SAĞLIK - 05 Nisan 2023 Çarşamba 13:18

Kanser ile mücadeleye onkolog önerisi: “Kansere karşı günde 150 dakika yürüyün”

A
A
A
Kanser ile mücadeleye onkolog önerisi: “Kansere karşı günde 150 dakika yürüyün”

Günümüzde kanser vakalarının giderek artığına değinen Onkolog Doç.

Günümüzde kanser vakalarının giderek artığına değinen Onkolog Doç. Dr. Yusuf Karakaş, kanser ile mücadelede öncelikle yaşam tarzı değişikliği ve erken tanı için tarama testlerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.


Acıbadem Bodrum Hastanesi Onkoloji Uzmanı Doçent Dr. Yusuf Karakaş, en basit haliyle ’vücudumuzdaki anormal hücrelerin kontrolsüz bölünmesi’ olarak tanımlanan kanserin, çevresel maruziyet, yaşam şekli ve enfeksiyonlar gibi dışsal ve genetik yatkınlıklar gibi içsel faktörlerden kaynaklandığını söyledi. 1-7 Nisan Kanser Farkındalık haftası vesilesiyle önemli bilgiler veren Doç. Dr. Yusuf Karakaş, sigara, alkol, iyonize veya UV radyasyon ile bazı özel enfeksiyonların kanser riskini arttıran dışsal faktörlerden olduğunu belirtti. Doç. Dr. Karakaş, özellikle sigaranın 13 farklı kanser türüne neden olduğunu ve örneğin Amerika’da tüm kanserden ölümlerin yüzde 48’inin sigara ile ilişkisinin olduğunu ifade etti.



“Kırmızı ve işlenmiş et kolon kanseri riskini artırıyor”


İyonize radyasyonun, lösemi, tiroid kanseri ve meme kanserine, UV radyasyonun ise melanom ve diğer cilt kanserlerine neden olabileceğini dile getiren Doç. Dr. Karakaş “Enfektif ajanlardan en iyi bilinenleri, human papilloma virüs (HPV), rahim ağzı kanseri, hepatit B ve C, karaciğer kanseri, Epstein- Barr virüs (EBV), Burkit lenfoma ve nazofarenks kanseri, H Pylori enfeksiyonu ise mide kanseri ile ilişkilidir” dedi.


Beslenme ile kanser ilişkisinin yoğun olarak araştırıldığına değinen Doç. Dr. Karakaş “Özetle fazlaca kırmızı ve işlenmiş et tüketmek kolon kanseri riskini arttırırken, tam tahıllı ve lifli besinler almak ve obeziteden kaçınmak riski azaltır. Yapılan insidans çalışmalarından 2. Dünya Savaşı’ndan sonra mide kanseri vakalarının azaldığı görülmüş. Başta bilim çevreleri bunu açıklayamasa da, bu durumun yemeklerin saklanmasında tütsüleme, tuzlama ve salamura yapma yerine buzdolaplarının günlük hayata girmesiyle açıklanmıştır. Bu durum beslenme ve kanser ilişkisinin en çarpıcı örneklerinden biridir” diye konuştu.


Yoğun alkol kullanımının ise karaciğer, oral kavite ve özofagus kanseri, erkekte kolorektal kanser, kadında ise meme kanseri riskini arttırdığını sözlerine ekledi.



“Haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite”


Fiziksel aktivitenin başta kolorektal olmak üzere, kadında meme ve endometrium kanser sıklığını azalttığının altını çizen Doç. Dr. Karakaş “Dünya Sağlık Örgütü’nün fiziksel aktivite önerisi, haftada en az 150 dk orta fiziksel aktivite (ev işleri, yürüme), veya en az 75 dk yüzme, tenis veya futbol oynama gibi eforlu fiziksel aktivite yapılmasını önerir. Obezite ise sigara gibi 13 ayrı kanser türünde risk artışına neden olur” dedi.



“Kanser, erkeklerde yüzde 13 daha çok görülüyor”


Doç. Dr. Karakaş içsel faktörlerin başlıcalarının yaş, cinsiyet, aile hikayesi, genetik ve epigenetik değişiklikler gibi kişinin kendine ait değiştirilemeyecek faktörler olduğunu söyledi. Ayrıca 65 yaşından büyüklerde, küçüklere kıyasla 8.5 kat daha fazla kanser görülebildiğini; cinsiyet açısından bakıldığında ise; erkeklerde kadınlara göre yüzde 13 daha fazla kanserle karşılaşıldığı ve ölüm oranlarının da erkekte yüzde 35 daha fazla olduğunu söyledi.



