ÇEVRE - 21 Haziran 2025 Cumartesi 10:31

Mersin’de üreticiye ekipman desteği

A
A
A
Mersin’de üreticiye ekipman desteği

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, toplumda herkesin birbirine destek ve yardımcı olması gerektiğini belirterek, "Mersin’i ve Türkiye’yi kavga etmekle kalkındıramayız. Birbirimizin bileğini bükmek, ayağına dolanmak, aşağıya çekmekle bir yerlere gelemeyiz. Biz kardeşiz. Etnik yapımız, inanç grubumuz ne olursa olsun, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyoruz" dedi.


Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından ‘destek büyükşehirden, üretim çiftçiden’ sloganıyla düzenlenen ‘Sulama Borusu, Makine Ekipman ve Arıcılık Malzemeleri Dağıtım Töreni’ne katıldı. Akdeniz ilçesi Camili Mahallesi’nde düzenlenen törende Akdeniz ve Toroslar ilçelerindeki üretici, yetiştirici ve çiftçilere 3 farklı kapsamda destekler sağlandı.


Törende konuşan Seçer, halkın arasına girdiğinde enerjisinin arttığını, yorgunluğu unuttuğunu belirterek, "Bir siyasetçide başta insan sevgisi, görev, vatan ve millet aşkı yoksa o siyasetçiden iyi bir siyasetçi olmaz. Siyasetçi önce insanı, vatanını ve milletini sevecek, yaptığı işten keyif alacak. Tüccar ve sanayici üretim yapıp para kazanmaktan keyif alır ama siyasetçi ne tüccar ne bir sanayicidir, o bir kamu görevlisidir. Biz sizin mutluluğunuzla mutlu oluyoruz. Bizim kazancımız vatandaşlarımızın mutluluğu" sözlerine yer verdi.


Mersin ile gurur duyduğunu vurgulayan Seçer, "Mersin Türkiye’nin en güzel şehirlerinden bir tanesi. Güzel yurdumun her köşesi güzel ama Mersin bir başka güzel. Mersinimizin değerini bileceğiz, koruyacağız ve Mersinimize sahip çıkacağız" diye konuştu.



"Bugüne kadar Mersin’den Ankara’ya uzanacak sulama borusu desteği yaptık"


Dağıtım töreni kapsamında; Toroslar ve Akdeniz ilçeleri için yapacakları destekleri anlatan Seçer, makine ekipman desteğinin toplam 36 adet olacağını söyledi. Toroslar’a toplam 20 makine ekipman desteği verileceğini ifade eden Seçer, Akdeniz ilçesine ise toplam 16 adet makine ekipman desteği sağlanacağını söyledi. Her yıl 100 kilometre yapılan sulama borusu desteğinin bu yıl 110 kilometreye çıkarıldığını söyleyen Seçer, "Su bizim can damarımız, her şeyin başı su. Kıraç, meyilli ya da yer altından su çekilen arazilerde sulama borusu ve motopomp olmazsa olmaz. Biz her yıl 100 kilometre sulama borusu desteği veriyoruz ve proje başladığı günden bugüne Ankara’ya uzanacak kadar (464 kilometre) sulama borusu desteği yaptık. Bu destekler her yıl da devam edecek. Akdeniz ve Toroslar’a toplam 9 bin 22 metre dağıtım yapılacak. 7 bin 360 metre sulama borusu desteği Toroslar’ın; Arslanköy, Atlılar, Çağlarca, Evrenli, Işıktepe, Musalı, Yüksekoluk Sulama Birliklerine dağıtılacak. Akdeniz ilçemize ise 1662 metre dağıtım yapılacak. 450 metre çelik boru Camili Sulama Kooperatifi’ne,1212 metre HDPE boru ise Parmakkurdu Sulama Kooperatifine verilecek" diyerek, verilen desteklerin her bölgenin ihtiyacına göre projelendirildiğini aktardı.


