SAĞLIK - 10 Mart 2023 Cuma 16:49

Depremin ilk gününde giden UMKE çalışanları yaşadıklarını unutamıyor

A
A
A
Depremin ilk gününde giden UMKE çalışanları yaşadıklarını unutamıyor

Kahramanmaraş merkezli ilk depremin ardından bölgeye giden Niğde UMKE’de görevli sağlık çalışanları, yaşadıklarını unutamıyor.

Kahramanmaraş merkezli ilk depremin ardından bölgeye giden Niğde UMKE’de görevli sağlık çalışanları, yaşadıklarını unutamıyor.


Niğde UMKE Afet İl Sorumlusu Alpay Ayan yaptığı açıklamada, Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde 6 Şubat’ta 04.17’de meydana gelen depremin ardından saat 05.00’te 3 ekibin Kahramanmaraş’a bir ekibin de Hatay’a gittiğini söyledi. Ekiplerin sabah 10.30 gibi deprem bölgesine ulaştığını belirten Ayan, şunları söyledi:


"Bölgeye giren ilk ekip biz olduğumuz için doğal olarak işin büyük yükünü biz çektik. Kahramanmaraş ekibimizden bir bölümü enkaz alanlarına girdi. Bir bölümü sahra çadırları kurmaya başladı. Kurtarılan hastaların tedavisine devam edilmesi gerekiyordu. Oradaki bütün hastaneler zarar gördüğü için, etrafta da sağlam bina olmadığı için hastanelere alamadık. Hatay’a giden ekibimizdeki mobil jeneratör aracımız bütün bölgeye elektrik dağıtımını yaptı. Enkazlarda çalışan arkadaşlarımız yaklaşık 80 canlı vakaya ulaştı."



"İlk Yaren diye bir kızımızı çıkarmıştık, bunu unutamadım"


Acil Tıp Uzmanı Doç. Dr. Turgut Dolanbay da depremin hemen ardından Kahramanmaraş’a yola çıktıklarını dile getirdi. Deprem nedeniyle yolların çok kötü olduğunu ve gitmekte zorlandıklarını vurgulayan Dolanbay, "Şekerova köyümüzde vatandaşlarımızın yardım taleplerine sessiz kalamadık. Orada 3 vatandaşımızı canlı çıkardık. İlk Yaren diye bir kızımızı çıkarmıştık, bunu unutamadım. Yaren’in annesi ve kardeşi canlı çıkartılıyor. Babası ve kendisi içeride. Ama güzel bir yaşam üçgeninde kalmışlar. Ciddi travmaları yoktu. Yaren’in hiçbir travması yoktu. Genel durumu iyiydi. Yalnız sıkışmışlardı, çıkarmak için baya uğraştık. Medikal kurtarma ekibi olduğumuz için hiltilerimiz, demir kesme makaslarımız yok. Vatandaştan bulduğumuz birkaç çekiç vardı. Bu malzemelerle kurtardı" ifadelerine yer verdi.


Dolanbay, bu kadar büyük bir yıkıma rağmen devletin tüm imkanlarıyla orada olmaya çalıştığını vurgulayarak, "Silahlı Kuvvetlerimiz, Mehmetçiğimiz, Jandarma Arama Kurtarma (JAK) timlerimiz, Ulusal Medikal Kurtarma ekipleri (UMKE), diğer sivil toplum kuruluşları gelmişlerdi. Mehmetçik yanımızdaydı, özveriyle çalıştı" dedi.


Niğde 112 Acil Çağrı Merkezinde görevli Deniz Öztürk ise, Kahramanmaraş’ın Şekeroba Mahallesi’nde iki katlı bir binadan baba ve kızını çıkardıktan sonra, Gülşen isimli bir kadını çıkarmaya çalışırken enkazın altında ikinci depreme yakalandıklarına söyledi. Kadının ciddi kırıkları olduğu ve serum takviyesi yaptıklarını belirten Öztürk, "İkinci depremdeki sarsıntıdan sonra üstündeki baskı iyice arttığından kurtaramadık. İkinci depremi yaşadıktan sonra bizde de fobiler gelişmeye başladı. Hala psikolojik travmalarını yaşıyoruz. 47 yaşında bir Osman Fırat uzman çavuş kardeşimiz vardı. JAK ekibiyle birlikte güvenli şekilde çıkarttık" diye konuştu.