“Akciğer kanseri en çok ölüme neden olan kanser türü”


Günümüzde eskiye kıyasla daha fazla kanser görülmesi nedeniyle bunun bir halk sağlığı sorunu kabul edilerek bazı tümör türlerinde tarama programları oluşturulduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Karakaş “Son verilere göre yılda 19.3 milyon yeni kanser vakası tespit edilmiş ve 10 milyon kişi de ne yazık ki hayatını kaybetmiştir. Hem erkek, hem de kadınlar birlikte değerlendirildiğinde akciğer kanseri en sık görülen ve en çok ölüme neden olan kanser türüdür. Erkeklerde bunu prostat ve kolorektal (bağırsak) kanserleri izler. Kadınlarda ise en sık ve ölümcül olan meme kanseridir. Kadınlarda meme kanserini, akciğer ve kolorektal (bağırsak) kanseri takip eder” dedi.



“Önce yaşam tarzı değişikliği gerekiyor”


Doç. Dr. Karakaş kanser karşısında modern yaklaşımın “Öncelikle kanser oluşum riskini azaltacak yaşam tarzı değişikliklerini önermek, buna rağmen gelişen kanser vakalarının ise erken tanısını sağlamak” olduğunun altını çizdi.


Özellikle kanserde erken teşhisin önemini vurgulayan Doç. Dr. Karakaş şunları söyledi:


“Ülkemiz tarama programlarında oldukça iyi bir konumdadır. Kanser erken teşhis ve tarama merkezleri (KETEM) her ilimizde aktif olarak hizmet sunmaktadır. Bu konuda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de her kanser, ne yazık ki tarama programına dahil değildir. Örneğin; dünyada en sık görülen akciğer kanseri için genel olarak kabul görmüş bir tarama programı bulunmamaktadır. Ancak bazı ülkeler 50-80 yaş arası, 20 paket/yıl sigara içen hastalarda yıllık düşük doz tomografiyi tarama testi olarak kullanıyor.”


Doç. Dr. Karakaş, tarama programı dışındaki kanser türlerinden korunmak ve erken teşhis için, doğal ve dengeli beslenmeyi, erken tanı için de sağlık şikayetleri olduğu andan itibaren ihmal etmeyip ilgili hekime başvurmayı tavsiye etti.



“40 yaş üstü kadınlara her yıl meme muayenesi yapılmalı”


Doç. Dr. Karakaş, kanser tarama programında olan kanser türlerini ise şöyle sıraladı:


