POLİTİKA - 04 Şubat 2026 Çarşamba 08:25

Menteşe’ye ‘İnanç ve su’ temalı yeni kent vizyonu

A
A
A
Menteşe’ye ‘İnanç ve su’ temalı yeni kent vizyonu

Menteşe Belediyesi Şubat Ayı Meclis Toplantısı, Konakaltı İskender Alper Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda belediyenin yürüttüğü çalışmalar hakkında kapsamlı bilgiler veren Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, kentin tarihi kimliğiyle uyumlu olarak şekillendirilen ‘İnanç ve su’ temalı yeni kent vizyonunu meclis üyeleri ve basınla paylaştı. Başkan Köksal Aras, Menteşe’nin kadim kültürel dokusunu koruyarak büyümeyi hedeflediklerini belirterek, kenti özgün değerleriyle bir çekim merkezine dönüştürmeyi amaçladıklarını vurguladı. Bu kapsamda paydaşları arasında yer aldıkları Muğla Kültür Rotası-Menteşe kitabının, kentin tanıtımı açısından önemli bir kaynak oluşturduğunu ifade etti.


Tarihi alanlarda sokak sağlıklaştırması başlıyor


Kent merkezinde tarihi dokuyu görünür kılacak yeni restorasyon ve sokak sağlıklaştırma projelerinin hazırlandığını belirten Köksal Aras, Arasta bölgesi, Yağcılar Hanı, Kurşunlu Meydanı ve çevresi ile Turgutreis Caddesi’ni kapsayan çalışmaların Tarihi Kentler Birliği işbirliğinde yürütüldüğünü söyledi. Projelerin teslim edilmesinin ardından uygulama sürecinin başlayacağını kaydetti.


Menteşe’nin kadim kimliği; inanç ve su


Yapılan araştırmaların Muğla’nın tarih boyunca önemli bir inanç merkezi olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Başkan Köksal Aras, Menteşe’nin bu yönünü suyla bütünleştiren güçlü bir anlatı kurduklarını dile getirdi. 15. yüzyılda Mevleviliğin kentte derin izler bıraktığını, Şahidi Dergâhı’nın bu açıdan özel bir yere sahip olduğunu belirten Köksal Aras, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde Muğla’yı "ulemalar ve talebeler şehri" olarak tanımladığına dikkat çekti. Bu tarihi birikimi, Muğla’ya suyu getiren bilge kadın Şemsi Ana figürüyle birleştirdiklerini ifade etti.


Dereler, kanyonlar, hamamlar ve Karabağlar Yaylası’ndaki doğal su kanallarıyla Menteşe’nin adeta bir "su kenti" olduğunu vurgulayan Köksal Aras, suyun inanç kültüründeki arındırıcı ve yaşam verici anlamına dikkat çekerek, bundan sonraki projelerde inanç ve su temalarının daha görünür hale getirileceğini söyledi.


İnanç turizmi güçleniyor


Bu vizyon doğrultusunda inanç turizmine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Köksal Aras, Eski kent dokusu içerisinde yer alan Azize Meryem Kilisesi’nin restorasyonuna başlandığını, ayrıca Tüccar Hoca Mescidi’nin restorasyonu için Muğla Valiliği ile görüşmeler yapıldığını aktardı. Yapıların restorasyonlarının tamamlanmasıyla inanç turizmine önemli katkı sunacağını ifade etti.


Tarihi çeşmeler yeniden hayat bulacak


Belediyeye ait, kültür varlığı niteliği taşıyan iki tarihi çeşmenin yıllardır atıl durumda olduğuna dikkat çeken Başkan Köksal Aras, Saatli Kule altındaki çeşme ile Şadırvan ve Kurşunlu Camii yakınındaki büyük çeşmenin restorasyonu için çalışmalara başlandığını açıkladı. Rölöve, restitüsyon ve restorasyon süreçlerinin Büyükşehir Belediyesi uzman ekipleri tarafından yürütüleceğini, MUSKİ’nin altyapı çalışmalarını gerçekleştireceğini belirten Köksal Aras, bu çalışmalarla birlikte çeşmelerden yeniden su akacağını söyledi.


Şemsi Ana Türbesi restore edilecek


Şemsi Ana Türbesi’nde restorasyon çalışmalarının başladığını ifade eden Köksal Aras, alanın herkesin oturup dinlenebileceği, günün her saatinde su sesinin hissedileceği bir huzur mekânı olarak düzenleneceğini kaydetti.


