EĞİTİM - 20 Ocak 2023 Cuma 13:15

Muş’ta 114 bin 209 öğrenci karnesini aldı

A
A
A
Muş’ta 114 bin 209 öğrenci karnesini aldı

Muş’ta 2022-2023 eğitim öğretim yılının ilk döneminin sona ermesiyle karnesini alan 114 bin 209 öğrenci ile 6 bin 403 öğretmen yarıyıl tatiline çıktı.

Muş’ta 2022-2023 eğitim öğretim yılının ilk döneminin sona ermesiyle karnesini alan 114 bin 209 öğrenci ile 6 bin 403 öğretmen yarıyıl tatiline çıktı.


Muş İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Yavuz Selim İlkokulunda karne dağıtım töreni düzenlendi. Öğrencilerin karne heyecanına ortak olan Vali İlker Gündüzöz ve beraberindekiler, öğrencilere tek tek karnelerini teslim ederek, başarı dileklerinde bulundu. 100 binden fazla öğrencinin olduğunu belirten Vali İlker Gündüzöz, Muş olarak genç bir nüfusa sahip olduklarını belirterek, “Bugün 2022-2023 eğitim öğretim yılı birinci dönem sonu karne töreninde bulunduk. Arkadaşlarımızla ve sevgili öğrencilerimizle bir araya gelerek, çok önemli bir günü yaşıyoruz. Bu ilkokulumuzda okumaya yeni geçmiş pırıl pırıl kız ve erkek çocuklarımızla bir arada bulunduk. Hepsi birbirinden güzel, bizim geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız. Onların gözündeki ışık Türkiye’nin geleceğinin garanti altında olduğunu gösteriyor. Tabi eğitim öğretim yılının birinci dönemi dolu dolu geçti. Bizim 100 binden fazla öğrencimiz var. Muş olarak oldukça genç bir nüfusa sahibiz. Eğitim alanında da gittikçe üst sıralara tırmanıyoruz. Burada emeği olan tüm eğitim camiasının kıymetli neferlerine, başta İl Milli Eğitim Müdürümüz olmak üzere öğretmenlerimize, eğitim camiasının içerisinde yönetici ve yardımcı personel olarak çalışanlara teşekkür ediyorum. Anne babaları da tebrik ediyoruz. Şimdi bir dönem boyunca çocuklarımız yoruldu. Dinlenme zamanı geldi. Tatilde kitap okusunlar. Milli Eğitim Bakanımız çok güzel hediye kitaplar göndermiş. Kitaplarını okusunlar ve bol bol oynasınlar” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale RTÜK Başkanı Daniş: "Hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız" Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, 26 ilde 15-21 yaş arasındaki 7 bin 511 gençle yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmaya göre ekranda geçirilen sürede sosyal medyanın yaklaşık 3,5 saat ile birinci sırada olduğunu, gençlerin yüzde 35,6’sının düşük dijital okuryazarlığa sahip, 37’sinin de ekran bağımlılığının yüksek olduğunu belirterek, "Hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız" dedi. RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) İl Temsilciliği ve ÇOMÜ işbirliğiyle üniversitenin Terzioğlu Yerleşkesi Troya Kültür Merkezi’nde düzenlenen İhtisas Akademi’nin "İletişim Çağında Medya Okur Yazarlığı ve Dezenformasyonla Mücadele" konulu programına katıldı. RTÜK’ün Türkiye’de radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini denetleyen ve düzenleyen kamu kurumu olduğunu ifade eden Daniş, kamu yararını, çocukların ve ailelerin korunmasını ve yayın ilkelerini gözetme gibi temel görevlerinin bulunduğunu anlattı. Daniş, RTÜK olarak yayıncılık