GÜNDEM - 12 Ağustos 2023 Cumartesi 22:51

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Irk, dil, mezhep ve meşrep farklılıklarını öne çıkararak kardeşliğimizi hedef alanlara karşı uyanık olmalıyız"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Irk, dil, mezhep ve meşrep farklılıklarını öne çıkararak kardeşliğimizi hedef alanlara karşı uyanık olmalıyız"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bugün dünyanın dört bir yanında kardeşlerimiz zulme uğrarken, masum siviller hayattan koparılırken bizlere düşen, haksızlıklar karşısında Hz. Hüseyin misali bir duruş sergilemektir. Irk, dil, mezhep ve meşrep farklılıklarını suni gündemlerle öne çıkararak kardeşliğimizi hedef alanlara, coğrafyamızda yeni Kerbelâ’lar yaşanmasını arzulayanlara karşı uyanık olmaktır." dedi.



Nveşehir’de Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Sözümüz Haktır, Özümüz Aşktır, Yolumuz Birdir” teması ile düzenlenen vefatının 752. Anma Yılı Etkinliği’ne Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy katıldı. Yılmaz, burada yaptığı konuşmasında "Bülbüllerin şevkle geldiği, bağrında güllerin filizlendiği Hazreti Hünkar’ın ocağında, Nevşehir’de sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyorum” diye konuştu. Yılmaz ’Her fırsatta bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız; Hep birlikte Türkiye olacağız’ sözünü yineleyerek gönüller hünkârının çağrısını birlik beraberlik şiarı edinen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın en kalbi selamlarını iletiyorum. Buraya bir diğer güzel ilimiz Gaziantep’ten geliyoruz; Gazianteplilerin de sizlere muhabbetlerini iletiyorum. Bizleri bu dost meclisinde buluşturan Cenab-ı Allah’a hamd ediyorum. Ne mutlu bizlere ki 752’inci vefat yılında dahi diriliğini koruyan, ilmiyle çağları aşan manevi mimarlara sahibiz.” şeklinde konuştu.



"Ne mutlu ki bu toprakların mayasında Yunus Emreler, Ahi Evranlar, Hazreti Mevlanalar var" diyen Yılmaz “’Kudret eliyle kurulmuş, yıkılmaz yapımız bizim, Aşk kalemiyle kazılmış, silinmez tapumuz bizim, Yaradan’a sığınıp ümit ile gelenlere, Ezelden ebede kadar, açıktır kapımız bizim’ diyen Hacı Bektaş-i Veli gibi, coğrafyamızı imanla yoğuranlar var. Türkistan membaından doğmuş, Yesevi terbiyesiyle Anadolu coğrafyasında neşvünema bulmuş, ülkemizin manevi pınarlarından Hacı Bektaş-ı Veli’yi hürmetle anıyorum. Cenabı Allah milletimizi cümle erenlerin, evliya ve embiaların mirasına müdrik eylesin” dedi.



"Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daim etsin." diyen Yılmaz “Hoca Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmet’i, Yunus Emre’nin Divan’ı, Mevlana Celaleddin Rumi’nin Mesnevisi’nde olduğu gibi Hacı Bektaş Veli de, eserleriyle insanları doğruya, iyiye ve güzele yöneltmiştir. Horosan’dan Sulucakarahöyük’e kadar geçtiği her yerde ilim irfan çırağını yakmıştır. Tüm yaşamı boyunca düşmanlıkların, kötülüklerin ortadan kalkıp; sevgi, saygı ve barış içerisinde yaşanması için mücadele etmiştir. Düşünceleri, milli birlik ve beraberliğimize katkı sağlamış; önemini bugün daha iyi kavradığımız düşünceleriyle tüm insanlığa evrensel mesajlar bırakmıştır. Bütün yaratılanlara sevgiyle, merhametle davranmak Anadolu’dan Balkanlara kadar uzanan karşılıklı anlayış iklimine önemli katkılar sağlamıştır. Bu anlayışta ayrı-gayrı, sen-ben kavgası hatta öfke yoktur. Birlik, beraberlik ve kardeşlik vardır." ifadelerini kullandı.



