GÜNDEM - 07 Şubat 2026 Cumartesi 11:08

Mersin’de depremlerinin psikolojik etkileri ele alındı

A
A
A
Mersin’de depremlerinin psikolojik etkileri ele alındı

Mersin Büyükşehir Belediyesi, 6 Şubat depremlerinin ardından afetin psikolojik etkileri, iyileşme süreci ve toplumsal dayanışmayı ele alan ‘Psikolojik İyileşme ve Toplumsal Dayanışma Paneli’ne ev sahipliği yaptı.


Mersin Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı, Mersin Kent Konseyi, 6 Şubat Yaşam Derneği ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) iş birliğinde, 6 Şubat depremlerinin ardından yaşanan psikolojik etkiler ve iyileşme sürecinin ele alındığı ‘Unutmadan Devam Etmek: Afet Sonrası Psikolojik İyileşme ve Toplumsal Dayanışma’ başlıklı panel gerçekleştirildi. Panel ile 6 Şubat depremlerinden doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenen vatandaşlara rehberlik etme, psikososyal destek konusunda farkındalık oluşturma ve toplumsal dayanışma bilincinin artırılması amaçlandı.


Mersin Büyükşehir Belediyesi Nikah ve Etkinlik Salonu’nda düzenlenen panele, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serdal Gökayaz, ilgili daire başkanları ve personeli, Mersin Kent Konseyi yetkilileri, 6 Şubat depremi mağdurları ve ailelerinin yanı sıra ilgili sivil toplum kuruluşları katılım sağladı. Moderatörlüğünü Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanı Dr. Kemal Zorlu gerçekleştirdiği panelde; MEÜ Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Ali Gizir, Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Mersin Şubesi Başkanı Psikolojik Danışman Barış Güçlü ve Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği’nden (TARDE) Psikolog Ece Önder konuşmacı olarak yer aldı.


Panel kapsamında Prof. Dr. Cem Ali Gizir, "Afetler Odağında Psikolojik Travma, Yas ve Psikolojik Sağlamlık", Psikolojik Danışman Barış Güçlü, ‘Afet Sonrası Psikososyal Destek’, Psikolog Ece Önder ise ‘6 Şubat’ın Ardından: Toplumsal Hafıza, Sahadan Dersler ve Dayanışma’ başlıkları altında sunumlar gerçekleştirdi. Uzman isimler, afet sonrası bireylerin ve toplumun yaşadığı psikolojik süreçler, travmayla baş etme yöntemleri, iyileşme sürecinde dayanışmanın önemi ve ruh sağlığı destek mekanizmaları üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Katılımcılar, karşılıklı soru cevabın ardından AFAD İl Müdürlüğü koordinasyonunda Mersin Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Hacı Mehmet Acar’ın hazırladığı ‘6 Şubat: Zamanın Kırıldığı An’ adlı grafik tasarım sergisini gezdi.



"Mersin, toplumsal dayanışmanın iyi bir örneğini verdi"


Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serdal Gökayaz, konuşmasına 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle anarak başladı. Gökayaz, deprem haberini alır almaz Mersin Büyükşehir Belediyesinin bütün ekipleriyle ilk olarak deprem bölgesine ulaşarak arama kurtarma çalışmalarına katıldığını ve daha sonrasında sosyal çalışmalarla da bu bölgeye destek olmaya devam ettiklerini kaydederek, "Deprem bölgesine yönelik olarak Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’in bir daveti oldu. Tüm kentin bu konuda istekli olduğunu ve burada en iyi şartlarda hizmet alacaklarına dair bir davetti bu. Akabinde birçok vatandaşımız Mersin’e doğru geldi. Yüz binleri bulan depremzede vatandaşımız birçok ile gittiği gibi Mersin’e de geldiler. Burada yakınlarına, akrabalarına, kamu kurumlarının sağladığı barınma alanlarına yerleştiler. İlk etapta bütün ihtiyaçları, hem belediyemiz hem ilçe belediyeleri ve kamu kurumları tarafından en iyi şekilde sağlanmasına gayret edildi. Uzun süre bu şekilde bir çalışma yürütüldü" dedi.


Depremin fiziksel boyutunun ardından yaraların sarılması anlamında da çok ciddi çalışmalar yapıldığını kaydeden Gökayaz, "Mersin bu açıdan ciddi bir ev sahipliği yaptı. Toplumsal dayanışmanın iyi bir örneğini verdi. Umarım tekrar böyle bir felaket yaşamayız. Bu süreçte toplumsal dayanışma çok büyük bir öneme sahip. Bu esnada bütün kentimiz, bütün vatandaşlarımız inanılmaz bir duyarlılığa sahipti. Çağrı merkezlerimiz vatandaşlarımızın yardım etme talepleriyle, gönüllü olma talepleriyle ilgili olarak çok ciddi çağrılar aldı. Yardım etmek isteyenler yardıma o esnada ihtiyacı olan kişilerle buluşturularak böyle bir organizasyonu yapmaya gayret ettik" diye konuştu.



