GÜNDEM - 11 Mayıs 2026 Pazartesi 10:36

Şeyh Muhammed Kazım Camii ve Külliyesi ibadete açıldı

A
A
A
Şeyh Muhammed Kazım Camii ve Külliyesi ibadete açıldı

Muş’un Hasköy ilçesinde yapımı tamamlanan Şeyh Muhammed Kazım Camii ve Külliyesi, dualarla ibadete açıldı.


Hasköy ilçesinde yapımı tamamlanan Şeyh Muhammed Kazım Camii ve Külliyesi’nin açılışı, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve Mevlid-i Şerif’in okunmasıyla başladı. Programda konuşan kanaat önderi Muiniddin Aydın, camilerin toplumsal birlik ve manevi dayanışma açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, caminin yapımında emeği geçen hayırseverlere teşekkür etti.


İlçe Müftüsü Kerem Dağdagül ise camilerin birlik ve beraberliğin simgesi olduğunu ifade etti. Dağdagül, "Bugün Şeyh Muhammed Kazım Camii ve Külliyesi’ni dualarla ibadete açmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Camimizin yapımında emeği bulunan hayırsever vatandaşlarımızdan katkı sunan kurumlarımıza kadar herkesten Allah razı olsun. Rabbim bu mabedi birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin güçlenmesine vesile kılsın. Camilerimizi ezansız, cemaatsiz, gençsiz ve çocuksuz bırakmasın" dedi.


Yapılan duaların ardından Şeyh Muhammed Kazım Camii ve Külliyesi ibadete açıldı. Program, öğle namazının kılınması ve vatandaşlara yapılan ikramlarla sona erdi.