Toplumda herkesin birbirine destek ve yardımcı olması gerektiğinin altını çizen Seçer, "Mersin’i ve Türkiye’yi kavga etmekle kalkındıramayız. Birbirimizin bileğini bükmek, ayağına dolanmak, aşağıya çekmekle bir yerlere gelemeyiz. Biz kardeşiz. Etnik yapımız, inanç grubumuz ne olursa olsun, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyoruz" ifadelerini kullandı.



"Memnuniyetle çalışıyoruz"


Program kapsamında Toroslar ve Akdeniz ilçelerinde arıcılık yapan 139 kişiye arıcılık desteği yapılacağını söyleyen Seçer, il genelinde ise bu rakamın bin 708 olduğunu belirtti. Arıcılık destek paketi içerisinde arıcı maskesi, körük, eldiven, el demiri, 3 kilogram temel petek ve 2 kutu arı parazit ilacı olduğunu aktaran Seçer, "Arı yetiştiricilerimize lazım olan her şey var. Çünkü bu çalışmaları yapan Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ama Mersin İli Arı Yetiştiricileri Birliği ile çalışıyorlar. Yani işi bilen ile çalışıyoruz. Onun için doğru işler oluyor ve bunlar her yıl artarak devam ediyor. ‘Bu yıl yaptık seneye yok, paramız yok, nasıl olsa 1 sene önce Mersinliler yüzde 60 oy verdi, yan gelip yatalım. 5 yıl sonra gidip yine oy isteyelim’ demek olmaz. Oy için çalışan belediye başkanı olmaz. ‘Memnuniyetle çalışıyoruz’ diyoruz. Memnuniyetle de çalışacağız. Destekleri alan çiftçilerimize hayırlı ve uğurlu olsun" şeklinde konuştu.



"Tarihin en büyük altyapı yatırımlarını yapıyoruz"


Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi (MESKİ) tarafından il genelinde çok önemli altyapı yatırımları gerçekleştirildiğini ve belirli bir plan-program çerçevesinde hem merkez hem de kırsal tüm bölgelerin altyapı sorunlarını tamamen çözeceklerini dile getiren Seçer, "Tarihin en büyük altyapı yatırımlarını yapıyoruz. Şu anda MESKİ’nin yaptığı yatırımlar toplamda 17 milyar liranın üzerindedir. Yaklaşık 3-3,5 milyar liralık bir kredi arayışımız var. O projeleri de kattığımız zaman ilçelerimizin ve Mersin’in merkezinde kanalizasyon, arıtma gibi hiçbir sorun bırakmayacağız" dedi.



"Biz bu destekleri çok isabetli destekler olarak görüyoruz"


Sulama kooperatiflerine Güneş Enerji Santralleri (GES) yapmaları tavsiyesinde bulunan Seçer, onaylanan projelere yüzde 50 oranında destek sağladıklarını, tıpkı sulama borusu desteği gibi bu desteğinde üreticiler için çok önemli olduğunu kaydetti. Seçer, "En büyük gideriniz enerji gideri. Bakın sulama borusu desteği yapıyoruz. Onunda gideri yüksek ama onu da yapın. Bunlar önemli yatırımlar ve biz bu destekleri çok isabetli destekler olarak görüyoruz. Bizimle iş birliği içerisinde mutlaka bu çalışmaları yapın" sözlerine yer verdi.



"Suyun değerini bilerek kullanmak lazım"


Konuşmasına suyun önemine dikkat çekerek devam eden Seçer, "Pamukluk İsale Hattı da tamamlanınca Mersin’in her noktası su yönünden ihya olacak" diye konuştu. Bölgenin yeterli yağış alamaması nedeni ile özellikle sulama suyunda bu sezon sorunlar yaşanabileceğini vurgulayan Seçer, "Bu yıl su kıt, suyun değerini bilerek kullanmak lazım" dedi ve içme suyunun tarımsal sulamada kullanılmaması gerektiğini hatırlatarak, vatandaşları bu konuda duyarlı davranmaya davet etti.



