SAĞLIK - 28 Nisan 2026 Salı 14:55

Uzmanı uyardı: Baharda cilt hastalıkları artıyor

A
A
A
Uzmanı uyardı: Baharda cilt hastalıkları artıyor

Acıbadem Bodrum Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhsin Akbaba, bahar aylarında artan güneş ışınları, yükselen sıcaklık, polen yoğunluğu ve terleme gibi çevresel faktörlerin cilt sağlığını doğrudan etkilediğini belirterek, "Bu dönemde hem mevcut deri hastalıkları alevlenebilir hem de bazı cilt sorunları ilk kez ortaya çıkabilir" dedi.



"Güneş alerjisi baharda daha sık görülüyor"


Bahar aylarında cildin dış etkenlere karşı daha hassas hale geldiğini vurgulayan Akbaba, "Kış aylarında güneşten uzak kalan cilt, bahar aylarında ani şekilde güneşe maruz kaldığında savunmasız kalır. Bu nedenle baharın ilk dönemlerinde güneş alerjisi vakalarında belirgin bir artış gözlemliyoruz. Bu durum genellikle güneşe çıkıldıktan kısa süre sonra ortaya çıkar. Özellikle yüz, boyun, kol ve dekolte gibi güneşe açık bölgelerde kaşıntılı, kızarık ve kabarık döküntüler görülür" diye konuştu.



"Bitki teması kalıcı lekeler bırakabilir"


Açık havada geçirilen sürenin artmasıyla birlikte bitkilerle temasın da arttığını belirten Akbaba, şu uyarılarda bulundu:


"Özellikle limon, incir ve bazı yabani bitkilerle temas sonrası gelişen fitodermatit sık görülür. Bu durumda ciltte önce kızarıklık ve yanma hissi oluşur ardından güneş ışığıyla etkileşime girerek kahverengi lekeler ortaya çıkabilir. Bu lekeler bazı hastalarda uzun süre kalıcı olabilir."



"Terleme mantar enfeksiyonlarını tetikliyor"


Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte artan terlemenin cilt üzerinde nemli bir ortam oluşturduğunu belirten Akbaba, "Bu durum mantar enfeksiyonları için uygun zemin hazırlar. Özellikle ayaklarda, kasık bölgesinde ve vücudun kıvrım alanlarında kaşıntılı, kızarık ve bazen pullanma ile seyreden lezyonlarla kendini gösterir. Kişisel hijyenin yanı sıra uygun kıyafet seçimi de mantarı önleme noktasında önemlidir. Sentetik ve hava almayan kıyafetler enfeksiyonları artırabilir" uyarısında bulundu.



"Polen ve çevresel faktörler alerjiyi artırıyor"


Bahar aylarında polen yoğunluğunun artmasıyla sadece solunum yollarının değil, cilt hastalıklarının da tetiklendiğini söyleyen Akbaba, "Kontakt dermatit vakalarında da bu dönemde belirgin artış görülür. Polenler, bitkiler ve bazı kozmetik ürünleri ciltte kaşıntı, kızarıklık ve hassasiyete yol açabiliyor. Ayrıca atopik dermatit (egzama) hastalarında da bu dönemde alevlenmeler görülebilir. Cilt bariyeri zaten hassas olan bireylerde çevresel alerjenler kaşıntı ve kuruluğu daha da artırır" dedi.



"Ani güneş maruziyeti yanıklara neden olabiliyor"


Bahar aylarında güneş daha masum gibi algılansa da UV etkisinin oldukça güçlü olduğunu söyleyen Akbaba, "Özellikle ilk güneşlenmelerde cilt korunmasız kalabiliyor. Bu durum güneş yanıklarına neden olabiliyor. Ciltte kızarıklık, hassasiyet, yanma hissi ve bazı durumlarda su toplaması gibi bulgular ortaya çıkabiliyor" diye konuştu.



"Akne şikayetleri artış gösterebilir"


Artan sıcaklık ve terlemeyle birlikte ciltte yağ üretiminin de arttığını belirten Akbaba, "Akneye yatkın bireylerde sivilce oluşumu artabilir. Gözeneklerin tıkanmasıyla birlikte iltihaplı lezyonlar oluşabilir. Bu dönemde uygun cilt temizliği ve bakımı önem kazanır" dedi.