Cumhuriyet kadınları kent hafızasında yaşatılacak


Meclis toplantısında ayrıca Ortaköy Mahallesi’nde yürütülen numarataj yenileme çalışmaları kapsamında, cadde ve sokaklara Cumhuriyet tarihine damga vurmuş kadınların isimlerinin verilmesi önerisi ele alındı. Konunun İnceleme Komisyonu’na havale edildiğini belirten Köksal Aras, Cumhuriyet’in öncü kadınlarının isimlerini kent belleğinde yaşatmayı önemsediklerini ifade etti.



Menteşe’ye ‘İnanç ve su’ temalı yeni kent vizyonu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Çocuklarda soğuk algınlığına dikkat Kış aylarının gelmesi, kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve okullardaki yakın temas, çocuklarda solunum yolu hastalıklarını tetikliyor. BURTOM Biyofiz Mudanya Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Hacıoğlu, çocuklarda görülen solunum yolu enfeksiyonlarının yüzde 70-90 gibi büyük bir oranının viral enfeksiyonlara bağlı geliştiğine dikkat çekti. Dr. Hacıoğlu, üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) içinde en yaygın formun soğuk algınlığı olduğunu belirtti. RSV virüslerinin yol açtığı bu tablo; hapşırma, burun akıntısı, boğaz ağrısı ve hafif ateş ile kendini gösteriyor. Ancak daha ağır seyreden İnfluenza (Grip) konusunda ebeveynleri uyaran Hacıoğlu, şu bilgileri paylaştı: "Aniden başlayan yüksek ateş, üşüme, titreme, şiddetli baş ağrısı ve kuru öksürük en belirgin semptomlardır. İnfluenza çocuklarda bronşiolit, zatürre (pnömoni) ve krup gibi ciddi tablolara, nadiren de Reye sendromu veya kalp kası iltihabı gibi tehlikeli hastalıklara yol açabilir. Tanı hızlı antijen testleri ile konur. Tedavide antiviral ilaçlara (oseltamivir vb.) en kısa sürede başlanmalıdır. En etkili korunma yöntemi ise 6 ay üzerindeki çocuklara (yumurta alerjisi yoksa) Eylül-Mart ayları arasında yapılan influenza aşısıdır." Bakteriyel Tehlike: Beta Mikrobu Viral etkenlerin yanı sıra, halk arasında "Beta" olarak bilinen Grup A Streptokok enfeksiyonlarının da çocuklarda ani ateş ve boğaz ağrısına neden olduğunu belirten BURTOM Biyofiz Mudanya Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Hacıoğlu Dr. Hacıoğlu, bu vakaların yüzde 15-30 oranında görüldüğünü ve tedavisinde mutlaka antibiyotik kullanılması gerektiğini vurguladı. Covid-19 ve MIC-C Riski Dünyada salgına neden olan Covid-19’un mutasyonlarla her yaş grubunda hastalık yapmaya devam ettiğini hatırlatan Dr. Hacıoğlu, çocuklarda nadir de olsa görülebilen MIS-C (Multisistem İnflamatuvar Sendromu) riskine karşı erken tanının hayati önem taşıdığını ifade etti. Hastalıklardan Korunmak İçin 6 Altın Kural Dr. İbrahim Hacıoğlu, çocukları kış enfeksiyonlarından korumak için ailelere şu tavsiyelerde bulundu: "Mümkün olduğunca kapalı ve kalabalık alanlardan uzak durulmalı. Gerektiğinde maske kullanılmalı. Yaşam alanları ve sınıflar sık sık havalandırılmalı. El temizliğine azami özen gösterilmeli. Sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı. Gün içinde bol sıvı tüketimi desteklenmeli." Hacıoğlu, şikayeti olan çocukların vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurarak erken tanı ve tedaviye başlamasının bulaş zincirini kırmada kritik rol oynadığını belirterek sözlerini tamamladı.
