EKONOMİ - 04 Aralık 2025 Perşembe 12:44

Marmaris Belediyesi’nin yaptığı işlemler haksız bulunarak mahkemeden geri döndü

A
A
A
Marmaris Belediyesi’nin yaptığı işlemler haksız bulunarak mahkemeden geri döndü

Marmaris Belediyesi tarafından Kızılbük Thermal Wellness Resort projesine yönelik açılan tüm davalar sonuçlandı. Hem yerel mahkeme hem de İzmir 3. İdari Dava Dairesi Kızılbük GYO’yu haklı bularak Marmaris Belediyesi’nin para cezaları dahil tüm işlemlerini iptal etti. Mahkemelerin kararlarını vermesi ile Kızılbük Thermal Wellness Resort projesinde hukuki süreçler tamamlanmış oldu.


Türkiye turizm sektörünün son yıllardaki en büyük ve en prestijli yatırımlarından biri olan Kızılbük Thermal Wellness Resort projesinin hukuki haklılığı tüm yargı merciilerince verilen kararlarla kesin biçimde tescillenmiş oldu.


Kızılbük GYO tarafından hayata geçirilen projeye ilişkin açılan davaların tamamının şirket lehine sonuçlanmasıyla, geçmiş dönemde Marmaris Belediyesi tarafından yapılan işlemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığı üst yargı makamlarınca teyit edilmiş oldu. Proje tamamlanmış iskanlarını alınmış ve devremülk malikleri tarafından aktif şekilde kullanılmasına rağmen Marmaris Belediyesi tarafından yapılan idari işlemler hem Muğla’daki hem de İzmir’deki mahkemelerce haksız bulunarak hükümsüz bırakıldığı açıklandı. Mahkemenin kararını açıklaması ile Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü’nün de belediyeye firmadan tahsil etmek istediği 2 milyar 677 milyon 149 bin 516 TL’lik paranın da hukuka aykırı olduğu netleşti.


"ÇED Olumlu" kararı kesinleşti


Muğla’nın seçkin turizm destinasyonlarından Marmaris İçmeler’de konumlanan proje için "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararı, iki ayrı mahkeme tarafından açık, net ve kesin şekilde onaylandı. Kızılbük GYO tarafından İzmir 3. İdari Dava Dairesi’nin 2024/2782 esas sayılı, Muğla 2. İdari Mahkemesi’nin ise 2024/1387 ve 2025/134 esas sayılı dava dosyalarının sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı. Firma tarafından yapılan açıklamada "Bu kararlar, projenin çevresel etkiler açısından tüm yasal koşulları eksiksiz yerine getirdiğini ve süreç boyunca gerekli çevresel hassasiyetin gösterildiğini bir kez daha doğruladığını kanıtladı" denildi.


"Tüm ruhsat ve imar süreçleri onaylandı"


Kızılbük GYO tarafından yapılan açıklamada "İzmir Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen karar kapsamında; imar durum belgesi ile yapı ruhsatlarının yürürlükteki 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ve kıyı mevzuatına tamamen uygun olduğu hükme bağlandı. Parsel sınırları, boyutları ve yapılaşma koşullarının doğru belirlendiği, ruhsatlarda yer alan kat adedi ve yapı yüksekliğinin imar planı ile tam uyumlu olduğu ve inşaat emsalinin aşılmadığı açıkça tespit edildi. İmar hattına ilişkin kullanım kararlarının ve fiilen projede görünen binaların hukuka uygunluğuna karar verilmiş oldu.


Mahkeme belediye tarafından önceki dönemde tesis edilen idari yaptırım ve iptal işlemlerinin hukuki dayanak taşımadığını kesin olarak ortaya koydu. Hukuka aykırı olduğu tespit edilen bu işlemlerin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceği göz önünde bulundurularak yürütmenin durdurulmasına karar verildi.


Ayrıca Marmaris Belediyesi tarafından Kızılbük GYO’ya verilen 2.677.149.516,00 TL tutarındaki para cezası da iptal edilerek hukuki dayanaktan yoksun olduğu tespit edildi ve işlemin yürütmesi durduruldu" denildi.


"Yatırımlara ve turizme katkı sağlamaya devam edeceğiz"


Açıklamanın devamında " Kızılbük GYO tarafından ilk günden itibaren şeffaf, mevzuata uygun ve kamu yararı gözetilerek yürütülen Kızılbük Thermal Wellness Resort projesi, geçmişte açılan tüm davalardan şirket lehine sonuç aldı. İptal kararlarının hukuka aykırı olduğu yargı tarafından açıkça ortaya kondu. Böylece projenin hukuki statüsü tüm yönleriyle netleşmiş oldu. Tüm süreçlerin güncel mevzuat ve yönetmeliklere uygun şekilde yürütüldüğünün tescillenmesiyle birlikte Kızılbük GYO, Türkiye için değer oluşturacak yeni yatırımları hayata geçirme ve turizm sektörünün gelişimine katkı sunma hedefi doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdürmeye devam edecek" ifadelerine yer verildi.



