SAĞLIK - 17 Nisan 2026 Cuma 10:43

HPV sessizce yayılıyor, yıllar sonra ortaya çıkıyor

A
A
A
HPV sessizce yayılıyor, yıllar sonra ortaya çıkıyor

Memorial Bodrum Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Nevin Numanoğlu; HPV’nin (Human Papilloma Virüsü) bulaş yolları, risk faktörleri, tarama yöntemleri ve korunma yollarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Numanoğlu, "HPV’nin deri ve mukozalara yerleşen bir DNA virüsü olduğu bilinirken, bugüne kadar yaklaşık 400 tipin tanımlandığını ifade ederek "Bunların 42’sinin anogenital bölgede görüldüğü, yüksek riskli tiplerin ise rahim ağzı kanseriyle ilişkili olduğu belirtiliyor" dedi.


HPV’nin yüksek riskli tiplerinde virüsün vücuttan temizlenmesinin genellikle 8-14 ay, düşük riskli tiplerde ise 5-6 ay sürdüğünü belirten Op. Dr. Nevin Numanoğlu; HPV pozitifliği tespit edilen kişilerde testin bir yıldan önce tekrarlanmasının çoğu zaman anlamlı olmadığını ifade etti. HPV’nin cilt ve mukozaya yerleşen, bazı tipleriyle kansere yol açabilen bir virüs olduğunu kaydeden Numanoğlu, en önemli bulaşma yolunun cinsel temas olduğunu aktardı. Kondom kullanımının riski azalttığını ancak tamamen ortadan kaldırmadığını belirtti.


Virüsün rahim ağzı başta olmak üzere genital bölge, anüs, rektum ve ağız-boğaz bölgesini etkileyebildiğini ifade eden Numanoğlu; enfeksiyonların büyük bölümünün bağışıklık sistemi tarafından temizlendiğini, ancak bazı tiplerin kalıcı hücre değişimlerine yol açabildiğini kaydetti.



Risk faktörleri neler


HPV bulaşında en önemli faktörün cinsel aktivite olduğunu vurgulayan Numanoğlu, riskin kişinin ve partnerinin cinsel geçmişiyle doğrudan ilişkili olduğunu dile getirdi.


Erken yaşta cinsel hayata başlanması, birden fazla partner, bağışıklık sisteminin zayıf olması, sigara kullanımı ve düzenli tarama yaptırılmamasının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını belirten Numanoğlu, 20-25 yaş aralığında HPV’nin daha sık görüldüğünü ifade etti.



Belirti vermeden ilerliyor


HPV’nin çoğu zaman belirti vermediğini ve rutin taramalarda tesadüfen tespit edildiğini aktaran Numanoğlu, bu noktada virüs tipinin kritik öneme sahip olduğunu kaydetti. Bazı tiplerin genital siğillere neden olduğunu, yüksek riskli tiplerin ise hücre değişimlerine ve zamanla kansere yol açabildiğini belirten Numanoğlu yüksek riskli HPV tespit edildiğinde smear sonucu normal olsa bile ileri tetkik gerektiğini ifade etti.



Erken teşhis hayat kurtarıyor


HPV enfeksiyonunun hemen kansere yol açmadığını, bu sürecin genellikle 5 ila 15 yıl arasında geliştiğini dile getiren Numanoğlu, bu sürenin erken teşhis için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Düzenli jinekolojik kontroller sayesinde kanser öncesi lezyonların erken dönemde tespit edilerek tedavi edilebildiğini ifade eden Numanoğlu, erken tanının hastalığın seyrini değiştiren en kritik faktör olduğunu vurguladı.



Sigara ve bağışıklık etkisi


Sigaranın HPV enfeksiyonu açısından kritik risk faktörlerinden biri olduğunu kaydeden Numanoğlu, sigaranın rahim ağzındaki koruyucu hücreleri tahrip ederek virüsün yerleşmesini kolaylaştırdığını belirtti. Bağışıklık sistemini zayıflatan durumların da HPV’ye yatkınlığı artırdığını ifade eden Numanoğlu kanser hastalıkları, otoimmün hastalıklar ve organ nakli sonrası kullanılan ilaçların bu kapsama girdiğini dile getirdi.



Korunmanın yolu tarama ve aşı


HPV’ye karşı korunmada en etkili yöntemlerin düzenli tarama ve aşı olduğunu belirten Numanoğlu, yılda bir smear testi ve beş yılda bir HPV DNA testi yapılması gerektiğini aktardı. HPV pozitifliği durumunda virüs tipinin belirlenerek kişiye özel takip planı oluşturulduğunu ifade eden Numanoğlu, HPV aşısının hem enfeksiyondan korunmada hem de mevcut enfeksiyonun seyrinde olumlu etkisi olduğunu kaydetti.



