EĞİTİM - 02 Haziran 2025 Pazartesi 11:04

Mersin’de afetlere hazırlık için eğitim ve atölye çalışması yapıldı

A
A
A
Mersin’de afetlere hazırlık için eğitim ve atölye çalışması yapıldı

Mersin’de, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV) ve Büyükşehir Belediyesinin ortak düzenlediği eğitim ve atölyede, afet yönetiminde veri kullanımı, dijitalleşme ve iş birliği konuları ele alındı. Katılımcılar, afetlere hazırlık ve zarar azaltmada veriye dayalı stratejiler geliştirdi.


Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı’nın, ‘Veriye Dayalı Afet Yönetişimi, Eğitim ve Atölye’ etkinliği, Mersin Büyükşehir Belediyesinin iş birliği ve ev sahipliğinde düzenlendi. Hollanda Kraliyeti Büyükelçiliği MATRA Fonu ve International Budget Partnership desteğiyle gerçekleştirilen, ‘Belediyelerde Veri Odaklı Afet Yönetişimi Modeli Geliştirilmesi Projesi’ kapsamında yapılan etkinlik için, 6 Şubat 2023 depremleri sonrasındaki rolü ve yüksek deprem, iklim krizi ve diğer doğal afet riskleri nedeniyle pilot şehir olarak Mersin seçildi.



Afet yönetim süreçlerinde belediyelerin, veriye dayalı karar alma kapasitelerinin artırılması hedefleniyor


Mersin’de düzenlenen etkinlikte, belediyelerin afet yönetiminde veriye dayalı karar alma kapasitesini artırmak ve afet odaklı bütçe planlamasını güçlendirmek hedeflendi. Programın ilk bölümünde, katılımcılara afet öncesi planlama, dijitalleşme, topluluk temelli çözümler ve afet bütçeleri hakkında eğitim verildi. İkinci bölümde ise atölye çalışmalarıyla, şeffaf ve sürdürülebilir afet yönetişimi için öneriler geliştirildi. Etkinlikte, Türkiye’nin afet kuşağında yer aldığı hatırlatılarak, bu tür çalışmaların yaşamsal önemde olduğu vurgulandı.



Eğitim ve atölye çalışmalarında bilgiler, 2 farklı oturumda paylaşıldı


Etkinliğin açılışı TESEV Genel Direktörü Özge Aktaş Mazman ve Mersin Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanı Dr. Kemal Zorlu tarafından yapıldı. TESEV Proje Yürütücüsü Gizem Fidan tarafından ‘Afet Yönetişiminde Yerelleşme’ konu başlığında, Mersin AFAD Planlama ve Zarar Azaltma Şube Müdürlüğünden Dilek Boz ise ‘Afet Öncesi Planlamada Çerçeve Belgeler ve İş Birlikleri: Mersin AFAD Örneği’ konu başlığı üzerine önemli paylaşımlarda bulundu. Mersin Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ulaş Bayraktar’ın, ‘Afet Yönetişiminde Topluluklar ve İş Birlikleri’ üzerine gerçekleştirdiği bilgi paylaşımının ardından, Kamu Harcamalarını İzleme Platformu’ndan (KAHİP) Nurhan Yentürk de etkinliğe çevrimiçi katılarak, ‘6 Şubat Depremi Öncesi ve Sonrası Büyükşehir Belediyelerinin Afetlere ve Risk Azaltmaya Ayırdıkları Bütçeler’ konusu üzerine önemli aktarımlar yaptı.



"Afet tehlike ve risklerinin belirlenmesi ve risk azaltma çalışmalarına gerekli önemin verilmesi gerekiyor"


‘Veriye Dayalı Afet Yönetişimi, Eğitim ve Atölye’ Programı’nın açılışında konuşan Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanı Dr. Kemal Zorlu, konunun doğrudan ilgilileriyle bir program yürütmenin çok verimli olacağını belirtti. Afet konusu ile ilgili yapılacak en önemli çalışmaların, afet tehlike ve risklerinin belirlenmesi, risk azaltma çalışmalarına yeterli önemin verilmesi olacağını kaydeden Zorlu, "Afet riskleri ile ilgili yapacağınız çalışmalarda harcayacağınız 1 birim kaynak, afetten sonra meydana gelecek zararlar itibariyle 15 birimin ortadan kaybolmasını engelleyecek sonuçlar doğuruyor. Bu nedenlerle afet konuları ile ilgili risk azaltma ve risk belirleme çalışmalarına gerekli önemin verilmesi gerekiyor" diye konuştu.