Mersin’de depremlerinin psikolojik etkileri ele alındı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum "Köyün neşesi" engelli genç herkesi gözyaşlarına boğdu: İmam ayakta durmakta güçlük çekti Çorum’da "köyün neşesi" olarak bilinen zihinsel engelli gencin cenaze namazını kıldıran cami imamı ve vatandaşlar gözyaşlarına hakim olamadı. Sosyal medyada paylaşılan o anlara ait görüntüler herkesi hüzne boğdu. Çorum’un Merkez ilçesi Üyük köyünde yaşayan 33 yaşındaki zihinsel engelli Dursun Karatepe, 17 Nisan’da rahatsızlanarak hayatını kaybetti. Köyün neşesi olarak bilinen Karatepe’nin cenazesi, kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi. Cenaze namazını kıldıran köy camisinin imamı Mustafa Yıldırım ve vatandaşlar gözyaşlarına boğuldu. İmam Yıldırım, 13 yıl boyunca kendisini hiç yalnız bırakmayan engelli gencin tabutunun başında gözyaşı dökerek, kendisinden helallik istedi. Herkes tarafından çok sevilen Dursun Karatepe’nin cenazesi gözyaşları arasında toprağa verildi. Köy imamının cenaze namazından önce tabut başında ayakta durmakta güçlük çektiği anlar ise bir vatandaş tarafından cep telefonuyla kaydedildi. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler, binlerce kişiyi hüzne boğdu. "Karşılık beklemeden herkesin yardımına koşardı" İhlas Haber Ajansı muhabirine konuşan Üyük Köyü Camii İmam Hatibi Mustafa Yıldırım, Dursun Karatepe’nin 13 yıl boyunca camide kendisine eşlik ettiğini ve köydeki tüm vatandaşların yardımına koştuğunu belirterek, "Dursun kardeşim 13 yıldır görev yaptığım bu köyde benim dostumdu, kardeşimdi. Cenaze namazını kıldırdığım esnada duygulandım. Sebebi de Dursun kardeşimiz köyün sokaklarında gezerken zihinsel engelliydi, konuşamıyordu ama bedenen çok güçlü biriydi. Bu vesileyle de köydeki herkese yardım ederdi. Hiç kimseden karşılık beklemeden onlara yardım ederdi. Yazları Kur’an kursu için camiye gelirdi. Okuma-yazma bilmemesi halinde sürekli benimle camide olurdu. Camide bir iş olduğunda bana yardım ederdi. Bunları da karşılık beklemeden yapardı. Dursun kardeşimiz sadece benim tarafımdan değil, bütün köylü tarafından sevilen, sayılan bir insandı. Dursun kardeşimizin bu köyde hiç kimseye zararı, kötülüğü olmamıştır" dedi. "Cenaze namazında ağlamayan hiç kimse kalmadı" Engelli gencin vefatının herkesi çok üzdüğünü dile getiren Yıldırım, "Çevre köylerden de onu tanıyan çok kişi vardı. Bu sebeple onun vefatının ardından sadece köyümüzdeki vatandaşlar değil, onu tanıyan herkes üzüldü. Cenaze namazını kıldırdıktan sonra Mevlana’nın ‘İnsan doğarken ağlar, yakınları gülerler. Öyle bir hayat sür ki sen öldükten sonra sen sevin, insanlar arkandan ağlasın’ sözü aklıma geldi. Bu tam Dursun’a göre bir söz. Dursun vefat ettiğinde onun cenaze namazında ağlamayan hiç kimse kalmadı. Bu da Dursun kardeşimizin ne kadar çok sevildiğini, sayıldığını ve insanlarımızın engellilere karşı bakış açısını ortaya koymuştur" diye konuştu.
İstanbul Sanık Karaoğlu: "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 24. oturumunda, İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu savunma yaptı. İddianamede örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ifade edilen Karaoğlu, "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 24. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada geçtiğimiz cuma günü savunma yapan Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Akyüz’ün çapraz sorgusu yapıldı. Sanık avukatının savunmasının ardından İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu’nun savunmasına geçildi. İddianamede Karaoğlu’nın örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ve sosyal yardım adı altında rüşvet olarak temin edilen hediye çeklerinin organizasyonunu yürüttüğü belirtilmişti. Karaoğlu’nun rüşvet alınması muhtemel iş adamlarının dosyalarını resmi görevi olmayan ve doğrudan örgüt lideri adına hareket eden Yakup Öner’e gönderdiği de aktarılmıştı. İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Karaoğlu, savunmasında görevi boyunca alnının akıyla çalıştığını belirterek, "Bu sürede imar müdürü olmamın ötesinde bir üst yönetimde yer almadım. Kimsenin adamı olmadım, kimsenin torpili ve referansıyla bir yerlere gelmedim. Ben siyasetçi değilim, kamu görevlisiyim. Alnıma leke sürecek en küçük bir hususla karşı karşıya kalmadım. Böylesine asılsız suçlamalarla, iftiralarla karşı karşıya bırakıldığım Boğaziçi İmar Müdürlüğümle ilgili hiçbir ihmali ve suçlamayı kabul etmiyorum. Aksine görevim boyunca dönem dönem tehdit edildim, 7 yaşındaki kızımla tehdit edildim. Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim. Talimatı ilgili yasadan aldım. Örgüt denilen yapılanma nedir açıkçası burada onu da anlamadım. 26 yıl görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü? Belediye personeli midir?" dedi. Duruşma, sanık avukatının savunması ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.