ASAYİŞ - 17 Aralık 2025 Çarşamba 11:23

Mersin Mut’ta fırtına çatıyı uçurdu

A
A
A
Mersin Mut’ta fırtına çatıyı uçurdu

Mersin’in Mut ilçesinde etkili olan fırtına bir binanın çatısını yola savurdu.


Olay, ilçeye bağlı Doğancı Mahallesi Mirza Bey Sokak cuma pazarı yanında meydana geldi. İlçede akşam saatlerinde başlayan şiddetli rüzgar sabaha kadar etkili oldu. Zaman zaman kuvvetli rüzgar ve fırtına nedeniyle zor anlar yaşanırken bir binanın çatısı uçarak yola savruldu. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, maddi hasar oluştu. Savrulan çatı nedeniyle trafik bir süre aksadı. Ekiplerin çalışmasıyla çatı parçaları yoldan kaldırıldı, ulaşım yeniden kontrollü bir şekilde sağlandı.



Mersin Mut’ta fırtına çatıyı uçurdu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Ayrı şehirler, kayıp hayatlar: Cesetleri bulunamayan Gülistan Doku ve Mekiye Akyel’in ailesi Diyarbakır’da bir araya geldi Tunceli’de Gülistan Doku, Siirt’te Mekiye Akyel’in kaybolduktan sonra cansız bedenlerine ulaşılamazken, aileleri Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde bir araya geldi. Tunceli’de, 5 Ocak 2020’den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ve Siirt’in Baykan ilçesinde 2024 yılında kaybolan 30 yaşındaki 4 çocuk annesi Mekiye Akyel’in aileleri Ergani ilçesinde buluştu. Akyel’in ablası Halime Pilgir, Ergani ilçesinde oturan Doku’nun ailesinin misafiri olup acılarını paylaştı. Aileler, kızlarının naaşlarının bulunmasını bekliyor. Gülistan’ın annesi Bedriye Doku, sadece kendilerinin değil, kimin cenazesi ortada yoksa bulunmasını istediğini, vicdanlı insanlar olup, adalete güvendiğini söyledi. Mekiye Akyel’in ablası Halime Pilgir de kız kardeş için, Gülistan için sonuna kadar gideceğini ifade etti. Cesetlerin olmadığını ve kemiklerin bile bulunamadığını belirten Pilgir, "Şu anda tek istediğim kardeşim ve Gülistan’ın bir mezarı olsun. Ceset yoksa cinayet yoktur diye üstünü kapatmasınlar. Gülistan’ın, Mekiye’nin hakkını yerde bırakmasınlar" dedi. Pilgir’in avukatı Gurbet Bilbay ise ceset bulunmasa da bunun bir mahkumiyete sebep olmasını istediklerini dile getirdi. Bilbay, "Ceset olmasa da bu insanlar için mahkumiyet kurulsun. Müvekkilimle ilgili şu an üç tutuklama var. Fakat aile bu durumdan endişe ediyor. Serbest bırakılmasından korkuyor. Bu cesetlere ulaşılmadığında ne olacak? Biz bunu merak ediyoruz. Bizim de bu konuyla ilgili şüphelerimiz var. Sonuçta iki cesede de ulaşılamadı. Bununla alakalı gerekenin yapılmasını istiyoruz" diye konuştu. Avukat Bilbay, konuşmasını şöyle tamamladı: "Mekiye Akyel ile ilgili tandırda yandığı iddiası var. Bununla ilgili delileri topladık. Fakat aradan 1,5 yıl geçtiği için maalesef delillere ulaşamadık. Nereye gömüldüğü ya da suya mı atıldı, bunu hiçbir şekilde bilmiyoruz. Çoğu insan da bununla ilgili susuyor. Soyut iddialar maalesef mahkumiyet için yeterli değil. Bir düzenleme olsun. Kişiden uzun süre haber alınamaması, güçlü deliller olduğu için mahkumiyet kurulmasını istiyoruz. Çünkü savcımız da bu konuda tedirgin. Evet, şu anda tutuklandı ama bu insanların mahkum olup olmayacağıyla ilgili bir garanti yok. Gülistan Doku, Mekiye Akyel, belki niceleri. Bununla ilgili acil bir düzenleme gelsin. Mekiye Akyel’in eşi, kayınbiraderi ve kayınbabası tutuklu." Siirt’in Baykan ilçesinde 2024 yılında kaybolan 30 yaşındaki 4 çocuk annesi Mekiye Akyel’e ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor. Akyel’den kaybolduktan bugüne kadar haber alınamadı. Yürütülen soruşturma kapsamında Akyel’in eşi İ.G., kayınbirader H.G. ve şüphelilerin babası İ.G. gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Tunceli’de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku’dan (21) 5 Ocak 2020’den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır’dan Tunceli’ye gelerek 6 Ocak 2020’de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti. Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 17 şüpheli gözaltına alınmıştı. Şüphelilerden dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku’nun sim kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku’nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel’in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Soruşturmada, yurt dışında olduğu tespit edilen firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten çıkarılmıştı. Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri B.Y. ve Y.E. ise jandarma ekiplerince gözaltına alınmıştı.
Kayseri Kayseri pastırmasının Avrupa zafer, plaketle taçlandı Antalya’da düzenlenen 14. YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı’na ’AB Tescilli Kayseri Pastırması’ damgasını vurdu. Şehrin gastronomi değerlerini dünyaya açan Kayseri Ticaret Odası’nın (KTO) bu başarısı, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından takdim edilen teşekkür plaketi ile onurlandırıldı. Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde, TOBB’un desteğiyle kapılarını açan 14. YÖREX Fuarı, bu yıl çok özel bir törene ev sahipliği yaptı. Kayseri’nin kadim lezzeti Kayseri Pastırması’nın Avrupa Birliği (AB) Coğrafi İşaret Tescili alması dolayısıyla, Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy’a teşekkür plaketi takdim edildi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun elinden plaketi alan Başkan Gülsoy, bu tescilin Kayseri’nin dünya mutfağındaki yerini sağlamlaştırdığını vurguladı. Fuar süresince ziyaretçilerin akınına uğrayan KTO standında açıklamalarda bulunan Başkan Ömer Gülsoy, coğrafi işaretli ürünlerin sadece birer kültürel miras değil, aynı zamanda dev bir ekonomik güç olduğunu belirtti. Gülsoy şunları söyledi; "Dünyada coğrafi işaretli ürünler pazarı gelişerek artmakta. 16 senede neredeyse 18 kat arttı ve 1800’ün üzerine çıktı. TOBB’un desteğiyle AB’de tescilli ürün sayısı 46’ya çıktı. Daha bir bu kadar ürünümüz de sırada bekliyor. Dünya genelinde coğrafi işaretli ürünler 200 milyar dolarlık bir pazar payına sahip. Amacımız bu büyük pastadan Kayseri olarak hak ettiğimiz payı almaktır. Hedefimiz, ürünlerimizin sadece sergilenmesi değil, sürdürülebilir bir ekonomik kazanca dönüşmesidir. Bu kapsamda hem Coğrafi işaret algısının hem de bilinirliğinin artmasını sağlayan YÖREX Fuarı, şehrimiz ve ülkemiz adına oldukça önemlidir. YÖREX, yöresel ürünlerin getirildiği, gösterildiği fuar olmanın dışında kendini geliştiren bir fuar. Yerel ürünlerimizin tanıtımına olan bağımlılığımızı vurgulamak istiyoruz. Bizde Kayseri Ticaret Odası olarak geniş bir ekiple fuarda yerimizi alarak kadim şehrimizin coğrafi işaretli ürünlerini sergiledik. Standımıza gelen misafirlerimize pastırma, sucuk, mantı, tandır böreği, kayseri yağlaması, çemen ve nevzine ikramında bulunduk. Kayseri’nin diğer illerle göre marka bilinilirliği daha yüksek." "7 tescilli lezzet tek bir stantta buluştu KTO standı, fuarın en çok ziyaret edilen noktası olurken; başta AB Tescilli Kayseri Pastırması olmak üzere; sucuk, mantı, yağlama, nevzine, tandır böreği, fırın ağzı kebabı, gül baklava, yağ mantısı ve purov mantısı gibi toplam 17 tescilli lezzet görücüye çıktı. Fuarın açılışının ardından TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TÜRKPATENT Başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak, Antalya Valisi Hulusi Şahin ve beraberindeki heyet KTO standını ziyaret ederek Kayseri’nin eşsiz lezzetlerini deneyimledi. Başkan Gülsoy, yerel değerlere sahip çıkmanın önemine değinerek, "Sağlıklı ve doğal ürünlere olan ilgi arttıkça, coğrafi işaretli ürünlerimizin katma değeri de artıyor. Bu tesciller