POLİTİKA - 20 Ocak 2023 Cuma 21:42

AK Parti’li Karaaslan: "Türkiye’de 3 milyon 200 bin konutun dönüşümünü tamamladık’

A
A
A
AK Parti’li Karaaslan: "Türkiye’de 3 milyon 200 bin konutun dönüşümünü tamamladık’

AK Parti Çevre, Şehir ve Kültürden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, “Türkiye’de 1 milyon 170 bin sosyal konut yaptık.

AK Parti Çevre, Şehir ve Kültürden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, “Türkiye’de 1 milyon 170 bin sosyal konut yaptık. Yine aynı zamanda 13 milyon vatandaşımızı ilgilendiren sosyal konutlarla birlikte Türkiye’de 3 milyon 200 bin konutun bu anlamda dönüşümünü tamamladık. 45 ilimizde 80 kent meydanını ihya ettik. AK Parti’nin doğa, çevre, kültür ve şehir ile ilgili en büyük ideali koruyarak yaşatmaktır" dedi.


AK Parti Çevre, Şehir ve Kültürden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan başkanlığında Doğu Anadolu Bölge toplantısı Muş’ta yapıldı. Toplantıya 14 ilden parti üyeleri katıldı. AK Parti Muş İl Gençlik Kollarınca, Gençlik Merkezi Has Oda da düzenlenen "İlk Oyum Erdoğan’a, İlk Oyum AK Parti’ye" programına katılan Karaaslan gençlerle bir araya geldi. Karaaslan, “Bugün buradaki buluşmamızın çok önemli olduğunu düşünüyorum. AK Partimiz bünyesinde 12 olan Genel Başkan Yardımcılıklarımıza 2 tane daha eklendi. Çevre Şehir ve Kültür Başkanlığı ile İnsan Hakları Başkanlığı olmak üzere. Ne kadar hayırlı bir iş ve karar alındığını bir kez daha görüyoruz. Başkanlığımız Çevreyi Şehri ve Kültürü 3 başlığı ayrı ayrı değerlendiren, bununla ilgili politikaların üretilme sürecine katkı veren, dünyanın içinden geçtiği iklim değişikliği Türkiye olarak lider ülke konumumuzu güçlendirecek politikaların üretildiği bir alanı temsil ediyoruz. Bu alanı temsil ederken sorumluluğumuzun ne kadar büyük olduğunu farkındayız. Özellikle çevre konusundaki çalışmalarımızı çok önemsiyoruz. Dolayısıyla doğayı samimiyetle sahiplenmek, bu anlamda doğru işler başarmak, doğaya ve çevreye olan saygımızı inancımız ve medeniyetimizden referans alarak hayata geçirmek konusunda büyük bir çabanın sahipleriyiz” dedi.



“Muş bizleri yüreklendiriyor”


Muş’un 1071 Malazgirt Zaferi ile birlikte 2071 hedeflerinin kendilerini daha da yüreklendirdiğini belirten Karaaslan, “Şehir hepimizin yaşadığı bizim evimiz. Geldiğimiz noktada artık temel ihtiyaç ve altyapı problemlerinin çözülmüş, bununla birlikte yeni hedefler önümüze koyduğumuz önce ‘Yaşanabilir Şehirler’ diyerek yola çıktığımız arkasında ‘Marka Şehirler’ kavramıyla devam ettiğimiz bugünde inşallah yeni hedefler ortaya koyarak geleceğin şehirlerini inşa ve ihya ettiğimiz bir süreci hep birlikte paylaşıyoruz. Bu toplantının Muş’ta olması da ayrıca değerlidir. Anadolu’nun her bir şehri için ne mutlu bize ki kadim şehir diyebiliyoruz. Fakat Muş şehri Anadolu’nun kapılarını bir daha kapanmamak üzere bizlere açıldığı ve daha sonra kazandığımız zaferlerin anahtarı olan zaferin kazanıldığı yerdir. Dolayısıyla bu topraklardan ilham aldığımız ecdadımızın mirasına sahip çıkmak için çalıştığımız çok önemli bir dönemi temsil ettiği için Muş ilimiz 1071 Malazgirt Zaferi ile birlikte 2071 hedeflerine bizi daha da yüreklendiriyor. Bugün bu şehirde bizleri karşıladığınız ağırladığınız ben belediye başkanımıza il başkanımıza teşkilatlarımıza ve sayın milletvekillerimize teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.



