KÜLTÜR SANAT - 28 Nisan 2025 Pazartesi 10:33

Kadınlar üretime kazandırdı: Ayakkabı bağcıkları renkli çantalara dönüşüyor

A
A
A
Kadınlar üretime kazandırdı: Ayakkabı bağcıkları renkli çantalara dönüşüyor

Mersin’de ayakkabı bağcıkları ve eşofman bel bağları, kadınlar tarafından dokunarak renkli çantalar ve tekstil ürünlerine dönüştürülüyor. Halk arasında ’çulfalık’ olarak bilinen dokuma tezgahlarında ’bir tekstil hikayesi’ sloganıyla temiz tekstil atığı olarak nitelenen ayakkabı bağcıklarından üretilen çanta ve malzemeler, dayanıklılığı, kalitesi ve kullanışlı olması ile dikkat çekerken ekonomiye de kazandırılmış oluyor.


Kentte ’İleri Dönüşüm’ projesi ile ayakkabı bağcıkları ve eşofman bel bağları, renkli çantalar ve tekstil ürünlerine dönüştürülüyor. Toroslar Kent Konseyi tarafından başlatılan proje kapsamında Çukurova Mahallesi’ndeki dokuma atölyesinde kadınlar tarafından üretilen çanta ve tekstil ürünleri, dayanlılığı, kalitesi ve kullanışlılığı ile dikkat çekiyor.


Toroslar Kent Konseyi Başkanı Sevgi Altınöz Çetin, ’bir tekstil hikayesi’ sloganıyla hayata geçirdikleri projeyle kadınların ekonomik hayata katılımını sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Amaçlarının toplumun özellikle dezavantajlı alanlarına dokunmak ve ihtiyaç boyutunda projeler üreterek hayata geçirmek olduğunu belirten Çetin, şöyle devam etti:


"Toroslar’da kadının ekonomiye katılımını sağlamak üzere ne tür projeler üretebiliriz diye kafa yorduğumuz zaman ortaya çıkan şey; kültürle birlikte doğayı ve kadının ekonomiye katılımını harmanlayacak bir fikirdi. Geldiğimiz noktada; doğayı koruyan, kültür mirasına sahip çıktığımız ve geleceğe aktardığımız, aynı zamanda da kadının para kazanmasına vesile olduğumuz bu güzel çalışmanın içinde bulduk kendimizi. Toroslar’da kültür miras niteliğini taşıyan, özellikle de unutulmaya yüz tutmuş değerler arasında dokuma tezgahlar var, dokuma kültürü var, Yörük kültürü var. Bu kültür, unutulmaya yüz tutmuş değerler sınıfına da girmeye başlamışsa, biz ’buna sahip çıkalım, sahip çıkarken de etraftaki dezavantajlı sorunları harmanlayarak irdeleyelim’ dedik."



"25 günlük kısa sürede gördüğünüz manzara ortaya çıktı"


Projeyi hayata geçirdikten sonra dokuma tezgahlarında kullanılmak üzere malzeme arayışına girdiklerinde ifade eden Çetin, kendilerini Mersin Tekstil Üreticileri Derneği (METÜD) Başkanı Kemal Dede’nin yanında bulduklarını kaydetti. Başkan Dede’nin kendilerinde kumaş parçaları olmadığını ancak işlerine yararsa ayakkabı bağcıkları ve eşofman bel bağları bulunduğunu söylediğini anlatan Çetin, "Toroslar’da her mahallede çulfalık tezgahına mutlaka rastlayabilirsiniz. ’Bu değerleri de gün yüzüne çıkaralım evinde pijamasını, penyesini keserek yolluklar, paspaslar dokuyan annelerimizin kültürünü çağa uyduralım’ dedik. Ve ayakkabı bağcıkları çıktı karşımıza. Bu sıradışı bir karşılaşma idi. Biz de böyle hayal etmemiştik ama yapabilir miyiz diye sorulduğu zaman; ’deneriz en kötü’ diyerek başladığımız tezgah çalışmamızda 25 günlük kısa sürede gördüğünüz manzara ortaya çıktı" dedi.