Türkiye’de 6 Şubat depremlerinden sonra büyükşehirlerde Afet İşleri Dairesi Başkanlıklarının kurulmasının önemli bir adım olduğunun altını çizen Zorlu, "Bir yönüyle eksik kalan bir nokta var. Afet İşleri Dairesi Başkanlıklarının, belediyelerde yürüteceği çalışmalarla ilgili henüz bir çerçeve çizilmemiş durumda. Bakanlığın son dönemde yaptığı çalışmalarla biraz daha net bir çerçeve çizildiği zaman, aslında daha sağlıklı bir noktaya erişilecek" ifadelerini kullandı.



"Ortaya çıkacak model Türkiye’de afetler konusunda çalışan kurum ve kuruluşlara ciddi fayda sağlayacak"


Afette veri konusuna da dikkat çeken Zorlu, bir konuyla ilgili veriye sahip olunmadan, onunla mücadele etmenin zorluğundan söz etti. Zorlu, Mersin’in afet tehlike ve riskleri ile ilgili veri elde edip, bununla ilgili çalışmalar yapmanın afetlere hazırlık konusunda çok önem arz ettiğinden bahsederek, "Günümüzde artık afetler konusunda hazırlıklı olmak ve afet anında bununla mücadele edip zararı en aza indirebilmek için verinin ve teknolojinin kullanılması artık bir lüks değil zorunluluk haline gelmiştir. Eğer biz bu konulardaki sağlıklı verileri elde edip, bunları yorumlayıp, sonuçlarını önceden öngörüp, ona göre hazırlıklarımızı yaparsak, çok daha az zarar göreceğiz. O nedenle veri konusu ve bugünkü çalışmanın hem Mersin özelinde kentimizin afetlere karşı hazırlıklı olması, hem de buradan çıkacak bir modelle Türkiye’deki diğer belediyelere ve afetler konusunda çalışan diğer kurum ve kuruluşlara çok ciddi faydalar sağlayacağını düşünüyorum" dedi.



"Biz, afet yönetişiminde dijitalleşmeye vurgu yapmak istedik"


Mersin Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı Afet, Risk Yönetimi Hazırlığı ve Lojistik Şube Müdür Vekili Ayşegül Akça, eğitimde ‘Afet Yönetişiminde Dijitalleşme’ konu başlıklı bir bilgilendirme sunumu gerçekleştirdi. Konuyla alakalı bilgiler veren Akça, "Biz, afet yönetişiminde dijitalleşmeye vurgu yapmak istedik. Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında, en büyük icracı kurum olarak ön plana çıkıyoruz. Yani AFAD’ın en büyük iş birlikçi kurumuyuz ve bu noktada sorumluluklarımız çok büyük. Afet yönetişiminde dijitalleşme konusunda Türkiye çapında iyi örnekler mevcut ama bizim asıl vurgu yapmak istediğimiz nokta; biz bu sistemle daha çok birimlerimiz arasındaki afet yönetişimini geliştirmeye yönelik çalışmalar yapmamız gerektiği noktasına vurgu yapmak istedik. Bununla ilgili altyapı çalışmalarımızı ve fikirsel anlamda hazırlığımızı yapıyoruz. Mersin’de bunu başlatıp, belki de Türkiye’deki tüm büyükşehir belediyelerine örnek olacak bir çalışmaya dönüşür diye umut ediyoruz" diye konuştu.



"Veriye dayalı afet yönetişiminin çok önemli olduğunu düşünüyoruz"


TESEV Araştırma Direktörü Itır Akdoğan, ’Veriye Dayalı Afet Yönetişimi’nin çok önemli olduğunun altını çizdi. Mersin Büyükşehir Belediyesi ile gerçekleştirdikleri eğitim ve atölye çalışmasının oldukça verimli geçtiğini sözlerine ekleyen Akdoğan, "Mersin Büyükşehir Belediyesi iş birliği ile buradayız. Veriye dayalı afet yönetişiminin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanı sıra, bu konuya ayrılan bütçe ve bunun paydaşlarla şeffaf bir şekilde paylaşılması da oldukça önem taşıyor. Bugün bunların üzerine konuşuyoruz" şeklinde konuştu.


Akdoğan, Türkiye’nin pek çok afet türüyle karşı karşıya olan bir ülke olması dolayısıyla, bu tarz bilgilendirme ve iş birliği toplantılarının kıymetli olduğunu vurgulayarak, "Birincisi bilgiye erişim, ancak bilerek doğru kararlar alabiliriz. İkincisi ise etkileşim, her kurum ve herkes kendi köşesinde çok iyi niyetli bir şeyler yapmaya çalışıyor ama daha besleyici olan, birlikte öğrenmek, birbirinden öğrenmek ve doğru kararlar almak" dedi.



Mersin’de afetlere hazırlık için eğitim ve atölye çalışması yapıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.