“Meme Kanseri; 20 yaşından sonra ayda bir kadının kendini muayene etmesi, doktorun ise 20 yaş ve üzeri kadında 2 yılda bir, 40 yaş ve üstünde ise yılda bir meme muayenesi önerilir. Mamografi ise 40-69 yaşlarında 2 yılda bir yapılmalıdır.Rahim Ağzı (Serviks) kanseri; 30-65 yaş arası kadınlarda 5 yılda bir smear ve HPV testi önerilir. Kadınlarda rahim ağzı kanserinin en sık sebebi Human Papilloma Virusü’ne karşı HPV aşısı ise, hem kız hem de erkeklerde, en ideali olan 11-12 yaşlarında 2 doz halinde yapılabilir. Kalın Bağırsak Kanseri; Cinsiyet farkı gözetmeksizin, kadın-erkek 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılması ve şüpheli bulgu tespit edilmezse 10 yılda bir tekrar edilmesi önerilir”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul’un kentsel dönüşümüne küresel sermaye Türkiye’nin inşaat ve gayrimenkul sektörü, sadece yerel dinamiklerle değil, uluslararası yatırım ağlarıyla entegre bir büyüme sürecine giriyor. Bu sürecin merkezinde yer alan İstanbul 2020 A.Ş., "Selvi" markası çatısı altında geliştirdiği projelerle hem kentin çehresini değiştiriyor hem de yabancı sermayenin Türkiye’ye gelişinde önemli bir rol üstleniyor. İstanbul 2020 A.Ş., Selvi Park Evleri, Selvi Comfort ve Selvi Konakları ile başladığı yolculuğuna, Selvi markası adı altında hayata geçireceği çok sayıda yeni projeyi eklemeyi planlıyor. Yapılan açıklamaya göre, şirketin belirlediği pusula; sadece modern konutlar inşa etmek değil, toplu konut hamleleriyle İstanbul’un en kritik ihtiyacı olan kentsel dönüşüm sürecine kalıcı çözümler sunuyor. Bu vizyon doğrultusunda planlanan yeni projeler, deprem dirençli ve modern şehircilik anlayışına uygun yapısıyla İstanbul’un geleceğine dair somut bir vizyon çiziyor. Şirketin bu genişleme stratejisi; Mehmet Şerif Kızılgüney, Faruk Aydın, Ömer Faruk Kızılgüney, Mustafa Konukız, Abdullah Kızılgüney, Fatih Kızılgüney, Ahmet Kızılgüney, Gülsevim Gür, Mehmet Işık, Bilge Kocaoğlu ve Hüseyin Bisky’den oluşan kadronun koordinasyonuyla sahaya yansıtılıyor. Yabancı sermaye Türkiye’nin kentsel dönüşümüne kaynak oluyor Kurumsal yapılanma sürecini tamamlayan Kurum Company Group adına Dubai’den süreci yöneten Ahmet Hüsrev Kurum, kentsel dönüşümün finansmanında yabancı sermayenin önemine dikkat çekti. Dubai’deki çalışma ve gözlemlerini aktaran Kurum, şu değerlendirmelerde bulundu: "Dubai şu an ekonomik anlamda bir ’koza süreci’ yaşıyor; bu dönemin ardından çok daha güçlü bir şekilde sahalara dönecektir. Ancak bu 1-2 yıllık geçiş döneminde bizim önceliğimiz, Türkiye ile Orta Doğu arasındaki yatırım köprüsünü daha sarsılmaz bir hale getirmektir. İstanbul 2020 A.Ş. ile çizdiğimiz gelecek vizyonunda kaynağımızı sadece yurt içi sermaye ile sınırlı tutmuyoruz. Yabancı yatırımcıların güvenle Türkiye’ye gelmesi ve bu sermayenin İstanbul’un kentsel dönüşüm ihtiyacını karşılayacak büyük toplu konut projelerine aktarılması için yoğun bir çalışma yürütüyoruz." Genç iş insanı Ömer Faruk Kızılgüney ile yürütülen iş birliğinin profesyonel bir yöneticilik anlayışına dayandığını belirten Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ömer Faruk Kızılgüney’in sahadaki tecrübesi ve ’Selvi’ markasının oluşturduğu güven, uluslararası sermayenin rotasını Türkiye’ye çevirmesinde en büyük etkenlerden biridir. Gelen bu yatırımları Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) ve Portföy Yönetim Şirketleri aracılığıyla, şeffaf ve denetlenebilir bir sistemle yöneterek hem yabancı yatırımcıya güvenli liman sağlıyor hem de ülkemizin kentsel dönüşüm hedeflerine küresel bir finansman desteği oluşturuyoruz. Hedefimiz, ticari hacmi güçlendirirken iki taraf arasındaki bu bağı profesyonel bir yöneticilikle korumaktır."
Kayseri Zehra Kardaş: "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş, aşının önemine dikkat çekerek, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" dedi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı tarafından Mustafa Eraslan-Fevzi Mercan Çocuk Hastanesinde "24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası" kapsamında bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte, sağlıklı bireyler ve güçlü toplumlar için aşının vazgeçilmez rolüne dikkat çekildi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş yaptığı açıklamada, "Aşılar, modern tıbbın en etkili ve güvenli koruyucu sağlık uygulamalarından biridir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre aşılar sayesinde her yıl milyonlarca insan ciddi hastalıklardan korunmakta ve yaşamını sürdürmektedir. Geçmişte büyük salgınlara yol açan pek çok hastalık, aşılama programları sayesinde ya tamamen ortadan kaldırılmış ya da nadir görülür hale gelmiştir" dedi. "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir. Çocukluk çağından erişkinliğe kadar yaşamın her döneminde aşılar, bireyleri enfeksiyonlara karşı korurken aynı zamanda toplum sağlığını da güçlendirir. Özellikle bebekler, yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olan kişiler için yaygın aşılama, koruyucu bir kalkan oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Ulusal aşı takvimine uygun olarak yapılan aşılar; kızamık, difteri, boğmaca ve daha birçok hastalığın önlenmesinde büyük başarı sağlamıştır. Aşılar sayesinde çocuklarımız daha sağlıklı büyümekte, hastalık yükü azalmakta ve yaşam kalitesi artmaktadır. Bu özel hafta kapsamında toplumumuzu, aşı takvimine uygun şekilde aşılarını yaptırmaya, sağlık profesyonellerinden doğru bilgi almaya ve koruyucu sağlık hizmetlerinden aktif şekilde yararlanmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