alanına yalnızca yaptırım penceresinden bakmadıklarını belirterek, "Ekranın toplumsal etkisini, çocuğa, aileye, gençliğe ve ortak ahlaki zemine temas eden yönleriyle okumaya çalışıyoruz. Ekran sadece eğlendirmez, öğretir. Sadece göstermez, normalleştirir. Sadece haber vermez, duygu üretir. Sadece hikaye anlatmaz, değer taşır. O yüzden gençlerin medya okuryazarı olması çok önemlidir. Medya okuryazarlığı sadece ’haberin kaynağına bak’ demek değildir. Elbette kaynağa bakacağız ama yetmez" diye konuştu. Bu konuda çok hassas davranıldığına işaret eden Daniş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir içeriğe bakarken kendimize şunu sormalıyız; bu bana hangi insan modelini teklif ediyor? Aileyi, ahlakı, başarıyı, özgürlüğü nasıl gösteriyor? Bende hangi duyguyu büyütüyor? Merhameti mi, öfkeyi mi, kibri mi? En önemlisi, bu bana hakikati mi gösteriyor, yoksa Trend Topic’de Truva atı mı sunuyor. İletişim Başkanlığımız bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin çalışmaları da bu açıdan önemlidir. Çünkü devletin hakikat zeminini koruması gerekir. Yalanın hızlı, hakikatin yavaş kaldığı bir dünyada kurumların doğru bilgiyi zamanında, açık ve güvenilir şekilde paylaşması hayati hale gelmiştir ama şunu da unutmayalım, dezenformasyonla mücadeleyi sadece kurumlar yapamaz. Her vatandaş, her genç, her aile, her öğretmen bu mücadelenin bir parçasıdır." Daniş, ulusal, bölgesel ve yerel televizyon, radyo kanalları ve dijital platformların 24 saat esaslı izlendiğini vurgulayarak, "Bu kapsamda dünyada ilk ve tek yapay zeka tabanlı izleme sistemi VİA projemizi yakında hizmete alacağız. Bu sistemle algoritmik içeriklerin takip, analiz, raporlamasını yine bir algoritmayla yaparak daha da güçlü hale geleceğiz. Çocuk ve aileyi korumaya yönelik projeleri hayata geçiriyor ve takip ediyoruz. Akıllı İşaretler Sistemi, Medya Okuryazarlığı Projesi, Güvenli İnternet ve Dijital Yayın Denetimi, Kamu Spotları ve Bilinçlendirme kampanyaları ve ikame yayınlar yapıyoruz. Bütün bu çalışmaları yaparken sahayı da yakından izliyoruz. Üst Kurulumuz, 15-21 yaş arasındaki gençlerimizin medya kullanımı ve dijital okuryazarlığı üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı. 26 ilde 7 bin 511 gencimizle yüz yüze görüşüldü. Çıkan tablo, bugün burada konuştuğumuz meselenin büyüklüğünü çıplak gözle gösteriyor" dedi. "Dikkat çekici sonuçlardan biri de gençlerin yüzde 82’sinin ikinci bir sosyal medya hesabının olduğundan ailesinin haberi olmamasıdır" Ekran başında geçirilen ortalama sürelere de değinen Daniş, şunları kaydetti: "Sosyal medya, yaklaşık 3,5 saat ile birinci sırada. İsteğe bağlı yayın hizmetlerinde her 10 gençten 6’sının dijital platformlara üyeliği var. Günlük ortalama ekran süresi 1 saat. Televizyon 40 dakika. Radyo dinleme süresi ise 38 dakika. Gençlerin yüzde 90’ının sosyal medya hesabı bulunuyor ve yaklaşık yüzde 25’inin bütün bilgileri kamuya açık. Dikkat çekici sonuçlardan biri de gençlerin yüzde 82’sinin ikinci bir sosyal medya hesabının olduğundan ailesinin haberi olmamasıdır. Aynı araştırmada gençlerin habere ulaşmak