TEKNOLOJİ - 16 Ekim 2025 Perşembe 12:45

Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Kapadokya’da başladı

A
A
A
Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Kapadokya’da başladı

Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki en önemli etkinliklerinden biri haline gelen ‘Ulusal Yapay Zekâ Buluşması’, bu yıl ikinci kez Kapadokya Üniversitesi ev sahipliğinde başladı.


Kapadokya Üniversitesi Rektörü Hasan Ali Karasar toplantıda yaptığı konuşmada, Ulusal Yapay Zekâ Buluşması’nın yalnızca akademik bir etkinlik olmadığını, Türkiye’nin yapay zekâ vizyonunu şekillendiren ulusal bir düşünce platformu olduğunu vurguladı. Karasar, "Yapay zekâ teknolojileri eğitimden sağlığa, savunma sanayinden finans ve üretim sektörlerine kadar dünyamızı dönüştürüyor. Bu buluşma, Türkiye’nin önümüzdeki yirmi yılına yön verecek stratejilerin konuşulduğu önemli bir platformdur" dedi.


Karasar, toplantı sonrasında MTA ile yapay zekâ temelli bir ortak çalışma protokolü imzalayacaklarını da belirterek, "Bu protokol yalnızca iki kurum arasında bir iş birliği değil; Türkiye’nin doğal kaynak yönetiminde veri temelli, akılcı ve sürdürülebilir politikalar geliştirmesi için tarihi bir adımdır" ifadelerini kullandı.


Bilgisayar ve Bilişim Teknolojileri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Candan Gökçeoğlu ise Türkiye’nin jeolojik yapısının son derece karmaşık olduğuna dikkat çekerek, bu yapının doğru analizinde yapay zekânın önemli bir rol oynayacağını söyledi. Gökçeoğlu, "MTA yaklaşık bir asırdır ülkemizin jeolojik verilerini topluyor. Bu devasa veri sistemini insan ömrüyle anlamlandırmak mümkün değil. Yapay zekâ sayesinde bu bilgileri işleyerek önemli sonuçlara ulaşacağımıza inanıyoruz" dedi.


MTA Genel Müdürü Vedat Yanık da kurumun 90 yıllık veri arşivine sahip olduğunu belirterek, bu verilerin modern teknolojilerle daha etkin kullanılacağını ifade etti. Yanık, "Yapay zekâ öğrenme teknikleri sayesinde devasa veri setlerini hızlı ve etkin şekilde analiz edeceğiz. Bu proje, yer bilimleri ve madencilik alanında bir ilk olacak" diye konuştu.


Toplantı sonunda Kapadokya Üniversitesi ile MTA arasında bilimsel ve teknik araştırmalara yönelik iş birliği protokolü imzalandı.


Protokol kapsamında MTA veri ve uzmanlık sağlama, proje koordinasyonu ve altyapı temininden, Kapadokya Üniversitesi ise Ar-Ge çalışmaları, danışmanlık, eğitim ve veri güvenliğinden sorumlu olacak.


Projenin öncelikli hedefi, potansiyel maden sahalarının yapay zekâ tabanlı yöntemlerle belirlenmesi. Çalışmaların TÜBİTAK ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı desteğiyle yürütülmesi planlanıyor.


Bu iş birliğiyle Türkiye, yer bilimleri ve madencilik alanında yapay zekâ teknolojilerini etkin biçimde kullanarak dijital dönüşüm sürecine önemli bir katkı sağlamayı hedefliyor.


Ürgüp Fabrika Yerleşkesi’nde düzenlenen basın toplantısına Kapadokya Üniversitesi Rektörü Hasan Ali Karasar, Bilgisayar ve Bilişim Teknolojileri Fakültesi Dekanı Candan Gökçeoğlu ve Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) Genel Müdürü Vedat Yanık katıldı.



Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Kapadokya’da başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek önceliğimizdir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ATO Congresium’da gerçekleştirilen Geleneksel MÜSİAD Ankara İftarı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Ramazan ayının birliğe, beraberliğe ve kardeşliğe vesile olmasını temenni etti. Dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini ve artık eski küresel ve liberal dünyanın olmadığını aktaran Yılmaz, "Uluslararası kuralların, kurumların zayıfladığı, ülkelerin korumacı eğilimlerinin güçlendiği, güç siyasetinin ön plana çıktığı, ‘güçlüysem istediğimi yapabilirim’ gibi bir anlayışın dünyada giderek hakim hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Bu çok iyi bir dönem değil. Bunu tasvip ettiğimiz için söylemiyorum ama bu gerçeği de görmemiz lazım. Böyle bir dönemden geçiyoruz. Eski düzen, eski kurallar giderek zayıflıyor ve yeni bir düzen de ortada yok. Dolayısıyla bu tür dönemler, en tehlikeli dönemlerdir. Bunun temelinde ne var diye baktığınız zaman dünyada ekonomide yeni bir güç dağılımı var. Çin başta olmak üzere Uzakdoğu’nun yükselişi, dünya ekonomik hiyerarşisinin dönüşümü siyasi gerilimleri de besliyor. Dünyanın bu yeni ekonomik gerçekliğiyle siyasal gerçekliği örtüşmüyor. Dolayısıyla bir çatışma ortamı içindeyiz. Ekonomideki bu güç dağılımı siyasette de jeopolitik gerilimleri besliyor. Bölgemizde de bunu yaşıyoruz, görüyoruz, dünyanın birçok farklı bölgesinde de bu gerilimlere şahit oluyoruz" ifadelerine yer verdi. Dünyada belirsizliklerin yükseldiği ve risklerin arttığı bir dönemde ülkelerin kendi iç cephelerini güçlendirmeleri gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, öngörülebilirliğin azaldığı bir dünyada daha öngörülebilir politikaların izlenmesi, sağlıklı, sağlam ve ihtiyatlı politikalarla hareket etmenin önemli olduğunu vurguladı. Dünyanın içinde bulunduğu bu riskli dönemde Türkiye’nin realiteleri gördüğünü ve bu doğrultuda orta ve uzun vadeli hedefleri belirlediklerini dile getiren Yılmaz, bu hedeflere dönük çabayı kararlılıkla sürdürdüklerine vurgu yaptı. "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" Ekonomi politikalarında son dönemlerde istikrarı daha fazla ön plana çıkardıklarını belirten Yılmaz, "Malum dünya bir pandemi yaşadı. Pandemi sonrasında hala etkilerin belli oranlarda devam ettiğini söyleyebiliriz. 2020-2024 dönemine baktığımızda dünya ekonomisi kümülatif olarak 100 iken ancak 115 olabilmiş. Aynı dönemde Türkiye ekonomisi 100 iken 130 olmuş. Dünyanın iki katı kadar bir büyüme kaydetmiş. Dolayısıyla reel ekonomi tarafında güçlü bir performans ortaya koyduğumuzu söyleyebilirim. Bu süreçte finansal açıdan istikrarsızlıklar yaşadık. Enflasyon oranımız yükseldi, dolayısıyla reel ekonomide elde ettiğimiz bu kazanımları olabildiğince koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir. Başta enflasyon oranını aşağı çekmek, makro finansal istikrarımızı güçlendirmek, öngörülebilirliğimizi artırmak şu andaki politikalarımızın temel önceliğini oluşturuyor. Bu konuda da belli bir mesafe almış durumdayız. 2024’ün Mayıs ayında enflasyon 75 buçuğa kadar yükseldi. O günden bu güne 45 puan civarında enflasyon oranında düşüş var" diye konuştu. Temel mallarda yüzde 17’lere kadar enflasyon oranının indiğini söyleyen Yılmaz, özellikle kira, eğitim gibi kalemlerde de giderek iyileşme gördüklerine dikkati çekti. "2026 yılı özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacak" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılının özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacağını dile getirerek, "Biz bir taraftan genel makro istikrarı sağlayarak bu olumluluğu desteklemeye çalışıyoruz. Türkiye, enflasyon ve faizlerde düşüş seyrine girmiş durumda ama bir taraftan da bu makro iyileşmeyi beklemeden selektif dediğimiz politikalarla da reel sektörümüzü destekliyoruz. Reel sektör içinde özellikle emek yoğun şirketlerimizin yaşadığı sıkıntıların farkındayız. Bu sektörlerimize dönük politikalar izliyoruz" dedi. "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak" Enflasyonla beraber büyümeyi de dengeli bir şekilde sürdürdüklerine vurgu yapan Yılmaz, "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak. Kişi başına gelirimiz 18 bin dolara yakın mertebelerde gelecek diye tahmin ediyoruz. Bu değerlerle Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi, satın alma gücüne göreyse 11’inci büyük ekonomisi olacak" açıklamasında bulundu. Para politikası ve maliye politikasını eşgüdüm içerisinde uyguladıklarını kaydeden Yılmaz, Orta Vadeli Programda bütüncül bir politika setini ortaya koyduklarını ve buna göre hareket ettiklerini belirtti. Ayrıca Yılmaz, para politikası ve maliye politikası dışında yapısal dönüşümler ve arz yönlü politikalarında çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi. "Hep birlikte ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere taşıyacağımıza gönülden inanıyoruz" Sağlıklı para ve maliye politikaları başta olmak üzere arz yönlü politikalar ve yapısal dönüşümlerle yola devam edeceklerine dikkati çeken Yılmaz, "Doğru bir program izliyorsanız elinizde olmayan, kontrol edemediğiniz faktörler sizi bir miktar geciktirebilir veya olumlu bir sürprize hızlandırıcı etki yapabilir ama asıl etkili olan sizin kendi programınızdır, ortaya koyduğunuz hedeftir. Onu kararlı bir şekilde uygularsanız bir ay önce veya üç ay sonra hedeflerinize ulaşırsınız. Biz de bu anlayış içinde sabırla, kararlılıkla programımızı hayata geçiriyoruz. Burada da kamu, özel sektör, sivil toplum hep birlikte dünyanın bu zorlu döneminde ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere hep birlikte taşıyacağımıza da gönülden inanıyoruz" dedi.