POLİTİKA - 20 Ocak 2023 Cuma 18:15

AK Parti’li Karaaslan: “Güçlü kadınlarla Türkiye daha da güçlendi”

A
A
A
AK Parti’li Karaaslan: “Güçlü kadınlarla Türkiye daha da güçlendi”

AK Parti Çevre, Şehir ve Kültürden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, güçlü kadınlarla Türkiye’nin daha da güçlendiğini belirterek, “Türkiye artık kendi yağıyla kavrulan, kendi sorunlarıyla ibaret meselelerle uğraşan değil, artık insanlığın sorunlarına çözüm üreten bir ülke” dedi.

AK Parti Çevre, Şehir ve Kültürden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, güçlü kadınlarla Türkiye’nin daha da güçlendiğini belirterek, “Türkiye artık kendi yağıyla kavrulan, kendi sorunlarıyla ibaret meselelerle uğraşan değil, artık insanlığın sorunlarına çözüm üreten bir ülke” dedi.


AK Parti Çevre, Şehir ve Kültürden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, çeşitli temaslarda bulunmak için geldiği Muş’ta Porsor Ana Kadın Kültür ve Eğitim Merkezi’nde kadınlarla bir araya geldi. Kadınlarla sohbet eden Karaaslan, sıfır atık üzerinde durdu. Kadınların sıfır atık çerçevesinde ürettiği ürünleri inceleyen Karaaslan, hayranlığını gizleyemedi. Karaaslan, kadınların hayatın her alanında var olduğunu ifade ederek, “Hayatın her alanında var olan kadınlarız. Kimi bir kursla birlikte bir meslek edinmeyi dert edinmiş. Çünkü ailesine, çevresine evlatlarına katkı sunmak isteyen bir anne, bir diğeri üniversitede okuttuğu çocuğuna destek vermek için kendini başka bir alanda geliştirmiş. Kimi 3 aylık, 6 aylık, 1 yaşında bebeğiyle birlikte gelip bir şeyler öğrenip belki bir katkı sunmayı hayal ediyor. İşte biz siyasetteyiz, gece gündüz demeden hafta içi hafta sonu demeden çocuklarımızı ancak arabadan inerken binerken toplantı aralarında konuşan anneleriz. Sözün özü şu; Allah nasip ederse hepinizin hayal ettiği, kendimiz için değil en çokta evlatlarımız için, onların evlatları torunlarımız için hayal ettiğimiz Türkiye’ye ulaşırsak ve onlarda ‘Anneciğim Allah razı olsun, babacığım sende bizler için çok emek verdin’ diyenler olursa işte o zaman daha ne isteriz diye kendi kendime hafif hüzünlendiğimi hatırlıyorum. Ne mutlu ki bugün düne göre çok daha farklı ve fazla imkanlarımız var. Bugün eski Türkiye’nin alışkanlıklarının, eksikliklerinin, kısıtlı alanlarının olmadığı bir Türkiye yaşıyoruz. Bugün eğer bir kadın evin dışına çıkmak isterse ‘ben iş hayatında, eğitim hayatında, sosyal hayatta olmak istiyorum’ derse onun önünü her alanda açan bir bakış açısı var. Eğer bir kadın ‘ben bir aile kurmak istiyorum, çocuk sahibi olmak istiyorum, evlatlarıma annelik yapmak istiyorum ama hem de çalışmak istiyorum’ derse artık tercih yapmak zorunda bırakılmadığı bir Türkiye var. Yani iş hayatın olacaksa çocuk yapmayacaksın, çocuk yapacaksan da evde oturup ona bakacak, işte olmayacaksın değil, anaokulları, okul öncesi eğitimler hayatımızı kolaylaştırırken bize yeni imkanlarda sunmak için var” dedi.



“Kadına pozitif ayrımcılık yapan bütün imkanları hayata geçirdik”