"Basit önlemlerle korunmak mümkün"


Bahar aylarında cilt sağlığını korumak için alınacak basit önlemlerin büyük fark gösterebileceğini vurgulayan Akbaba, şunları kaydetti:


"Güneşten korunmak en önemli adımdır. Yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımının yanı sıra cilt tipine uygun nemlendiriciler düzenli olarak kullanılarak cilt bariyeri güçlendirilmeli. Ayrıca pamuklu ve hava alabilen kıyafetler tercih edilmeli, terleme sonrası cilt temizlenmeli ve bitki teması sonrası cilt yıkanmalıdır. Bahar aylarında ortaya çıkan veya artış gösteren cilt problemleri hafife alınmamalı özellikle uzun süren, şiddetlenen ya da yayılım gösteren lezyonlarda bir dermatoloji uzmanına başvurulması önemlidir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Başkan Tunç’tan Büyükşehir’e ’billboard’ tepkisi: "Bu zararı kim karşılayacak?" Eskişehir AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç, Teksan bölgesinde yeni kurulan billboardların Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından sökülmeye başlanmasına tepki göstererek, sürecin şeffaflığı ile ilgili 5 kritik soru yöneltti. Başkan Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Teksan bölgesinde trafiği tehlikeye düşürecek noktalara dikilen billboardların, reklamlar alındıktan sonra sökülmeye başlanmasını sert bir dille eleştirdi. Yapılan söküm işleminin kamu yönetimi açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını belirten Tunç, "Bu billboardlar hangi izin ve mevzuata dayanarak dikildi? Kanuna aykırı bir durum varsa neden baştan engellenmedi? Bu alanlara alınan reklamların ücretleri kim tarafından tahsil edildi, hangi hesaba gitti? Reklam veren firmalar şimdi mağdur edilirse, oluşacak zararı kim karşılayacak? Eğer uygunsuzluk varsa, neden kurulum aşamasında değil de reklamlar alındıktan sonra müdahale edildi? Şu an sadece üst yapı sökülüp şaseler yerinde bırakılıyor. Bu durum, süreç yatıştıktan sonra yeniden kurulacaklarının bir işareti mi?" şeklinde sorular yönelterek yetkililerden acil açıklama beklediklerini vurguladı. Tunç, sürecin şeffaflık ve kamu yönetimi açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını belirterek, yetkililerin bu konuda açık ve net bir bilgilendirme yapmasının zorunluluk olduğunu dile getirdi.
Ordu Ordu’da ORKÖY kredisi kapsamında hak sahiplerine araçları teslim edildi Ordu’da, Orman ve Köy İlişikleri (ORKÖY) kredi desteği programı kapsamında düzenlenen törende, hak sahiplerine araçları teslim edildi. Orman köylülerinin sosyal ve ekonomik yönden desteklenmesi amacıyla, Orman Genel Müdürlüğü bünyesinde yürütülen ORKÖY faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen program, Ordu Orman İşletme Müdürlüğü’nde düzenlendi. ORKÖY kredi desteği kapsamında 2025 yılında dam örtülüğü, dış cephe mantolama ve süt sığırcılığı olmak üzere 3 ayrı proje hayata geçirildi. Bu projeler çerçevesinde toplam 131 haneye 17 milyon 687 bin 600 TL kredi desteği sağlandı. 2026 yılı kapsamında ise üretim çalışmalarında mekanizasyon projesi uygulandı. Bu çerçevede 5 traktör, 6 tambur, 1 römork ve 10 motorlu testere olmak üzere toplam 22 haneye 9 milyon 350 bin TL kredi desteği verildi. "Kırsal kalkınma için önemli" Programda konuşan Ordu Valisi Muammer Erol, ORKÖY kredilerinin kırsal kalkınma açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, destek kapsamında verilen araçların anahtarlarını hak sahiplerine teslim etti ve ‘hayırlı olsun’ temennisinde bulundu. Programa Giresun Orman Bölge Müdürü Ahmet Ulukan, Ordu Arıcılık Enstitüsü Müdürü Şeref Cınbırtoğlu, Ordu Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürü Nizamettin Açıkbaş, Orman İşletme Müdürü Ömer Uzundal, Fidanlık Müdürü Esra Solmaz Akşit ve orman köylüleri de katıldı.
Karabük "Hakikat ve Etik" Karabük’te masaya yatırıldı Karabük Üniversitesi Safranbolu Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi ev sahipliğinde düzenlenen "Medya ve Etik Çalıştayı" akademisyenler, medya temsilcileri ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayda medya etiği, dezenformasyonla mücadele, haber etiği, yerel medyanın sorunları, yapay zekâ çağında doğru habercilik ve "İletişimde Türkiye Yüzyılı" vizyonu ele alındı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda Karabük Üniversitesi tanıtım filmleri gösterilirken, açılış konuşmalarının ardından medya etiği ve dijital dönüşüm eksenli oturumlara geçildi. Gün boyu süren programda uzman isimler, değişen iletişim düzenini ve etik ilkelerin geleceğini değerlendirdi. Kırışık: "Hakikatin korunması artık zorunluluk" Karabük Üniversitesi’nde düzenlenen çalıştayda