GÜNDEM - 14 Mayıs 2026 Perşembe 20:45

Muş’ta engelliler haftası etkinlikleri renkli görüntülere sahne oldu

A
A
A
Muş’ta engelliler haftası etkinlikleri renkli görüntülere sahne oldu

Muş’ta 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında, "Aile ve Nüfus On Yılı" çerçevesinde Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından program düzenlendi.


Muş Prof. Dr. Bekir Topaloğlu konferans salonunda 10-16 Mayıs Engelliler Haftası programı, düzenlendi "Aile ve Nüfus On Yılı" kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerde erişilebilirlik, sosyal politikalar ve engelli bireylerin toplumsal hayata katılımı ele alındı. Program kapsamında düzenlenen panel ve sunumlarda, engelli bireylerin eğitim, sağlık, ulaşım ve sosyal yaşamda karşılaştıkları sorunlar ile bu alanlarda yürütülen çalışmalar değerlendirildi.


Programda konuşan Vali Avni Çakır, engelli bireylerin hayatın her alanında daha görünür ve daha aktif yer almasının toplumun ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti. Çakır, toplumların gelişmişlik düzeyinin, dezavantajlı bireylere sunulan imkânlarla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekerek, "Engelli kardeşlerimizin hayatın her alanında daha güçlü, daha görünür ve daha aktif şekilde yer aldığı bir toplum inşa etmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü bir toplumun gerçek gücü; en dezavantajlı bireylerine sunduğu imkanlarla, onların hayatını ne kadar kolaylaştırabildiğiyle ölçülür. Bugün çok daha güçlü bir farkındalıkla biliyoruz ki; engelli bireylerimizin hayatını kolaylaştıran her adım, toplumumuzun medeniyet seviyesini ve insan merkezli yaklaşımını ortaya koymaktadır. Şehirlerimizi, kurumlarımızı, yollarımızı, okullarımızı ve sosyal yaşam alanlarımızı herkes için daha erişilebilir hale getirdikçe; engelli kardeşlerimizin sosyal hayata daha aktif, daha bağımsız ve daha güçlü şekilde katılımlarını da hep birlikte artırmış oluyoruz. Bu noktada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yayımlanan genelge ile 16 Mayıs gününün "Ulusal Erişilebilirlik Günü" olarak ilan edilmesi son derece kıymetli ve tarihi bir adımdır. Bu karar; yalnızca bir farkındalık çağrısı değil, aynı zamanda engelli vatandaşlarımızın yaşam haklarını güçlendiren güçlü bir devlet iradesinin ortaya konulmasıdır. Çünkü erişilebilirlik bir sosyal yardım değildir. Erişilebilirlik; anayasal ve yasal bir haktır" dedi.


Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ahmet Kırtay ise engellilik konusunun günümüzde insan hakları, sosyal adalet ve fırsat eşitliği temelinde ele alınması gereken önemli bir kamu politikası alanı haline geldiğini ifade ederek, "Engellilik konusu, günümüzde yalnızca bireysel bir durum olarak değil; insan hakları, sosyal adalet, erişilebilirlik ve fırsat eşitliği temelinde ele alınması gereken önemli bir kamu politikası alanıdır. Modern sosyal devlet anlayışı, engelli bireylerin toplumsal yaşamın tüm alanlarına tam ve etkin katılımını sağlamayı temel sorumluluklardan biri olarak kabul etmektedir. 31 bin 590 engelli bireyin yaşadığı ilimizde onlara yönelik sunduğumuz hizmetlerden biraz bahsetmek istiyorum. 2 resmi ve 1’i özel olmak üzere 3 engelli kuruluşumuz ile 110 özel bireyimize yatılı ve gündüz hizmet veriyoruz. 5 bin 54 bireyimizi engelli evde bakım ile aile yanında destekliyoruz. 4 bin 163 engelli kimlik kartı ile toplumsal alanda hayatlarını kolaylaştırıyoruz. 7 bin753 bireyimize engelli aylığı ile aile bütçelerine destekte bulunuyoruz. Engelli bireylerimizin şehir içi ulaşımlarını desteklemek adına 23 şehir içi ulaşım aracına aylık 111 bin 412 lira destek sağlıyoruz. Bunların yanısıra eğitimde, sağlıkta, sosyal hizmetlerde, kültürel alanda proje, etkinlik ve uygulamalarla tüm kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte önemli hizmetler yapılmaktadır" şeklinde konuştu.