“2023 gerçekleşecek seçimin yılıdır”


2023 seçimlerinin önemine değinen Karaaslan, şunları kaydetti:


“2023 gerçekleşecek seçimin yılıdır. Her seçim Türkiye ve dünya açısından önemliydi ama 2023 seçimleri hepsinden daha önemli diyebiliriz. Ayrıca 2023 Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. Yılı, bu yönüyle bizler için çok tarihi önemli bir anlama sahiptir. Cumhuriyetimizi yüceltmek onu büyütmek ve muhasır medeniyetler seviyesine üstüne çıkarmak gayesiyle yola çıktığımız bugünden beri çok iş yaptık. Ama yapacağımız çok iş var dolayısıyla 2023 tamda bunun başladığı Türkiye yüzyılının başlangıç noktasıdır. Eğer çok ciddi bir altyapımız olmasaydı, Türkiye’nin temel sorunlarını çözememiş olsaydık, Türkiye’de hala kendi yağıyla kavrulan günlük siyasetle debelenen bir ülke olsaydık bugün biz bu kadar güçlü Türkiye yüzyılı diyemezdik. 2023 geldi 2053 ve 2071 ile ilgili yüreklenmemizin altında bu bulunduğumuz noktanın gücü yatıyor. Düne göre bugün daha güçlüyüz ve inanıyoruz ki yarın daha güçlü olacağız. O yüzden her birimiz üzerimize düşeni yapmak mükellefiz. Muhalefetten ve 6’lı masadan bahsetmeyeceğim. Kendi içlerindeki yarışlara değinmeyeceğim. Biz milletimiz memleketimiz yönetecek Cumhurbaşkanı idealimizi savunurken, onların kendilerini yönetecek biz Cumhurbaşkanı aramasına değinmeyeceğim. Çünkü bizim yapacak daha önemli işimiz var. Bugün buraya gelen bütün illerimizin konularını gündemimize alacağız. Sizlerle birlikte 2023 yılının projeksiyonumuzu çizeceğiz."


"AK Parti neden kısa vadeli hedeflerle gitmiyor da iklim krizinde lider ülke olma ideali benimsiyor. Çünkü AK Parti dünün ve bugünün olduğu kadar geleceğin partisidir" diyen Karaaslan, "O nedenle geleceğin meselelerini özellikle gençlerin merkeze aldığı konular bizim de en öncelikli konularımızdır. Bir konu daha var sizinle paylaşmak istediğim. Sıfır atık artık projesi demiyoruz sıfır atık hareketine dönüştü. 5 yıl içinde çok ciddi adımlar atıldı. Yaygınlaşarak Türkiye’nin dört bir yanına ulaştı. Bunla da yetinmeyerek en son Birleşmiş Milletler tarafından 30 Mart tarihi sıfır atık günü olarak ilan edildi. Cumhurbaşkanımızın eşi değerli Emine Erdoğan hanımefendinin hayata geçirdiği, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız tarafından yürütülen bu proje ile illerimizde gelmiş olduğumuz aşamayı biliyoruz. Bunu daha iyi bir noktaya gitmesi için de mücadelenin en önde gidenleri olmak durumundayız. Şehirlerimizde yalnızca çevre anlamında değil şehircilik anlamında da çok önemli gelişmeler yaşandı. Şehirlerimizin temel altyapı problemleri çözüldü. Sadece Muş’ta son dönemde neler olduğunu ele alalım. Muş ilinin altyapısının, içme suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu yenileme projesinin hızla hayata geçmekte olduğunu biliyoruz. Gerçekten şehir için çok önemli bir projedir. Aynı şekilde atıksu arıtma tesisinin önümüzdeki günlerde imzası atılacak. İçme suyu ve isale hattı Muş’un çok uzun zamandır gündeminde meselenin artık çözüme kavuşmuş olmasının çalışmaların hızla devam ettiğini duymuş olmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. 2014 yılında 43 bin metrekare olan yeşil alan Muş’ta geldiğimiz noktada 600 bin metrekare yükselmiş. Bu Muş’umuzdan bir örnek, bunu bütün Türkiye ile çarpalım. Bugün 81 ilimizde 81 milyon metrekare millet bahçesi hedefimiz var. Bugün ulaşılan rakam 72 milyon metrekaresi tamamlandı. 2023 yılının sonuna kadar tamamlayacağız” dedi.