için en çok başvurduğu kaynak ise gazete değil, televizyon değil, sosyal medyadır. Oran yüzde 71 ancak bu tabloyu daha da çarpıcı kılan başka bir veri var. Araştırmaya göre gençlerimizin yüzde 35,6’sı düşük dijital okuryazarlık seviyesinde. Yani 100 gencimizin 35’i, önüne düşen bilginin kaynağını sorgulama, doğruluğunu sınama, bağlamını çözümleme melekesini henüz yeterince kazanamamış durumda. Aynı zamanda her 100 gencimizden 37’sinin ekran bağımlılığı yüksek seviyede. Bu iki rakamı yan yana koyduğunuzda ortaya çıkan şudur; hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız. Bu, sizin değil, bizim, yetişkinlerin, ailelerin, kurumların, devletin bir ödevidir. Çünkü bu sayılar bir kuşağın değil, bir geleceğin sayılarıdır." Dezenformasyonun bilerek, kasıtla, bir strateji dahilinde planlanarak üretilen yalan olduğunu ifade eden Daniş, "Birisi bilir ki bu söylediği doğru değildir ama bir amaca, bir hedefe, bir çıkara hizmet etmek için onu üretir, yayar, çoğaltır. Dezenformasyon bir niyet meselesidir. Burada karşımızda bir mimar vardır, yalanın mimarı. Mezenformasyon, kasıtsızca, niyetten bağımsız, bilmeden yayılan yanlıştır. Bir haberi gerçek sanan iyi niyetli bir vatandaş onu paylaşır; paylaştığında o yalanın daha geniş bir alana yayılmasına aracılık eder. Mezenformasyon bir gaflet, bir dikkatsizlik halidir. Burada da bir mimar vardır belki, ama mimarın bilmediği ücretsiz işçiler vardır. O işçiler de biziz aslında; paylaş düğmesine düşünmeden basan bizleriz. Malenformasyon ise belki en kurnazıdır. Bu kavramı son yıllarda daha sık duyuyoruz. Malenformasyonda söylenen şey kağıt üstünde doğrudur, veri doğrudur ama bağlamından koparılmıştır, eksik gösterilmiştir, başka bir hikayenin içine yerleştirilmiştir, zararlı bir amaca alet edilmiştir. Yani size yalan söylenmez, size doğrunun sadece bir parçası, en zehirli parçası gösterilir. Geri kalanı saklanır. Sonuçta sizde oluşan kanaat, size verilen doğruların toplamından farklı bir yere düşer." Programa ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkan Yardımcısı Zülküf Memiş, Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürü Mine Hayta, AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Recep Ragıp Barış, TÜGVA Çanakkale İl Başkanı Yunus Emre Kılıç, TÜGVA ÇOMÜ Koordinatörü Hayrullah Ördek ile öğrenciler katıldı.
İstanbul Atila Gerin: "Allah bize nasip etti" Eyüpspor Teknik Direktörü Atila Gerin, Fenerbahçe karşısında aldıkları puanla ligde kalmaları sonrası, "Allah bize nasip etti. Çocuklarımın ayaklarına yüreklerine sağlık. Onlar büyük hikayeyi destana çevirdiler" dedi. Trendyol Süper Lig’in son haftasında Eyüpspor, deplasmanda karşılaştığı Fenerbahçe ile 3-3 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Eyüpspor Teknik Direktörü Atila Gerin, değerlendirmelerde bulundu. Gerin, "Allah’ıma şükürler olsun. Çok zorlu yolculuk, çok zorlu süreçten geçerek kümede kalmayı başardık. Son top son düdük diye kendim çağırdım. Şükürler olsun. Altında çok büyük hikayeler var. Protestolar altındaki geri dönüş için Fenerbahçe’yi tebrik ediyorum. Büyük takım