KÜLTÜR SANAT - 21 Nisan 2026 Salı 13:49

Muş’ta akıl ve zeka oyunları heyecanı

A
A
A
Muş’ta akıl ve zeka oyunları heyecanı

Muş’ta düzenlenen akıl ve zeka oyunları etkinliğinde 10 farklı kategoride ilçe birincisi olan öğrenciler yarıştı. Başarılı olan öğrenciler, Türkiye finallerinde Muş’u temsil edecek.


Milli Eğitim Bakanlığı ile Tüm Akıl ve Zeka Oyunları Federasyonu iş birliğinde Muş Vahit Özmen Ortaokulu’nda öğrencilerin zihinsel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla akıl ve zeka oyunları etkinliği düzenlendi. Etkinliğe, farklı okullardan 10 ayrı kategoride ilçe birincisi olan öğrenciler katıldı. Öğrenciler, strateji, dikkat ve problem çözme becerilerini ortaya koydukları oyunlarda kıyasıya mücadele etti. Renkli görüntülere sahne olan yarışmalarda öğrencilerin heyecanı ve rekabeti dikkat çekti. Organizasyon kapsamında öğrencilerin analitik düşünme, hızlı karar verme ve odaklanma becerilerinin geliştirilmesi hedeflenirken, öğretmenler ve veliler de yarışmaları ilgiyle takip etti. Yarışmalar sonunda dereceye giren öğrenciler, Muş’u Konya’da düzenlenecek Türkiye finallerinde temsil etme hakkı kazandı. Başarılı öğrencilerin finallerde de önemli dereceler elde etmesi bekleniyor.


Akıl ve Zeka Oyunları eğitmeni Sinem Kaşcı, Türkiye genelinde her yıl düzenlenen organizasyonun okul, ilçe ve il aşamalarının ardından final sürecine ulaştığını belirterek, "Bugün 10 kategoride birinciler belli olacak, ödülleri takdim edeceğiz. Daha sonra Konya’da düzenlenecek Türkiye finalleri için yarışacak öğrenciler belirlenecek; yani Konya yolcuları netleşecek. Akıl ve zeka oyunlarının öğrenciler üzerinde gerçekten çok önemli faydaları olduğunu görüyoruz. Hem stratejik düşünme hem de sosyal açıdan ciddi katkılar sağlıyor. Bu doğrultuda öğrencilerimizi bu tür etkinliklere yönlendirmek ve sosyal faaliyetlere katılımlarını artırmak istiyoruz.


Turnuvaya toplam 45 öğrenci katıldı. Öğrenciler 10 farklı kategoride yarıştı. Bu 45 öğrenci arasından 10’u birinci olarak Konya’da düzenlenecek Türkiye finallerine katılma hakkı elde edecek. Turnuvada mangala başta olmak üzere Abluka, Equilibrium, Pentago, Küre ve Koridor gibi çeşitli akıl ve zeka oyunları yer aldı" dedi.


Akıl ve Zeka Oyunları turnuvasına katılan öğrencilerden Rojbin Artun, "Zeka oyunları yarışmalarına katıldım, İlçe birincisi oldum. Buraya geldim, burada da İl birincisi oldum. Hedefim, Türkiye finallerine gidip orada da birinci olmak, ödüller kazanmak ve ailemi gururlandırmak. Şu an bu başarı beni çok gururlandırdı" ifadelerini kullandı.