"Biz bu ülkeyi; bilimle, ilimle ve irfanla kalkındıracağız"


Atatürk’ün, Türk Ulusuna temelleri çok sağlam atılmış bir cumhuriyet bıraktığını kaydeden Seçer, hem Suriye’de yaşanan gelişmelere hem de İran ile İsrail arasında yaşanan çatışmalara dikkat çekerek, "Hep bir arada olalım. Bizim güçlü olmamız lazım. Güçlü olmanın yolu da her şeyden öte bir ulusal birlik duygusunun ve vatan sevgisinin olmasından geçiyor. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle ve minnetle anıyorum. Bize temelleri çok sağlam atılmış bir cumhuriyet kurmuş. Bizler de şanlı bayrağın altında bir arada ve kardeşçe yaşayalım" ifadelerini kullandı.


Konuşmaların ardından Başkan Seçer tarafından yetiştirici ve üreticilere temsili dağıtımlar gerçekleştirildi.



Mersin’de üreticiye ekipman desteği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Yeni yüzyılın yeni hastalığı: "Parlayan nesneler sendromu" uyarısı Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, akıllı telefon, tablet, sosyal medya ve parlak ekranların insan beyninde dikkat dağınıklığına yol açtığını belirterek, ’parlayan nesneler sendromu’nun özellikle gençler arasında hızla yayıldığını söyledi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte insanların "Parlayan Nesneler Sendromu (PNS)" ya da İngilizce adıyla "Shiny Object Syndrome (SOS)" tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Özkaya, özellikle çocuklar ve gençlerin akıllı telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar oyunlarından uzaklaşamadığına dikkat çekerek, bu durumun zamanla ciddi dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemlerine neden olduğunu belirtti. "Beynimizi esir alıyor" Sürekli yeniliklere, parlak ekranlara ve moda akımlara yönelme isteğinin "Parlayan Nesneler Sendromu" olarak tanımlandığını kaydeden Özkaya, "İnsanlar artık nihayetinde ne kadar faydalı olduğuna bakmaksızın yeni ve dikkat çekici olana yöneliyor. Parlayan ekranlar önce gözümüzü, sonra dikkatimizi, en sonunda ise beynimizi esir alıyor" dedi. Teknolojinin günlük hayatın merkezine yerleştiğini vurgulayan Özkaya, insanların ders çalışırken, kitap okurken ya da işine odaklanmışken gelen bildirimlerle dikkatlerinin dağıldığını söyledi. Özkaya, "Bir bildirim sonrası dikkatin yeniden toparlanması kişiden kişiye değişmekle birlikte 15 dakikaya kadar sürebiliyor. İnsanlar internette araştırma yapmak isterken kendilerini bambaşka mecralarda bulabiliyor, reklamlar ve sosyal medya içerikleri tüketim çılgınlığını artırıyor" diye konuştu. "Ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerekli" Parlayan nesnelerin sadece çocukları değil her yaş grubunu etkilediğini belirten Özkaya, sosyal medya paylaşımlarını merak etme, sürekli yeni ürün satın alma isteği ve kısa sürede değişen düşüncelerin de bu sendromun belirtileri arasında yer aldığını kaydetti. Özkaya, özellikle sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve dijital ekranların yoğun kullanımının insanları gerçek dünyadan uzaklaştırdığını ifade ederek, ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerektiğini sözlerine ekledi.