Konuşmaların ardından program panel oturumuyla devam etti. Panelde engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımı, erişilebilirlik politikaları, sosyal destek mekanizmaları ve yerel düzeyde yürütülen uygulamalar ele alındı.


Panelin ardından Gündüz Bakım Evi’nde eğitim gören özel bireyler tarafından hazırlanan folklor gösterisi sahnelendi. Gösteri, salonda bulunan katılımcılar tarafından ilgiyle izlendi ve büyük beğeni topladı.


Program, Aşık Hanifi Ünver tarafından seslendirilen türkülerle son buldu.


Programa, Vali Avni Çakır’ın eşi Bahar Çakır, Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Özgür Özer, Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürü Ahmet Kırtay ile kamu kurum amirleri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları, özel bireyler ve aileleri katıldı.


(İG-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş İl Özel İdaresi araç filosunu güçlendirdi Muş Valiliği öncülüğünde, kırsal bölgelerde sunulan hizmetlerin daha etkin yürütülmesi amacıyla Muş İl Özel İdaresi bünyesine 165 milyon TL değerinde 40 yeni araç kazandırıldı. Muş Valiliği koordinesinde Muş İl Özel İdaresi tarafından hizmet kapasitesinin artırılması amacıyla satın alınan yeni araçlar düzenlenen programla teslim edildi. Toplam 165 milyon TL yatırım bedeliyle alınan 14 hizmet aracı ve 26 iş makinesiyle araç filosu güçlendirildi. Özellikle kırsal mahallelerde yürütülen yol yapım, bakım-onarım, karla mücadele, altyapı ve içme suyu çalışmalarında kullanılacak araçların hizmet kalitesini önemli ölçüde artırması hedefleniyor. İl Özel İdaresi ek hizmet binasında düzenlenen programa katılan Muş Valisi Avni Çakır, burada yaptığı konuşmada, araç filosuna kamyon, pikap, silindir, mini ekskavatör, kazıcı yükleyici ve grader gibi birçok yeni aracın dahil edildiğini söyleyerek, "Muş İl Özel İdaresi’ne yeni araçlarımızın kazandırılması münasebetiyle böyle bir program tertip ettik. Sizlere göre sağ tarafta bulunan kamyonlarımız, kurumumuza ve araç parkımıza yeni kattığımız araçlardır. Bunun yanında her kategoride hizmet aracımız bulunuyor. Ekip şeflerimizin sahadaki kontrolleri daha sağlıklı ve seri bir şekilde yapabilmeleri, ihtiyaç anında sahada daha hızlı hareket edebilmeleri için pikaplarımızı da filomuza dahil ettik. Yine malumunuz asfalt plentimiz mevcut. Geçen yıl sadece 70 kilometrenin üzerinde sıcak asfalt ve 200 kilometrenin üzerinde 1. ve 2. kat asfalt çalışması gerçekleştirdik. Sürekli ihtiyaç duyduğumuz silindirlerimiz, mini ekskavatörlerimiz, kazıcı yükleyicilerimiz ve graderlerimiz de araç filomuza katıldı. Bugün adeta Özel İdare çalışanlarımız ve muhtarlarımızla birlikte bayram yapıyor gibiyiz" dedi. İl genelinde 368 köy ve 217 mezraya hizmet ulaştırıldığını belirten Vali Çakır, gayriresmi yerleşim alanlarıyla birlikte 600’ün üzerinde noktaya hizmet verdiklerini ifade ederek, "Vatandaşlarımız müsterih olsunlar; hizmet politikamız eşitlik ve adalet anlayışıyla planlanmaktadır. Burada meclis üyelerimiz de buna şahittir. Önceliklerimiz var; grup yolları, heyelan yaşanan bölgeler, beton yanması meydana gelen alanlar gibi acil ihtiyaç duyulan yerlere öncelik veriyoruz. Bunun dışında da dengeli bir hizmet politikasıyla, hiçbir ayrım gözetmeksizin çalışmalarımızı sürdürmeye gayret ediyoruz. İnşallah sezona güçlü bir şekilde gireceğiz. Araçlarımız hazır, personelimiz hazır. Yoğun bir kış sezonu geçirdik ve karla mücadelede ciddi bir efor sarf ettik. Şimdi ise heyelanlarla mücadele ediyoruz. İnşallah onları da bir iki hafta içerisinde toparlayacağız ve bayramdan sonra ‘Bismillah’ diyerek çalışmalarımıza devam edeceğiz" şeklinde konuştu. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Şehmus Yentür de, yeni araçların sahadaki hizmet kapasitesini artıracağını belirterek, kırsal bölgelerde vatandaşlara daha hızlı ve etkin hizmet sunulacağını ifade etti. Konuşmaların ardından Nurullah Koçhan tarafından dua okunurken, program kurdele kesiminin ardından katılımcıların araç filosunu gezmesiyle sona erdi. Programa, İl Jandarma komutanı Jandarma Kıdemli Albay Özgür Özer, Kurum Amirleri ve muhtarlar katıldı.
