ÇEVRE - 03 Şubat 2026 Salı 09:28

Mersin’de av sırasında domuz saldırısı kamerada

A
A
A

Mersin’de çulluk avına çıkan bir avcı, av köpeğinin tepki verdiği çalılıktan aniden çıkan yaban domuzunun saldırısından son anda ateş ederek kurtuldu. O anlar kask kamerasına yansıdı.

Olay, geçtiğimiz pazar günü Mezitli ilçesine bağlı Fındıkpınarı Mahallesi kırsalında meydana geldi. Ormanlık alanda çulluk avlamak için arazide bulunan 27 yaşındaki avcı Melih Öncüt, köpeğiyle birlikte iz sürdüğü sırada çalılık bir alanda hareketlilik fark etti. Av köpeğinin ferma verdiği noktadan bir anda çıkan yaban domuzu, hızla avcının üzerine doğru koşmaya başladı. Büyük panik yaşayan Öncüt, refleksle hareket ederek elindeki tüfekle yakın mesafeden ateş açtı. Açılan ateşle yaban domuzu durdurulurken, avcı muhtemel bir yaralanmadan kıl payı kurtuldu. Avcı Öncüt’ün kask kamerasına yansıyan görüntülerde, köpeğin çalılık alanda ferma vermesi, hemen ardından yaban domuzunun aniden ortaya çıkarak koşması ve avcının panik içinde ateş açtığı anlar yer aldı.

Fevzi Demircan

 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Yol çöktü, mahalleli 3 aydır tarlasına yürüyerek gidiyor Manisa’da yoğun yağışların ardından meydana gelen heyelan, Şehzadeler ilçesi Sancaklı Çeşmebaşı Mahallesi’nde ulaşımı felç etti. Yaklaşık 200 metrelik yolun çökmesiyle hem mahalle sakinleri hem de doğaseverler mağdur oldu. Heyelan nedeniyle 3 aydır kapalı olan yol, çiftçileri arazilerinden, doğaseverleri ise Sülüklü Göl’den kopardı. Vatandaşlar çözüm bekliyor. Şubat ayında son 66 yılın en yoğun yağışlarının yaşandığı Manisa’da, Spil Dağı eteklerinde başlayan heyelanlar, bölgedeki yolları kullanılamaz hale getirdi. İlk olarak orman yolunda meydana gelen yaklaşık 400 metrelik heyelanın ardından, Sancaklı Çeşmebaşı Mahallesi mezarlığı yakınlarında ikinci bir heyelan yaşandı. Sülüklü Göl’e giden asfalt yolun 200 metrelik bölümü tamamen çöktü. Kapanan yol nedeniyle, bölgede ekili arazisi ve kiraz bahçesi olan çiftçiler ise arazilerine ulaşımda zorluk çektiklerini belirtti. Heyelan nedeniyle yol 3 aydır kapalı Bölgede arazisi olduğunu ve yürümek zorunda kaldıklarını kaydeden Aziz Köse, yaklaşık 3 aydır yolun kapalı olduğunu belirterek, "Benim bildiğim Ramazan başından bu yana bu yol bu şekilde. Bu yolun bir an önce düzene koyulması gerekiyor. Bunun için yetkililerden ciddi bir çalışma bekliyoruz. Bu sorunun bir an önce giderilmesi gerekiyor." diye konuştu. Çiftçi İmdat Akdeneş ise, "Burada bir tarlamız var, 11 buçuk dönümlük. Aşağı yukarı 2-2,5 kilometre yol yürümek zorunda kalıyoruz. Kiraz bahçemiz var ve bakım yapmak için gidemiyoruz. Yetkililere buradan bir an önce yolumuzu yapmasını istiyoruz. Gitmek zorundayız, şimdilik arka taraflardan çok dolaşarak gitmeye çalışıyoruz ama çok zor oluyor. Yolun bir an önce yapılmasını istiyoruz" dedi. Yaklaşık 3 aydır her gün ailecek yaklaşık 2 kilometre gidiş ve akşam 2 kilometre dönüş için yürüdüklerini söyleyen bölgede kiraz bahçesi bulunan bir başka çiftçi ise, "Sürekli yürüyerek gidip geliyoruz. Aynı zamanda yapacağımız ilaçlama tamamıyla kalmış oldu. Zor bela bir budamasını yapabildik. Geçemediğimiz için aracımızı burada bırakarak bahçeye kadar 2 kilometre elimizde eşyalarımızla yürüyoruz" ifadelerini kullandı. Yol traktörle bile geçilemiyor Traktörüyle bile yolu geçmekte zorlandıklarını belirten bir başka çiftçi ise, "Yetkililerden tez zamanda bu yola bir çözüm bulunmasını talepte bulunuyoruz. Herkes için şu anda tam bahçe ve kiraz mevsimidir, işine gücüne bakması lazım. Çoluk çocuk hep yürüyerek gelip gidiyoruz. Aşağı yukarı git gel, hemen hemen 4 kilometreden fazla." dedi. "Sülüklü Göl’e tek ulaşım yolu da kapanmış oldu" Öte yandan, doğal güzelliğiyle son yıllarda doğa ve fotoğraf tutkunlarının uğrak noktası haline gelen Sülüklü Göl, geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklık tehlikesinin ardından yağışlarla birlikte yeniden eski görünümüne kavuşarak nilüfer çiçekleri ve eşsiz manzarasıyla ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Ancak heyelan nedeniyle yolun kapanması, göle ulaşmak isteyen doğaseverlerin yaklaşık 4 kilometrelik mesafeyi yürüyerek kat etmesine neden oluyor.