HPV’nin üç aşaması


HPV enfeksiyonunun latent, subklinik ve klinik olmak üzere üç aşamada ilerlediğini belirten Numanoğlu latent dönemde belirti olmadığını, subklinik dönemde hücre değişimlerinin mikroskobik düzeyde görüldüğünü, klinik dönemde ise siğil veya kanser gibi bulguların ortaya çıktığını ifade etti. HPV’nin yaygın ancak doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilen bir enfeksiyon olduğunu vurgulayan Numanoğlu düzenli tarama, aşı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla HPV’ye bağlı ciddi hastalıkların önlenebileceğini sözlerine ekledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Ordu’da özel bireylerin diş problemlerine etkili çözüm Ordu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinde özel bireylerin ihtiyaçlarına yönelik sunduğu hizmetler ile dikkat çekiyor. Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinin açıldığı 2020 yılından bu yana 543’ü özel bakım gerektiren birey olmak üzere toplam 670 hastanın tüm diş tedavileri tek seansta genel anestezi altında gerçekleştirildi. 2025 yılı içerisinde ise 166’sı down sendromu, otizm spektrum bozukluğu gibi özel bakım gerektiren bireyler olmak üzere toplam 208 hastanın diş tedavisi genel anestezi altında yapıldı. Özellikle kooperasyon güçlüğü yaşayan bireylerde daha önce tamamlanamayan diş tedavilerinin tek seansta ve güvenli şartlarda yapılabilmesi, hasta yakınları tarafından büyük bir kolaylık olarak değerlendirildi. Hasta yakınları ayrıca tedavi süreci boyunca ekip tarafından sağlanan bilgilendirme, iletişim ve koordinasyonun sürecin daha anlaşılır ve yönetilebilir olmasına katkı sunduğu belirtti. Özel bakım gerektiren bireylerde diş tedavilerinin genel anestezi uzmanları ile uzman diş hekimlerinden oluşan sağlık ekibi ve multidisipliner bir yaklaşımla gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade eden Diş Hekimliği Fakültesi Dekan V.Prof. Dr. Melih Ömezli, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş’ın destekleriyle Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinde genel anestezi altında sunulan nitelikli sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi ve daha fazla sayıda özel bakım gerektiren hastaya tedavi hizmeti verilebilmesi için çalışmaların aralıksız şekilde sürdürüldüğünü belirtti.
Kayseri Avukat Zeynep Karakuş: "Çocuğun işlediği suçta ebeveynin ihmali olması durumunda sorumluluğu doğabilir" Avukat Zeynep Karakuş; mevcut sistemde ebeveynlerin çocukların suça sürüklenmesindeki ihmal veya yetersizliklerinden dolayı doğrudan ceza sorumluluğunun bulunmadığını, ancak çocuğun işlediği suç ile ebeveynin ihmali arasında somut bağlantı olması durumunda sorumluluğun gündeme gelebileceğini belirtti. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda öğrenciler tarafından düzenlenen saldırıların ardından değerlendirmelerde bulunan Avukat Zeynep Karakuş; çocuğun suça yöneldiğinin bilinmesine rağmen buna göz yumulması, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda ebeveynlerin sorumluluğunun doğabileceğini aktardı. Mevcut sistemde çocukların suça sürüklenmesinde ebeveynlerin sorumluluğunun azaldığını ifade eden Karakuş, yeni bir düzenleme ile suçun azaltılmasına katkı sağlanabileceğini ifade etti. Avukat Zeynep Karakuş; "Çocukların işlediği suçlar bakımından hukuk sisteminde çeşitli düzenlemeler bulunmakla birlikte çocuklar için ceza sorumluluğu azaltılırken, anne ve babalara daha çok özel hukuk kapsamında yükümlülükler yüklenmektedir. Ancak mevcut sistemde, ebeveynlerin çocukların suça sürüklenmesindeki ihmal veya yetersizliklerinden dolayı doğrudan ceza sorumluluğu bulunmamakta. Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan ’ceza sorumluluğunun şahsiliği’ gereği, herkes yalnızca kendi fiilinden sorumlu tutulur. Bu nedenle çocuk tarafından işlenen bir suçtan dolayı anne ve babanın doğrudan sorumlu tutulması mümkün değildir. Bununla birlikte ebeveynlerin bakım, gözetim ve eğitim yükümlülüklerini ihmal etmeleri halinde çocukların suça sürüklenebileceği de bir gerçektir. Bu noktada bazı görüşler ebeveynlerin özellikle bakım, gözetim ve denetim yükümlülüklerini açık şekilde ihmal etmeleri halinde cezai sorumluluklarının doğması gerektiğini savunmaktadır. Örneğin çocuğun suça yöneldiğinin bilinmesine rağmen buna göz yumulması, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda ebeveynlerin sorumluluğu doğabileceği ifade ediliyor. Ancak böyle bir düzenlemenin hayata geçirilebilmesi için, ebeveynin ihmali ile çocuğun işlediği suç arasında açık, somut ve güçlü bir neden-sonuç ilişkisinin, yani illiyet bağının kurulması gerekiyor. Başka bir ifadeyle; sadece çocuğun suç işlemiş olması yeterli olmayıp, bu sonucun doğrudan ebeveynin ihmaliyle bağlantılı olması gerekir. Aksi halde, sorumluluğun sınırları belirsiz hale gelir; ve ilkenin ihlali durumu doğar. Nitekim Adalet Bakanı Akın Gürlek de yaptığı açıklamalarda, çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin rolüne dikkat çekmiş ve ailelerin sorumluluğunun da tartışılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu yönde yapılacak yeni bir düzenleme faydalı olacaktır" dedi.