Karabük Karabük Belediyesinden yaşlılara yönelik dev proje Karabük Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında yaşlı ve engelli vatandaşlara yönelik hizmetlerini genişletiyor. Yaşlı Destek Programı (YADES) ile yürütülen çalışmaların kapsamı büyütülerek 65 yaş üstü ihtiyaç sahibi tüm vatandaşları içine alacak şekilde yeniden düzenlendi. Daha önce evden çıkamayan ve yatağa bağımlı hastalara yönelik sürdürülen bakım hizmetleri, yeni düzenlemeyle birlikte yalnız yaşayan, gündelik ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan ve desteğe ihtiyaç duyan yaşlı vatandaşları da kapsayacak. Belediye bünyesinde faaliyet gösteren Yaşlı ve Engelli Bakım Birimi ekipleri, belirli program dahilinde vatandaşların evlerini düzenli olarak ziyaret edecek. "Hem bakım hizmeti hem gönül bağı" Proje kapsamında vatandaşlara yaşam alanı temizliği, çarşaf değişimi, banyo, saç kesimi, tırnak kesimi ve kişisel bakım hizmetlerinin yanı sıra psikososyal destek de verilecek. Alanında uzman ekipler tarafından sunulacak hizmetlerle, yaşlı bireylerin hem ihtiyaçlarının karşılanması hem de kendilerini güvende ve değerli hissetmeleri amaçlanıyor. Ekiplerin ziyaretlerinde sadece hizmet sunulmayacağı, aynı zamanda vatandaşlarla birebir iletişim kurularak sosyal bağların güçlendirileceği belirtildi. "Büyüklerimiz bu şehrin hafızasıdır" Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, projeye ilişkin yaptığı açıklamada, yaşlıların toplumdaki önemine dikkat çekerek, "Büyüklerimiz bu şehrin hafızası, bereketi, duasıdır. Onlara uzanan her elin aslında geleceğimize uzandığını biliyoruz. Bugüne kadar evden çıkamayan hastalarımıza ulaşarak yanlarında olduk. Şimdi YADES ile bu desteği daha da büyütüyor, 65 yaş üstü tüm ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın hayatına dokunmayı hedefliyoruz" dedi. Çetinkaya, "Kapılarını çaldığımız her büyüğümüzün yüzünde bir tebessüm, kalbinde bir huzur bırakmak istiyoruz. Onlara sadece bakım hizmeti değil; evlat sıcaklığı, aile şefkati götürüyoruz" ifadelerini kullandı. "Hedef daha fazla vatandaşa ulaşmak" Karabük Belediyesi’nin halihazırda yaklaşık 140 vatandaşa evde bakım hizmeti sunduğu, aylık ziyaretlerle 400 haneye destek sağladığı belirtildi. Yeni proje ile birlikte evde bakım hizmetinden yararlanan kişi sayısının 300’e, temizlik ve teknik destek hizmeti sunulan hane sayısının ise 1000’e çıkarılması hedefleniyor. "Sıcak Yemek Desteği Sürüyor" Başkan Çetinkaya, sosyal destek çalışmalarının önemli bir parçası olan aşevi hizmetlerine de değinerek, "Aşevimizde her gün pişen sıcak yemekleri ihtiyaç sahibi ve yaşlı vatandaşlarımızın kapısına kadar ulaştırıyoruz. Biz bu şehirde kimsenin kendini yalnız hissetmesini istemiyoruz" diye konuştu. Karabük Belediyesi’nin YADES kapsamında hayata geçirdiği bu kapsamlı destek modeli, yaşlılara yönelik vefa örneği olarak öne çıkıyor.
Bursa Oto tamirhanesindeki silahlı saldırı failleri yakalandı Bursa’nın İnegöl ilçesinde oto tamircisine düzenlenen silahlı saldırıda tamir için aracını getiren hasmını tüfekle vurarak ağır yaralayan şüpheli tutuklandı. Olay saat 13.30 sıralarında Sinanbey mahallesi 22. Metal sokakta faaliyet gösteren bir işyerinde meydana geldi. 5 yıl. Önce Ahmet D.(51) İle Ergün Ş.(50) arasında henüz belirlenemeyen bir nedenle kavga çıkmıştı. Kavgada Ahmet D. Ergün Ş.’yi darp etmişti. Bu olaydan sonra kinlenen Ömer İsa Ş.(17)’yi babasını darp eden şüpheliyi oto tamircisinde gördü. Geri dönen Ömer İsa Ş., tüfek alıp arkadaşı Alparslan C.(18)’nin kullandığı araçla oto tamircisi önüne geldi. Ömer Ş. Elindeki tüfekle Ahmet D.(51)’ye tüfekle defalarca ateş etti. Saldırı sırasında araç sahibi Ahmet D.(51) bacaklarına isabet eden saçmalar nedeniyle kanlar içinde kalarak yere yığıldı. Şüpheliler geldikleri araçla ile kaçtılar. Yaralı olay yerine sevk edilen Ambulansla İnegöl Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yaralı ilk tedavinin ardından Ambulansla Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve araştırma hastanesine sevk edildi. Olayın ardından hakarete geçen Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri şüpheliler Ömer İsa Ş. ile Alparslan C.’yi yakalayarak gözaltına aldılar. Ömer İsa Ş.’nin İfadesinde, "Benim babamı 5 yıl önce darp edip uzun süre yürümesini engellemişti. Bende o şahsı yaralamayı kafama koydum. Olay günü onu görünce tüfekle ateş ettim." dediği öğrenildi. 2 şüpheli de sorgulamaların ardından adliyeye sevk edildiler. Şüphelilerden Ömer İsa Ş. (17) mahkemece tutuklanırken, Alparslan C. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.