Türkiye her bir yanında meslek edindirme kurslarını, istihdam olanaklarını sağlayarak kadını önceleyen, kadına pozitif ayrımcılık yapan bütün imkanları hayata geçirdiklerini ifade eden Karaaslan, “Cumhurbaşkanımız kadınların her planda en önde olmasında ve Cumhurbaşkanımız bize her zaman şunu söyler ‘AK Parti kadınların omuzlarında yükselen bir partidir. Bu partinin bel kemiğini kadınlar oluşturur’ diyor. Bizim için siyaset alanında böyleyken hayatın diğer alanlarında da öyle değil mi? Evi çekip çekiştiren, bakmakla yükümlü olduğu büyüklerine, sağlık sorunu yaşadığı zaman ihtiyaç duyduğu zaman bakan, aynı evin ihtiyaçlarını gören, aynı zamanda çocuklarının geleceği için en önemli kararları alabilen, aynı zamanda yoklukları, eksiklikleri göstermeden onları tamamlayabilen analar değil mi? Bizlerde bunu bildiğimiz için dedik ki; Türkiye güçlenecekse önce kadınlar güçlenecek. Güçlü Türkiye’nin temeli güçlü kadınlarla ancak olabilir. Bu ülkenin temeli onlarla sağlamlaşabilir dedik ve Türkiye’nin her bir yanında meslek edindirme kurslarını, istihdam olanaklarını, KOSGEB kredilerini, desteklerini, iş kurmak isteyenlere destekleri, çiftçilik yapmak isteyen kadına özel destekleri, kadını önceleyen, kadına pozitif ayrımcılık yapan bütün imkanları hayata geçirdik. ‘Ben şu imkana ulaşmak istiyorum’ diyen, başvurularını yapıp işe ulaşamayan kadın artık yok denecek kadar az, eğer ulaşamıyorsa ya gittiği yerde bir sıkıntı var ya kendi evraklarında sıkıntı var demektir” ifadelerine yer verdi.



“Güçlü kadınlarla Türkiye daha da güçlendi”


2023’ün Cumhuriyetin 100. kuruluş yılı dolayısıyla gurur verici bir yıl olduğunun altını çizen Karaaslan, “Güçlü kadınlarla Türkiye daha da güçlendi. 2023 yılı elbette bir seçim yılı, bu yönüyle çok önemlidir. Allah’ın izniyle her seçim ‘devam devam devam’ dedi milletimiz ve bu seçimde de devletimiz milletimiz için inşallah devam edeceğiz. Aynı zamanda 2023 cumhuriyetimizin 100. kuruluş yılı dolayısıyla bizler için çok gurur verici bir yıl, o yılı en güçlü şekilde, en güzel şekilde idrak edeceğiz. 2023 aynı zamanda artık Türkiye yüzyılının başlangıcı. Bunu derken Cumhurbaşkanımızın bu kadar güçlü bir vurguyu nasıl yaptığını hepimiz biliyoruz. Çünkü Türkiye artık güçlü bir ülke, Cumhurbaşkanımız bir dünya lideri, dünya meselelerini çözen bir lider, Türkiye artık kendi yağıyla kavrulan, kendi sorunlarıyla ibaret meselelerle uğraşan değil, artık insanlığın sorunlarına çözüm üreten bir ülke. Savaş çıkıyor esirler ortada kalıyor, esir takasını yapan Recep Tayyip Erdoğan, tahıl koridorunu açan yine Cumhurbaşkanımızdır. Dolayısıyla bugün mazlum coğrafya başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında nerede bir mazlum varsa, nerde yaşanan bir acı varsa ellerini semaya açıp Rabbine dua ettiğinde o duanın içine bizleri, ülkemizi, Cumhurbaşkanımızı geçirdiğini biliyoruz. O yüzden sorumluluğumuz kendi ailemizden, kendi çocuğumuzdan ibarette değil, sorumluluğumuz millete memlekete ve inşallah tüm insanlığa karşıdır” şeklinde konuştu.



“30 Mart Dünya Sıfır Atık Günü olarak kutlanacak”


