EĞİTİM - 12 Kasım 2019 Salı 17:25

NEVÜ’de ‘Organ Bağışının Önemi’ konuşuldu

A
A
A
NEVÜ’de ‘Organ Bağışının Önemi’ konuşuldu

‘3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası’ dolayısıyla, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEVÜ) ve Nevşehir İl Sağlık Müdürlüğü işbirliğinde, organ bağışının önemine dikkat çekmek için etkinlik düzenlendi.

‘3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası’ dolayısıyla, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEVÜ) ve Nevşehir İl Sağlık Müdürlüğü işbirliğinde, organ bağışının önemine dikkat çekmek için etkinlik düzenlendi.


NEVÜ Kültür ve Kongre Merkezinde düzenlenen etkinliğe; NEVÜ Rektörü Prof. Dr. Mazhar Bağlı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fatma Karipcin, Nevşehir İl Sağlık Müdürü Dr. Rahim Ünlübay, Nevşehir Ağız ve Diş Sağlığı Başhekimi Dt. İlkay Akın, üniversitenin akademik ve idari personeli, üniversite öğrencileri ve davetliler katıldı.


Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programın açılış konuşmasını Nevşehir İl Sağlık Müdürü Dr. Rahim Ünlübay yaptı. Ünlübay “Ülkemizin gerçekten kanayan yaralarından bir tanesi de organ bağışı. Ne yazık ki ülkemizde çok fazla organ bekleyen hastamız mevcut olup, ancak istediğimiz oranda da organ bağışı alamamaktayız. Bu konuyla ilgili de tabi ki bir yasal düzenleme de gerekiyor ve bu konuda da çalışmalar yürütülmekte. Mesela şu anda Nevşehir’de bulunan diyaliz hastalarımızın hayatı sürekli bir makinaya bağlı ve gerçekten de zor bir yaşam sürdürmekteler. Bu tabi ki diğer organ bağışına ihtiyaç duyan hastalarımız için de geçerli. Bu nedenle özellikle siz değerli genç nesilleri daha çok bilinçlendirerek, sizlerin de başta yakınlarınız olmak üzere çevrenize ulaşarak organ bağışı konusunda gerekli hassasiyeti göstermelerine vesile olmanızı bekliyoruz” dedi.


Türkiye’nin son 15 yılda sağlık alanında büyük atılımlar gerçekleştirdiğine dikkat çeken Rektör Bağlı, buna rağmen organ bağışı konusunda istenilen seviyeye gelinemediğini belirtti. Bağlı, “Türkiye sağlık alanında büyük bir devrim gerçekleştirdi ve biz şu anda bu konuda bir numarayız. En çok konuşulan ve sağlık sistemi iyi olan ülkelerin başında Kanada ve İskandinav ülkeleri geliyor. Ama Türkiye’nin şu anki sağlık sistemi bunların da ötesindedir. Türkiye’de 2004 yılında sağlık sisteminde dönüşümün başlatıldığı zaman pilot uygulamalar yapıldı. Ben de bu pilot uygulamaların yürütücülerinden birisiydim ve hem Malatya hem de Diyarbakır’daki uygulamaları yakından takip ettim. O zamanlar SSK, Bağ-Kur, emekli sandığı ve çeşitli birimlerle bir araya gelerek onlardan elde ettiğimiz bilgileri zamanın Sağlık Bakanı Recep beye arz ettik ve yeni sistemde alt yapı bu şekilde sağlandı. Böylelikle sağlık alanında hakikaten Türkiye’de kusursuz bir sistem gerçekleştirildi. Sağlık hizmetlerine ulaşmak, sağlık alanında kullanılan cihazların ve gereçlerin temini, ilaçların karşılanması gibi son 15 yılda Türkiye’de sistematik bir sıkıntı kalmadı. Zamanında göz doktorundan randevu alabilmek için araya Rektörü devreye koymuş biri olarak söyleyebilirim ki, öyle bir sistemden böyle bir sisteme geldik. Şu anki sistemin aksayan kısmı bence organ bağışı kısmı ve Türkiye bunu hak etmiyor. Bunun giderilmesi için hepimizin canla başla çalışıp, ülkemizin sağlık alanında ortaya koymuş olduğu bu hizmetine yakışır, ihtiyaca cevap verecek organ bağışı sayısını arttırmamız gerekiyor” diye konuştu.


