TEKNOLOJİ - 16 Ekim 2024 Çarşamba 10:17

Mersin Hackathon’u düzenlendi

A
A
A
Mersin Hackathon’u düzenlendi

Büyükşehir Belediyesi’nin paydaşlarından olduğu ’Yeşil Gelecek İçin Liman Şehirleri Ortaklığı’ projesi kapsamında ’Mersin Hackathon’u düzenlendi. Mersin’de kıyı direncini arttırmaya ve iklim değişikliğine karşı yaşam kalitesini korumaya ve artırmaya dönük yazılımsal veya teknolojik çözüm önerilerinin yarıştığı hackathonda, Ecoshine grubu birinci, Ekoalgtek ikinci, Digimersin ekibi ise üçüncü oldu.


Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’nın ev sahipliğinde Mersin Hackathon’u gerçekleştirildi. Mersin’in iklim değişikliğine bağlı etkilerini azaltmak ve kıyı dirençliliğini artırma konularını kapsayan etkinliğe lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri katıldı. Bir otelde gerçekleştirilen ve 2 gün süren hackathonun ilk gününde Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Dr. Bülent Halisdemir ile Stage-Co kurucularından Neşen Yücel’in açılış konuşmasının ardından 9 ekibin yarıştığı etkinlikte; her ekipten bir sözcü kısa sürede projesinin ana hattını tanıttı. Mentörler de ekip çalışmaları sırasında öğrencilere eşlik ederek belirli sürelerde destek oldu.


Farklı disiplinlerden öğrencilerin oluşturduğu ekiplerin katılımıyla gerçekleştirilen hackathonun ikinci gününde; Stage-Co kurucularından Yücel öğrencilere jüri sunumuna hazırlık eğitimi vererek, jüri karşısına çıkacak ekiplerin anlamlı, uygulanabilir çözümler geliştirmelerini sağladı. Çözüm önerilerinin orijinal, inovatif, yazılım ve teknoloji temelli, uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir olması gerektiğinin vurgulandığı etkinlikte; mentörler de ekiplerin sorularını yanıtladı ve sunum hazırlıklarına destek verdi. Proje sonunda jürinin yaptığı değerlendirmede Ecoshine grubu birinci, Ekoalgtek ikinci, Digimersin ekibi ise üçüncü oldu.



"İklim değişikliğine dirençli bir kent oluşturmak istiyoruz"


Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Dr. Halisdemir, çevre ve iklim üzerine birçok çalışma yaptıklarından belirtti. Litvanya’nın Klaipeda şehri ile ortak yürüttükleri ve Klaipeda Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın da paydaş olduğu Avrupa Birliği (AB) projesi olan ‘Yeşil Bir Gelecek İçin Liman Şehirleri Ortaklığı’ projesini anlatan Halisdemir, "Biz iklim değişikliğine dirençli bir kent oluşturmak istiyoruz. Maalesef iklim değişiyor. Bu iklim değişimini durdurma şansımız şu an mümkün değil. Ama bu iklim değişikliğinin vereceği olumsuzlukları minimize etmek elimizde. Biz üzerimize düşen bütün görevleri layıkıyla yapmaya çalışıyoruz" dedi.



"Kıyı direncini artırmak için bir yol haritası raporu hazırlıyoruz"


‘Yeşil Bir Gelecek İçin Liman Şehirleri Ortaklığı’ proöesinin içerisinde ‘Kıyı Dirençliliği’ başlıklı bir konu olduğuna işaret eden Halisdemir, "Mersin’in kıyı direncini artırmak için bir yol haritası raporu hazırlıyoruz. Bu çok ciddi ve önemli bir rapor. ODTÜ Deniz Bilimleri ve Klaipeda Üniversitesi’nden hocalarımız da bu konuda ciddi emek sarf ediyor. Bunu kamuoyuna, bakanlıklarımıza sunacağız. Bu raporları asla raflarda tutmayacağız ve uygulanmasını da sağlayacağız" diye konuştu.


Projeyi yürütürken halkın ve özellikle de gençlerin fikirlerine çok önem verdiklerini dile getiren Halisdemir, "Bu amaçla hem Mersin’de, hem Litvanya’nın Klaipeda şehrinde hackathon düzenliyoruz. Bu hackathonda özellikle lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin bilimsel veriler ışığında fikirlerini alıyoruz. İyi uygulamaları ortaklaştırıp, çözüm önerilerini getirmeyi planlıyoruz" dedi.