Kocaeli Gebze’de yeni itfaiye binasında çalışmalar yüzde 60’a ulaştı Gebze Millet Bahçesi’nde yapımı süren yeni itfaiye binasında çalışmalar yüzde 60 seviyesine ulaştı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, itfaiye hizmetlerinde kaliteyi daha da artırmak için ihtiyaç olan bölgelere yeni hizmet binaları kazandırıyor. Bu kapsamda büyükşehir, Gebze’de yıllardır hizmet veren ve eskimesi nedeniyle yetersiz kalan itfaiye binasını yenileme kararı aldı. Gebze Millet Bahçesi’ne modern ve son teknolojiyle donatılmış yeni itfaiye binası inşa eden büyükşehir, çalışmalarda yüzde 60 seviyesine ulaştı. Gebze’ye yeni itfaiye binası inşa ediliyor Fen İşleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı ekipler, Gebze’de inşa edilen yeni itfaiye binası için çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Yakın zamanda Gebze Millet Bahçesi içerisindeki yeni yerinde modern imkanlarla hizmet vermeye başlayacak olan müfreze binasında, temel betonu atılırken kalıp montajlarına da başlandı. Araç, ekipman ve personel kapasitesiyle Türkiye’de örnek gösterilen itfaiye teşkilatına sahip olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gebze’ye kazandıracağı yeni hizmet binasıyla gücüne güç katacak. Toplam inşaat alanı bin 735 metrekare Gebze Millet Bahçesi’nin doğu bölümünde toplam 4 bin 316 metrekarelik alan üzerine inşa edilen Yeni Gebze İtfaiye Müfreze Binası, bin 735 metrekarelik inşaat alanına sahip olacak. Müfreze binası, zemin kat ve galerili birinci kattan oluşacak şekilde projelendirildi. Zemin katın ön cepheden giriş yapılan bölümü itfaiye araç parkı olarak düzenlenirken, arka cephede ise çelik sundurmalı sert zemin alanı yer alacak. Yeni hizmet binasında her şey düşünüldü Zemin katta itfaiye araçlarının giriş ve çıkışının bulunduğu 390 metrekarelik kapalı garaj, 150 metrekare teras, haberleşme, vardiya amirliği, grup amirliği, yazı işleri, eğitim-toplantı salonu, mekanik ve elektrik odaları, depolar, mutfak ve dinlenme-yemekhane odası bulunacak. Birinci katta ise 4 yatakhane, duş, mescit, depo, spor ve eğitim salonu yer alacak.