sayesinde ürünlerimiz muadillerine göre daha yüksek değerle alıcı buluyor. Bu da yerel kalkınmaya, kadın istihdamına ve ülke ihracatına doğrudan katkı sağlıyor. Biz bu topraklardan çıkan zenginliğin farkındayız ve onu dünyaya pazarlamaya kararlıyız" dedi. Fuarın verimliliğine ve gördüğü ilgiye dikkat çeken Başkan Gülsoy; "Ürünlerimizin aldığı tam not, şehrimizin mutfağına olan güvenimizi bir kez daha perçinledi. Bu başarının mimarlarından olan, yerel değerlerin markalaşması yolunda her zaman önümüzü açan ve bizleri bu plaketle onurlandıran TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’na şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu organizasyona öncülük eden Antalya Ticaret Borsası Başkanı Sayın Ali Çandır’a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. 22-26 Nisan tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayan fuarda, yerel üreticiler doğal gıdalar, el emeği ürünler ve yöresel lezzetlerle kültürel mirası tanıtma fırsatı buldu.
Elazığ Dünyanın çantası Elazığ’dan: 26 ülkeye ihracat Elazığ’daki Organize Sanayi Bölgesi’nde üretime devam eden dünyanın 3’üncü, Türkiye’nin ise en büyük çanta fabrikası, 2 kıtadan 26 ülkeye çanta ihraç ediyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde inanılmaz derecede teşvikler olduğunu vurgulayan iş adamı Gürkan Talo, devletin çok güzel imkanlarının olduğunu ve rekabet edilemeyecek hiçbir ülke olmadığını ifade etti. Elazığlı iş adamı Gürkan Talo, Organize Sanayi Bölgesi’nin 6’ncı bölge teşviklerinden yararlanmasının ardından İstanbul’da bulunan iş yerini Elazığ’a taşıyarak, 12 bin metrekare alan üzerine dünyanın 3’üncü, Türkiye’nin ise en büyük çanta fabrikasını kurdu. Yüzde 99’u kadın olmak üzere yaklaşık 800 kişiye istihdam sağlayan fabrika adeta dünyaya kafa tutuyor. Elazığ’da üretilen çantalar yurt içinin yanı sıra 2 kıtada 26 ülkeye gönderiliyor. Hedeflerinin dünya birinciliği ve 3 kıtaya ihracat olduğunu aktaran Talo, devletin çok güzel imkanlarının olduğunu ve teşvikler sayesinde dünyaya kafa sallayabileceklerini söyledi. Fabrikanın Elazığ OSB’de bulunduğunu aktaran Gürkan Talo, "12 bin metrekare kapalı alanda 800’e yakın personelimizle Elazığ’dan 26 ülkeye ihracat yapan çanta fabrikasıdır. Kadın kol çantasından, kedi-köpek çantalarına, elektrik araçların batarya çantalarına kadar üreten bir fabrikayız. Aynı zamanda istihdamın yüzde 99’ü kadın personelden oluşmaktadır. Personelimizin hiçbirinin tecrübesi yokken şuanda hepsi tecrübeli hale geldi. Elazığ’da 3’üncü senemizi tamamladık. 3 sene içerisinde gelmediğimiz günlere üzülüyoruz. Elazığ’ı çok seviyoruz. Elazığ tüm lokasyonlara yakın. Ortadoğu piyasasına lojistik anlamında yakın. Uygun fiyata lojistik fiyatlar bulunmaktadır. Şuan 2 kıtada ihracatımız var. Hedefimiz 3 kıtaya çıkarmak. Kapasite olarak dünyada 3. sıradayız. Hedefimiz dünya birinciliği. Avrupa’da ve Türkiye’de kapasite olarak birinciyiz. Asıl amacımız dünyada kapasite olarak birinci sıraya ulaşmak. Rakibimiz Cin ve Pakistan. Pakistanlı rakibimiz ile aramızda yüzde 10’a yakın bir fark var. Cinli rakibimiz geçmek için biraz daha çalışmamız gerekiyor. Azimliyiz yakalayacağımıza inanıyoruz" diye konuştu. "Devletin çok güzel imkanları var" 6. Bölge teşviklerinden dolayı fabrikamızı taşıdık. İstanbul dünyada en pahalı 10 şehrin arasında sayılıyor. Dünyanın en pahalı 10 şehrinde olup dünyaya rakip bir üretim yapamayız. Rakiplerimiz uygun fiyata ürünler üretiyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki bakir alanlara gelseler inanılmaz derecede teşvikler var. Bu teşvikler sayesinde biz dünyaya kafa sallarız. Devletin etkisi yüzde 100. Devletin çok güzel imkanları var. Biz yatırımcılar yeter ki dürüst olalım. Bizim rekabet edemeyeceğimiz hiçbir ülke yok" dedi.