Şeyh Muhammed Kazım Camii ve Külliyesi ibadete açıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Durmuş: "Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende" Erzurum Sosyal Güvenlik İl Müdürü Nizamettin Durmuş, ülkenin ve sosyal güvenlik sisteminin en önemli sorunları arasında yer alan kayıt dışı istihdamın; çalışanların Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmemesi ya da çalışma gün veya ücretlerinin eksik bildirilmesi olduğunu ifade etti. Kayıt dışı istihdamın aynı zamanda sigortasız işçi çalıştırma durumunda olduğu gibi, çalışma sürelerinin veya ödenen ücretlerin eksik bildirilmesi de kayıt dışı istihdam olarak değerlendirildiğini vurgulayan Erzurum Sosyal Güvenlik İl Müdürü Nizamettin Durmuş, "Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir hak olmakla birlikte hem çalışanlar hem de işverenler açısından yasal bir zorunluluktur. İşverenlerin sigortasız istihdam sağlama hakkı bulunmadığı gibi, çalışanların da kendi rızalarıyla dahi olsa bu haktan feragat ederek sigortasız çalışmayı talep etmeleri hukuken mümkün değildir. Çalışanların sigortasız çalışma taleplerinin kabul edilmesi, işverenler açısından iyi niyetle yapılmış bir esneklik gibi görünse de ciddi yasal ve mali riskler barındırmaktadır. İşletmelerimizin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi büyük önem taşımaktadır" dedi. Kayıt dışı istihdam vurgusu Özellikle emekli, dul ve yetim aylığı alanların, sosyal yardım yararlanıcılarının veya bakmakla yükümlü olunan kişi statüsündekilerin hak kaybını yaşamamaları adına zaman zaman kayıt dışı çalışmaya eğilim gösterebildiğinin tespit edildiğini hatırlatan Durmuş, "İşverenlerimizin bu tür talepler karşısında taviz vermeyerek yasal yükümlülüklerini yerine getirme bilinciyle hareket etmeleri; ileride karşılaşılabilecek ağır idari yaptırımların ve öngörülemeyen mali yüklerin önüne geçilmesi adına büyük önem taşımaktadır. Kayıt dışı istihdam, toplumun sosyal ve ekonomik değerleri üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olmakta; hem çalışanlar hem işverenler hem de devlet açısından ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Bu kapsamda kayıt dışı çalışan bir kişi: Geleceğin en önemli teminatı olan emeklilik hakkından mahrum kalır. Muhtemel bir iş göremezlik durumunda malullük aylığına hak kazanamaz. Vefatı hâlinde, geride bıraktığı ailesi (eş ve çocukları) ölüm aylığı güvencesinden yoksun kalır. Beklenmedik iş kayıplarında ekonomik bir kalkan olan işsizlik sigortasından faydalanamaz. Kendisi ve ailesi için sağlık hizmetlerinden doğrudan yararlanma hakkını riske atarak, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini kendi bütçesinden ödemek durumunda kalır. İş kazası ve meslek hastalıklarına karşı yasal olarak sağlanan koruyucu önlemlerden ve muhtemel kaza anında sunulan maddi/sağlık güvencelerinden uzak, büyük bir risk altında çalışmak zorunda bırakılır" şeklinde konuştu. "Rehberlik odaklı bir yaklaşım" Kayıt dışı istihdamın, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de kopardığını hatırlatan Durmuş, " Bu durumdaki çalışanlar; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ve analık izni gibi en temel özlük haklarından mahrum bırakılarak, kayıtlı istihdamın sağladığı adil ücret standartlarının gerisinde ve güvencesiz şartarda çalışmaya maruz kalmaktadır. Sosyal güvenlik uygulamalarında asıl amacın cezalandırmak değil, rehberlik odaklı bir yaklaşımla işletmelerin sürdürülebilir ve güvenli bir zeminde büyümesini desteklemek olduğu vurgulanmalıdır. Bununla birlikte, kayıt dışı istihdamın, ortaya çıkardığı anlık ve yanıltıcı kazancın aksine, işletmeleri telafisi güç mali risklere sürüklediği göz ardı edilmemelidir. Kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmeler; yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve muhtemel iş kazalarında doğacak ağır yasal yükümlülükler gibi ticari faaliyetleri durma noktasına getirebilecek ciddi yaptırımlarla yüzleşmektedir. Bu manada işverenlerin, söz konusu riskleri almak yerine sunulan istihdam teşviklerinden faydalanarak güvenli bir büyüme yolunu tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. İşte başvuru yapılacak adresler Tüm bu risklerin ötesinde, kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte ortaya çıkardığı çok yönlü tahribatlar olduğunu anlatan Erzurum Sosyal Güvenlik İl Müdürü Nizamettin Durmuş, , sözlerine şöyle devam etti, "Bu durumda haksız rekabet oluşur. Piyasa dengesi bozulur. İşverenler vergi avantajı sağlayan gider yazma ve indirim gibi haklardan mahrum kalır. İşyerinde verimlilik ve motivasyon düşer. Vergi ve prim kaybı oluşur. Sosyal güvenlik sistemi zarar görür, çalışan/emekli dengesi bozulur. Primsiz ödemelerin artmasıyla bütçe yükü artar. Gelir dağılımı adaletsizleşir, kaynak dağılımında etkinlik azalır. Ekonomik verilerin güvenilirliği zedelenir, doğru politikaların oluşturulması güçleşir. Çalışanlar, çalışmalarının işveren tarafından SGK’ya bildirilip bildirilmediğini veya hangi kazanç seviyesinden bildirildiğini kısa sürede öğrenebilirler. Bunun için: www.turkiye.gov.tr adresinden, PTT’den alınan e-Devlet şifresi ile sorgulama yapılabili. 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi 7/24 aranabilir. İl veya ilçelerde bulunan Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri ya da Sosyal Güvenlik Merkezlerine şahsen başvuru yapılabilir. Sigortasız çalıştırıldığını ya da eksik ücret veya eksik gün bildirimi yapıldığını düşünen çalışanlar, ihbar ve şikâyetlerini: ALO 170 üzerinden, Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri / Merkezlerine doğrudan, CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) üzerinden iletebilirler" "Ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılmalı" Çalışma hayatında şeffaflığın sağlanması, çalışan haklarının güvence altına alınması ve muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçilmesi amacıyla, ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması büyük önem taşıdığını dile getiren Durmuş, "Mevzuat gereği, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi istihdam eden işletmelerde; işçilere yapılan ücret dâhil her türlü ödemenin, kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarının bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu yükümlülüğe uyulmaması, işletmeleri her bir çalışan ve ihlalin devam ettiği her ay için ayrı ayrı uygulanan idari para cezalarıyla karşı karşıya bırakmakta; süreç, işverenler açısından katlanarak artan öngörülemez bir mali riske dönüşmektedir. Kayıtlı istihdam, sadece yasal bir zorunluluk değil; ülkemizin aydınlık yarınlarına, çocuklarımızın geleceğine ve işletmelerimizin sürdürülebilirliğine yapılan en büyük yatırımdır. Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında tüm tarafları bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya davet ediyoruz. Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende" dedi.