Yılmaz, şunları kaydetti:


“Düşmanın bile insan olduğunu unutma, sözleri ile bütün insanlığı kardeşliğe davet eden Hacı Bektaş Veli, ahlaklı ve erdemli olmayı, insan olmanın en temel vasfı olarak tanımlamıştır. Ahlak ve marifetin bir bütün olduğunu düşünen Hacı Bektaş, insanca yaşamanın yolunun ’Eline, diline ve beline sahip olmaktan’ geçtiğini söylemektedir. Hak aşığı Hacı Bektaş-ı Veli’yi bu yıl öğretisinden süzülen ‘Sözümüz Hakk’tır, Özümüz Aşktır, Yolumuz Birdir’ ifadesi ile anıyoruz. Nakış nakış bu topraklara dokuduğu değerleri yeniden zikrederek hayatımıza daha çok dâhil etmek için çabalıyoruz. İnsanlığın savaş yerine barışı, düşmanlık yerine dostluğu, kin ve nefret yerine sevgiyi koymaya ne denli ihtiyacı olduğu aşikârdır. Dünyanın farklı yerlerinde yaşanan insani dramlara, göçmen krizlerine ve Müslüman ülkelerin ortaya koyduğu acı tabloya baktığımız zaman Anadolu irfanını hem bizden sonraki nesillere hem de dünyanın her bir noktasına taşıma sorumluluğumuz ortadadır. Temelinde insanları Yaradan’ın emaneti olarak gören bir büyük anlayışa hep birlikte bu çağda can vermek mecburiyetindeyiz. Bugün dünyanın dört bir yanında kardeşlerimiz zulme uğrarken, masum siviller hayattan koparılırken bizlere düşen, haksızlıklar karşısında Hz. Hüseyin misali bir duruş sergilemektir."



"Irk, dil, mezhep ve meşrep farklılıklarını suni gündemlerle öne çıkararak kardeşliğimizi hedef alanlara, coğrafyamızda yeni Kerbelâ’lar yaşanmasını arzulayanlara karşı uyanık olmaktır." ifadesini kullanan Yılmaz, “’Birbirinizin eksiğini bulmaya çalışmayın, birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırtınızı dönmeyin, birbirinize kin ve nefret beslemeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun!’ buyuran Peygamber Efendimiz sallahu aleyhi veselleme layık birer Müslüman ve bir toplum olarak aramızda dayanışmayı perçinlemektir. Bizlere düşen; Hacı Bektaşi Veli gibi iyilerin ve iyiliklerin yanında, kötülerin ve kötülüklerin karşısında olmak; hakkı ve hakikati tutup kaldırmaktır. Hep beraber, bizi bir kez daha zor dönemlere sokmak için aramızdaki mezhep ve meşrep farklılıklarını, etnik kökenleri bir şekilde kaşımak isteyenlere ’dur’ diyeceğiz. Özellikle bugünlerde Batıda sıkça karşılaştığımız İslam düşmanlığı ve kutsallarımıza ifade hürriyeti kisvesi altında yapılan menfur saldırılara ve nefret suçlarına karşı hep birlikte sesimizi yükselteceğiz. Hiç kimsenin bizi bölmesine, ayrıştırmasına ve kardeşliğimize zarar vermesine izin vermeyeceğiz. Bugüne kadar nazlı hilalin gölgesinde birliğimize halel getirmedik, kardeşlik yeminimizden dönmedik. Fitne, fesat ve tefrika girişimlerine fırsat vermeyecek; elbirliği ve gönül birliği içinde yolumuza devam edeceğiz. Bizim yolumuz, irfan mektebinin yoludur. Bizim yolumuz, ’insanı yaşat ki devlet yaşasın’ diyen anlayışın yoludur. Bu anlayışın sonuçlarından biri yakın geçmişte yaptığımız kanuni düzenlemeler ile cemevlerine çeşitli kamu destekleri verilmesini sağlamak ve yeni bir başkanlık oluşturarak Alevi vatandaşlarımızın taleplerine kurumsal bir yapı içinde yaklaşmak olmuştur. Bu yoldan ayrılmayacağız ve her daim dayanışmayla sağlamlaştıracağız. Cenabıhak, Ehlibeyt hürmetine, Hak erleri ve erenleri hürmetine dirliğimizi, birliğimizi, kardeşliğimizi zevalden muhafaza eylesin. Türkistan’dan Balkanlar’a çağları aşan gönüller hünkârı Hacı Bektâş Veli’yi rahmetle yâd ediyorum. Tüm vatandaşlarımızı Nevşehir’i ve Kültür ve Turizm Bakanlığımızın gayretleriyle ihya edilen Hacı Bektaşi Veli Müzesi’ni ziyaret ederek Hünkarın ocağına misafir olmaya ve bu inanç, kültür ve fikir deryasına yelken açmaya davet ediyorum.” şeklinde konuştu.