"İpi ayakkabı bağcığından yaptık"


Kullanılan malzemeden dolayı farklı bir konsept oluştuğuna işaret eden Çetin, "Öncelikle ürünlerimiz ’ileri dönüşüm’ diye adlandırdığımız ürünler. Geri dönüşüm bir ürünün formunu değiştirerek ortaya çıkardığımız, ileri dönüşüm ise formunu bozmadan ortaya çıkardığımız ürünlerdir. Biz ayakkabı bağcığının formunu bozmadık; dokuma tezgahlarında ihtiyaç olan ipi ayakkabı bağcığı ya da eşofman bel bağcığından yaptık. Zor bir çalışmaydı. Hala zor bir çalışma ama ortaya çıkan sonucu gördüğümüz zaman da ’evet bu bedele değer’ diye bakıyoruz. Ayakkabı bağcığı diyerek geçilmemeli. Çünkü, su tutmaması, özellikle yaz aylarında Mersin gibi bölgede denizin, kumun ve havuzun bol olduğu bir bölgede çok kullanışlı ve çok dayanıklı ürünler oldu. Kim kullanacaksa yıkasın yıkasın kullansın diyoruz" diye konuştu.



Kooperatifleşme ve markalaşma çalışmaları


Elde ettikleri ürünler için pazar arayışının sürdüğünü ifade eden Çetin, bu aşamada kooperatif kurmak için kolları sıvadıklarını kaydetti. Çetin, "Öncelikle, planlarımız arasında bu kadar emek vermeye ve üretmeye istekli kadın arkadaşlarımızı profesyonel bir çatı altına toplamak ilk hedefimiz. Bu da eşittir kooperatifleşme. Toroslar’da üretici kadın kooperatifi yok. Buna da bir imza atarak bir ilki gerçekleştirmiş olacağız. Kadının emeğinin profesyonel bir çatının altında toplanmasını ve sağlam zeminler üzerine kurulmuş bir yapıda para kazanmasını sağlayacağız. Bu da markalaşma anlamına gelecek. Hikayeyi kiminle paylaştıysak, ’kimin aklına geldi, nereden çıktı bu olay’ deniyor. Belli ki kimse ayakkabı bağcığı formundaki bir dokuyu dokumamış, dönüştürmemiş, dikmemiş. Bunu biz başardık" dedi.



"Sıra dışı bir çalışma, çok güzel şeyler üretiyoruz"


Atölyede dokuma yapan kadınlardan Çiğdem Durukan, daha önce hiç böyle bir çalışma yapmadığını belirterek, "Sıra dışı bir çalışma, çok mutluyum şu an. Çok güzel şeyler üretiyoruz arkadaşlarla. Böyle bir fikri duyduğumda önce çok şaşırdım ama çok mutlu oldum. Değişik desenler çıkarınca çok güzel oluyor" ifadelerini kullandı.


Küçüklüğünden beri dokuma yaptığını ifade eden Ayşe Kılınç ise, "O zamanlar sofra, savan gibi şeyler çok dokuduk. Ayakkabı bağcığıyla dokuma yapmadım. İlk gördüğümde nasıl bir şey olacağını düşünemiyordum ama dokuduğumda, çantalar dikilmeye başladığında yaptığımız ürünü, emeğimizi görünce daha mutlu oluyorum" şeklinde konuştu.


5 yıldır dokuma yaptığını belirten Sadet Savcı da "Ben ayakkabı bağcığını ilk defa burada gördüm. Normalde savanlar dokuyorduk, sofralar, masa örtüleri, kilim yapıyordum. Buraya geldiğimde ayakkabı bağcıklarıyla karşılaşınca dedik ’olur mu, olmaz mı? Deneyelim’ dedik" diye konuştu.