Toplumun ihtiyaçlarını gözeten bir hizmet anlayışıyla yola devam ettiklerini ifade eden Karaaslan, “Bakıyoruz ki konut fiyatlarında artış var, vatandaşlarımız ulaşmak noktasında sıkıntı çekiyor. O zaman devletimiz Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde hemen devreye girerek Cumhuriyet tarihinin en büyük konut hamlesi başlatıldı. Buradaki yapılan çalışmalarla birlikte başvuru sayısı 8 milyonu aştı. Şehirlerde kuralar çekiliyor. 8 milyon başvuru demek milletin sonsuz güveni demektir. Bu başvurularda 2 milyon 30 bini gençlerden oluşuyor. Deprem riskimiz var. Deprem ile çok önemli çalışmalar hayata geçirdik. Sosyal konut ihtiyacı var biliyoruz bununla ilgili çok önemli çalışmalar hayata geçirildi. Türkiye’de 1 milyon 170 bin sosyal konut yaptık. Yine aynı zamanda 13 milyon vatandaşımızı ilgilendiren sosyal konutlarla birlikte Türkiye’de 3 milyon 200 bin konutun bu anlamda dönüşümünü tamamladık. 45 ilimizde 80 kent meydanını ihya ettik. AK Parti’nin doğa, çevre, kültür ve şehir ile ilgili en büyük ideali koruyarak yaşatmaktır. Birileri geriden gelemeye devam etsin. Birileri Türkiye’yi konularla meşgul etmeye devam etsin, asla bunda başarılı olamayacaklar. Çünkü Türkiye’nin gündemi ufku açıktır. AK Parti kadroları olarak siyaseti Sayın Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan öğrendik. Dolayısıyla bize her zaman geleceği konuşmak bugünün sorunlarına çözüm üretmek yeni hedeflerle güne başlamak bunun için en fazla gayreti göstermek düşer. Bugün burada seçime yönelik çalışmalarımızı konuşacağız. İllerimizde hayata geçireceğimiz yeni projelerimizi konuşacağız. Ama şunu biliyoruz ki bizim özellikle hem kadınlarla hem de gençlerle çok yakın temas halinde götürdüğümüz işlerimiz var. Gençler bir harfe sığdırabilecek bir insan topluluğu değildir. Sayın Cumhurbaşkanımız 34’üncü gençlik buluşmasını yaptı. Dolayısıyla gençlere verdiğimiz değer, onlarla birlikte başaralım demektir. Başta çevre olmak üzere bütün güzel projelerin içine dâhil ederek birlikte yol yürümek demektir” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale RTÜK Başkanı Daniş: "Hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız" Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, 26 ilde 15-21 yaş arasındaki 7 bin 511 gençle yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmaya göre ekranda geçirilen sürede sosyal medyanın yaklaşık 3,5 saat ile birinci sırada olduğunu, gençlerin yüzde 35,6’sının düşük dijital okuryazarlığa sahip, 37’sinin de ekran bağımlılığının yüksek olduğunu belirterek, "Hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız" dedi. RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) İl Temsilciliği ve ÇOMÜ işbirliğiyle üniversitenin Terzioğlu Yerleşkesi Troya Kültür Merkezi’nde düzenlenen İhtisas Akademi’nin "İletişim Çağında Medya Okur Yazarlığı ve Dezenformasyonla Mücadele" konulu programına katıldı. RTÜK’ün Türkiye’de radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini denetleyen ve düzenleyen kamu kurumu olduğunu ifade eden Daniş, kamu yararını, çocukların ve ailelerin korunmasını ve yayın ilkelerini gözetme