İstanbul Tutuklu sanık Murat Kapki: "Konuş çık dediler, her şeye ’evet’ dedim ama bırakmadılar" "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında tutuklu sanık iş adamı Murat Kapki, "Savcı bana ’konuş ve çık’ dediği gün oradan serbest bırakılacağımı sandım. Bu ifademdeki konuların tamamı uydurmadır. Savcı bana ne sorduysa, biraz sonra tahliye olacağım diye düşünerek yorum da katarak ’evet öyledir, doğrudur’ gibi cevaplar verdim. ’Konuş çık’ dediler, her şeye ’evet’ dedim ama bırakmadılar. Şimdi de o ifadelerle hem beni hem başkalarını suçluyorlar hepsini reddediyorum. Burada şu an anlattığım her şey doğrudur. Ben ne itirafçıyım, ne etkinim, ne de pişmanım. Ama kandırıldığım yetti" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 38. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada tutuklu sanık iş adamı Murat Kapki savunma yaptı. Murat Kapki hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, suç örgütünün İBB’yi ele geçirmesi üzerine açık hava reklam alanlarından haksız kazanç sağlamak maksadıyla örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun örgüt üyesi Hüseyin Köksal üzerinden kurduğu BVA Reklam, Advercity isimli firmalara görünürde ortak yapıldığı belirtilmişti. Kapki’nin Murat Ongun ile birlikte hareket ederek suç örgütünün reklamcılık alanında kurduğu sistem sayesinde zenginleştiği de iddianamede aktarılmıştı. Murat Kapki’nin tutuklu sanık Murat Ongun’a İBB iştirak firmalarından Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş. unvanlı firmaların yönetiminde destek verdiği, sahibi olduğu veya gayri resmi ortak olduğu firmalara usulsüz şekilde ihaleler verildiği iddianamede ifade edilmişti. Öte yandan Murat Kapki soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ifadesi verirken, ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ yargılaması başlamadan önce mahkemeye sunduğu dilekçe ile "Savcıların benim örgüt üyesi olmadığımı anlaması ve ailemi korumak adına bir takım ifadeler verdim" diyerek etkin pişmanlık ifadesinden vazgeçmişti. "Şirketi Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kurduğum söyleniyor gerçekle hiçbir alakası yok" İddianamedeki suçlamalara karşı sanık Kapki, "15 aydır tutukluyum. Bu 15 ay içinde beni olduğumdan bambaşka biri gibi tanıttılar. Kriminal bir adam gibi lanse etmeye çalıştılar. Ben 23 yıldır reklam sektöründeyim. Yaşım artık 52 olduğu için yeni bir şirket kurup kurumsal bir yapıya geçmek istemiştim; BVA’yı bunun için kurdum. Hüseyin Köksal ile 25 ile 30 yıl arası bir tanışıklığım vardır, Bir gün bana gelmişti, oturuyorduk. Aile şirketinden ayrı, bağımsız bir şeyler yapmak istediğini ve birçok sektöre baktığını söylemişti. Ben de ona reklam sektörünü anlattım. Yüzde 20 benim, Yüzde 80 Hüseyin’in olacaktı. Çünkü o maddi olarak gelir sağlayacaktı. Ben de reklam sektöründeki hünerimi gösterecektim. BVA’nın kuruluş süreci bu şekilde. Bunu neden anlattım? Çünkü iddianamede bu şirketi Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kurduğum söyleniyor. Bunun gerçekle hiçbir alakası yok" dedi. "Hiçbir zaman belediyeden para alan taraf olmadım