Kadınlar üretime kazandırdı: Ayakkabı bağcıkları renkli çantalara dönüşüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Köse: "Enflasyon rakamları sokaktaki gerçeği yansıtmıyor" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Türkiye’de artan hayat pahalılığı, temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışları ve alım gücündeki düşüşün özellikle asgari ücretli ve emeklileri derinden etkilediğini belirterek, "Ekonomide rakamlar konuşuluyor ama vatandaşın mutfağındaki yangın büyümeye devam ediyor" dedi. Son dönemde açıklanan enflasyon verilerinin vatandaşın günlük yaşamındaki fiyat artışlarını tam olarak yansıtmadığını savunan Köse, özellikle gıda, kira, ulaşım ve enerji maliyetlerindeki yükselişin toplumun geniş kesimlerini zor durumda bıraktığını söyledi. "Asgari ücret daha cebe girmeden eriyor" Asgari ücretlinin her geçen gün daha fazla geçim sıkıntısı yaşadığını ifade eden Köse, "Bugün bir asgari ücretli maaşını aldığı gün kira, faturalar ve temel ihtiyaçlar arasında sıkışıyor. Market fiyatları sürekli artıyor. Et, süt, peynir gibi temel gıda ürünleri artık birçok aile için lüks hale geldi. Asgari ücret daha vatandaşın cebine girmeden eriyor" diye konuştu. Emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara da dikkat çeken Köse, özellikle düşük maaş alan emeklilerin yaşam mücadelesi verdiğini belirtti. Köse, "Yıllarca çalışmış insanlar bugün pazara çıkarken iki kez düşünüyor. Emekli vatandaşlarımız bırakın sosyal yaşamı, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Bu tablo toplumda ciddi bir umutsuzluk oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Fiyat artışları kontrol altına alınmalı" En büyük problemin kontrolsüz fiyat artışları olduğunu vurgulayan Köse, denetim mekanizmalarının daha etkin çalışması gerektiğini söyledi. Köse, "Aynı ürünün bir hafta içinde farklı fiyatlara satıldığı bir ortam oluştu. Vatandaş artık market market dolaşıp en ucuz ürünü arıyor. Enflasyonla mücadele sadece maaş artışıyla olmaz. Öncelikle fiyat istikrarı sağlanmalı" dedi. Köse, özellikle kira fiyatlarının büyükşehirler ve sanayi kentlerinde ciddi sorun haline geldiğini belirterek, "Bugün emeklinin de çalışanın da en büyük korkusu kira. Maaş artıyor ama kira artışı çok daha hızlı yükseliyor. Barınma sorunu artık ekonomik değil sosyal bir krize dönüşüyor" diye konuştu. "Üretici de tüketici de mutsuz" Tarım ve üretim maliyetlerindeki yükselişin zincirleme şekilde fiyatlara yansıdığını belirten Köse, çiftçinin de vatandaşın da memnun olmadığını söyledi. Köse, "Mazot, gübre, yem ve elektrik maliyetleri arttıkça üretici fiyat yükseltmek zorunda kalıyor. Bu durum doğrudan market rafına yansıyor. Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor. Ekonomideki en büyük kırılma burada yaşanıyor" dedi. Çözüm önerilerini de sıralayan Köse, ekonomik rahatlama için kalıcı ve yapısal adımlar atılması gerektiğini belirtti. Köse şu önerilerde bulundu: "Öncelikle temel gıda ve kira konusunda denetimler artırılmalı. Emekli maaşları gerçek yaşam maliyetine göre yeniden düzenlenmeli. Asgari ücret yılda tek zamla bırakılmamalı. Yerli üretici desteklenmeli, tarım maliyetleri düşürülmeli. Gençlerin ve dar gelirlinin barınma sorununa yönelik sosyal konut projeleri artırılmalı. Ekonomide güven ortamı güçlendirilmeden vatandaşın refah hissetmesi mümkün değil." Toplumdaki ekonomik kaygının her geçen gün arttığını ifade eden Köse, "Vatandaş artık geleceği değil, yarını düşünüyor. İnsanların yeniden umutlu olabilmesi için sadece rakamların değil, yaşam şartlarının düzelmesi gerekiyor" dedi.