İstanbul Başkan Yeğin’den Sancaktepe’de yıkılan anıta ilişkin açıklama: "Sökün dedim yıktılar, gece dedim sabah yaptılar" Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Abdurrahmangazi Mahallesi’ndeki anıtın yıkılmasıyla ilgili kamuoyuna yansıyan ve tepki çeken görüntüler üzerine açıklama yaptı. Yeğin, "Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir. Sökülmesi başka bir şeydir, yıkılması başka bir şey. Bir art niyet olduğuna inanmak istemiyorum ama eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" dedi. Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Abdurrahmangazi Mahallesi’ndeki döner kavşakta üzerinde Osmanlı tuğrası ile Selçuklu armasının yer aldığı anıtın kaldırılma sürecine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Anıtın kaldırılması sırasında yıkılması ve görüntülerin kamuoyunda büyük tepki çekmesi üzerine açıklamalarda bulunan Yeğin, anıtın yalnızca yerinden taşınmak istendiğini ancak uygulama aşamasında hatalar yapıldığını belirterek, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. "Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir" Anıtın kaldırılma gerekçelerini ve sürecin nasıl geliştiğini anlatan Başkan Yeğin, şu ifadelere yer verdi: "Son 3-4 gündür özellikle Pazartesi gününden itibaren Sancaktepe’de ortaya çıkan görüntü, belediyemizin çalışmasıyla ilgili bir durumdur. Pazartesi günü sabah saatlerinde arkadaşlarımız tarafından Sancaktepe’nin Abdurrahmangazi Mahallesi’nde bulunan bir döner kavşak ortasındaki anıtla ilgili bir çalışma yapıldı. Bu anıt 2014 yılında yine belediyemiz tarafından yapılan üzerinde Selçuklu arması, Osmanlı tuğrası, belediyemizin logosu ve en üstünde de Ay-Yıldızımızın olduğu bir projeydi. Göreve geldikten sonra bu anıtın sökülmesi talimatını ben verdim. Amacım bu anıtın oradan kaldırılıp, yine belediyemize ait başka bir alanda, yeni yaptığımız bir parkta kullanılmasını sağlamaktı. Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir. Ancak nihayetinde insanız ve insanlarla çalışıyoruz, hatalar ve eksikler olabilir." "Sökün dedim yıktılar, gece dedim sabah yaptılar" Uygulama aşamasında yaşanan aksaklıkları açıklayan Yeğin, "Ne yazık ki ben şehir dışındayken, arkadaşlarımız verilen talimatı yanlış uygulamışlar. Bugün ilgili birimlerden tutanaklar ve ifadeler alındı. Olayın neden bu hale geldiğini sorguluyoruz. Sökülmesi başka bir şeydir, yıkılması başka bir şey. Arkadaşlarımız ’Üzerindeki tuğraları, Selçuklu yıldızını aldık ama diğerlerine boyumuz yetmedi, makine yoktu. O yüzden devirmek zorunda kaldık’ gibi savunmalar yaptılar. O profesyonel çekimler neden yapıldı, nerelere servis edildi? Bunların hepsini inceleyeceğiz. Sanki bu eser 1453’te İstanbul fethedildiğinde yapılmış tarihi bir eser, sanki Ayasofya’nın bir parçası veya Alparslan’dan, Atatürk’ten bir emanet gibi davranılıyor. Bu 10 yıl önce yapılmış bir yapı. Madem bu kadar değer veriyorsunuz, neden 10 yıldır bir kez bile bakımını yapmadınız? Anıt çürümüş durumda" dedi. "Eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" Kavşaktaki yeni düzenleme hakkında bilgi veren Yeğin, kamuoyuna yansıyanın aksine alana Türk bayrağı dikilme projesinin aylar öncesinden planlandığını vurgulayarak, "Biz ömrünü tamamlamış o yapının yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin sembolü olan 36 metre yüksekliğinde bir Türk bayrağı dikeceğiz. ’Tepki gösterdik diye bayrak dikecekler’ diyorlar. 