Marmaris Belediyesi’nin yaptığı işlemler haksız bulunarak mahkemeden geri döndü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir" Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokomun sessiz ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemlerdir. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir" dedi. VM Medical Park Pendik Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Glokomun göz içi basıncının artışıyla göz sinirine zarar veren ve tedavi edilmezse görme kaybına yol açabilen kronik bir hastalık olduğunu belirten Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Glokom halk arasında göz tansiyonu olarak bilinir. Hastalık çoğu zaman sinsi şekilde ilerler ve erken dönemde hastalar herhangi bir belirti fark etmeyebilir. Bu nedenle glokom ‘sağlıklı gözün sessiz hırsızı’ olarak adlandırılır" dedi. ’’Görme kaybı geri döndürülemez’’ Glokomun retina ve optik siniri etkilediğini anlatan Op. Dr. İçağasıoğlu, hastalığın mekanizmasını şu sözlerle açıkladı: "Hastalık genellikle önce çevresel görmeyi etkiler. Başlangıçta hastalar görmelerinin iyi olduğunu düşünebilir, bu yüzden çoğu fark etmez. Ancak ilerledikçe görme alanı daralır ve ileri evrede tünel görme gelişebilir. Glokomda kaybolan retinal ganglion hücreleri ve optik sinir lifleri geri gelmez. Tedavinin amacı kaybedilen görmeyi geri kazandırmak değil, hastalığın ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmaktır." Göz içi basıncının dalgalanmalarının da hastalıkta önemli rol oynadığını dile getiren Op. Dr. İçağasıoğlu, "Sadece ortalama basınç değil, gün içi dalgalanmalar ve özellikle gece yükselmeleri de sinir hasarını hızlandırır. Bu yüzden düzenli damla kullanımı ve takip hayati önemdedir" dedi. ’’Düzenli takip kritik önemde’’ Glokom tedavisinde düzenli kontrollerin ve ilaç uyumunun büyük önem taşıdığını belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, hastaların çoğu zaman kendilerini iyi hissettikleri için tedaviyi aksatabildiğini ifade etti. Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokom kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Göz içi basıncı kontrol altında tutulmazsa, sinir hasarı sessiz şekilde devam eder. Düzenli takip, OCT ve görme alanı testleri ile hastalığın ilerlemesini izlemek gerekir. Tedavi planı buna göre ayarlanır" şeklinde konuştu. ’’40 yaş sonrası göz muayenesi ihmal edilmemeli’’ Glokomda erken tanının görmenin korunmasında en önemli faktör olduğunu kaydeden Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokomda erken tanı görmenin korunmasında en önemli faktördür. Özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesi ihmal edilmemelidir. Ailede glokom öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Bu yüzden bu kişilerin daha erken yaşlardan itibaren düzenli göz muayenesi yaptırmaları gerekir" dedi. ’’Sağlıklı yaşam alışkanlıkları göz sağlığını destekliyor’’ Günlük yaşam alışkanlıklarının göz sağlığı üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Op. Dr. İçağasıoğlu, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı önerilerini şöyle paylaştı: "Tempolu yürüyüş, hafif koşu ve yüzme gibi aerobik egzersizler göz içi basıncını birkaç birim düşürebilir ve gözün kan dolaşımını artırabilir. Ancak çok ağır kaldırma gibi basıncı artırabilecek egzersizlerden kaçınılması gerekir. Ayrıca uyku pozisyonu da önemlidir; yüzüstü uyumak veya sürekli aynı göz üzerine yatmak basıncı artırabilir. Bazı yoga hareketlerinde yapılan baş aşağı duruşlar da dikkatli uygulanmalıdır. Çok fazla kahve veya su, göz içi basıncını geçici olarak yükseltebilir. Sıvı tüketimini gün içine yaymak daha sağlıklıdır. Antioksidan açısından zengin beslenme ve sigaradan uzak durmak göz sinirini korumaya yardımcı olur." ’’Bebeklerde de görülebiliyor’’ Glokomun nadir de olsa bebeklerde görülebileceğini belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, konjenital glokom hakkında şunları söyledi: "Konjenital glokomda göz içi sıvısının dışarıya akmasını sağlayan yapıların gelişiminde bozukluk olur. Bu durum göz içi basıncının yükselmesine ve göz dokularında hasara yol açabilir. Bebeklerde