para veren taraf oldum" Kapki, "2021’den sonra karlılığımız artmaya başladı. Ama iddianamede ileri sürüldüğü gibi olağanüstü karlılık söz konusu değil. Bu olağanüstü karlılık hikayesi baştan sona yalan. Ama bütün suçlamalar bunun üzerine kurulmuş. Biz belediyeden ya da Kültür AŞ’den para alan bir şirket değiliz, para veren tarafız. Ben hiçbir zaman belediyeden para alan taraf olmadım, belediyeye para veren taraf oldum. Eylemlerde ihaleye fesat karıştırdığım ve kamu zararına dolandırıcılık yaptığım söyleniyor. Fesat karıştırıldığı iddia edilen ihaleler bizim aldığımız ihaleler değil. Bizim Kültür AŞ’den aldığımız ihaleler alt ihalelerdir. Ana ihale, İBB’nin yaptığı ve Kültür AŞ’nin kazandığı ihaledir. Biz ana ihalenin katılımcısı dahi değiliz. Katılmadığım bir ihaleye nasıl fesat karıştırabiliyorum? Bunu da anlaşım değilim" şeklinde savunma yaptı. "İddianameye göre Murat Ongun yöneticimmiş, birbirimizi sevmeyiz" Kapki devamında, "İhaleye çıkan rakamı komple kamu zararı olarak şu an bize yansıtmaya çalışıyorlar. Biz belediyeyi ne ile dolandıracağız? Biz şartnameye uygun davranmışız, borcumuzu zamanında ödemişiz. Reklam ünitesi olarak aldığımız yeri başka bir amaçla kullansak anlayacağım, ancak şartnameye uygun kullanmışız, hile yapmamışız, ödemelerimizi yapmışız. Reklam amaçlı aldığım yeri reklam alanı olarak kullanmışım, söylenen paraları ödemişim ve fazla yer kullanmamışım. Nesini dolandırdım ben devletin? Benim reklam sektöründeki varlığım sanki Ekrem İmamoğlu’yla başlamış gibi gösteriliyor. Oysa ben Ekrem İmamoğlu’ndan önce de İBB’den reklam alanları alıp satan bir kişiyim. Bu ihalelerin tamamı Sayıştay tarafından denetlenmiş ve usulsüzlük tespit edilmemiştir. Ben örgüt üyesi değilim. Böyle bir örgütün varlığından da haberdar değilim. İddianamede örgüte atfedilen amaçların hiçbiri benim amacım değildir. İddianamede gizli toplantı yapıldığı söylenen yerlere hiç gitmedim. Kimseyle gizli toplantı yapmadım, kimseye para götürmedim. İddianamedeki şemaya göre Murat Ongun benim yöneticimmiş, hakikaten birbirimizi hiç sevmeyiz. Ben Murat Ongun’la gizli toplantı yapmayı bırakın, randevu bile alamıyorum. Bizim Murat Ongun’la aynı örgütte olduğumuza, aramızda bir çıkar birlikteliği olduğuna inanacak kimseyi de bulamazsınız. Herkes bizim aramızın kötü olduğunu piyasada bilirdi" dedi. "Ben etkin pişmanlık ifadesi vermedim" Murat Kapki savunmasında, "24 Haziran’da verdiğim ifadeyi dikkatle incelemenizi istiyorum Dosyadaki neredeyse bütün etkin pişmanlık ifadeleri ’ben etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum’ cümlesiyle başlar. Savcı Bey bana sordu, ’etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyor musun?’ diye. ’hayır’ dedim. ’Peki’ dedi. İfademizi yazdık, yazdık. En sonunda bana dedi ki ’ileride sana atfedilen bir suç çıkar ise o zaman etkin pişmanlıktan yararlanmak ister misin?’ İstemediğimi söyledim ama ’bu ileride senin için iyi bir şey olabilir’ dedi. Ben de avukatıma sordum, ’yazabilirsin’ dedi. Oraya o şekilde yazdık. Yani aslında ifadelerime bakarsanız, ben etkin pişmanlık ifadesi vermedim" ifadelerini kullandı. Kapki, Mücahit Birinci’nin kendisinden cezaevindeyken para istediğini söyledi Murat Kapki, 31 Temmuz’da AK Parti eski MKYK üyesi ve avukat Mücahit Birinci’nin kendisiyle görüşmeye cezaevine geldiğini söyleyerek, "Bana 2 milyon dolar para vermem gerektiğini ve yanında getirdiği belgeleri imzalamam gerektiğini söyledi. Ben Mücahit Birinci’yi tanımıyordum. Bana daha önce başka bir avukat geldi, Mücahit Birinci’nin ne kadar güçlü olduğundan bahsetti. Beni çıkarabileceğini söyledi. ‘Tamam’ dedim ben de çıkarabilecekse. 