"Bir çözüm arayışı içindeyiz"


Stage-Co kurucularından Yücel de iklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın yaşattığı sorunları her gün herkesin yaşadığını belirterek, "Biz burada, hackathonda bir çözüm arayışı içindeyiz. Bunlar çoğu zaman kısa dönemde yaşanabilecek çözümler olmasa da önümüzdeki yıllarda hayata geçirilerek, bizden sonraki nesillere en azından daha uzun süre yaşanabilir bir dünya bırakmak için giriştiğimiz bir çaba. Hackathonlarda genellikle sürdürülebilir ve yaygınlaştırılabilir olması amacıyla teknoloji tabanlı çözümler üstünde yoğunlaşıyoruz. Hackathon ingilizce bir terim; problemi hacklemek anlamına geliyor. Yani farklı bir şekilde çözmeye çalışmak. Hackerlar normal düzende ilerleyen bir şeyi bozmaya dönük çalışırlar. Biz ise tam tersi; var olan bir problemi hep beraber çözmeye çalışıyoruz" diye konuştu.



"Her şeyi doğanın bize sunduğu enerjilerden alabileceğiz"


Sokak lambalarının maliyetini yüzde 60-80 arası düşürecek olan projeleri ile birinciliği elde eden Ecoshine ekibinden Mersin Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü öğrencisi Maya Konyali, "Bizim hesapladığımız verilere göre 15 yıl içerisinde neredeyse yüzde 79 daha az masraf etmiş olacağız. Proje sayesinde ise yıllık sadece bakım maliyeti olacak. O da yaklaşık 4 milyon TL. Onun dışında her şeyi güneş panelinden ve doğanın bize sunduğu enerjilerden alabileceğiz" dedi.



"Plastik ve cam ürünlere bir ID numarası verilecek"


Green Algoritmalar takımında yarışan Mersin Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde yüksek lisans öğrencisi Muhammed Hüseyin Yıldızbaş da plastik ve cam atıklarının yol açtığı çevre kirliliğini önlemeye yönelik bir proje geliştirdiklerini belirterek, "Geri dönüşüme katkı sağlayacak şekilde teşvik edecek bir proje geliştirdik. Plastik ve cam ürünlerinin üzerine son kullanma tarihi gibi bir ID numarası verilecek. Ardından mobil uygulama sayesinde kişi, bu ID numaralı ürünü geri dönüşüm otomatlarına attığı zaman hem puan, hem de belli miktarda bir ücret kazanacak" diye konuştu.


Katılımcılara sertifikalarının verildiği Mersin Hackathon’da, dereceye giren takımlara ödülleri takdim edildi.