30 Mart’ın Dünya Sıfır Atık Günü olarak kutlanacağını hatırlatan Karaaslan, konuşmasına şöyle devam etti:


“Sıfır Atık projesi, Emine Erdoğan Hanımefendinin Türkiye’de ürettiği ama dünyanın kabul ettiği bir projedir. Sıfır Atık projesi Birleşmiş Milletler tarafından da 30 Mart’ta Dünya Sıfır Atık Günü olarak kutlanacak. İnsanlık dünyaya çok ağır sorunlar yaşattı. Bunun bedelini de yine insanlar olarak bizler ödüyoruz. O yüzden Rabbimin nimetlerine her zaman saygı duyan, yaratılanı yaratandan ötürü seven, onu sayan, geliştiren, koruyan yine bizleriz. İslamiyet dinin özünde de bu yok mudur? O yüzden ilk koruyacak kollayacaklar olarak bu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Bizim medeniyetimiz, özümüz, kültürümüz değil midir? Bugün kaynaklar hızla tükenirken, eğer biz bu alanda lider ülke Türkiye olacaksak kendi kaynaklarımızın değerini bilerek yaşamak zorundayız. Mevsimler değişiyor, ilkimler değişiyor, Türkiye’nin ya da dünyanın bir yerinde kuraklık varken diğer yanını seller basıyor. Anneler nasıl bakarsa hayata illa anlatmalarına söylemelerine gerek yok çocuklar onları örnek alır. O yüzden anneler olarak özelikle bu çevre meselelerine karşı çok daha duyarlı olalım. Sıfır atık şu demek günün sonunda tüketiyoruz ama hiç atık bırakmıyoruz. Her şeyi bir şekilde değerlendiriyoruz, değerlendiremiyorsak da birlikte topluyoruz ve ülke ekonomisine katkıda bulunuyoruz.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale RTÜK Başkanı Daniş: "Hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız" Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, 26 ilde 15-21 yaş arasındaki 7 bin 511 gençle yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmaya göre ekranda geçirilen sürede sosyal medyanın yaklaşık 3,5 saat ile birinci sırada olduğunu, gençlerin yüzde 35,6’sının düşük dijital okuryazarlığa sahip, 37’sinin de ekran bağımlılığının yüksek olduğunu belirterek, "Hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız" dedi. RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) İl Temsilciliği ve ÇOMÜ işbirliğiyle üniversitenin Terzioğlu Yerleşkesi Troya Kültür Merkezi’nde düzenlenen İhtisas Akademi’nin "İletişim Çağında Medya Okur Yazarlığı ve Dezenformasyonla Mücadele" konulu programına katıldı. RTÜK’ün Türkiye’de radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini denetleyen ve düzenleyen kamu kurumu olduğunu ifade eden Daniş, kamu yararını, çocukların ve ailelerin korunmasını ve yayın ilkelerini gözetme gibi temel görevlerinin bulunduğunu anlattı. Daniş, RTÜK olarak yayıncılık alanına yalnızca yaptırım penceresinden bakmadıklarını belirterek, "Ekranın toplumsal etkisini, çocuğa, aileye, gençliğe ve ortak ahlaki zemine temas eden yönleriyle okumaya çalışıyoruz. Ekran sadece eğlendirmez, öğretir. Sadece göstermez, normalleştirir. Sadece haber vermez, duygu üretir. Sadece hikaye anlatmaz, değer taşır. O yüzden gençlerin medya okuryazarı olması çok önemlidir. Medya okuryazarlığı sadece ’haberin kaynağına bak’ demek değildir. Elbette kaynağa bakacağız ama yetmez" diye konuştu. Bu konuda çok hassas davranıldığına işaret eden Daniş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir içeriğe bakarken kendimize şunu sormalıyız; bu bana hangi insan modelini teklif ediyor? Aileyi, ahlakı, başarıyı, özgürlüğü nasıl gösteriyor? Bende hangi duyguyu büyütüyor? Merhameti mi, öfkeyi mi, kibri mi? En önemlisi, bu bana hakikati mi gösteriyor, yoksa Trend Topic’de Truva atı mı sunuyor. İletişim Başkanlığımız bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin çalışmaları da bu açıdan önemlidir. Çünkü devletin hakikat zeminini koruması gerekir. Yalanın hızlı, hakikatin yavaş kaldığı bir dünyada kurumların doğru bilgiyi zamanında, açık ve güvenilir şekilde paylaşması hayati hale gelmiştir ama şunu da unutmayalım, dezenformasyonla mücadeleyi sadece kurumlar yapamaz. Her vatandaş, her genç, her aile, her öğretmen bu mücadelenin bir