2,5 milyon dolar istediğini söyledi, ben 2 milyon dolar verebileceğimi söyledim. Ancak herhangi bir ifade falan isteyecekse belgelere imza atmayacağımı söyledim. Noter geldi, vekalet verdim. Bana imzalamam gerektiğini söyledikleri belgeleri imzalamayı reddettim. ‘Sadece para versem çıkamıyorum değil mi Mücahit Bey’ dedim. ‘Hayır’ dedi. Ben de hiçbir şey imzalamak istemediğimi parayla çıkarabiliyorsa çıkarmasını söyledim. Bana imzalatmak istediği belgelerde Ekrem Bey ile, Murat Ongun ile, Özgür Özel ile ilgili benim hiç bilmediğim, duymadığım, görmediğim şeylere şahit olduğumu, Hüseyin’in bana bunları söylediğini yazmışlar. Bana bunları imzalatmaya çalıştı. Ben kimseye iftira atmayacağımı söyledim. Azlettim ben kendisini daha sonra" diye konuştu. "Ben ne itirafçıyım, ne etkinim, ne de pişmanım" Murat Kapki, "Savcı bana ’konuş ve çık’ dediği gün oradan serbest bırakılacağımı sandım. Bu ifademdeki konuların tamamı uydurmadır. Savcı bana ne sorduysa, biraz sonra tahliye olacağım diye düşünerek yorum da katarak ’evet öyledir, doğrudur’ gibi cevaplar verdim. Sonra da bunlar zapta yazıldı. Kendi hakkımdaki iddialara cevap verdim, ciddiye almadılar. ’konuş çık’ dediler, her şeye ’evet’ dedim ama bırakmadılar. Şimdi de o ifadelerle hem beni hem başkalarını suçluyorlar hepsini reddediyorum. Burada şu an anlattığım her şey doğrudur. Ben ne itirafçıyım, ne etkinim, ne de pişmanım. Ama kandırıldığım yetti. O yüzden bu kadar uzun bir savunma yapıyorum. Benim bu duruşmada verdiğim ifadelerim doğru ve gerçektir. Ek ifadeler adı altında alınan beyanlar tutukluluğun, hastalıklarımın, ailemin başına bir şey gelmesi korkusunun oluşturduğu manevi baskının, savcının ’bize bir şeyler anlatırsan lehine olur’ şeklindeki vaatlerinin ve bugüne kadarki yaşantım gereği savcıların yanında durma refleksimin bir sonucudur. Bugün burada söylediklerimin içinde bir tane yalan yoktur fakat iddianame yalanlarla doludur. Hatta Savcı Bey benim ifademe ’Ekrem İmamoğlu bu ihaleler yoluyla elde ettiği geliri Cumhurbaşkanı olmak ve diğer siyasi hedeflerini gerçekleştirmek için fon olarak kullanmıştır’ yazdırmak istedi. Ben buna itiraz ettim, yazdırmadım. O yüzden benim hakkımdaki ifadelerin de hangi şartlar altında ve ne amaçla verildiğini tahmin edebiliyorum" dedi. Mahkeme başkanı sanık Murat Kapki’nin çapraz sorgusu sırasında sesini yükselten Ekrem İmamoğlu’na ‘burası sizin miting alanınız değil’ dedi. Yaşanan gerilimin ardından duruşma 18 Mayıs Pazartesi gününe ertelendi.
Afyon Şehit mezarı 49 yıl sonra yeniden yapıldı Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesine bağlı Susuz Köyü’nde bulunan Şehit Piyade Er Hüseyin Coşkun’un kabri 49 yıl sonra şehit mezarı olarak yeniden düzenlendi. 6 Haziran 1977 tarihinde askerlik görevini Ağrı Doğubayazıt Telçeker Hudut Karakol Komutanlığı emrinde 1956/2 tertip piyade er olarak yapan Hüseyin Coşkun, görev başındayken askeri aracın trafik kazası yapması sonucu hayatını kaybetti. O dönem ailesine ilgili kanunlar çerçevesinde emekli sandığı tarafından şehit, vazife malullüğü hakları verildi. Ancak anne ve babasının vefat etmesi ve SGK kayıtlarında dosyanın pasif duruma düşmesi nedeniyle Şehit Hüseyin Coşkun’un ismi yıllarca Afyonkarahisar’daki resmi şehit kayıtlarında yer almadı. Konuyla ilgili açıklama yapan Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şube Başkanı İsmail Kumartaşlı, şehidin yeğeni olan Sandıklı Cumhuriyet Ortaokulu Müdürü Alaaddin Coşkun’un durumu derneğe bildirmesi üzerine gerekli araştırmaların yapıldığını belirtti. Şehit mezarına ilk ziyaret yapıldı Yapılan