ASAYİŞ - 14 Mart 2024 Perşembe 12:16

Balayı davasında karar

A
A
A
Balayı davasında karar

Balayı tatili için geldikleri Kapadokya bölgesinde, kaldıkları otelde karbonmonoksitten hayatlarını kaybeden Kader-Mutlu Akbaş çiftinin ölümü nedeniyle 3 sanığın yargılandığı davada karar verildi.


Geçtiğimiz yıl Mart ayında, Nevşehir Ürgüp’e bağlı Ortahisar’daki bir otelde meydana gelen trajik olayda, İstanbul’da yeni evlenen çift, Kapadokya’da balayı tatilindeyken, kaldıkları otel odasında karbonmonoksit gazından zehirlenerek hayatını kaybetti. Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma sonucunda hazırlanan iddianame, Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, ’taksirle ölüme neden olma’ suçlamasıyla 3 sanık hakkında dava açıldı. Sanıklardan E.A.’nın tutuklu, diğer sanıklar T.U. ve A.K.’nin tutuksuz yargılandığı duruşmaya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Karar duruşmasında söz isteyen müşteki avukatı olayın yaşandığı gün meteoroloji yetkililerinin rüzgar nedeniyle karbonmonoksit zehirlenmelerinin olabileceği yönünde vatandaşı ilanla uyardığını, otel yetkililerinin bu durumu göz ardı ettiğini savunarak, sanıkların olası kast suçundan cezalandırılmasını istedi. Sanık avukatı ise oteli kiralayarak işleten müvekkili E.A.’nın binayı ruhsatlı ve denetim raporu olduğu halde kiralayıp işlettiğini, olaydan sonraki incelemelerde depo olarak yapılan alanın odaya dönüştürüldüğünü, çiftin de bu odada vefat ettiğini, imardan kaynaklı sorunları nedeniyle müvekkilinin suçlanamayacağını söyledi.


Sanıklardan E.A. da, yaşanan olaydan dolayı büyük üzüntü duyduğunu belirterek tahliyesini talep ederken, diğer sanıklar otelde çalışan olduklarını belirtip beraat istedi.


Kararını açıklayan mahkeme heyeti, istinaf yolu açık olmak üzere “taksirle ölüme sebebiyet vermekten” E.A.’ya 5 yıl 5 ay, T.U.’ya 4 yıl 4 ay hapis cezası verdi, A.K. ise beraat etti.