Antalya Kanser tedavisinde yeni ufuk: Kişiye özel kanser aşıları gündemde Kanser aşılarındaki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, kişiye özel kanser aşılarının gelecekte tedavide önemli bir dönüm noktası olabileceğini söyledi. Kanser ve teknolojinin ilerlemesiyle kanser tedavisinde geliştirilen yöntemlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Memorial Antalya Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, 2022 yılından itibaren yapılan istatistiklere göre dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası görüldüğünü belirtti. "Bu vakaların yaklaşık yarısında maalesef ölüm oranlarıyla karşılaşıyoruz" diyen Tatlı, Türkiye’de ise yıllık yaklaşık 240 bin yeni kanser vakası görüldüğünü, bu vakaların da yaklaşık 130 bininde ölüm gerçekleştiğini kaydetti. Tatlı, son 5 yılda Türkiye’de kanser yükünde yaklaşık 700 bine yakın birikmiş hasta popülasyonu oluştuğunu vurguladı. En sık görülen kanser türleri Dünya genelinde erkeklerde en sık görülen kanser türünün akciğer kanseri olduğunu, kadınlarda ise meme kanserinin öne çıktığını ifade eden Tatlı, Türkiye’ye ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Ülkelere, yaşam şekillerine ve çevresel faktörlere göre kanser tipleri değişiyor. Türkiye’de erkeklerde en sık akciğer kanseri görülüyor, ikinci sırada prostat, üçüncü sırada kolorektal kanseri var. Kadınlarda ise en sık meme kanseri, ardından tiroid ve kolorektal kanseri geliyor. Ancak her iki cinsi birlikte değerlendirdiğimizde en sık görülen ve ölüm oranı en yüksek tümör hâlâ akciğer kanseri." Kanser tedavisinde yeni dönem: Aşılar Kanser tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını belirten Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, moleküler testler, akıllı ilaçlar ve immünoterapiyle birlikte yeni bir döneme girildiğini söyledi. Tatlı, "Bir dönem hedeflenemez dediğimiz bazı mutasyonlar, teknolojinin ve bilimin hızla ilerlemesiyle artık hedeflenebilir hale geldi. Son yıllarda ise yeni bir çığır açılıyor, o da kanser aşıları" ifadelerini kullandı. Kanser aşılarının toplumda sıkça yanlış anlaşıldığını vurgulayan Tatlı, HPV aşısının rahim ağzı kanserine karşı koruyucu bir aşı olduğuna dikkat çekerek, aktif kanser tedavisine yönelik kişiye özel aşıların ise farklı bir alan olduğunu söyledi. Kişiye özel kanser aşıları Kanserin hücrelerin genetik yapısında meydana gelen mutasyonlarla ortaya çıktığını anlatan Tatlı, bu hücrelerin normal dokulardan farklı antijenler taşıdığını belirterek, "Bu antijenler bağışıklık sistemimizdeki T lenfositler tarafından düşman olarak tanınır. Ancak bağışıklık sistemi baskılandığında tümör bağışıklıktan kaçar. Kanser aşılarıyla immünoterapinin yetersiz kaldığı noktaları tamamlamayı hedefliyoruz" dedi. Yapay zeka destekli yöntemlerle kişiye özgü antijenlerin tespit edilebildiğini aktaran Tatlı, bu aşıların çoğunlukla immünoterapiyle kombine edildiğini ve hem ileri evre hastalıkta hem de ameliyat sonrası koruyucu dönemde kullanılabildiğini ifade etti. "Erken faz çalışmalar umut veriyor" Lynch sendromu gibi yüksek riskli durumlara yönelik yürütülen çalışmalara da değinen Tatlı, kolorektal kanser riskini azaltmaya yönelik aşı çalışmalarında önemli sonuçlar elde edildiğini söyledi. Prof. Dr. Tatlı, şunları kaydetti: "Bu aşılar bugün yarın klinikte rutin kullanıma girecek aşamada değil. Faz 1 ve faz 2 çalışmaları devam ediyor. Ancak erken faz çalışmalarda, daha önce immünoterapiden fayda görmeyen hastalarda bile bağışıklık sistemini güçlü şekilde aktive edebildiğimizi görüyoruz." "Her hasta için özel aşı seçeneği gündeme gelebilir" Kanserde henüz yüzde yüz çözümden söz edilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, "Kanserde tamamında yüzde yüz çözüm oldu diyemem ama her kanser tipi ve her hasta için özel bir aşı seçeneği ortaya çıkacak gibi görünüyor. İlk çalışmalarda her hastaya özel bir aşı platformu oluşturulabildiğini görüyoruz. Bugün maliyetli ve zor, ancak genetik analizlerin yaygınlaşmasıyla bu süreç giderek kolaylaşıyor" dedi. Kanserden korunmanın temel yöntemleri Kanserden korunmada yaşam tarzının büyük önem taşıdığını vurgulayan Tatlı, bağışıklık sisteminin güçlü tutulması gerektiğinin altını