gibi temel görevlerinin bulunduğunu anlattı. Daniş, RTÜK olarak yayıncılık alanına yalnızca yaptırım penceresinden bakmadıklarını belirterek, "Ekranın toplumsal etkisini, çocuğa, aileye, gençliğe ve ortak ahlaki zemine temas eden yönleriyle okumaya çalışıyoruz. Ekran sadece eğlendirmez, öğretir. Sadece göstermez, normalleştirir. Sadece haber vermez, duygu üretir. Sadece hikaye anlatmaz, değer taşır. O yüzden gençlerin medya okuryazarı olması çok önemlidir. Medya okuryazarlığı sadece ’haberin kaynağına bak’ demek değildir. Elbette kaynağa bakacağız ama yetmez" diye konuştu. Bu konuda çok hassas davranıldığına işaret eden Daniş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir içeriğe bakarken kendimize şunu sormalıyız; bu bana hangi insan modelini teklif ediyor? Aileyi, ahlakı, başarıyı, özgürlüğü nasıl gösteriyor? Bende hangi duyguyu büyütüyor? Merhameti mi, öfkeyi mi, kibri mi? En önemlisi, bu bana hakikati mi gösteriyor, yoksa Trend Topic’de Truva atı mı sunuyor. İletişim Başkanlığımız bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin çalışmaları da bu açıdan önemlidir. Çünkü devletin hakikat zeminini koruması gerekir. Yalanın hızlı, hakikatin yavaş kaldığı bir dünyada kurumların doğru bilgiyi zamanında, açık ve güvenilir şekilde paylaşması hayati hale gelmiştir ama şunu da unutmayalım, dezenformasyonla mücadeleyi sadece kurumlar yapamaz. Her vatandaş, her genç, her aile, her öğretmen bu mücadelenin bir parçasıdır." Daniş, ulusal, bölgesel ve yerel televizyon, radyo kanalları ve dijital platformların 24 saat esaslı izlendiğini vurgulayarak, "Bu kapsamda dünyada ilk ve tek yapay zeka tabanlı izleme sistemi VİA projemizi yakında hizmete alacağız. Bu sistemle algoritmik içeriklerin takip, analiz, raporlamasını yine bir algoritmayla yaparak daha da güçlü hale geleceğiz. Çocuk ve aileyi korumaya yönelik projeleri hayata geçiriyor ve takip ediyoruz. Akıllı İşaretler Sistemi, Medya Okuryazarlığı Projesi, Güvenli İnternet ve Dijital Yayın Denetimi, Kamu Spotları ve Bilinçlendirme kampanyaları ve ikame yayınlar yapıyoruz. Bütün bu çalışmaları yaparken sahayı da yakından izliyoruz. Üst Kurulumuz, 15-21 yaş arasındaki gençlerimizin medya kullanımı ve dijital okuryazarlığı üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı. 26 ilde 7 bin 511 gencimizle yüz yüze görüşüldü. Çıkan tablo, bugün burada konuştuğumuz meselenin büyüklüğünü çıplak gözle gösteriyor" dedi. "Dikkat çekici sonuçlardan biri de gençlerin yüzde 82’sinin ikinci bir sosyal medya hesabının olduğundan ailesinin haberi olmamasıdır" Ekran başında geçirilen ortalama sürelere de değinen Daniş, şunları kaydetti: "Sosyal medya, yaklaşık 3,5 saat ile birinci sırada. İsteğe bağlı yayın hizmetlerinde her 10 gençten 6’sının dijital platformlara üyeliği var. Günlük ortalama ekran süresi 1 saat. Televizyon 40 dakika. Radyo dinleme süresi ise 38 dakika. Gençlerin yüzde 90’ının sosyal medya hesabı bulunuyor ve yaklaşık yüzde 25’inin bütün bilgileri kamuya açık. Dikkat çekici sonuçlardan biri de gençlerin yüzde 82’sinin ikinci bir sosyal medya hesabının olduğundan ailesinin haberi