Konya Kişiselleştirilmiş onkoloji tedavisinde kanser genetiğine odaklanarak nokta atışı Son yıllarda, metastatik evredeki kanser hastalarında standart kemoterapi ve radyoterapi uygulamalarının yüzde 20-30 bandında kalan sınırlı başarı oranlarının, tıp dünyasını daha derin bir sorgulamaya ittiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya, benzer evredeki her hastaya benzer dozların uygulandığı bu dönemin, artık yerini moleküler bir devrime bıraktığını söyledi. Geçmişin kısıtlı imkanlarıyla şekillenen geleneksel onkoloji yaklaşımlarının, uzun yıllar boyunca "tek tip tedavi" anlayışına dayandığını ifade eden Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya, "Günümüzün modern tıbbı, sarsılmaz bir gerçeği temel almaktadır. Nasıl ki her bireyin parmak izi eşsizse, kanser hücrelerinin genetik mimarisi de kişiye özeldir. Artık tümörün sadece dış görünüşüne değil, genetik koduna odaklanıyoruz. Kanser genomunu haritalandırarak; tümörün büyümesine, kontrolsüz çoğalmasına ve metastaz yapmasına neden olan spesifik DNA ve RNA mutasyonlarını en uç noktada tespit edebiliyoruz. Bu teknolojik dönüşüm, karanlıkta yol almaktan çıkıp, her hastanın kendi biyolojik haritasına uygun, hedef odaklı tedavi rotaları oluşturulabilmesine, tedavide nokta atışı yapılabilmesine imkan sağlamaktadır" dedi. "Kişiselleştirilmiş onkolojinin kalbinde kanser genetiği yer almaktadır" Hastaların her birinin kendi kanser grubunda dahi genetik olarak tedavilerinin farklı olduğunu ifade eden Petekkaya, "Onkoloji polikliniğe başvuran akciğer, meme, kolon, rektum, safra kesesi ve yolları, pankreas, mide, lenfoma, böbrek, over, rahim, rahim ağzı, melanom, baş-boyun, yumuşak doku, kemik kanserleri hastalarının her birinin kendi kanser grubunda dahi genetik olarak tedavileri farklıdır. Her hasta için ayrı ayrı DNA ve RNA mutasyonlarına sahip ve ayrı ayrı akıllı ilaç, immonoterapi seçenekleri mevcut durumdadır. Kişiselleştirilmiş onkoloji, bu hikayeyi doğru okuma sanatıdır. Bu yaklaşımın kalbinde ise kanser genetiği yer almaktadır" ifadelerini kullandı. "Hastanın tümöründen alınan küçük bir örnekle binlerce genetik bölge saniyeler içinde taranabilir" Vücuttaki her hücrenin, hayatta kalması ve bölünmesi için gerekli talimatları içeren devasa bir kütüphane gibi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya, "Bu kütüphane bizim DNA’mızdır. Kanser, bu kütüphanedeki bazı hayati kitaplarda ’yazım hataları’ (mutasyonlar) oluşmasıyla başlar. Hücreye ’dur’ diyen genler bozulduğunda veya ’bölün’ diyen genler kontrolden çıktığında tümör oluşumu tetiklenir. Geleneksel onkolojide tümörün sadece dış görünüşüne (mikroskop altındaki haline) ve konumuna bakılırken bugün ise kanserin moleküler kimlik kartına bakıyoruz. Modern onkolojide tedavi süreci artık sadece teşhisle başlamıyor; tümörün genetik haritasının çıkarılmasıyla şekilleniyor. Yeni Nesil Dizileme (NGS) adı verilen ileri teknolojiler sayesinde, hastanın tümöründen alınan küçük bir örnekle binlerce genetik bölge saniyeler içinde taranabilir" dedi. Petekkaya, genetik veriler ile klinikte neler yapılacağına ilişkin şu açıklamalarda bulundu: "İlk olarak doğru ilacın seçimi, bazı kanser türlerinde, belirli bir genetik mutasyon, örneğin meme kanserinde HER2, kolorektal kanserlerde KRAS/NRAS veya akciğer kanserinde EGFR, ilacın etkili olup olmayacağını belirleyen anahtardır. Eğer o anahtar yoksa, o ilaç vücuda sadece yan etki verir; fayda sağlamaz. Devamında gereksiz kemoterapiden kaçınma, genetik analizler, bazı düşük riskli tümörlerde kemoterapinin hastaya ek bir fayda sağlamayacağını ortaya koyabilir. Bu da hastanın yaşam kalitesini korumak adına devrim niteliğinde bir gelişmedir. Son olarak direnç mekanizmalarını öngörme, kanser hücreleri çok akıllıdır ve zamanla ilaçlara karşı direnç geliştirebilirler. Genetik takip, bu direncin ne zaman ve nasıl oluşacağını öngörmemize yardımcı olur." Hedef odaklı tedavide