Adana Mısırın potansiyeli geleceğe taşınıyor Sunar Mısır, stratejik bir hammadde olan mısırı katma değerli ürünlere dönüştürerek gıda başta olmak üzere tekstil, ambalaj, kağıt ve kimya gibi birçok sektöre yönelik özel çözümler sunuyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor" dedi. "Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor" Çomu, şöyle devam etti: "Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor." Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezinin 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürüttüğünü anlatan Çomu, " Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor" diye konuştu. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç ettiklerinin altını çizen Çomu, şunları kaydetti: " Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı." Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezinin rol oynadığını belirten Çocum " Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor" şeklinde konuştu.
Bursa "Şampiyon Melekler"in adı Nilüfer’de yaşayacak Nilüfer Belediyesi, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden KKTC’li "Şampiyon Melekler"in adını Beşevler Cimnastik Salonu’nda ölümsüzleştirdi. Duygu dolu anlara sahne olan törende, şampiyonların anısının Nilüferli çocukların umutlarında ve başarılarında yaşayacağı vurgulandı. 6 Şubat 2023 depremlerinde Adıyaman’daki İsias Otel enkazında hayatını kaybeden Gazimağusa Türk Maarif Koleji Voleybol Takımının anısı, Nilüfer’de sporla yaşamaya devam edecek. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen anlamlı bir törenle, Beşevler Cimnastik Salonu’nun adı "Beşevler Şampiyon Melekler Cimnastik Salonu" olarak değiştirildi. Duygu dolu anların yaşandığı isim verme törenine; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay, Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or, RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. "Yarım kalan hayalleri bizim için sorumluluktur" Törenin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 6 Şubat’ın acısının ilk günkü gibi taze olduğunu vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, "Adıyaman’da yıkılan binalardan biri olan İsias Otel’in altında çoğu çocuk 35 canımızı yitirdik. Onlar birer şampiyon ve melekti. Nilüfer bir spor kentidir. Bizim en büyük gururumuz, ahlaklı ve sporu yaşam biçimi haline getirmiş gençler yetiştirmektir. Tıpkı Şampiyon Melekler gibi. Onların yarım kalan hayalleri artık bizim için bir sorumluluk. O güzel çocukların adını, yine çocukların sporla büyüyeceği bu salonda yaşatmak istedik. Onların hayalleri buraya gelen her çocuğun hayalinde büyüyecek" dedi. Başkan Şadi Özdemir ayrıca, bu fikrin oluşmasına vesile olan RUMELİSİAD’a teşekkürlerini iletti. "Çocuklarımızın umutlarında olacaklar" CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk de, Kıbrıs Türkleriyle olan kardeşlik bağına dikkat çekti. Salonun, Nilüfer’in yanı sıra farklı şehirlerden ve uluslararası turnuvalardan gelen sporcuların da Şampiyon Melekler’in hikâyesinin öğreneceği bir mekan olması dileğinde bulunan Öztürk, "Onlar her zaman kalplerimizde ve çocuklarımızın umutlarında olacak" diye konuştu. Deprem haberini alır almaz Adıyaman’a gittiklerini ve oradaki dayanışmayı asla unutamadıklarını belirten Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay ise, zor günlerde her zaman Türkiye’nin desteğini gördüklerini söyleyerek, Nilüfer Belediyesi’ne gösterdiği bu vefa örneği için teşekkür etti. Sürecin mimarlarından RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke de, Kıbrıs’ta düzenlenen bir ekonomi zirvesinde paylaştıkları bu düşüncenin bugün hayata geçmesinden duydukları gururu dile getirdi. "Şampiyonlar asla ölmez" Törende Şampiyon Meleklerin aileleri adına konuşan Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, duygu yüklü bir konuşma yaptı. Çocuklarının voleybola ve ülkelerini temsil etmeye tutkuyla bağlı olduğunu belirten Karakaya, "Spor salonları sadece müsabaka yeri değil; dostluğun, dayanışmanın, emeğin ve hayallerin büyüdüğü alanlardır. Çocuklarımızın isimlerinin böyle bir yerde yaşayacak olması bize tarifsiz bir gurur veriyor. Bizler adalet mücadelemizi sürdürürken, onların adlarını sporda ve umut dolu projelerde yaşatmaya devam edeceğiz. Çünkü şampiyonlar asla ölmez" dedi. Konuşmaların ardından Şampiyon Melekler anısına hazırlanan özel bir video gösterimi gerçekleştirildi. Tören, katılımcıların salon girişinde hazırlanan anı duvarına kırmızı karanfiller bırakmasıyla sona erdi.