle birlikte ölecek. Bu işi öğrenmek isteyen kimse çıkmıyor. Çırak bulamıyoruz. Ben bu kapıyı kilitlediğimde, Kızıklı’nın asırlık bıçak kültürü de tarih olacak. Ya öbür tarafta dedelerim, babam bana hesap sorarsa, niye bu mesleği öğretmedin derse" diyerek sitem etti. Burhaniye’de ki mütevazı atölyesinde, kor ateşin başında ter dökmeye devam eden Tanju Pulat, bir taraftan mesleğini yaparken diğer taraftan da mirasını devredecek bir el arıyor.
Ankara Türk üniversitelerinin uluslararası sıralamalardaki yükselişi sürüyor Türkiye’den toplam 11 üniversite, Quacquarelli Symonds’un (QS) 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında ilk 500’de yer aldı. Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS, 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralaması sonuçlarını açıkladı. 100 ülkeden bin 900’ü aşkın yükseköğretim kurumunun değerlendirildiği sıralamada, Türkiye’den toplam 11 üniversite farklı alanlarda dünyada ilk 500’e girmeyi başardı. Ankara Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), İstanbul Üniversitesi (İÜ), Koç Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Sabancı Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ), farklı alanlarda ilk 500’de yer alan Türk üniversiteleri oldu. Sıralamada ‘Beşeri Bilimler ve Sanat’, ‘Mühendislik ve Teknoloji’, ‘Fen Bilimleri ve Tıp’, ‘Doğa Bilimleri’ ve ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ olmak üzere 5 ana alan ve 55 alt bölüm değerlendirildi. Değerlendirme, ‘akademik itibar’, ‘işveren itibarı’, ‘makale başına araştırma atıf sayısı’, ‘H indeksi’ ve ‘uluslararası araştırma ağı’ olmak üzere beş gösterge baz alınarak yapıldı. Sanat ve Beşeri Bilimler alanında 9 Türk üniversitesinden derece QS Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında, ‘Sanat ve Beşeri Bilimler’ alanında ilk 500’de 9 Türk üniversitesinin sıralamaya girdiği belirtilirken, ODTÜ 242, İÜ 279, İTÜ 284, Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi 305, Koç Üniversitesi 383, Ankara Üniversitesi 391’inci olarak listeye girdiği açıklandı. Bilkent Üniversitesi 401-450, Gazi Üniversitesi ise 451-500 bandında yer aldı. Mühendislik ve Teknoloji alanında İTÜ 91’inci oldu ‘Mühendislik ve Teknoloji’ alanında İTÜ 91’inci olarak dünyada ilk 100’e girme başarısı gösterirken, ODTÜ 103, Boğaziçi Üniversitesi 236, Koç Üniversitesi 243, Sabancı Üniversitesi 266, YTÜ 273, Bilkent Üniversitesi 290’ıncı olarak ilk 300’de yer aldı. Hacettepe Üniversitesi de 364’üncü sırada yer alarak, bu alanda ilk 500’e giren 8’inci Türk üniversitesi oldu. Sosyal Bilimler ve İşletme alanında ODTÜ 173’üncü oldu ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ alanında ODTÜ 173, Boğaziçi Üniversitesi 217, Koç Üniversitesi 252, Bilkent Üniversitesi 278, İstanbul Üniversitesi 346, İTÜ ve Sabancı Üniversitesi 353’üncü oldu. Hacettepe Üniversitesi 401-450, Ankara Üniversitesi 451-500 bandında yer aldığı açıklanırken, böylece bu alanda toplam 9 Türk üniversitesi ilk 500’e girdi. Fen Bilimleri ve Tıp alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada ‘Fen Bilimleri ve Tıp’ alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada yer alırken, onu 390’ıncı sırada Ankara Üniversitesi takip etti. İÜ de 451-500 bandında yer alarak bu alanda ilk 500’e girmeyi başaran 3 Türk üniversitesinden biri olduğu belirtildi. Ayrıca ‘Doğa Bilimleri’ alanında da İTÜ 251, ODTÜ 300’üncü olarak ilk 300’e girmeyi başarırken, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi 451-500 bandında kendilerine yer bularak bu alanda ilk 500’e giren 4 Türk üniversitesi arasında yer aldığı ifade edildi. "Türk yükseköğretimi, küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir" Türk üniversitelerinin uluslararası alandaki başarılarının artarak sürmesinden memnuniyet duyduğunu belirten Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "Türk yükseköğretimi küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir. Hep birlikte daha büyük hedeflere ulaşmak için planlı ve kararlı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sıralamalarda yer alan tüm üniversitelerimizi kutluyorum" ifadelerine yer verdi.