akıllı ilaçlar ve immünoterapi Kişiselleştirilmiş onkolojinin en büyük meyvelerinden birinin akıllı ilaçlar olduğunu, kemoterapinin vücuttaki tüm hızlı bölünen hücrelere (saç kökleri, ağız içi gibi) saldırırken; akıllı ilaçların sadece kanseri tetikleyen o genetik hatayı bulup onu etkisiz hale getirdiğini ifade eden Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya, "Bu, karanlık bir odada etrafı kurşun yağmuruna tutmak yerine, sadece hedefi vuran bir lazer ışığı kullanmaya benzer. Aynı zamanda immünoterapi de genetik verilerden beslenir. Hastanın genetik profili, bağışıklık sisteminin kanseri bir ’yabancı’ olarak algılayıp algılamayacağını bize söyler. Eğer genetik yapı uygunsa, hastanın kendi savunma sistemini uyandırarak kanserle savaşması sağlanabilir. Kişiselleştirilmiş onkoloji, sadece son evre hastalar için bir umut değil, erken teşhisten itibaren hayati önem taşıyan bir stratejidir. Şu anda bile, ’Likit Biyopsi’ denilen yöntemlerle sadece bir tüp kan vererek vücuttaki en küçük genetik değişimler bile yakalanabilmekte. Sonuç olarak, kanserle savaşta artık karanlıkta yürümüyoruz. Genetik bilimi, her hastanın kendi biyolojik gerçekliğine uygun, en etkili ve en az yan etkili yolu aydınlatıyor. Hastane içerisindeki bilimsel genetik ekip; her hasta, her bireydeki mutasyonları, dünya literatürünü tarayarak, büyük titizlikle tümörü çoğaltan genleri tespit edip buna uygun akıllı ilaçları veya diğer tedavi seçeneklerini kanıta dayalı bir şekilde buluyor ve buna yönelik tedavileri en uygun şekilde Moleküler Tümör Konseyimizin (MTB) kararı sonucunda hastaya uyguluyoruz. Unutmamalıyız ki; en iyi tedavi, hastaya özel olan tedavidir" diye konuştu.
Kayseri Büyükşehirin Doğal Ürünler Bahçesi ve Pazarı’nda yeni sezon hazırlığı Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Doğal Ürünler Bahçesi ve Pazarı’nda yeni sezon hazırlıkları başladı. Kentin önemli tarımsal üretim alanlarından biri haline gelen Doğal ürünler bahçesinde üreticiler tarafından çalışmalar devam ediyor. Bu kapsamda 13-16 Ocak 2026 tarihleri arasında Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, Hobi Bahçeleri Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitim sonunda başarılı olup bahçe kullanımına hak kazanan üreticiler doğal ürünler bahçesinde heyecanla hazırlıklarını sürdürüyor. Anadolu Harikalar Diyarı içerisinde yer alan bahçede, toprak verimliliğini artırmak ve sağlıklı üretimi sürdürülebilir kılmak amacıyla kapsamlı hazırlıklar yapılıyor. Doğal üretimin teşvik edilmesi, yerel üreticinin desteklenmesi ve vatandaşların güvenilir gıdaya erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor. Bu doğrultuda üreticiler, toprağın organik yapısını korumaya yönelik doğal gübreleme yöntemleri ve modern tarım tekniklerini titizlikle uyguluyor. Bahçede faaliyet gösteren üreticilerin bir bölümü örtü altı alanlarda fide yetiştiriciliğine başlarken, diğer üreticiler açık alanda oluşturulan sebze yataklarında dikim çalışmalarına devam ediyor. Özellikle çilek ve marul üretiminde hareketlilik artarken, ilerleyen süreçte domates, biber ve salatalık gibi yazlık sebzelerin de üretime dâhil edilmesi planlanıyor. Doğal Ürünler Bahçesi’nde yürütülen çalışmalar sayesinde hem yerel ekonomiye katkı sağlanıyor hem de tüketicilere doğrudan üreticiden, sağlıklı ve doğal ürünler sunuluyor. Sezon açıldığında Doğal Ürünler Bahçesi içerisinde kurulan pazarda ürünlerin satışa sunulması, üretici ile tüketici arasındaki bağı da güçlendiriyor. Kayseri’de tarım ve hayvancılık alanında üreticilere sağladığı desteklerle Türkiye’ye örnek olan Büyükşehir Belediyesi, bir yandan da organik üretimi desteklerken vatandaşların doğal besinlere kolaylıkla ulaşmasına imkân tanıyor. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, doğal üretimin yaygınlaştırılması ve organik tarım uygulamalarının artırılması amacıyla eğitim ve destek çalışmalarının aralıksız devam edeceğini belirtti.