parçasıdır." Daniş, ulusal, bölgesel ve yerel televizyon, radyo kanalları ve dijital platformların 24 saat esaslı izlendiğini vurgulayarak, "Bu kapsamda dünyada ilk ve tek yapay zeka tabanlı izleme sistemi VİA projemizi yakında hizmete alacağız. Bu sistemle algoritmik içeriklerin takip, analiz, raporlamasını yine bir algoritmayla yaparak daha da güçlü hale geleceğiz. Çocuk ve aileyi korumaya yönelik projeleri hayata geçiriyor ve takip ediyoruz. Akıllı İşaretler Sistemi, Medya Okuryazarlığı Projesi, Güvenli İnternet ve Dijital Yayın Denetimi, Kamu Spotları ve Bilinçlendirme kampanyaları ve ikame yayınlar yapıyoruz. Bütün bu çalışmaları yaparken sahayı da yakından izliyoruz. Üst Kurulumuz, 15-21 yaş arasındaki gençlerimizin medya kullanımı ve dijital okuryazarlığı üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı. 26 ilde 7 bin 511 gencimizle yüz yüze görüşüldü. Çıkan tablo, bugün burada konuştuğumuz meselenin büyüklüğünü çıplak gözle gösteriyor" dedi. "Dikkat çekici sonuçlardan biri de gençlerin yüzde 82’sinin ikinci bir sosyal medya hesabının olduğundan ailesinin haberi olmamasıdır" Ekran başında geçirilen ortalama sürelere de değinen Daniş, şunları kaydetti: "Sosyal medya, yaklaşık 3,5 saat ile birinci sırada. İsteğe bağlı yayın hizmetlerinde her 10 gençten 6’sının dijital platformlara üyeliği var. Günlük ortalama ekran süresi 1 saat. Televizyon 40 dakika. Radyo dinleme süresi ise 38 dakika. Gençlerin yüzde 90’ının sosyal medya hesabı bulunuyor ve yaklaşık yüzde 25’inin bütün bilgileri kamuya açık. Dikkat çekici sonuçlardan biri de gençlerin yüzde 82’sinin ikinci bir sosyal medya hesabının olduğundan ailesinin haberi olmamasıdır. Aynı araştırmada gençlerin habere ulaşmak için en çok başvurduğu kaynak ise gazete değil, televizyon değil, sosyal medyadır. Oran yüzde 71 ancak bu tabloyu daha da çarpıcı kılan başka bir veri var. Araştırmaya göre gençlerimizin yüzde 35,6’sı düşük dijital okuryazarlık seviyesinde. Yani 100 gencimizin 35’i, önüne düşen bilginin kaynağını sorgulama, doğruluğunu sınama, bağlamını çözümleme melekesini henüz yeterince kazanamamış durumda. Aynı zamanda her 100 gencimizden 37’sinin ekran bağımlılığı yüksek seviyede. Bu iki rakamı yan yana koyduğunuzda ortaya çıkan şudur; hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız. Bu, sizin değil, bizim, yetişkinlerin, ailelerin, kurumların, devletin bir ödevidir. Çünkü bu sayılar bir kuşağın değil, bir geleceğin sayılarıdır." Dezenformasyonun bilerek, kasıtla, bir strateji dahilinde planlanarak üretilen yalan olduğunu ifade eden Daniş, "Birisi bilir ki bu söylediği doğru değildir ama bir amaca, bir hedefe, bir çıkara hizmet etmek için onu üretir, yayar, çoğaltır. Dezenformasyon bir niyet meselesidir. Burada karşımızda bir mimar vardır, yalanın mimarı. Mezenformasyon, kasıtsızca, niyetten bağımsız, bilmeden yayılan yanlıştır. Bir haberi gerçek sanan iyi niyetli bir vatandaş onu paylaşır; paylaştığında o yalanın daha geniş bir alana yayılmasına aracılık eder. Mezenformasyon bir gaflet, bir dikkatsizlik halidir. Burada da bir mimar vardır belki, ama mimarın bilmediği ücretsiz işçiler vardır. O işçiler de biziz aslında; paylaş düğmesine düşünmeden basan bizleriz. Malenformasyon ise belki en kurnazıdır. Bu kavramı son yıllarda daha sık duyuyoruz. Malenformasyonda söylenen şey kağıt üstünde doğrudur, veri doğrudur ama bağlamından koparılmıştır, eksik gösterilmiştir, başka bir hikayenin içine yerleştirilmiştir, zararlı bir amaca alet edilmiştir. Yani size yalan söylenmez, size doğrunun sadece bir parçası, en zehirli parçası gösterilir. Geri kalanı saklanır. Sonuçta sizde oluşan kanaat, size verilen doğruların toplamından farklı bir yere düşer." Programa ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkan Yardımcısı Zülküf Memiş, Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürü Mine Hayta, AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Recep Ragıp Barış, TÜGVA Çanakkale İl Başkanı Yunus Emre Kılıç, TÜGVA ÇOMÜ Koordinatörü Hayrullah Ördek ile öğrenciler katıldı.