Balayı davasında karar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa’da 700 kilo bozuk sucuk piyasaya sürülmeden imha edildi Bursa’da 700 kilo bozuk sucuk piyasaya sürülmeden Osmangazi Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerince imha edildi. Vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi için denetim çalışmalarını aralıksız sürdüren Osmangazi Belediyesi, tüketilmesi sakıncalı olan yaklaşık 700 kilogram sucuğu tespit ederek, imhasını gerçekleştirdi. Halk sağlığını korumayı öncelik haline getiren Osmangazi Belediyesi, ilgili kurumlarla iş birliği içinde gerçekleştirdiği denetimlerde kurallara uymayan işletmelere göz açtırmıyor. Bu kapsamda Osmangazi Belediyesine bağlı Zabıta Müdürlüğü İş Yeri ve Çevre Sağlığı Denetim Birimi ile Osmangazi İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan denetimlerde, bir işletmenin İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden gerekli onay belgesi olmadan, ruhsatsız şekilde faaliyet gösterdiği tespit edildi. Denetim kapsamında işletmede detaylı inceleme yapan ekipler, muhafaza şartlarını ve ürünlerin sağlık standartlarına uygunluğunu kontrol etti. İncelemelerde işletmede bulunan sucuklarda küflenme ve bozulma olduğu belirlendi. Tüketilmesi sakıncalı olduğu tespit edilen yaklaşık 700 kilogram sucuk, ekipler gözetiminde imha edilerek piyasaya sürülmesi engellendi. Ayrıca ruhsatsız faaliyet gösterdiği belirlenen işletme hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde yasal işlem başlatıldı. Osmangazi Belediyesi, vatandaşların sağlığını korumak amacıyla yürüttüğü bu denetimlerle hem gıda güvenliğini sağlamayı hem de kurallara uygun şekilde faaliyet gösteren işletmelerin haklarını korumayı hedefliyor. Özellikle gıda üretimi ve satışı yapan işletmelere yönelik gerçekleştirilen kontrollerde hijyen şartları, üretim standartları ve resmi izin belgeleri titizlikle inceleniyor.
İzmir Geleneksel Türk müziği ezgileri piyano ile yeniden hayat buldu Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı (DTMK), Türk müziğinin asırlık ezgilerinin piyano tınılarıyla harmanlandığı özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Piyanist ve besteci Hakan Ali Toker, "Piyano İçin Geleneksel Türk Müziği Albümü" tanıtım resitalinde türkülerin hikayelerini piyano tuşlarıyla yeniden yazdı. Ege Üniversitesi Konservatuvar Etkinlik Salonu’nda düzenlenen programa; Türk Müziği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özgen Küçükgökçe, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda sanatsever katıldı. Etkinlikte, projenin koordinatörlüğünü üstlenen tambur sanatçısı Öğr. Gör. Halil İbrahim Yüksel ile piyanist Hakan Ali Toker sahne aldı. "Eğitim hayatı başarılarla dolu bir sanatçı" Programın açılışında konuşan Öğr. Gör. Halil İbrahim Yüksel, Hakan Ali Toker’in müzikal yolculuğuna değindi. Toker’in Mersin’de başlayan serüveninin İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Bilkent’in ardından ABD’deki Indiana University Jacobs School of Music’e uzandığını belirten Yüksel, sanatçının geleneksel müziği evrensel bir dille yorumladığını vurguladı. Türkülerin sözleri piyano tuşlarında tasvir edildi Resitalde eserlerin düzenleme sürecine dair bilgiler paylaşan Hakan Ali Toker, sözlü eserlerdeki anlatıyı enstrümantal tekniklerle betimlediğini ifade etti. Türkülerin derinliğindeki duyguları piyanonun geniş tını yelpazesiyle sunduğunu belirten Toker, bu yöntemin Batı müziğindeki "text painting" (metin boyama) tekniğiyle benzerlik taşıdığını söyledi. Toker, "Türkülerin hikayelerini piyano tuşlarıyla tasvir ederek, dinleyiciye sözsüz bir anlatı sunmaya çalıştım" dedi. Klasik eserlere modern dokunuş Sanatseverlerin büyük bir ilgiyle takip ettiği resitalde; ’Zeytinyağlı Yiyemem Aman’, ’Dök Zülfünü Meydana Gel’, ’Ben Kalender Meşrebim’, ’Bülbülüm Altın Kafeste’ gibi Türk müziği repertuvarının kült eserleri, piyano için yapılan yeni düzenlemeleriyle büyük beğeni topladı. Etkinliğin sonunda, DTMK Müdür Yardımcısı Dr. Ufuk Demirtaş tarafından piyanist Hakan Ali Toker ve Öğr. Gör. Halil İbrahim Yüksel’e teşekkür belgesi takdim edildi.
İstanbul İTO Başkanı Avdagiç: "İş dünyası olarak beklentimiz hızlıca Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin fiilen başlaması" İTO Başkanı Şekib Avdagiç, "Şu andaki en kritik konu Hürmüz Boğazı. Bizim iş dünyası olarak beklentimiz, bir an önce bu gerilimin sulhla sonuçlanması, en azından önce bir ateşkes olması ve hızlıca Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin fiilen başlaması. Akaryakıttaki çok hızlı aksiyonla birbirini tetikleyebilecek fiyat artışının önü durduruldu" dedi. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Fransa’nın başkenti Paris’te İTO’nun milli katılımı gerçekleştirdiği JEC World 2026 Fuarı’nda, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Spekülatif alanlarda 119 doları gören petrol fiyatının ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamasıyla 87 dolar seviyesine geri geldiğini hatırlatan Avdagiç, dünyada enflasyonist bir baskı oluşması riskinin ise devam ettiğini kaydetti. Avdagiç, bunun Türkiye’ye özgü bir durum olmadığını ama Türkiye’ye de etkileri olabileceğini bildirerek, "Ülkemizde özellikle akaryakıt fiyatlarında çok hızlı alınan bir aksiyonla ilk darbede, akaryakıt fiyatları ve buna bağlı olarak başlayabilecek, birbirini tetikleyebilecek bir fiyat artışının önü durduruldu. O sadece teknik anlamda değil, psikolojik açıdan da çok önemli bir hamleydi. Akaryakıt fiyatları arttığı zaman o "her şey artıyor" diye bir sarmala girebilirdik. O önemli ve çok değerli bir hamleydi. Onu fevkalade doğru buluyoruz" dedi. "Türkiye bir istikrar adası olarak bölgemizde öne çıkmıştır" Eşel mobil sisteminde bir marj bulunduğunu belirten İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, "Ümit ederiz ki o marjı eritip onun üzerine çıkıp fiyatlar artmak zorunda kalınmaz. Şu andaki bu aşağı doğru dalgalanmayla tekrar sanki o bandın içine girebiliriz gibi duruyor. Biraz yaşayarak göreceğiz. Çünkü karşımızda bu savaşı sürdüren ülkelerin açıkçası net ve belli olmayan, çok da dengeli olmayan bir politikaları var. Bütün bunlara rağmen bir gerçek var ki, Türkiye bir istikrar adası olarak bölgemizde öne çıkmıştır. Burada NATO üyesi olmanın da karşılığını görüyoruz. İki balistik füze NATO’nun imkanlarıyla imha edildi. O anlamda da onu da teknik anlamda görmek lazım" şeklinde konuştu. "Şu andaki en kritik konu Hürmüz Boğazı" Hükümetin savaşın tüm etkilerini yakından takip ettiğini kaydeden Avdagiç, "Gerilimin makul bir şekilde son bulması için hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın çok yoğun temasları var. Şu anda temkinli bir iyimserlik içinde olmaya çalışıyoruz. Şu andaki en kritik konu Hürmüz Boğazı. Bizim iş dünyası olarak beklentimiz, bir an önce bu gerilimin sulhla sonuçlanması, en azından önce bir ateşkes olması ve hızlıca Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin fiilen başlaması" diye konuştu. "Uzakdoğu’dan gelen pek çok petrol türevi hammaddede ton başına yüzde 25 civarında lojistik farkı eklenmeye başlandı" Savaşta tedarik kaynaklarındaki küresel zafiyet sebebiyle birçok hammaddenin tedarikinde sorunlar yaşandığını belirten Avdagiç, "Uzakdoğu’dan gelen pek çok petrol türevi hammaddede ton başına yüzde 25 civarında lojistik farkı eklenmeye başlandı. Sefer sürelerindeki uzamaya konusunda ise denizcilik sektörünün taşıma kapasitesinde gerileme var. Küresel sigorta maliyetlerinde de artışlar yaşanıyor. Bazı sigorta firmalarının poliçe bedellerini artırmak bir yana, poliçeleri iptal etme yoluna gidiyorlar" diyerek sözlerini tamamladı.
İstanbul "Tedavisi yok" denilen hastalıkta umut Takayasu arteriti teşhisi konulan 50 yaşındaki Fatih Oğul, iki yıl boyunca birçok merkezden "tedavisi yok" yanıtını aldı. Umudunu kaybetmek üzereyken televizyonda gördüğü bir haber hayatını değiştirdi. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Murat Uğurlucan’a ulaşan Oğul, uygulanan tedavi sonrası yeniden günlük yaşamını sürdürebilir hale geldi. Nadir görülen ve büyük damarları etkileyen Takayasu arteriti, 50 yaşındaki Fatih Oğul’un hayatını adeta durma noktasına getirdi. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte Oğul, günlük yaşamında temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanmaya başladı. Ailesiyle birlikte birçok sağlık merkezine başvuran Oğul, yaklaşık iki yıl boyunca olumsuz yanıtlarla karşılaştı. Aileye göre birçok yerde hastalık için "yapılabilecek bir şey yok" denildi. Bu süreç hem hasta hem de ailesi için oldukça yıpratıcı oldu. Fatih Oğul’un eşi, yaşadıkları dönemi şu sözlerle anlattı: "İki yıl boyunca sürekli olumsuz şeyler duyduk. Moralimiz çok bozuldu. Umutsuzluğa kapıldığımız zamanlar oldu." Ancak bir gün televizyonda izledikleri bir sağlık haberi, hayatlarının yönünü değiştirdi. Programda Liv Hospital Vadi İstanbul Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Murat Uğurlucan’ın Takayasu arteriti üzerine yaptığı açıklamaları izleyen aile, hemen kendisine ulaşmaya karar verdi. Oğul ve ailesi için bu adım yeni bir umut oldu Prof. Dr. Murat Uğurlucan, Takayasu arteritinin nadir görülen ancak ciddi sonuçlar doğurabilen bir damar hastalığı olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı: "Bu hastalık büyük damarları etkileyen inflamatuvar bir hastalıktır. Doğru değerlendirme ve uygun tedavi yaklaşımlarıyla hastaların yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabilir." Yapılan değerlendirmeler ve uygulanan tedavi sürecinin ardından Fatih Oğul’un durumunda belirgin bir iyileşme görüldü. Bir süre önce günlük yaşam fonksiyonlarını kullanmakta zorlanan Oğul, şimdi hayatına yeniden daha bağımsız şekilde devam edebiliyor. Kendi sözleriyle yaşadığı değişimi şöyle anlattı: "Eskiden çok zorlanıyordum. Şimdi yemeğimi kendim yiyebiliyorum. Bu benim için çok büyük bir şey." Uzmanlara göre, nadir görülen damar hastalıklarında doğru merkeze ve doğru uzmana ulaşmak, hastaların yaşam kalitesini değiştirebilecek kadar önemli. Fatih Oğul’un hikâyesi ise umudunu kaybetmek üzere olan birçok hasta için güçlü bir örnek olarak görülüyor.