36 metrelik bayrak direği bakkalda satılmıyor, üretimi aylar sürüyor. Biz 19 Mayıs’a yetiştirebilmek için aylar öncesinden girişimlerde bulunduk. Şu an kepçe operatöründen ilgili müdüre kadar herkes hakkında bir soruşturma süreci devam ediyor. Ben art niyet olduğuna inanmak istemiyorum, bir ihmal veya iş bilmezlik olduğunu düşünmek istiyorum. Eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" ifadelerini kullandı. "Odaların üzerine Allah’ın ismini yazarak o usulsüzlükleri örtemezsiniz" Belediye binasındaki Selçuklu logosunun ve ’Allah’ lafzının üzerinin kapatılmasına ilişkin de konuşan Başkan Yeğin, şunları aktardı: "Belediye binasındaki Selçuklu logosu ve ’Allah’ lafzının üzerinin kapatılması meselesine gelince de evet ben kapattım. Üzerine ’Sancaktepe için çalışıyoruz’ pankartı astırdım. Çünkü o odalarda yıllarca rüşvet pazarlıkları yapıldı, hırsızlık yapıldı. Odaların üzerine Allah’ın ismini yazarak o usulsüzlükleri örtemezsiniz. O ahlaksız düzenin en küçük kırıntıları bu belediyeden temizlendiği gün o pankartları oradan kaldıracağım. O binada hiçbir hırsızın ve arsızın kalmadığı gün, Allah’ın o güzel ismini tekrar açacağım ki herkes bu binada artık namusuyla çalışan insanlar olduğunu görsün."
Aydın Nazilli’de erken teşhis için kanser taraması çağrısı Aydın’ın Nazilli ilçesinde İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından belediye personeline yönelik düzenlenen eğitimde kanserden korunma yolları ve erken teşhisin önemi anlatılırken, eğitim sonunda uygun katılımcılara kolon kanseri tarama kiti dağıtıldı. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM Birimi tarafından Nazilli Belediyesi personeline yönelik bilgilendirme eğitimi gerçekleştirildi. Eğitimde KETEM Birimi Hekimi Dr. Sümeyye Topçu tarafından ’Kanserden Korunma Yolları’ konusunda bilgi verildi. Program kapsamında Fizyoterapist Ayşe Akkuş, Sosyal Çalışmacı Burcu Adıgüzel ve Çocuk Gelişimci Rabia Balbakan da Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde kendi alanlarında yürütülen çalışmalar hakkında katılımcıları bilgilendirdi.Gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde ise belediye personelleri sorularına yanıt buldu. Eğitim sonunda Gaitada Gizli Kan (GGK) testi kapsamında kolon kanseri taraması için uygun olan katılımcılara Ebe Sultan Keyik tarafından GGK kiti dağıtıldı. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, desteklerinden dolayı Nazilli Belediyesi’ne teşekkür etti. Yetkililer ayrıca vatandaşları düzenli kanser taramalarına davet ederek, 40-69 yaş arası kadınların 2 yılda bir mamografi çektirmesi, 30-65 yaş arası kadınların 5 yılda bir HPV-DNA testi yaptırması ve 50-70 yaş arası kadın ile erkeklerin 2 yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi yaptırması gerektiğini hatırlattı. Vatandaşların aile hekimleri ve KETEM birimlerine başvurabilecekleri belirtildi.
İzmir Patronun köpeği dehşet saçtı: Vücuduna 80 dikiş atılan kadın koruma ölümden döndü İzmir’in Bornova ilçesinde patronuna ait köpeğin saldırısıyla ağır yaralanan kadın koruma, adeta dehşeti yaşadı. Vücudunda 80 dikiş bulunan ve kafa derisinin bir kısmını kaybeden talihsiz kadın, kendisine verilen tedavi sözlerinin tutulmadığını iddia ederek patronu hakkında suç duyurusunda bulundu. Olay, 20 Ağustos 2025’te, ünlü boya ve yalıtım teknolojileri firması sahibi K.K.’nin Bornova ilçesindeki evinde meydana geldi. İş adamı K.K.’nin yakın koruması ve şoförü olarak görev yaptığını belirten emekli trafik polisi Ümran Merttürk, görev tanımında olmamasına rağmen patronunun talimatıyla çiçekleri sulamak ve Amerikan Akita cinsi köpeği beslemek için konuta gitti. Burada mamasını verdiği anda köpeğin saldırısına uğrayan kadın, kanlar içerisinde aldı. Yüzünden, kafasından ve vücudunun bir çok yerinden yaralanan kadın, çığlık çığlığa yardım istedi. Merttürk’ün çığlıklarına koşan çevre sakinlerinin köpeği oyalamasıyla Ümran Merttürk, şans eseri ölümden döndü. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan talihsiz kadın, burada yoğun bakımda tedavi altına alındı. Köpek saldırısının ardından kafa derisi yüzülen ve bir çok kemiği kırılan kadının vücudunda kalıcı hasarlar meydana geldi. Merttürk ilerleyen zamanlarda kendisine sahip çıkılmadığı ve tedavi masraflarının bile giderilmediği gerekçesiyle eski patronu K.K. hakkında suç duyurusunda bulundu. "Ayağımın kırıldığını hissettim" Yaşadığı dehşet anlarını anlatan Ümran Merttürk, saldırının aniden başladığını ifade ederek, "Mama torbasından mamayı alıp kaba koydum. Köpek mamayı yemeye başladığı an aniden dönerek önce sağ ayağıma saldırdı. Çok güçlü bir köpek olduğu için ayağımı tutup sallamaya başladı; ayağımın kırıldığı ilk saldırı buydu. Köpeği itmeye çalıştığım esnada bu kez sol ayağıma saldırdı ve aynı şekilde sallamaya devam etti. Dengemi kaybedip yere düştüm. Yere düştüğümde karnımdan ısırdı. Kendimi korumak amacıyla ellerimle yüzümü kapattığımda beni kollarımdan da ısırdı. Yerden kalkmaya çalışırken başımdan ve saçlı derimden yaralandım" ifadelerini kullandı. "Alt ve üst çenesini ellerimle sıkıca tuttum" Ölümle burun buruna geldiği 10 dakikalık mücadeleyi anlatan Merttürk, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Yüzümden çok fazla kan akmaya başladı ancak bir şekilde ayağa kalkmayı başarıp köpeği bacaklarımın arasına aldım. Görebildiğim kadarıyla sol elimle köpeğin alt çenesini, sağ elimle de üst çenesini sıkıca tuttum. Sabahın erken saatleri olduğu için etrafta kimse yoktu. Köpeği zapt etmeye çalışırken sol başparmağımın kırıldığını hissettim. Bu şekilde avazım çıktığı kadar ’Yardım edin’ diye bağırdım. Yaklaşık 5 dakika bağırdım; mücadelem toplamda 8-10 dakika sürdü. Bahçe kapısının üzerine çıkmış 4-5 kişi gördüm. Köpeği tutarken o yöne döndüğümde çene baskısına daha fazla dayanamadım, köpek elimden kurtulup onlara yöneldi. O sırada içeri atlayan bir şahıs ‘Abla hemen dışarı çık’ dedi ve onunla birlikte kendimi dışarı attım." "Onu öderiz, bunu ödemeyiz tavrıyla karşılaştım" Hastanede kendisine verilen sözlerin tutulmadığını iddia eden kadın, "Yoğun bakıma kaldırıldığım gün eski patronum ve ailesi ziyaretime gelip tüm tedavi masraflarımın karşılanacağını söylediler, ben de inandım. İlerleyen süreçte ayağımdaki ciddi sorunlar için yapılan ameliyatları karşıladılar ancak vücudumun diğer bölgelerindeki hasarlar göz ardı edildi. Kırılan sol başparmağım sakat kaldı, yüzümde kötü izler oluştu ve kafa derimdeki yaralanma nedeniyle kalıcı kellik oluştu. Şirket asistanı Emel Hanım, yalnızca ayağımın tedavisinin karşılanacağını, fizik tedavi dahil diğer masrafların ödenmeyeceğini söyledi. Kendi cebimden yaptığım hastane ödemelerine rağmen geri dönüş sağlamadılar" dedi. "Ruhen öldüm, sadece nefes alıyorum" Psikolojik olarak çöktüğünü ifade eden Merttürk, "3,5 ay yatalak kaldım, bakımımla 75 yaşındaki annem ilgilendi. Annem üzülmesin diye olayı başta ‘cam patladı’ diye anlatmıştık. Yalnız bırakıldığımı anladığım gün anneme tüm gerçekleri anlattım ve şikâyetçi olmaya karar verdim. Yaşadığım sadece fiziksel bir hasar değil; o gün ölümle burun buruna geldim ve ruhen öldüm, şu an sadece nefes alıyorum. Çok ciddi psikolojik travma yaşıyorum" diyerek yaşadığı mağduriyeti dile getirdi. Mağdur kadın avukatı Taner Kavalcı aracılığıyla, iş insanı K.K. ve ilgili şirket yetkilileri hakkında İzmir Adliyesine giderek suç duyurusunda bulundu.