çizerek, "Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmak, obeziteyle mücadele etmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, sağlıklı beslenmek ve yeterli uyku çok önemli. Alkol tüketimi, ağız hijyeni, bağırsak mikrobiyotası ve stres yönetimi de kanser riskini etkileyen faktörler arasında" dedi. Sağlıklı bir yaşam çerçevesi oluşturmanın kanserden korunmada etkili olabileceğini ifade eden Tatlı, "Yaşam şeklimizi ne kadar dengeli hale getirirsek kanserden korunmamız o kadar mümkün olur" değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 6’ıncı gününde görülmeye devam ediyor Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davanın görülmesine bugün 6’ıncı gününde devam ediliyor. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında görevinden uzaklaştırılan tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tutuklu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık 27 Ocak Salı günü ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmaya bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan 578 sayfalık iddianamede, Beşiktaş, Avcılar ve Esenyurt belediyeleri ile İstanbul Asfalt Fabrikaları Sanayi Ticaret A.Ş., İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü ‘suçtan zarar gören’ sıfatıyla yer aldı. Ayrıca, aralarında örgüt lideri olduğu öne sürülen Aziz İhsan Aktaş, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’nın da bulunduğu 200 kişi ‘şüpheli’ sıfatıyla, 19 kişi ise ‘mağdur’ sıfatıyla yer aldı. Aktaş, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında tahliye edilmişti Soruşturma kapsamında sanık Aziz İhsan Aktaş, 30 Nisan 2025 ve 11 Mayıs 2025 tarihlerinde ek ifade vermişti. Aktaş, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandığı gerekçesiyle 4 Haziran 2025 tarihinde ise ‘konutu terk etmemek’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması şartıyla tahliye edilmişti. Örgüt liderine 450 yıla kadar hapis talebi Hazırlanan iddianamede, şüpheli Aziz İhsan Aktaş’ın ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, 42 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’, 4 kez ‘edimin ifasına fesat karıştırma’, 5 kez ‘resmi belgede sahtecilik’, 21 kez ‘özel belgede sahtecilik’, ‘kamu kurum kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’, 10 kez ‘rüşvet verme’, ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ ve ‘gerçeğe aykırı fatura düzenleme’ suçlarından toplamda 187 yıldan 450 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Utku Caner Çaykara’nın 2 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’ ve ‘rüşvet alma’ suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilen iddianamede, Ahmet Özer için 2 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’ ve 2 kez ‘özel belgede sahtecilik’ suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Sanıklar Oya Tekin, Kadir Aydar, Zeydan Karalar ve Abdurrahman Tutdere için ‘rüşvet alma’ suçundan 4’er yıldan 12’şer yıla kadar hapis cezası talep edilirken, şüpheli Rıza Akpolat’ın ise ‘suç örgütüne üye olma’, 26 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’, 3 kez ‘resmi belgede sahtecilik’, 19 kez ‘özel belgede sahtecilik’, ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, 4 kez ‘rüşvet alma’, ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ ve ‘haksız mal edinme’ suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Antalya Kanser tedavisinde yeni ufuk: Kişiye özel kanser aşıları gündemde Kanser aşılarındaki son gelişmeler ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, kişiye özel kanser aşılarının gelecekte tedavide önemli bir dönüm noktası olabileceğini söyledi. Kanser ve teknolojinin ilerlemesiyle kanser tedavisinde