girişimlerin ardından Afyonkarahisar Valiliği’ne başvuruda bulunularak, şehidin kabrinin yönetmelikte belirtilen tek tip şehit mezarı şeklinde yapılması talep edildi. Afyonkarahisar Valiliği ekipleri tarafından gerçekleştirilen çalışmayla şehit Hüseyin Coşkun’un Susuz Köyü Mezarlığı’nda bulunan kabri 49 yıl sonra yeniden düzenlenerek şehit mezarı haline getirildi. Yeni yapılan şehitlik kabri, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şube Başkanı İsmail Kumartaşlı, şehidin yeğeni Alaaddin Coşkun, şehit babası Fuat Saraç ile gaziler Cihan İlhan ve Muharrem Korkusuz tarafından ziyaret edildi.
Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanı Ataç’tan operasyonla ilgili açıklama Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, bu sabah başlatılan operasyonla ilgili yaptığı açıklamada, "Süreç belli, bir soruşturma süreci olacak. Bu süreçte arkadaşlarımızın gözaltına alınması dahil bütün haklarını düzgün olarak takip edeceğiz" dedi. Belediye binası önünde basın mensuplarına açıklamada bulunan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, "Gördüğünüz gibi görevimin başındayım. Sabah belediyemize bir operasyon yapıldı ama gelen polis arkadaşlarımız büyük bir nezaket içinde oldular; kendilerine buradan teşekkür ediyorum. Süreç belli, bir soruşturma süreci olacak. Bu süreçte arkadaşlarımızın gözaltına alınması dahil bütün haklarını düzgün olarak takip edeceğiz ve bu hakların verilmesini talep ediyoruz. Bu kent huzur kentidir; bu operasyonun da huzur içinde yapılması en büyük dileğimiz. Ben bundan sonraki süreçte, 25 yıl olduğu gibi belediyemin başında tarafsız, adil ve eşitlikçi olarak belediye yönetimini devam ettireceğim; bundan kimsenin endişesi olmasın. Bunu siyasi anlamda kullanmaya da kimse kalkmasın; Tepebaşı Belediyesi her zaman olduğu gibi yoluna devam edecektir" ifadelerini kullandı. "Eskişehir ve Türkiye kamuoyu bir şafak operasyonuyla uyanmıştır" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir İl Başkanı Av. Talat Yalaz ise "Şafak operasyonları normal rutin yargılama sistemi içinde var olan şeyler değildir. Bu soruşturmanın yeni başlamış bir soruşturma olmadığını, dosyada herhangi bir gizlilik kararının bulunmadığını, uzun süredir dosyanın soruşturması itibarıyla mevcut haliyle sürmekte olduğunu belirtmek isteriz. Bugün şafak operasyonuyla gözaltına alınan arkadaşlarımız, daha önce de bu dosya kapsamında çağrılmak suretiyle ifade vermiş kişilerdir. Bu nedenle bugün şafak operasyonu yapılmış olmasının hukuki düzlemde karşılığı yoktur. Bunun yanı sıra sürecin hukuki şekilde sonuna kadar takipçisi olduğumuzu; bugün gözaltında olan arkadaşlarımızla ve aileleriyle irtibat halinde hukuki süreci avukatlarımızla birlikte takip ettiğimizi; hukuki sürece saygılı olduğumuzu ve herkesin de hukuki sürece saygılı olması gerektiğini ifade etmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Süreç içeriği ile ilgili açıklama yaparken dikkatli oluyoruz" Başkan Yalaz, gazetecilerin şüpheli sayısı ile ilgili olarak yönelttiği soruya, "Bizim sabah saatlerinde baktığımız şüpheli olarak ifade edilen kişilerle Başsavcılığın açıkladığı kişi sayısı arasında bir farklılık söz konusudur. Bu 60 sayısına nasıl ulaştırılmıştır bilgi sahibi değiliz. Biz hukuka saygılı kişiler olarak hukuki süreç içeriğiyle ilgili açıklama yaparken dikkatli oluyoruz. Herkesi de bu hususta dikkatli olmaya, masumiyet karinesi çerçevesinde, henüz soruşturması devam eden kişileri suçlu ilan ederek farklı bir algı yürütme çabasına girmemeye davet ediyoruz. Başsavcılığın açıklamasını izledik; sürecin hukuki takipçisiyiz" diye cevap verdi.