Muş’ta akıl ve zeka oyunları heyecanı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Fuadname, hat ve ebruda çok geniş bir penceredir" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ünlü hat ve ebru sanatçısı Fuat Başar hakkında, "Fuadname, Fuat Başar hocamızın 50 yıllık sanat bilgi ve birikimine; hat ve ebruda akseden duygu ve düşünce dünyasına açılmış çok özel, çok geniş bir penceredir" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde açılan ‘50. Yılında, Fuat Başar’a Armağan Fuadname Hat ve Ebru Sergisi’nin açılışına katıldı. Ersoy, sergi alanını gezerek eserleri inceledi ve eserlerin sahibi Fuat Başar’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Hat ve ebru sanatının geleneksel Türk sanatları içerisindeki önemine dikkat çeken Ersoy, bu tür sergilerin kültürel mirasın yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük değer taşıdığını ifade etti. Sergide yer alan eserlerin, klasik hat sanatının zarafetini ve ebru sanatının estetik derinliğini yansıttığını dile getiren Ersoy, Fuat Başar’ı bu eserler için tebrik etti. Fuat Başar’ın 50 yıllık bilgi birikimini, hat ve ebru sanatına yansıttığını vurgulayan Ersoy, bu eserlerin sanat dünyasına geniş bir pencere sunduğunu sözlerine ekledi. "Fuadname, hat ve ebruda çok geniş bir penceredir" Fuat Başar’ın Türkiye’de nadir işlere imza attığını belirten Ersoy, "Fuadname, Fuat Başar hocamızın 50 yıllık sanat bilgi ve birikimine; hat ve ebruda akseden duygu ve düşünce dünyasına açılmış çok özel, çok geniş bir penceredir. Merhum Mahmud Bedreddin Yazır ustamızın ‘Kalem Güzeli’ eserinden etkilenerek çıkılan, kelimenin tam anlamıyla sahaftan sanata aşkla, kararlılıkla, inançla yürünmüş olan bir yolun menzilleri burada sanatseverlerimizle buluşmaktadır. Başar, Türk-İslam sanat geleneğinin en önemli, en özel dallarından hat ve ebruya vakfettiği ömründe vücuda getirdiği nice eserle 600’e yakın ulusal ve uluslararası sergide, çok sayıda koleksiyon ve müzede seçkin ve saygın yerini almış; nesilden nesile ulaştırılacak, estetik ve zarafete bürünmüş bir kültür mirasının banisi olmuştur. Bu göz alıcı eserlerinin yanında Fuat Başar dendiğinde; Japon İmparatoru, Malezya Başkanı, Suudi Arabistan Kralı ve daha birçok devlet adamının tuğralarını çekmiş çok özel bir sanat otoritesinden bahsettiğimizin bilinmesi gerektiğini özellikle vurgulamak isterim" diye konuştu. "Fuadname, yarım asırlık bir emeğin ifadesidir" Fuat Başar’ın 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldüğünün de ayrıca altını çizen Ersoy, "2009 yılında ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ olarak, 2019’da da ‘Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ ile taltif edilmiş olan hocamızın yetiştirdiği ebruzen ve hattatlar da bugün ulusal ve uluslararası alanda kendini ispat etmiş ve bu silsileyi teşkil etmektedirler. Başar, öncülük ettiği bu sergide öğrencilerinin de eserlerine yer vermekle sanat geleneğimizin ustadan çırağa, seleften halefe sürekliliğini en nadide şekilde gözler önüne sermiş; ziyaretçilerini çok özel ve anlamlı bir koleksiyonla buluşturmuş oluyor. Fuat Başar’ın tıp tahsilini yarıda bırakarak sanatı hayatının merkezine yerleştirdiğini düşünmek, hat ve ebrunun yanına şiiri de ekleyerek geniş bir sanat sahasında geldiği istisnai noktayı görmek ve bütün bunların yanında bir de icazet verdiği nesillerin başarısına şahit olmak onun yürüdüğü bu yola karşı beslediği tutkuyu, sevgiyi ve vefayı anlamamızı sağlıyor. Fuadname bu yönüyle yalnızca bir sergi değil; yarım asırlık bir emeğin, bir mektebin ve bir sanat anlayışının ifadesidir" şeklinde konuştu.
İstanbul Necmeddin Bilal Erdoğan: "Kültür önderleri, entelektüel kişilikler yetiştirmeye çalışıyoruz" Yeni Türkiye Eğitim Vakfı (YETEV) Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Kültür önderleri, entelektüel kişilikler yetiştirmeye çalışıyoruz. Buradan değil beş senede, on senede bir tane Cinuçen Tanrıkorur çıksa, Alaattin Yavaşça çıksa, daha başka ne isteriz" dedi. İstanbul’da Türk müziği eğitimi alanında önemli bir iş birliği hayata geçirildi. İstanbul Üniversitesi Osmanlı Dönemi Müziği Uygulama ve Araştırma Merkezi (OMAR) ile Palet Türk Müziği İlkokulu arasında kapsamlı bir eğitim iş birliği protokolü imzalandı. Protokol, Yeni Türkiye Eğitim Vakfı (YETEV) Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Zülfikar, OMAR