geliştirilen yöntemlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Memorial Antalya Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, 2022 yılından itibaren yapılan istatistiklere göre dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası görüldüğünü belirtti. "Bu vakaların yaklaşık yarısında maalesef ölüm oranlarıyla karşılaşıyoruz" diyen Tatlı, Türkiye’de ise yıllık yaklaşık 240 bin yeni kanser vakası görüldüğünü, bu vakaların da yaklaşık 130 bininde ölüm gerçekleştiğini kaydetti. Tatlı, son 5 yılda Türkiye’de kanser yükünde yaklaşık 700 bine yakın birikmiş hasta popülasyonu oluştuğunu vurguladı. En sık görülen kanser türleri Dünya genelinde erkeklerde en sık görülen kanser türünün akciğer kanseri olduğunu, kadınlarda ise meme kanserinin öne çıktığını ifade eden Tatlı, Türkiye’ye ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Ülkelere, yaşam şekillerine ve çevresel faktörlere göre kanser tipleri değişiyor. Türkiye’de erkeklerde en sık akciğer kanseri görülüyor, ikinci sırada prostat, üçüncü sırada kolorektal kanser var. Kadınlarda ise en sık meme kanseri, ardından tiroid ve kolorektal kanser geliyor. Ancak her iki cinsi birlikte değerlendirdiğimizde, en sık görülen ve ölüm oranı en yüksek tümör hâlâ akciğer kanseri." Kanser tedavisinde yeni dönem: Aşılar Kanser tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını belirten Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, moleküler testler, akıllı ilaçlar ve immünoterapiyle birlikte yeni bir döneme girildiğini söyledi. Tatlı, "Bir dönem hedeflenemez dediğimiz bazı mutasyonlar, teknolojinin ve bilimin hızla ilerlemesiyle artık hedeflenebilir hale geldi. Son yıllarda ise yeni bir çığır açılıyor, o da kanser aşıları" ifadelerini kullandı. Kanser aşılarının toplumda sıkça yanlış anlaşıldığını vurgulayan Tatlı, HPV aşısının rahim ağzı kanserine karşı koruyucu bir aşı olduğuna dikkat çekerek, aktif kanser tedavisine yönelik kişiye özel aşıların ise farklı bir alan olduğunu söyledi. Kişiye özel kanser aşıları Kanserin, hücrelerin genetik yapısında meydana gelen mutasyonlarla ortaya çıktığını anlatan Tatlı, bu hücrelerin normal dokulardan farklı antijenler taşıdığını belirterek, "Bu antijenler bağışıklık sistemimizdeki T lenfositler tarafından düşman olarak tanınır. Ancak bağışıklık sistemi baskılandığında tümör bağışıklıktan kaçar. Kanser aşılarıyla, immünoterapinin yetersiz kaldığı noktaları tamamlamayı hedefliyoruz" dedi. Yapay zeka destekli yöntemlerle kişiye özgü antijenlerin tespit edilebildiğini aktaran Tatlı, bu aşıların çoğunlukla immünoterapiyle kombine edildiğini ve hem ileri evre hastalıkta hem de ameliyat sonrası koruyucu dönemde kullanılabildiğini ifade etti. "Erken faz çalışmalar umut veriyor" Lynch sendromu gibi yüksek riskli durumlara yönelik yürütülen çalışmalara da değinen Tatlı, kolorektal kanser riskini azaltmaya yönelik aşı çalışmalarında önemli sonuçlar elde edildiğini söyledi. Prof. Dr. Tatlı, şunları kaydetti: "Bu aşılar bugün yarın klinikte rutin kullanıma girecek aşamada değil. Faz 1 ve faz 2 çalışmaları devam ediyor. Ancak erken faz çalışmalarda, daha önce immünoterapiden fayda görmeyen hastalarda bile bağışıklık sistemini güçlü şekilde aktive edebildiğimizi görüyoruz." "Her hasta için özel aşı seçeneği gündeme gelebilir" Kanserde henüz yüzde yüz çözümden söz edilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, geleceğe ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Kanserde tamamında yüzde yüz çözüm oldu diyemem ama her kanser tipi ve her hasta için özel bir aşı seçeneği ortaya çıkacak gibi görünüyor. İlk çalışmalarda her hastaya özel bir aşı platformu oluşturulabildiğini görüyoruz. Bugün maliyetli ve