Rektör Bağlı’nın konuşmalarının ardından, Nevşehir Devlet Hastanesi Doku ve Organ Nakli Koordinatörü Şenay Karakuş Taşkın, ‘Organ Bağışının ve Organ Naklinin Önemi’, Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Barış Açıkgöz ‘Beyin Ölümü Tanısı ve Beyin Ölümü ile Koma Durumu Arasındaki Fark’ ve Nevşehir İl Müftülüğü Vaizi Mahmut Özcan ise ‘Organ Naklinin Dini Yönü’ üzerine katılımcıları bilgilendirdi.


Böbrek bekleme listesinde yer alan ve yıllardır diyalize giren NEVÜ personellerinden Coşkun Karacaoğan da, hastalığının kendi yaşantısı üzerinde ortaya çıkardığı zorlukları katılımcılar ile paylaşarak organ bağışı konusunda toplumun daha duyarlı davranmasını istedi.


Soruların cevaplanması ve konuşmacılara çiçek takdimiyle devam eden etkinlik sonunda; katılımcılar ve üniversite öğrencileri organ bekleyen binlerce insana hayat verebilmek için görevliler eşliğinde form doldurarak gönüllü organ bağışçısı oldular.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Türk Tarih Kurumu Mobil Mağazası’nın ilk konuğu Önder Duman Türk Tarih Kurumu (TTK) Mobil Kitap Satış Mağazası’nın Samsun’daki ilk konuğu olan Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Önder Duman, kurumun genel okuyucu dizisi ile gençlere tarihi sevdirmeyi amaçladığını söyledi. TTK Mobil Kitap Satış Mağazası, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında Cumhuriyet Meydanı’nda konuşlandı. Mobil mağazanın ilk yazar konuğu ise Prof. Dr. Önder Duman oldu. Duman’ın "1. Dünya Savaşı" adlı eseri büyük ilgi görürken, okuyucular imza gününe yoğun katılım gösterdi. "Her eve bir tarih kitabı" temasıyla 19 Mayıs akşamına kadar meydanda duracak mobil kitap satış mağazasında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Önder Duman, "Milli Mücadele’nin başkenti Samsun’dayız. Türk Tarih Kurumu, 19 Mayıs etkinlikleri kapsamında Samsun’da okuyucularla bizi buluşturdu. Burada TTK Genel Okuyucu Dizisi hazırlandı. Ben de aynı kapsamda ‘1. Dünya Savaşı’ kitabımı imzalıyorum. Genel okuyucu dizisi, Türkiye’de tarihi sevdirmek, tarihe yeni bir perspektif sunmak anlamında TTK’nın çok güzel bir hizmeti. Ben de bu hizmete bir kitapla katkı sağlamaktan mutluyum. Kitap, 1. Dünya Savaşı’nı, 1914-1918 yılları arasında sadece Osmanlı değil, bütün dünya tarihini etkileyen çok derin anlamları olan küresel çaplı büyük bir savaşı, genel okuyucuya hitap eder tarzda, akademik üsluptan hafif bir şekilde kaleme alınarak anlatıyor. Kitapseverlerin de zevkle okuyacağını düşünüyorum" dedi. Gençlerin tarihe olan ilgisinin artmasını da değerlendiren Prof. Dr. Duman, "Tarih yükselen bir yıldız. Neticede insanlar kendi kimliklerini merak ediyor ve okumak istiyorlar. Bu anlamda TTK’nın bu hizmetini çok anlamlı buluyorum. Güzel olan, bu hizmetlerin devam etmesini bekliyorum. Emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. Öte yandan yarın akşama kadar vatandaşları ağırlayacak mobil kitap satış mağazasında Nedim İpek ve İbrahim Tellioğlu da imza günlerinde eserlerini imzalayacak.
Kütahya Tavşanlı’da "Orman Benim" kampanyasıyla çevre temizliği Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde, iklim değişikliği ve küresel ısınmanın etkisiyle artan orman yangınlarına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla Türkiye genelinde eş zamanlı olarak başlatılan "Orman Benim" kampanyası çerçevesinde etkinlik düzenlendi. Çevre temizliği etkinliğinin ardından açıklamalarda bulunan Tavşanlı Kaymakamı Ömer Faruk Özdemir, orman varlığını korumak ve gelecek nesillere daha yeşil bir dünya bırakmak için bu tür farkındalık projelerinin önemine dikkat çekti. Kaymakam Özdemir, "Bir farkındalık oluşturmak amacıyla Türkiye genelinde düzenlenen bu anlamlı etkinlikte genç kardeşlerimizle bir araya geldik. Ülkemizdeki orman varlığını korumak, gelecek nesillere ormanlarımızı miras bırakabilmek için bu adımı attık. Malum, dünya genelinde ciddi bir iklim değişikliği yaşıyoruz ve küresel ısınmayla karşı karşıyayız. Bu durum, hem