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Irk, dil, mezhep ve meşrep farklılıklarını öne çıkararak kardeşliğimizi hedef alanlara karşı uyanık olmalıyız"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kepez’den Kadir Gecesi’nde 5 bin kişilik birlik sofrası Kepez Belediyesi’nin hizmet binası önünde düzenlediği 5 bin kişilik iftar programı, siyasetçilerden yerel yöneticilere, geçmiş dönem belediye başkanlarından meclis üyelerine kadar geniş bir katılımla birlik ve beraberliğe ev sahipliği yaptı. Kepez Belediyesi, Kadir Gecesi’nin huzur ve bereketini büyük bir iftar programıyla taçlandırdı. Belediye hizmet binası önünde kurulan sofralarda yaklaşık 5 bin kişi bir araya gelirken, programa CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek başta olmak üzere çok sayıda partili, milletvekili ve yerel temsilci katıldı. Geçmişten bugüne belediyeye hizmet etmiş isimlerin de yer aldığı buluşma, Kepez’de birlik, beraberlik ve vefa duygularını ön plana çıkaran anlamlı bir gece oldu. İftar programında Kur’an Tilaveti okundu, eller semaya duaya açıldı, 5 bin kişilik iftar sofralarında lokmalar paylaşıldı. İftar programında konuşan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Ramazan ayında gönüllerin birbirine daha çok yaklaştığını, Kadir Gecesi’nin ise bin aydan daha hayırlı olduğunu söyledi. Başkan Kocagöz, "Böyle gecelerde sofra kuruldu mu yalnız yemek yenmez. O sofralarda kardeşlik büyür, kırgınlıklar azalır, insanlar birbirine daha sıkı sarılır. Bu akşam burada kurulan sofra da işte böyle bir sofradır. Bu şehir için emek vermiş insanların sofrasıdır. Hepiniz bu şehrin hikâyesinde bir iz bıraktınız. Allah razı olsun taş taş üstüne koyanlardan. Biz inanıyoruz ki birlik varsa umut vardır, kardeşlik varsa bereket vardır, aynı sofrada buluşabiliyorsak yarınlarımız daha güçlüdür. Ve şunu da çok iyi biliyorum ki, bir şehir ancak birlikte büyür birlikte güzelleşir, birlikte güçlü olur" diye konuştu. Başkan Kocagöz, Mevlana’nın sözüne de değinerek, "Biz birlenmek için geldik, Ayrılmak için değil, Sevgiyle bak ki insan olasın, İnsanlıkla bak ki Hak’kı göresin" dedi. "Bu güzel şehir için çalışmaya devam" "Allah bu şehre huzur versin. Bu millete birlik versin. Bu dünyaya barış versin. Ve bizler de elimizi taşın altına koyarak bu güzel şehir için çalışmaya devam edelim" diyerek sözlerini sürdüren Başkan Kocagöz, "Çünkü biz aynı şehrin insanlarıyız. Aynı sofranın dostlarıyız. Aynı geleceğin umuduyuz" diye konuştu. "Her çalışmanın arkasında sizlerin emeği var" Kepez Belediyesi personeline de "Kıymetli mesai arkadaşlarım" diyerek seslenen Başkan Kocgaöz, "Kepez’de ortaya çıkan her hizmetin, her projenin, her çalışmanın arkasında sizlerin emeği vardır. Bir şehrin değişimi o şehir için çalışan insanların gayretiyle olur. İşte Kepez’in değişen ve gelişen hikâyesinin arkasında sizlerin emeği, sizlerin fedakârlığı vardır" dedi. "7 ana başlıkta 105 proje" Kepez için büyük hedefler