zor, ancak genetik analizlerin yaygınlaşmasıyla bu süreç giderek kolaylaşıyor" Kanserden korunmanın temelleri Kanserden korunmada yaşam tarzının büyük önem taşıdığını vurgulayan Tatlı, bağışıklık sisteminin güçlü tutulmasının altını çizerek, "Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmak, obeziteyle mücadele etmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, sağlıklı beslenmek ve yeterli uyku çok önemli. Alkol tüketimi, ağız hijyeni, bağırsak mikrobiyotası ve stres yönetimi de kanser riskini etkileyen faktörler arasında" dedi. Sağlıklı bir yaşam çerçevesi oluşturmanın kanserden korunmada etkili olabileceğini ifade eden Tatlı, "Yaşam şeklimizi ne kadar dengeli hale getirirsek, kanserden korunmamız o kadar mümkün olur" değerlendirmesinde bulundu. (SM-
Antalya Arazi sahiplerinin mahkeme kararıyla kapattırdığı yol mahalle sakinlerini isyan ettirdi Manavgat’ın turizm merkezlerinden Çolaklı Mahallesi’nde, arazi sahipleri tarafından yargı kararı gerekçe gösterilerek kapatılan turizm yolu, mahalle sakinlerini ve turizm çalışanlarını canından bezdirdi. 10 aydır kapalı olan yol nedeniyle ambulansın bile kapılarına gelemediğini belirten vatandaşlar, beton bariyerler önünde toplanarak duruma tepki gösterdi. Antalya’nın Manavgat ilçesine bağlı Çolaklı Mahallesi’nde, yaklaşık 2025 yılının Mayıs ayında arazi sahipleri tarafından mülkiyet hakları gerekçe gösterilerek kazılan ve beton bariyerlerle kapatılan yol, bölgede krize neden oldu. 10 aydır ulaşıma kapalı olan yol nedeniyle temel hizmetlere erişemediklerini söyleyen vatandaşlar, eylem yaptı. "Turistler bile şaşırıyor" 1992 yılından bu yana bölgede minibüsçülük yapan Mustafa Ekim, turistlerin duruma tepki gösterdiğini belirterek, "Bu yolun durumunu gören turistler ‘Otellerin içerisi Avrupa, dışarısı ise Afrika. Böyle saçmalık olur mu bu yol nasıl kapatılır’ diyorlar. Minibüsümüze binen yerleşik vatandaşlarımızı 1 kilometre mesafede indirmek zorunda kalıyoruz. Vatandaşlarımız pazardan ellerinde çantaları ile yağmurda çamurda evlerine ulaşmaya çalışıyorlar. Akşamları lambalar yanmadığı için durum daha da kötü. Komşularımızın çocukları servis gelmediği için yukarıya kadar yürüyüp yağmur altında ıslanıyorlar. Bu işin muhtardan belediyeye gitmesi lazım ama ne yazık ki muhtarımız yanımızda değil" dedi. "Kanser hastasıyım, evime ambulans gelemiyor" Mahalle sakinlerinden kanser hastası Zeynep Gülaydın, yolun kapalı olması nedeniyle yaşadığı hayati tehlikeye dikkat çekerek, "Ben kanser hastasıyım, eşim 70 yaşında ve ameliyatlı, yürüyemiyor. Ambulans çağırsam kapıya gelemiyor. Jandarmadan zabıtaya kadar her yere başvurduk ama netice alamadık. Gerekirse kaldırımı kendim söküp yolu açacağım" diyerek tepkisini dile getirdi. "Otele hırsız gibi gidiyoruz" Yolun kapalı olmasından en çok etkilenen kesimlerden biri de öğrenciler ve turizm çalışanları oldu. 10 yaşındaki Mehmet Emin Akçan, okul yolunun çok uzadığını ve karanlıkta korktuklarını söylerken, turizm çalışanı Kübra Cesur ise "Servisler geçmiyor, aydınlatma yok. Otele hırsız gibi gidiyoruz" ifadelerini kullandı. "Çözüm 150 metre ileride" Bölge esnafından Süleyman Akçan, çözümün basit olduğunu vurgulayarak, "Yer sahibi hukuki olarak kazandığı için yolu kapattı. Ancak 150 metre ileride mevcut bir kadastro yolu var. Bu yolun ivedilikle ulaşıma açılması, tüm mahalleyi rahatlatacaktır" dedi. 2025 yılı Mayıs ayında kesinleşen yargı kararı sonrası kamulaştırma bekleyen arazi sahiplerinin yolu kapatmasıyla başlayan süreçte, mahalleli çözüm bekliyor. Vatandaşlar, beton bariyerlerin kaldırılmaması durumunda eylemlerine devam edeceklerini ve gerekirse D-400 Karayolunu trafiğe kapatacaklarını söyleyip tepkilerini dile getirdiler.