olmamasıdır. Aynı araştırmada gençlerin habere ulaşmak için en çok başvurduğu kaynak ise gazete değil, televizyon değil, sosyal medyadır. Oran yüzde 71 ancak bu tabloyu daha da çarpıcı kılan başka bir veri var. Araştırmaya göre gençlerimizin yüzde 35,6’sı düşük dijital okuryazarlık seviyesinde. Yani 100 gencimizin 35’i, önüne düşen bilginin kaynağını sorgulama, doğruluğunu sınama, bağlamını çözümleme melekesini henüz yeterince kazanamamış durumda. Aynı zamanda her 100 gencimizden 37’sinin ekran bağımlılığı yüksek seviyede. Bu iki rakamı yan yana koyduğunuzda ortaya çıkan şudur; hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız. Bu, sizin değil, bizim, yetişkinlerin, ailelerin, kurumların, devletin bir ödevidir. Çünkü bu sayılar bir kuşağın değil, bir geleceğin sayılarıdır." Dezenformasyonun bilerek, kasıtla, bir strateji dahilinde planlanarak üretilen yalan olduğunu ifade eden Daniş, "Birisi bilir ki bu söylediği doğru değildir ama bir amaca, bir hedefe, bir çıkara hizmet etmek için onu üretir, yayar, çoğaltır. Dezenformasyon bir niyet meselesidir. Burada karşımızda bir mimar vardır, yalanın mimarı. Mezenformasyon, kasıtsızca, niyetten bağımsız, bilmeden yayılan yanlıştır. Bir haberi gerçek sanan iyi niyetli bir vatandaş onu paylaşır; paylaştığında o yalanın daha geniş bir alana yayılmasına aracılık eder. Mezenformasyon bir gaflet, bir dikkatsizlik halidir. Burada da bir mimar vardır belki, ama mimarın bilmediği ücretsiz işçiler vardır. O işçiler de biziz aslında; paylaş düğmesine düşünmeden basan bizleriz. Malenformasyon ise belki en kurnazıdır. Bu kavramı son yıllarda daha sık duyuyoruz. Malenformasyonda söylenen şey kağıt üstünde doğrudur, veri doğrudur ama bağlamından koparılmıştır, eksik gösterilmiştir, başka bir hikayenin içine yerleştirilmiştir, zararlı bir amaca alet edilmiştir. Yani size yalan söylenmez, size doğrunun sadece bir parçası, en zehirli parçası gösterilir. Geri kalanı saklanır. Sonuçta sizde oluşan kanaat, size verilen doğruların toplamından farklı bir yere düşer." Programa ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkan Yardımcısı Zülküf Memiş, Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürü Mine Hayta, AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Recep Ragıp Barış, TÜGVA Çanakkale İl Başkanı Yunus Emre Kılıç, TÜGVA ÇOMÜ Koordinatörü Hayrullah Ördek ile öğrenciler katıldı.
İstanbul Atila Gerin: "Allah bize nasip etti" Eyüpspor Teknik Direktörü Atila Gerin, Fenerbahçe karşısında aldıkları puanla ligde kalmaları sonrası, "Allah bize nasip etti. Çocuklarımın ayaklarına yüreklerine sağlık. Onlar büyük hikayeyi destana çevirdiler" dedi. Trendyol Süper Lig’in son haftasında Eyüpspor, deplasmanda karşılaştığı Fenerbahçe ile 3-3 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Eyüpspor Teknik Direktörü Atila Gerin, değerlendirmelerde bulundu. Gerin, "Allah’ıma şükürler olsun. Çok zorlu yolculuk, çok zorlu süreçten geçerek kümede kalmayı başardık. Son top son düdük diye kendim çağırdım. Şükürler olsun. Altında çok büyük hikayeler var. Protestolar altındaki geri dönüş için Fenerbahçe’yi tebrik