Mersin Hackathon’u düzenlendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Bahar aylarında çocuk sağlığı için dikkat zamanı Mevsim geçişlerinde çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklar artış gösterebiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerin belirtileri yakından takip etmesi ve günlük alışkanlıklara özen göstermesinin önemine dikkat çekiyor. Mevsim geçişleriyle birlikte çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklarda artış gözlenebiliyor. Özel Adatıp Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erbil Sak, bahar aylarında çocuk sağlığında dikkat edilmesi gereken konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Sak, hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerin ve artan polen yoğunluğunun çocukları etkileyebildiğini belirterek, "Mevsim geçişlerinde özellikle soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, öksürük ve ateş gibi şikâyetler daha sık görülebiliyor. Bağışıklık sistemi bu dönemde daha hassas hale gelebilir. Uzun süren öksürük, yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken dönemde yapılan muayene sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar" dedi. "Günlük alışkanlıklar önemli rol oynar" Bahar aylarında çocukların sağlığını korumak için düzenli uyku, dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Sak, "Hijyen alışkanlıklarının sürdürülmesi ve çocukların dinlenmesine özen gösterilmesi bu dönemde koruyucu bir yaklaşım olabilir. "Bazı çocuklar bu süreci hafif geçirirken, bazıları daha sık enfeksiyon yaşayabilir. Bu nedenle belirtiler bireysel olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.
Bursa Gürsu tarıma yeni destek Gürsu Belediyesi, ilçe tarımının potansiyelini yükselten ve Gürsu’ya katma değer sunan proje sayısını her geçen gün arttırıyor. Gürsu Belediyesi’nin proje tecrübesi sayesinde ARGE Müdürlüğü tarafından hazırlanan yeni proje ile Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatif’ine kazandırılan meyve kasası üretim hattı için kalıp temini projesi hayata geçirildi. Kooperatife kendi kasalarını üretme şansını, hazırladığı proje sayesinde sunan Gürsu Belediyesi , bu kez de kalıp temininin sağlanmasına ve tasarrufun artmasını sağladı. Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, ENCAHER hibe programı ile, Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü’nün hazırladığı proje sayesinde kasa imalat tesisi kurmuştu. Tesisin potansiyelini tam olarak kullanabilmek ve ihtiyaç duyulan meyve kasalarının üretebilmek, plastik kasaları geri kazandırabilmek için harekete geçildi. INSURE Projesi’nin bileşeni Kırsal Alanlarda Mevsimlik Tarımsal Kapasitelerin Güçlendirilmesi kapsamında; Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne 30.821 USD değerindeki "Gözlü Kasa Üretim Kalıbı" desteği yapıldı. Süreci takip ederek projelendirilen ve Gürsu tarımına bir katkı daha sunan Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü sayesinde, kasa başına depolama kapasitesi iki katına çıktı. İhracat yolculuğunda nakliye maliyetleri ciddi oranda azaldı. Üreticinin kazancı ve emeğinin katma değeri arttı. Teslim töreninde konuşan Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, " Gürsu Belediyesi olarak ilçe tarımımıza destek veren anlamlı hamleler yapıyoruz. Bu kalıplar, meyvelerimizin tarladan toplama merkezine, oradan da nihai pazarlara uzanan yolculuğunda yaşanan ürün zayiatını ve kalite kayıplarını engellemek için temel bir gereklilikti. Özellikle hassas yapılı armut meyvelerinin uygun olmayan kasalar nedeniyle zarar görmesi, hem ürün değerini düşürmekte hem de pazar erişimini sınırlamaktaydı. Yeni üretim kalıbı ile bu sorun ortadan kalkacak" diye konuştu.
Ankara DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Psikolog İrem Güler, "Sosyal ilişkilerde dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına dikkat çekiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, bu nörogelişimsel tablonun ergenlik ve yetişkinlikte de devam edebileceğini, ancak doğru tanı ve çok yönlü destekle bireylerin yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini vurguladı. "DEHB dikkat, dürtü ve aktiviteyi etkileyen bir durumdur" DEHB’nin dikkat süreçlerini, dürtü kontrolünü ve aktivite düzeyini etkileyen bir durum olduğunu belirten Güler, "DEHB; yalnızca çocuklara özgü değildir, pek çok bireyde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Tanı için belirtilerin genellikle 12 yaşından önce başlaması beklenir ancak her zaman bu dönemde fark edilmeyebilir" diye konuştu. "‘Çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" DEHB’nin belirtilerinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını ifade eden Güler, "Dikkatini sürdürmekte zorlanma, sık hata yapma, eşyaları kaybetme ve görevleri organize edememe dikkat alanındaki güçlükler arasındadır. Hiperaktivite yerinde duramama ya da içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Dürtüsellik ise söz kesme, sırasını bekleyememe ve sonuçlarını düşünmeden hareket etme gibi davranışlarla kendini gösterir. Her bireyde aynı belirtiler görülmeyebilir. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite her zaman birlikte görülmez. Bu nedenle ‘çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" açıklamasında bulundu. "Okul başarısı ve sosyal ilişkiler etkilenebilir" DEHB’nin akademik performansı dolaylı olarak etkileyebileceğini aktaran Güler, "Dikkatini sürdürememe, ödevleri organize edememe ve zaman yönetiminde zorlanma notlara yansıyabilir. Sosyal ilişkilerde ise dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. "Tanı süreci çok yönlü değerlendirme gerektirir" Güler, tanının tek bir teste dayanmadığını vurgulayarak "Tanı süreci uzman tarafından yürütülür. Gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile belirtilerin birden fazla ortamda görülüp görülmediği birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda bilgisayar tabanlı testler de süreci desteklemek amacıyla kullanılabilir" şeklinde konuştu. Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Güler, şu bilgileri paylaştı: "İlaçlar dikkat ve dürtü kontrolünü düzenlerken, psikolojik destek bireye zaman yönetimi ve başa çıkma becerileri kazandırır. Hafif durumlarda yalnızca psikolojik destek yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda iki yöntemin birlikte uygulanması daha etkili sonuçlar verir." Ailelere önemli uyarılar Ebeveynlerin ev ortamında sağlayacağı düzenin önemine dikkati çeken Güler, "Tutarlı bir günlük rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara bölmek, görsel hatırlatıcılar kullanmak ve çocuğun başarılarını takdir etmek motivasyonu artırır. Ekran süresinin sınırlandırılması ve düzenli uyku alışkanlığı da belirtilerin kontrolünde önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. DEHB’li bireylerin güçlü yönlerine de değinen Güler, "Bu bireyler ilgi duydukları alanlarda yoğun odaklanma geliştirebilir. Hızlı problem çözme ve farklı düşünme becerileri sık görülen özellikler arasındadır. Doğru destekle bu özellikler önemli bir avantaja dönüşebilir" diye konuştu. Toplumda DEHB ile ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu söyleyen Güler, "DEHB tembellik ya da yaramazlık değildir. Nörobiyolojik temelli bir durumdur. ‘Sadece çocuklarda görülür’ ya da ‘ilaçlar çocuğu robotlaştırır’ gibi yanlış inanışlar, bireylerin destek almasını geciktirebilir" ifadelerine yer verdi. Güler, doğru tanı ve uygun destekle DEHB’li bireylerin hem eğitim hem de sosyal yaşamda başarılı ve üretken bireyler olabileceğinin altını çizdi.