oyuncularının iddiasız maçlarda böyle duruş sergilemeleri kolay değil. İnşallah her takım böyle olur. Hiç oyunu düşürmediler. Allah bize nasip etti, inanıyorduk. Ben 17 maç önce erken kurtaramayacağımızı biliyorduk. ‘Kadıköy’de Allah nasip edecek’ diyordum. Çocuklarımın ayaklarına yüreklerine sağlık. Onlar büyük hikayeyi destana çevirdiler. İki başkanın içeride olması, kayyum atanması, ekonomik zorluklar Şükürler olsun. İnanılmaz birliktelik sağladık. Hazır bir sistemimiz vardı" ifadelerini kullandı. "5 dakika inançlıydık" Fenerbahçe’nin öne geçtiği 5 dakikalık bölümle ilgili de konuşan Gerin, "5 dakika çok zor geçti. 2-0’dan 3-2 oldu. Fenerbahçe kalitesi ortada. Oyuncuların coşku yakaladıktan sonra neler yapacakları ortada. Emre’ye oyuna girerken, ‘Çok emek verdik, çok çalıştık bırakmayın’ dedim. Allah bize bunu nasip edecekti. Skoru koruyabilir miyiz diye 5-4-1’e döndük. Geriye düştükten sonra bu sefer hücum oyuncularını aldık. 5 dakika inançlıydık. Dünyanın en zor deplasmanlarından biri Kadıköy" diye konuştu. Atılan gol sonrası yedek oyuncusunun tribünlere el-kol hareketi yapmasıyla ilgili gelen soruya ise Gerin şu yanıtı verdi: "Hata yapacaklar. Biz de bunları görüp uyaracağız. Çocukların o kadar çok duyguları düşüyor, değişiyor. Yerde yatmadan fair-play olarak, topu taca vurmadan maç oynadık. Metehan oyundan koşarak çıktı. 2-0 iken çocuklarımın kusurları olduysa bu ortam affedilmeye müsait bir ortam. Varsa onlar adına ben özür diliyorum."
Antalya Sami Uğurlu: "Kazandık ama ligde kalmaya yetmedi" Antalyaspor Teknik Direktörü Sami Uğurlu, Kocaelispor’u 1-0 mağlup etmelerine rağmen küme düşmelerinin ardından yaptığı açıklamada, "Kazandık ama sadece bizim galibiyetimiz yeterli olmadı" dedi. Trendyol Süper Lig’in son haftasında Antalyaspor, sahasında Kocaelispor’u 1-0 mağlup etti. Kazanmasına rağmen Antalyaspor, ligden düşen son takım oldu. Karşılaşma sonrası düzenlenen basın toplantısında konuşan Sami Uğurlu, maçın hem oyun hem de psikolojik açıdan zor geçtiğini belirterek, "Mutlaka kazanmamız gereken bir maçtı ve oyuncularımız gereken mücadeleyi gösterdi. Galip geldik ancak bu sonuç ligde kalmamız için yeterli olmadı" ifadelerini kullandı. Rakipleri Kocaelispor’un da mücadeleci bir oyun ortaya koyduğunu söyleyen Uğurlu, "Onları da tebrik ediyorum. Son ana kadar mücadele ettiler" diye konuştu. Diğer sahalardan gelen sonuçların istedikleri gibi olmadığını kaydeden genç teknik adam, "Özellikle son dakikalarda gelen skorlar bizi çok üzdü. Beklediğimiz sonuçlar çıkmadı ve bunun hayal kırıklığını yaşıyoruz" dedi. Sezon boyunca kritik maçlarda önemli puan kayıpları yaşadıklarını ifade eden Uğurlu, "Kasımpaşa, Gençlerbirliği ve üst sıralardaki rakiplerle oynadığımız bazı karşılaşmalarda istediğimiz sonuçları alamadık. Daha fazla puan çıkarabilirdik" şeklinde konuştu. Takım olarak zor şartlar altında mücadele ettiklerini belirten Sami Uğurlu, "Kendi adıma sorumluluğu her zaman aldım. İçinde bulunduğumuz şartlarda elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Ancak maalesef sonuç istediğimiz gibi olmadı" ifadelerini kullandı