ediyorum. Büyük takım oyuncularının iddiasız maçlarda böyle duruş sergilemeleri kolay değil. İnşallah her takım böyle olur. Hiç oyunu düşürmediler. Allah bize nasip etti, inanıyorduk. Ben 17 maç önce erken kurtaramayacağımızı biliyorduk. ‘Kadıköy’de Allah nasip edecek’ diyordum. Çocuklarımın ayaklarına yüreklerine sağlık. Onlar büyük hikayeyi destana çevirdiler. İki başkanın içeride olması, kayyum atanması, ekonomik zorluklar Şükürler olsun. İnanılmaz birliktelik sağladık. Hazır bir sistemimiz vardı" ifadelerini kullandı. "5 dakika inançlıydık" Fenerbahçe’nin öne geçtiği 5 dakikalık bölümle ilgili de konuşan Gerin, "5 dakika çok zor geçti. 2-0’dan 3-2 oldu. Fenerbahçe kalitesi ortada. Oyuncuların coşku yakaladıktan sonra neler yapacakları ortada. Emre’ye oyuna girerken, ‘Çok emek verdik, çok çalıştık bırakmayın’ dedim. Allah bize bunu nasip edecekti. Skoru koruyabilir miyiz diye 5-4-1’e döndük. Geriye düştükten sonra bu sefer hücum oyuncularını aldık. 5 dakika inançlıydık. Dünyanın en zor deplasmanlarından biri Kadıköy" diye konuştu. Atılan gol sonrası yedek oyuncusunun tribünlere el-kol hareketi yapmasıyla ilgili gelen soruya ise Gerin şu yanıtı verdi: "Hata yapacaklar. Biz de bunları görüp uyaracağız. Çocukların o kadar çok duyguları düşüyor, değişiyor. Yerde yatmadan fair-play olarak, topu taca vurmadan maç oynadık. Metehan oyundan koşarak çıktı. 2-0 iken çocuklarımın kusurları olduysa bu ortam affedilmeye müsait bir ortam. Varsa onlar adına ben özür diliyorum."
Antalya Sami Uğurlu: "Kazandık ama ligde kalmaya yetmedi" Antalyaspor Teknik Direktörü Sami Uğurlu, Kocaelispor’u 1-0 mağlup etmelerine rağmen küme düşmelerinin ardından yaptığı açıklamada, "Kazandık ama sadece bizim galibiyetimiz yeterli olmadı" dedi. Trendyol Süper Lig’in son haftasında Antalyaspor, sahasında Kocaelispor’u 1-0 mağlup etti. Kazanmasına rağmen Antalyaspor, ligden düşen son takım oldu. Karşılaşma sonrası düzenlenen basın toplantısında konuşan Sami Uğurlu, maçın hem oyun hem de psikolojik açıdan zor geçtiğini belirterek, "Mutlaka kazanmamız gereken bir maçtı ve oyuncularımız gereken mücadeleyi gösterdi. Galip geldik ancak bu sonuç ligde kalmamız için yeterli olmadı" ifadelerini kullandı. Rakipleri Kocaelispor’un da mücadeleci bir oyun ortaya koyduğunu söyleyen Uğurlu, "Onları da tebrik ediyorum. Son ana kadar mücadele ettiler" diye konuştu. Diğer sahalardan gelen sonuçların istedikleri gibi olmadığını kaydeden genç teknik adam, "Özellikle son dakikalarda gelen skorlar bizi çok üzdü. Beklediğimiz sonuçlar çıkmadı ve bunun hayal kırıklığını yaşıyoruz" dedi. Sezon boyunca kritik maçlarda önemli puan kayıpları yaşadıklarını ifade eden Uğurlu, "Kasımpaşa, Gençlerbirliği ve üst sıralardaki rakiplerle oynadığımız bazı karşılaşmalarda istediğimiz sonuçları alamadık. Daha fazla puan çıkarabilirdik" şeklinde konuştu. Takım olarak zor şartlar altında mücadele ettiklerini belirten Sami Uğurlu, "Kendi adıma sorumluluğu her zaman aldım. İçinde bulunduğumuz şartlarda elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Ancak maalesef sonuç istediğimiz gibi olmadı" ifadelerini kullandı