ülkemizde hem de dünyada orman yangınlarının her yıl artarak çoğalmasına sebep oluyor. Biz de en azından orman yangınlarımızı azaltabilmek, insan kaynaklı yangınları engelleyebilmek için çocuklarımızı ve gençlerimizi doğal alanlarımıza, ormanlarımıza getirerek eğitimler verdik. Çöplerimizi doğaya dökmemek ve ormanda kontrolsüz ateş yakmamak gibi hayati konularda uygulamalı bilinçlendirme sağladık" dedi. Gençlerin bu konuda ciddi bir bilince sahip olması gerektiğinin altını çizen Kaymakam Özdemir, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ormanlar sadece görsel bir doğal güzellikten ibaret değildir. Ormanlar; barındırdığı hayvan ve bitki varlığıyla birer doğal yaşam alanıdır. Bizim nefes almamızdan temiz su içmemize kadar hayatın her evresini doğrudan etkileyen en büyük değerlerimizdir. Bu nedenle hepimize düşen görev, ormanlarımıza sonuna kadar hassasiyetle sahip çıkmaktır. Bu bilinci yediden yetmişe tüm vatandaşlarımıza aşılamalıyız. Etkinlikte emeği geçen başta Orman İşletme Müdürlüğümüz olmak üzere tüm kurumlara ve katılan gençlerimize teşekkür ediyorum." Etkinliğe; Tavşanlı Kaymakamı Ömer Faruk Özdemir, Orman İşletme Müdürü Serdar Aksu, İlçe Milli Eğitim Müdürü Raşit Küçükkağnıcı, Gençlik Merkezi Müdürü Mustafa Sert ile orman işletme şefleri ve çok sayıda genç katıldı.
Sivas "Sessiz katil" hipertansiyona dikkat Sivas Numune Hastanesi’nde Dahiliye Uzmanı olarak görev yapan Dr. Gülşah Altun, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen hipertansiyona ilişkin açıklamalarda bulundu. Hipertansiyonun erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirten Altun, "Hipertansiyon yani yüksek tansiyon kanın damar duvarına uyguladığı basıncın normal değerlerin üzerinde olması durumudur. Belirtileri baş ağrısı, ense kökünde gerginlik, kulak çınlaması ve ara sıra burun kanaması olsa da genellikle tehlikeli boyutlara çıkmadan bulgu vermediği için ‘sessiz katil’ olarak tanımlarız" dedi. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı Toplumda her 3 kişiden birinin yüksek tansiyon hastası olduğunu söyleyen Altun, "Hipertansiyon 65 yaş üstü kişilerde ve kadınlarda yüzde 40 oranında görülmektedir. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı, eğer ailede kalp hastalığı ve diyabet varsa bu ölçümleri 30 yaşın üzerinde herkes senede bir yaptırmalıdır. Kronik böbrek hastalığının diyabetten sonraki ikinci en sık sebebi hipertansiyondur. Her 5 diyaliz hastasında birinin diyalize girme sebebi hipertansiyondur. Yine inme kalp krizi felç görme kayıplarının en sık sebebi hipertansiyondur" dedi. Günlük tuz tüketimi bir çay kaşığını geçmemelidir Hipertansiyonun sebeplerini sıralayan Altun, "Genetik yatkınlığın yanı sıra aşırı tuz tüketimi, fazla kilolu olma, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol, kronik stres, diyabetik olma önemli sebeplerdir. Özellikle Türk toplumunda tuz tüketim oranı sağlıklı insanlara önerilen tuz tüketiminden 4 kat daha fazladır. Günlük tuz tüketimi toplamda 5 gram yani bir çay kaşığını geçmemelidir. Hipertansiyonun tedavisinde ise mutlaka düzenli hekim kontrolleri, verilen tedavinin geçici görülmeyip hastaların kendini iyi hissettiğinde dahi tedaviye devam etmesi çok kıymetlidir. Dünyada yıllık 10 milyon kişinin ölümünden doğrudan ya da dolaylı olarak hipertansiyon sorumludur" ifadelerine yer verdi. Düzenli fiziksel aktivite çok önemli Hastalıktan korunma yollarından bahseden Altun, "Hipertansiyondan korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıkları kilit rol oynar. Özellikle tuz tüketime dikkat edilmesi, düzenli fiziksel aktivite, ideal kiloda kalabilme, mümkün olduğunca sigara alkol ve stresten uzak kalınması önemlidir. Sonuç olarak hipertansiyon erken tanı ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Toplumda farkındalığın artırılması ve düzenli sağlık kontrollerinin yaygınlaştırılması hipertansiyona bağlı ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşımaktadır" diyerek konuşmasını sonlandırdı.