aşırı göz sulanması, ışıktan kaçma, gözleri sıkma ve kornea bulanıklığı en sık görülen belirtilerdir. Ayrıca göz büyüklüğünde artış ve korneada ödem görülebilir. Bu belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır." Tedavinin genellikle cerrahi yöntemlerle yapıldığını söyleyen Op. Dr. İçağasıoğlu, "Erken dönemde yapılan müdahale ile görme büyük oranda korunabilir. Geç kalınırsa optik sinir hasarı kalıcı olur" dedi. Dünya Glokom Haftası mesajı Op. Dr. İçağasıoğlu, toplumda farkındalık oluşturmanın önemine değinerek şunları paylaştı: "Glokom sessiz ilerleyen bir hastalıktır. Belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemlerdir. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir."
Samsun OMÜ’de "Cumhuriyet ve Kadınların Siyasal Temsili" söyleşisi Samsun Ondokuz Mayıs üniversitesi (OMÜ) Merkez Kütüphanesi’nde "Cumhuriyet ve Kadınların Siyasal Temsili" adlı söyleşi düzenlendi. Düzenlenen söyleşide; İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nuray Ertürk Keskin ve Eğitim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Aydın konuşmacı olarak yer aldı. Türkiye’de kadınların ulusal ve yerel siyasetteki konumunu sayısal verilerle değerlendiren Prof. Dr. Nuray Ertürk Keskin, kadınların siyasi olarak güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksinin 2025 verilerini paylaşan Keskin, kadınların siyasal temsilinin önündeki engelleri sıralayarak bu engellerin aşılmasına yönelik önerilerini dile getirdi. Keskin, kadınların siyasette yer almaları kadar kamu politikalarına ilişkin talep ve program sahibi olmalarının da önemli olduğunu belirtti. Söyleşinin diğer konuşmacısı olan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Aydın ise Türk tarihinde ve toplumunda kadının yeri ile ilgili genel bir değerlendirme yaptıktan sonra Samsun’un ilk kadın milletvekili Ayşe Meliha Ulaş’tan bahsetti. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün ardından düzenlenen söyleşide tarihe adını ilklerle yazdıran, siyasal temsilci ve milli mücadele döneminde etkin bir faal gösteren kadınlar konuşuldu. Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi destekleriyle düzenlenen söyleşi, teşekkür belgesi takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Manisa Köprübaşı Çileği altın sezonunu yaşıyor Mart ayında kilosu 200 liraya alıcı bulan coğrafi işaretli Köprübaşı Çileği, dört mevsim süren hasadı ve yoğun talebiyle hem üreticinin yüzünü güldürüyor hem de ilçe ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Manisa’nın en küçük ilçesi olan Köprübaşı’nda coğrafi işaretli çileğin üretimi dört mevsim aralıksız devam ediyor. Tadı, aroması ve kalitesiyle dikkat çeken tescilli Köprübaşı çileğinin mart ayında kilosu 200 liradan alıcı bulması ise üreticinin yüzünü güldürdü. Tarlaya gelen bazı alıcıların çilekleri kendilerinin toplaması ise dikkat çekti. İlçede yaklaşık 4 bin dekar alanda yetiştirilen Köprübaşı çileği, yaz ve kış aylarının ardından bahar ayında da hasat edilmeye devam ediyor. Büyük emekle toplanan çilekler, Manisa’nın yanı sıra çevre il ve ilçelerdeki pazarlarda tüketiciyle buluşuyor. Mart ayında da üretimini sürdüren çilek üreticisi Selçuk Kayacan, örtü altında 6 dekar, açık alanda ise 4 dekar olmak üzere toplam 10 dekarda üretim yaptığını belirtti. Kayacan, Köprübaşı çileğinin hem açık arazide hem de sera altında yetiştirilebildiğini ifade ederek, fiyatların üreticiyi memnun ettiğini söyledi. Çileğin kilosunun 200 liradan başladığını dile getiren Kayacan, "Toptancıların ilgisi güzel. Hatta bazı alıcılar tarlaya gelip çileği kendileri topluyor. Yüzümüz gülüyor, cebimiz para görüyor. İlçemizde dört mevsim çilek hasadı yapılabiliyor. Köprübaşı çileği artık markalaşmış bir ürün" dedi. Kayacan ayrıca Köprübaşı çileğinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret belgesiyle tescillendiğini hatırlatarak, ürünün yıl boyunca aranır hale geldiğini vurguladı. Köprübaşı’nda yaklaşık 500 üreticinin 4 bin dekarlık alanda çilek yetiştirdiği öğrenilirken, kış sezonunda üretimi artırmak için tünel sera çalışmalarının sürekli artarak devam ettiği bildirildi.