Bursa Başkan Erkan Aydın müjdeyi verdi, festival geleneksel hale geliyor Bursa Kahve Festivali, Osmangazi’de üç gün boyunca Bursalıları kahve ve müzikle buluşturdu. Büyük ilgi gören festival, Pinhani konseriyle sona erdi. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, "Sukaypark’ta düzenlenen Bursa Kahve Festivali’ni her gün yaklaşık 10 bin kişi ziyaret etti. Her yaştan vatandaşımızın festivale yoğun ilgi göstermesi bizleri çok mutlu etti. Bu organizasyonu geleneksel hale getirmeyi hedefliyoruz." dedi. Osmangazi Belediyespor’un katkıları ve Opus FS iş birliğiyle üç gün boyunca düzenlenen Bursa Kahve Festivali, birbirinden özel sanatçıları ağırladı. Festival alanında kurulan stantlarda kahve tutkunları, farklı demleme yöntemleriyle hazırlanan özel kahvelerin tadını çıkarırken, akşam saatlerinde sahne alan sanatçıların konserleriyle de keyifli anlar yaşadı. Kahve tutkunları ile müzikseverleri buluşturan Bursa Kahve Festivali’nin son gününde RednBlack, Tuana ve Pinhani sahne aldı. Sevilen sanatçılar, performanslarıyla festivale yakışır bir kapanış yaparak izleyicilere müzik ziyafeti sundu. Konser öncesinde festival alanını ziyaret eden Başkan Erkan Aydın, Pinhani grubunun solisti Sinan Kaynakçı ile bir araya geldi. Başkan Aydın, sevilen sanatçıya Bursaspor atkısı hediye ederek sohbet etti. "Bu tabloyu görmekten büyük mutluluk duyduk" Konser öncesinde sahneye çıkarak Bursalılara seslenen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Bursa Kahve Festivali’nin bu yıl ilk kez düzenlendiğini kaydetti. Festivale gösterilen yoğun ilginin ve alınan güzel geri dönüşlerin kendilerini çok mutlu ettiğini belirten Başkan Aydın "Bu organizasyonu geleneksel hale getirmeyi hedefliyoruz. Festivalimizi her gün yaklaşık 10 bin kişi ziyaret etti. Her yaştan vatandaşımızın burada bir araya gelmesi bizler için çok değerli. Gençlerimiz ve ailelerimiz çocuklarıyla birlikte festivalimize katıldı. Bu vesileyle tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyor, hayatını kaybeden annelerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Anne adaylarımızın da Anneler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde anayı da rahmet, saygı ve minnetle anıyorum. Gençlerimizin enerjisini, mutluluğunu ve umut dolu bakışlarını gördükçe bizler de daha güzel işler üretmek adına büyük bir motivasyon kazanıyoruz. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı şimdiden kutluyorum." şeklinde konuştu.
Muğla MTK öğrenme yolculuğunu antik kentlere taşıyor Eğitimi yalnızca sınıf ortamıyla sınırlamayan MTK Koleji, öğrencilerini tarih, kültür ve doğayla buluşturan sosyal projelerine bir yenisini daha ekliyor. 12 Mayıs 2026 Salı günü gerçekleştirilecek "Arkeolojik Keşif, Tarihe Yolculuk Gezisi" etkinliği kapsamında öğrenciler Kaunos Antik Kenti’ni ziyaret edecek, Dalyan tekne turuna katılacak ve İztuzu’nda faaliyet gösteren DEKAMER’de caretta carettalar hakkında bilgi alacak. MTK Koleji’nin "yerinde öğrenme" anlayışı ile düzenlediği özel gezi programı; öğrencilerin tarihi mirası yerinde tanımasını, kültürel değerlerle bağ kurmasını ve çevre bilinci kazanmasını hedefliyor. "Arkeolojik Keşif, Tarihe Yolculuk Gezisi" kapsamında farklı sınıflardaki öğrencilerin yıl boyunca Kaunos, Stratonikeia ve Afrodisias antik kentlerini ziyaret edeceği belirtildi. Eğitimciler, teorik bilginin sahada deneyimle desteklenmesinin öğrenmeyi daha kalıcı hale getirdiğini vurgularken, antik kent ziyaretlerinin çocuklarda tarih bilinci ve kültürel mirasa sahip çıkma duygusunu güçlendirdiğine dikkat çekiyor. Program kapsamında öğrenciler, Karya uygarlığının önemli merkezlerinden biri olan Kaunos Antik Kenti’nde antik tiyatrodan kaya mezarlarına kadar birçok tarihi yapıyı inceleme fırsatı bulacak. Dalyan kanalları boyunca yapılacak tekne turuyla bölgenin doğal ve kültürel dokusunu gözlemleyecek öğrenciler, ardından DEKAMER ziyaretinde caretta carettaların yaşam döngüsü, korunması ve ekolojik denge üzerine bilgilendirilecek. MTK Koleji yetkilileri, özellikle DEKAMER ziyaretinin okulun sürdürülebilirlik ve çevre odaklı eğitim yaklaşımıyla doğrudan örtüştüğünü belirtti. MTK’nın sahip olduğu "Global Schools" (Küresel Okullar Programı) onayı kapsamında sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik çalışmalar yürüttüğü ifade edilirken, okulun "Climate Action Schools" (İklim Eylemi Okulu) yaklaşımı doğrultusunda caretta carettaların da okulun öne çıkan çevresel farkındalık türlerinden biri olduğu vurgulandı. Bu kapsamda öğrencilerin yalnızca tarihi mirası değil, biyolojik çeşitliliği ve doğal yaşamın korunmasının önemini de yerinde öğrenmelerinin amaçlandığı kaydedildi. MTK Koleji yetkilileri, öğrencilerin yalnızca akademik başarıya değil; kültürel farkındalık, çevre duyarlılığı ve sosyal gelişim alanlarında da desteklenmesini önemsediklerini belirtti. "Yerinde öğrenme" anlayışıyla hazırlanan etkinliklerin, öğrencilerin yaşadıkları coğrafyayı daha yakından tanımalarına katkı sunduğu ifade edildi. Tarih, doğa ve bilimi bir araya getiren bu etkinlik sayesinde öğrencilerin geçmişi yalnızca kitaplardan okumakla kalmayacağı, tarihi mekânlarda gözlem yaparak öğrenmenin deneyimsel yönünü de yaşayacağı ifade edildi.