ortaya koyduklarına değinen Başkan Kocagöz, "7 ana başlıkta 105 projeyle yola çıktık. Bugün geldiğimiz noktada 1,5 yılda 50 projemizi tamamladık. Ve açılışa hazır 15 projemiz ve 20 temel atma törenimiz var. 5 projemizin çalışmaları ise aralıksız devam ediyor. Yani her hafta bir açılış ve bir temel atma törenine hazırız" diye konuştu. Başkan Kocagöz, göreve geldiklerinde belediyenin kasasını 1 milyar 226 milyon TL borçla devraldıklarını ve şu anda ne bir kamu kurumuna, neden bir esnafa bir kuruş borç olmadığını söyledi. "Tasarruf bizim için tercih değil, sorumluluktur" Belediyeciliğin yalnızca hizmet üretmek olmadığına değinen Başkan Kocagöz, "Belediyecilik aynı zamanda emanet edilen her kuruşu korumaktır. Çünkü belediyenin bütçesi milletin alın teridir. Bu yüzden tasarruf bizim için tercih değil, bir sorumluluktur. Işığı gereksiz yere yakmamak, suyu boşa akıtmamak, aracı gereksiz yere çalıştırmamak, malzemeyi israf etmemek gibi birçok şey küçük gibi görünse de aslında büyük bir kamu bilincinin temelidir. Bu borçlar nasıl ödeniyor, bu yatırımlar nasıl yapılıyor? Bunlara dikkat ediyoruz" dedi. "Kepez belediyesi ailesinin imzası var" Bütün bu başarıların arkasında, sabahın erken saatinde sahaya çıkan ve gece geç saatlere kadar çalışan tüm mesai arkadaşlarının ortak emeği olduğunu da sözlerine ekleyen Başkan Kocagöz, "Yani bu şehirde ortaya çıkan her hizmette Kepez Belediyesi ailesinin imzası vardır. Her birinize yürekten teşekkür ediyorum. Gösterdiğiniz gayret için, ortaya koyduğunuz emek için, bu şehre kattığınız değer için. Allah hepinizden razı olsun" diye konuştu. 55 bin kişilik iftar sofraları Ramazan boyunca ilçede kurulan iftar sofralarında bayrama kadar 55 bin kişinin aynı sofralarda buluşmuş olacağını da belirten Başkan Kocagöz, "Bugün dünyanın birçok yerinde savaşların, acıların ve gözyaşının yaşandığı bir dönemde insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu şey barıştır. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh.’ Bu söz yalnızca bir temenni değil, insanlık için güçlü bir yol göstericidir. Biz de bu anlayışla barışın, kardeşliğin ve dayanışmanın hâkim olduğu bir toplum için çalışıyoruz. Çocuklarımızın umutla büyüdüğü, gençlerimizin hayallerini gerçekleştirdiği, büyüklerimizin huzurla yaşadığı bir Kepez için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
Van Van’da Ramazan Bayramı öncesi marketlere sıkı denetim Van’da Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte tüketici haklarının korunması ve fahiş fiyat artışlarının önlenmesi amacıyla marketlerdeki denetimler sıklaştırıldı. Van Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, temel gıda ve ihtiyaç ürünlerine yönelik etiket ve fiyat denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Ticaret Bakanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında ekipler, ürünlerin etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasındaki uyumu inceleyerek, fahiş fiyat artışına