adına İstanbul Üniversitesi Osmanlı Dönemi Müziği Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Aylin Şengün Taşçı ve Palet Türk Müziği İlkokulu Kurucu Temsilcisi Yüce Gümüş tarafından imza altına alındı. İmzalanan protokol ile Türk musikisine yönelik akademik bilgi birikiminin ilköğretim düzeyine aktarılması, öğrencilerin nitelikli müzik eğitimi imkanlarına erişiminin artırılması ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. İş birliği kapsamında tarafların; Türk musikisi alanında seminerler, konserler, konferanslar, atölye çalışmaları ve eğitim programları düzenleyeceği bildirildi. Ayrıca akademik bilgi, kaynak ve deneyimlerin öğrenciler ve eğitimcilerle paylaşılması, ortak projeler geliştirilmesi ve üniversite akademisyenlerinin eğitim süreçlerine katkı sunması planlanıyor. "Sadece Türk müziğini öğretmek değil, kendi kültürümüzü, kendi kimliğimizi çok küçük yaştan itibaren çocuklarımıza nasıl aşılayabiliriz onu çalıştık" Protokol töreninde konuşan YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "2011 yılında ilk bir anaokulu açtığımızda Çengelköy’de, bu anaokulundaki müzik eğitimini acaba nasıl yapmalıyız ki kendi müzik kültürümüzü bu çocuklara üç yaşından itibaren verebilelim dedik. Ondan sonra ilkokulumuzu açtık ve o dönemde Yüce Gümüş’le tanıştık, beraber çalışmaya başladık. Bu fikri beraber geliştirmeye çalıştık. Rahmetli Cinuçen Tanrıkorur’dan aldığımız ilhamla sadece Türk müziğini öğretmek değil, kendi kültürümüzü, kendi kimliğimizi çok küçük yaştan itibaren çocuklarımıza nasıl aşılayabiliriz onu çalıştık. Onun sonucunda böyle bir okul fikriyle bu müzik ilkokulunu bir kültür merkezini kurmuş olduk. Burada gündüz okul devam ederken başka okuldan çocuklar müzemizi gezmeye geliyorlar. Akşamları bu salonda konserlerimiz oluyor. Hafta sonu burada kurslarımız, enstrüman kurslarımız devam ediyor. Kütüphanemiz, stüdyomuz dışarıdan gelenlerin kendi albüm kayıtları için dahi kullanılıyor. Dolayısıyla burası gerçekten hafta boyu, yıl boyu yaşayan ve Türk kültürüne, kimliğine hizmet eden, yeni nesillere aktarılmasına vesile olmaya çalışan bir merkez hâline geldi" dedi. "Kültür önderleri, entelektüel kişilikler yetiştirmeye çalışıyoruz" Yeni alınacak öğrencilerle ilgili yetenek taramaları yaptıklarını belirten Erdoğan, "Üsküdar’da kapısını bize açan bütün anaokullarına ekiplerimiz gidiyor. Oradaki öğrencilerimize bir ön tarama yapıyorlar. O ön taramada tespit edebildikleri çocuklarımız ikinci, üçüncü turlar için buraya geliyorlar. Ve yeteneğini tespit ettiğimiz en yetenekli, işte, yıl oldu 2 binin üzerinde çocuk, yıl oldu bin 500, yıl oldu bin 300, böyle hep bin’in üzerinde çocuğun yeteneklerini 24’e indirmeye çalışıyoruz. Yeteneğine göre kabul ediyoruz, ondan sonra ailenin maddi durumuna göre de burslandırıyoruz. Dolayısıyla tam burslu olan çocuklar var, kısmi burslu olan çocuklar var. Ortalama yüzde 55 düzeylerinde bir burslandırmayla çocukları kabul ediyoruz. Buradan sonra ilkokulu bitirdikten sonra ne oluyor sorusuna cevap olarak, Medeniyet Üniversitesi’yle, Millî Eğitim Bakanlığımızın ortak çalışmayla Üsküdar’da Amir Ateş Müzik Ortaokulu ve Lisesini açtık. Oraya öğrencilerimiz buradan devam edip, Medeniyet Üniversitesi Müzik Bölümüyle, müzik eğitimlerini sürdürebiliyorlar. Bu sene oraya herhalde üç çocuğumuz gitti. Dolayısıyla bazıları işte Türk müziği ile konservatuarına karşıya gidebiliyorlarsa başvurabiliyorlar. Bazıları buradan devam edebiliyorlar. Hepsi konservatuara devam etsin, hepsi müzik erbabı olsundan ziyade kendi müziğimize, kendi kültürümüze, belli bir seviyede virtüöz olur, üstat olur, acemisi olur ama hayatında yaşatarak, kendi mesleğini icra eden, kültür önderleri, entelektüel kişilikler yetiştirmeye çalışıyoruz. Buradan değil beş senede, 10 senede bir tane Cinuçen Tanrıkorur çıksa, Alaattin Yavaşça çıksa, daha başka ne isteriz zaten? Bu okul şunu sağlamaya önayak oldu. Normalde Türkiye’de 6 yaşında bir çocuğun müzik yeteneği keşfedilmiş olsa ailesi, öğretmeni vesaire muhtemelen Batı müziğine doğacaktır. Muhtemelen o yolda birileri onun elinden tutacaktır. Burası, 6 yaşında yeteneği keşfedilen çocukların Türk müziğine doğmasına, vesile olmaya çalışıyor. İnşallah bugün buradaki tanışma, buradaki işbirliği, bu yolda daha sağlam, daha güçlü adımlar atmamıza vesile olur" diye konuştu.