konuşan Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, medyanın çağın en kritik güçlerinden biri olduğunu belirterek, hakikatin korunması ve etik ilkelere bağlı haberciliğin her zamankinden daha büyük önem taşıdığını söyledi. Kırışık, savaşlardan toplumsal olaylara kadar birçok alanda gerçeğin çarpıtılabildiğine dikkat çekerek, " Bir çok savaşta ve saldırıda gördüğümüz üzere maalesef gerçeklerin gizlendiğini ve hakikatin gizlendiğini görüyoruz. Ülkemizin yapmış olduğu pozitif çalışmaların çabaların adeta bir karşı psikolojik savaş tarzında medya operasyonları ile etkisiz bırakılmaya çalışıldığını görüyoruz. Burada kullan silahlar, iftira, yalan, itibar suikasti ve algı operasyonlarıyla toplumların doğru karar verme iradesi hedef alınabiliyor. Hakikatin korunması için medya etiği artık bir tercih değil, zorunluluktur" dedi. Sosyal medya ve yapay zekâ teknolojileriyle birlikte dezenformasyon riskinin arttığını da ifade eden Kırışık, etik ilkeleri ortaya çıkarılarak, medya okuryazarlığının geliştirilmesi, eleştirel düşüncenin yaygınlaştırılması ve etik ilkelerin kurumsallaştırılması gerektiğini vurguladı. "İletişimde Türkiye Yüzyılı" vizyonuna da değinen Kırışık, doğruyu, iyiyi ve hakikati önceleyen yeni medya düzeninin inşa edilmesi gerektiğini belirterek, çalıştay sonunda ortaya çıkacak raporun Türkiye ve dünya için önemli bir yol haritası sunacağını kaydetti. Ekrem Kızıltaş: "Ana akım medya halen en güvenilir kaynaklardan biri" Çalıştayda konuşan gazeteci Ekrem Kızıltaş ise Türkiye’de medya ve etik konusunun bugün her zamankinden daha önemli hale geldiğini söyledi. Medyanın toplumda farkındalık oluşturan temel araçlardan biri olduğunu ifade eden Kızıltaş, sosyal medyanın kontrolsüz yapısına dikkat çekti. Sosyal medyayı "orman"a benzeten Kızıltaş, propaganda, manipülasyon ve bireysel yönlendirmelerin bu alanda yoğun biçimde yer aldığını belirterek, buna rağmen ana akım medyanın hâlâ en güvenilir bilgi kaynaklarından biri olmayı sürdürdüğünü kaydetti. Kızıltaş, dijital mecralarda yeni gelişmelerle birlikte düzenleme ihtiyacının arttığını belirterek, etik gazeteciliğin korunmasının önemine vurgu yaptı. "Medya yalnız bilgi aktarmıyor, algıyı da şekillendiriyor" Çalıştayda konuşan RTÜK Başkanvekili Dr. Deniz Güçer ise dijital çağda medyanın yalnızca bilgi aktaran bir mecra olmadığını, aynı zamanda toplumsal algı ve değerleri şekillendiren güçlü bir alan olduğunu söyledi. Etik ilkelerin sadece mesleki sınırlar değil, vicdanı ve kamusal sorumluluğu da kapsadığını ifade eden Güçer, dezenformasyon, manipülasyon, çocukların korunması ve yapay zekâ destekli içeriklerin yeni sorumluluk alanları doğurduğunu belirtti. RTÜK olarak medya okuryazarlığı, akıllı işaretler sistemi, aile ve çocuk dostu yayıncılık gibi başlıklarda önemli çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Güçer, etik değerlerin yayıncılık kültürünün ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini söyledi. "Yalan haberlerin yayılma hızı yüzde 70 daha fazla, inandırıcılığı da 6 kat daha fazla" Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı ve Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Edibe Sözen de konuşmasında medya etiğinin toplumsal etkilerine dikkat çekerek, doğrulanmamış haberlerin bireyler ve toplum üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Yanlış bir haberin bir insanın hayatını ve ailesini nasıl etkileyebildiğine ilişkin örnek paylaşan Sözen, "Bir tek yalan haber bir insanın hayatını karartabilir. Bu nedenle kamu yararı, teyit ve etik gazeteciliğin temelidir. Maalesef özellikle sadece klasik medyada, geleneksel medyada değil, sahte haber, yalan haberlerin yayılma hızı yüzde 70 daha fazla inandırıcılığı, da 6 kat daha fazla. İnsanlar doğru habere inanmaktan daha çok ya da altı kat daha fazla yalan habere inanabiliyorlar. Böyle bir gerçeklik kanıtlanmış durumda." ifadelerini kullandı. Dezenformasyonun siyasi, ekonomik ve toplumsal psikolojik hedeflerle üretilebildiğine işaret eden Sözen, özellikle afet dönemlerinde ve sosyal medya ortamında yanlış bilginin ciddi sonuçlar doğurabildiğini kaydetti. Yapay zekâ, algoritmalar ve veri güvenliği gibi yeni dijital risk alanlarına da dikkat çeken Sözen, medya okuryazarlığının toplumun her kesiminde yaygınlaşmasının önemine vurgu yaptı. Çalıştay kapsamında medya etiği, doğrulama mekanizmaları, dijital çağda habercilik ve kamu yararı ekseninde oturumlar gerçekleştirilirken, program sonunda sonuç raporu hazırlanacağı bildirildi. İletişim alanında uzman akademisyenler ve sektör temsilcilerini bir araya getiren çalıştayın, medya etiği konusunda önemli çıktılar üretmesi hedefleniyor.