yönelik veri topluyor. Van Ticaret İl Müdür Vekili Derya Ayaydın öncülüğünde yapılan denetimlerde ürünlerin; üretim yeri, birim fiyatı, uygulanmaya başlandığı tarih ve yerli üretim logoları tek tek kontrol ediliyor. Aykırılık tespit edilen işletmeler hakkında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tutanak tutularak idari yaptırım uygulanıyor. Haksız fiyat artışına yönelik incelemelerde, ürünlerin son 3 aydaki fiyat değişimleri mercek altına alınıyor. Fahiş fiyat uygulandığı değerlendirilen dosyalar, idari para cezası kararı için bakanlık bünyesindeki Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na sevk ediliyor. Saha çalışmalarının yanı sıra büyük gıda toptancılarına yönelik denetimlerin de eş zamanlı olarak devam ettiği bildirildi. 2026 yılında 170 bin 839 TL idari para cezası uygulandı Van Ticaret İl Müdürlüğü tarafından paylaşılan verilere göre, 2026 yılı içerisinde bugüne kadar 421 firmada denetim gerçekleştirildi. Toplam 2 bin 302 ürünün incelendiği çalışmalarda, mevzuata aykırı hareket ettiği belirlenen firmalara toplam 170 bin 839 TL idari para cezası uygulandığı bildirildi.
İstanbul ‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasında Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın avukatı savunma yaptı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının altıncı oturumunda savunma yapan tutuklu sanık Ümit Polat’ın avukatı, "Bu yargılama daha başlamadan Ali Sukas sürece müdahale etti. Kişilerin nasıl beyan vereceğine dair müdahalelerde bulundu. Kendilerine yakın firma sahiplerinin nasıl ifade vereceği konusunda telkinde bulundu. Herkes Ümit Polat’ın ismini veriyor ama Polat, bu sisteme karşı çıktı" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının altıncı oturumu, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada, geçtiğimiz günlerde savunma yapan Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın avukatı savunma yaptı. "Ali Sukas sürece müdahale etti. Kişilerin nasıl beyan vereceğine dair müdahalelerde bulundu" Duruşmada savunma yapan sanık Polat’ın avukatı Sevgi Dağdemir, "Ali Sukas, müvekkilime iftira attı. Bu yargılama daha başlamadan Ali Sukas sürece müdahale etti. Kişilerin nasıl beyan vereceğine dair müdahalelerde bulundu. Kendilerine yakın firma sahiplerinin nasıl ifade vereceği konusunda telkinde bulundu. Herkes Ümit Polat’ın ismini veriyor ama Polat, bu sisteme karşı çıktı. Biz bu örgüt üyeliğinin neresindeyiz? Biz bu durumda olmamıza rağmen ‘rüşvete aracılık etmekten’ yargılanıyor. Sesimiz çıktığı için pasifize edildik. Müvekkilim ailesiyle korkutuldu, çocuğu üzerinden tehdit edildi. Sadece kargo poşetleri, çantalar yok. Zarflarla alındığı iddia edilen paralar da var. Ümit Polat sanık değil, mağdurdur. Ekrem İmamoğlu ile ilgili müvekkilimin yapmış olduğu bir eylem yok" ifadelerini kullandı. Duruşma, İBB İştiraki Ağaç A.Ş. Satın alma Şefliği çalışanı tutuklu sanık Fatih Yağcı’nın savunması ile devam ediyor.