İstanbul Atila Gerin: "Allah bize nasip etti" Eyüpspor Teknik Direktörü Atila Gerin, Fenerbahçe karşısında aldıkları puanla ligde kalmaları sonrası, "Allah bize nasip etti. Çocuklarımın ayaklarına yüreklerine sağlık. Onlar büyük hikayeyi destana çevirdiler" dedi. Trendyol Süper Lig’in son haftasında Eyüpspor, deplasmanda karşılaştığı Fenerbahçe ile 3-3 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Eyüpspor Teknik Direktörü Atila Gerin, değerlendirmelerde bulundu. Gerin, "Allah’ıma şükürler olsun. Çok zorlu yolculuk, çok zorlu süreçten geçerek kümede kalmayı başardık. Son top son düdük diye kendim çağırdım. Şükürler olsun. Altında çok büyük hikayeler var. Protestolar altındaki geri dönüş için Fenerbahçe’yi tebrik ediyorum. Büyük takım oyuncularının iddiasız maçlarda böyle duruş sergilemeleri kolay değil. İnşallah her takım böyle olur. Hiç oyunu düşürmediler. Allah bize nasip etti, inanıyorduk. Ben 17 maç önce erken kurtaramayacağımızı biliyorduk. ‘Kadıköy’de Allah nasip edecek’ diyordum. Çocuklarımın ayaklarına yüreklerine sağlık. Onlar büyük hikayeyi destana çevirdiler. İki başkanın içeride olması, kayyum atanması, ekonomik zorluklar Şükürler olsun. İnanılmaz birliktelik sağladık. Hazır bir sistemimiz vardı" ifadelerini kullandı. "5 dakika inançlıydık" Fenerbahçe’nin öne geçtiği 5 dakikalık bölümle ilgili de konuşan Gerin, "5 dakika çok zor geçti. 2-0’dan 3-2 oldu. Fenerbahçe kalitesi ortada. Oyuncuların coşku yakaladıktan sonra neler yapacakları ortada. Emre’ye oyuna girerken, ‘Çok emek verdik, çok çalıştık bırakmayın’ dedim. Allah bize bunu nasip edecekti. Skoru koruyabilir miyiz diye 5-4-1’e döndük. Geriye düştükten sonra bu sefer hücum oyuncularını aldık. 5 dakika inançlıydık. Dünyanın en zor deplasmanlarından biri Kadıköy" diye konuştu. Atılan gol sonrası yedek oyuncusunun tribünlere el-kol hareketi yapmasıyla ilgili gelen soruya ise Gerin şu yanıtı verdi: "Hata yapacaklar. Biz de bunları görüp uyaracağız. Çocukların o kadar çok duyguları düşüyor, değişiyor. Yerde yatmadan fair-play olarak, topu taca vurmadan maç oynadık. Metehan oyundan koşarak çıktı. 2-0 iken çocuklarımın kusurları olduysa bu ortam affedilmeye müsait bir ortam. Varsa onlar adına ben özür diliyorum."
Antalya Sami Uğurlu: "Kazandık ama ligde kalmaya yetmedi" Antalyaspor Teknik Direktörü Sami Uğurlu, Kocaelispor’u 1-0 mağlup etmelerine rağmen küme düşmelerinin ardından yaptığı açıklamada, "Kazandık ama sadece bizim galibiyetimiz yeterli olmadı" dedi. Trendyol Süper Lig’in son haftasında Antalyaspor, sahasında Kocaelispor’u 1-0 mağlup etti. Kazanmasına rağmen Antalyaspor, ligden düşen son takım oldu. Karşılaşma sonrası düzenlenen basın toplantısında konuşan Sami Uğurlu, maçın hem oyun hem de psikolojik açıdan zor geçtiğini belirterek, "Mutlaka kazanmamız gereken bir maçtı ve oyuncularımız gereken mücadeleyi gösterdi. Galip geldik ancak bu sonuç ligde kalmamız için yeterli olmadı" ifadelerini kullandı. Rakipleri Kocaelispor’un da mücadeleci bir oyun ortaya koyduğunu söyleyen Uğurlu, "Onları da tebrik ediyorum. Son ana kadar mücadele ettiler" diye konuştu. Diğer sahalardan gelen sonuçların istedikleri gibi olmadığını kaydeden genç teknik adam, "Özellikle son dakikalarda gelen skorlar bizi çok üzdü. Beklediğimiz sonuçlar çıkmadı ve bunun hayal kırıklığını yaşıyoruz" dedi. Sezon boyunca kritik maçlarda önemli puan kayıpları yaşadıklarını ifade eden Uğurlu, "Kasımpaşa, Gençlerbirliği ve üst sıralardaki rakiplerle oynadığımız bazı karşılaşmalarda istediğimiz sonuçları alamadık. Daha fazla puan çıkarabilirdik" şeklinde konuştu. Takım olarak zor şartlar altında mücadele ettiklerini belirten Sami Uğurlu, "Kendi adıma sorumluluğu her zaman aldım. İçinde bulunduğumuz şartlarda elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Ancak maalesef sonuç istediğimiz gibi olmadı" ifadelerini kullandı