Bursa Tedavide modaya değil, doktora güvenin Son yıllarda kas ve iskelet sistemi hastalıklarının tedavisinde sıkça duyulan PRP, Ozon, Kök Hücre ve Egzozom gibi uygulamalar, hastalar arasında büyük bir merak uyandırırken beraberinde bilgi kirliliğini de getiriyor. Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Emre Latifoğlu, sosyal medyanın gösterdiği "harika çözüm" algısına karşı hastaları uyararak, bu yöntemlerin gerçek sınırlarını ve bilimsel dayanaklarını açıkladı. Geleneksel poliklinik sorularının yerini popüler teknolojik uygulamaların aldığını belirten Dr. Emre Latifoğlu, bu değişimde sosyal medyanın rolüne dikkat çekti. Sosyal medyada paylaşılan kısa ve çarpıcı başlıkların PRP, Ozon, Egzozom ve Kök Hücre gibi tedavileri olduğundan daha güçlü ve kesin çözümler gibi gösterebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Latifoğlu, şöyle konuştu : "Son yıllarda fiziksel tıp polikliniklerinde konuşulan konular değişti. Eskiden ‘ağrılarıma sıcak mı soğuk mu iyi gelir?’ diye sorulurken, artık hastalar doğrudan şunu soruyor: ‘Hocam PRP yaptırsam geçer mi?’, ‘Ozon bana çare olur mu?’, ‘Kök hücreyle eklem tamamen yenileniyor mu?’, ‘Egzozom en yeni yöntemmiş, en iyisi o mu?’ Bu soruların artmasının en önemli nedenlerinden biri sosyal medya. Kısa videolar ve çarpıcı başlıklar, bu tedavileri olduğundan daha güçlü ve kesin çözümler gibi gösterebiliyor. Oysa işin aslı daha gerçekçi bakmayı gerektiriyor. PRP, ozon, kök hücre ve egzozom gibi uygulamaların ortak noktası, vücudun kendi iyileşme mekanizmalarını desteklemeye çalışmalarıdır. Yani bunlar ağrıyı anında kesen ilaçlar ya da bozulan yapıyı mekanik olarak düzelten ameliyatlar gibi değildir. Daha çok, hasarlı dokunun daha etkin ve daha hızlı iyileşmesi için vücuda ‘yardımcı bir güç’ vermeyi amaçlarlar. Bu nedenle etkileri kişiden kişiye, hatta aynı kişide bile hastalığın evresine, uygulama zamanına, uygulama tekniğine, kullanılan tıbbi malzeme niteliğine göre değişebilir." Yöntemler arasındaki farklar ve gerçekler Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Emre Latifoğlu, sıkça karıştırılan ve merak edilen uygulamaları şöyle özetledi: "PRP (Platelet Rich Plasma): Kişinin kendi kanından elde edilmesi güven vericidir. Tendon ve kas zorlanmalarında destekleyicidir ancak ileri derece kireçlenmelerde tek başına haber beklemek gerçekçi değildir. Ozon Tedavisi: Vücudun antioksidan mekanizmasını tetikler. Ancak her yöntem her hasta için uygun değildir; doğru doz ve doğru teşhis (endikasyon) kritiktir. Kök Hücre: En çok yanlış anlaşılan yöntemdir. Kök hücreler hasarlı bölgeyi doğrudan doldurup dokuyu eski haline getirmez; asıl etkileri iyileşmeyi destekleyen sinyaller göndermektir. Egzozom: Kök hücrenin iyileştirici mesajlarını taşıyan mikroskobik kesecikler kullanılır. Teorik olarak hedefli bir yaklaşım olsa da klinik kullanımı henüz gelişme aşamasındadır. ‘Yeni’ olması, otomatik olarak ‘en etkili’ olduğu anlamına gelmez." "Hiçbiri egzersizin ve hareketin yerini tutmaz" Bu tedavilerin başarısının "doğru hasta, doğru zaman ve doğru beklenti" üçgenine bağlı olduğunu vurgulayan Latifoğlu, yaşam tarzının önemini hatırlattı: "Hiçbir modern uygulama fiziksel tıp yöntemlerinin, egzersizin, hareketin ve yaşam tarzı düzenlemelerinin yerini tutmaz. Sosyal medyadaki başarı hikayeleri sürecin tamamını yansıtmayabilir. Tıpta tek bir doğru yoktur, kişiye özel yaklaşım vardır." Hastaların tedavi seçerken "En yenisi hangisi?" yerine "Benim durumum için hangisi uygun?" sorusunu sorması gerektiğini belirten Dr. Emre Latifoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Modaya kapılmadan, bilimsel kanıtlarla ve gerçekçi beklentilerle ilerlemek hem hastanın hem de hekimin yolunu aydınlatacaktır."