"6. günde artık kimse sağ çıkmaz dediğim yerde Nehir çıktı, hiçbir yarası yoktu"


UMKE Gönüllüsü Acil Tıp Teknisyeni Tuğba Özdemir ise, Kahramanmaraş’tan ayrılmadan 6. gündeki son vakalarında arabanın yanına düşen 3 kişilik bir aileyi kurtardıklarını anlatarak, şu ifadelere yer verdi:


"11 yaşında kızları ile anne ve babası yüksekten bir arabanın yanına düşmüşler, yaşam alanı oluşmuş. İlk önce kızı çıkarttık, adı Nehir’di. Bu vakayı hiç unutamıyorum. 6. günde artık kimse sağ çıkmaz dediğim yerde Nehir çıktı. Hiçbir yarası yoktu ve Nehir o kadar bilinçli ve sağlıklıydı ki artık biz çok heyecanlıydık, afallıyorduk, o bizi sakinleştiriyordu. ’Tamam abla sakin olun. Ben sizin hepinize çok teşekkür ediyorum. Hepinizi öpmek istiyorum’ falan diyordu. O bize daha çok cesaret verdi. Ben Nehir’i unutamam."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Oltu Cağ kebabı TasteAtlas listesinde Türkiye ikincisi oldu Erzurum’un coğrafi işaretli lezzeti Oltu cağ kebabı, gastronomi dünyasının en popüler platformlarından biri olan TasteAtlas’ın "Dünyanın En İyi 100 Türk Yemeği" listesinde ikinci sırada yer aldı. Kalamar tavanın ardından ikinci sıraya yerleşen Oltu cağ kebabı, Türkiye’nin en iyi et yemekleri arasında da zirvede gösterildi. Dünyaca ünlü gastronomi platformu TasteAtlas, 2026 yılı için hazırladığı "Dünyanın En İyi 100 Türk Yemeği" listesini yayımladı. Türk mutfağının dünya çapındaki lezzetlerini sıralayan listede, Erzurum’un tescilli ürünü Oltu cağ kebabı ikinci sırada kendine yer buldu. Oltu ilçesiyle özdeşleşen ve coğrafi işaret tesciline sahip olan cağ kebabı, yatay şekilde pişirilmesiyle diğer kebap çeşitlerinden ayrılıyor. Özellikle kuzu etinin omuz ve but kısımlarından hazırlanan kebap, odun ateşinde ağır ağır pişirilerek servis ediliyor. İnce dilimler halinde kesilen etler, cağ şişleriyle sıcak şekilde sunuluyor. "Cağ kebabının ikinci sırada yer alması gurur verici" Erzurum’da işletmecilik yapan Cabbar Erdoğan, cağ kebabının Türkiye genelinde ikinci sırada yer almasının gurur verici olduğunu belirterek, "Cağ Kebap tabii ki şu an Türkiye genelinde ikinci sıraya yerleşmiş. Biz bunu birinci olması için elimizden gelen bütün gayretlerle birinci sıraya yerleştirmeyi planlıyoruz. Cağ Kebap’ı biliyorsunuz kuzudan yapılıyor. Kuzumun belli bölgelerinden yapılıyor. Özellikle bunu sinirleri alınarak. Bir gün önceden salamura yapıp, odun ateşinde ocağımızda pişirip misafirlerimize ikram ediyoruz. Erzurum’da gastronomi de tabii ki çok iyi durumda. Cağ kebabı ile olsun, kadayıf dolması ile olsun, paça çorbası ile olsun. Diğer tabii birçok sayacağımız lor dolması, bunların birçok ürünümüz var. Bu şekilde ilerliyoruz inşallah. Günlük tüketimimiz 250-300 kilo civarında. Tabii bu zaman zaman mevsimsel olarak artıyor, düşüyor da. Ama ortalama 250-300 civarı diyebiliriz. Yerel müşterimiz de var. Ama yurt dışından olsun, Türkiye genelinden olsun her yerden müşterimiz geliyor" diye konuştu. "Dedemi cağ kebap yemeden göndermedim" Ailesiyle birlikte cağ kebabı yemeye gelen Bilal Asaf Yılmaz ise, "Buraya ailemle geldim. Dedem, annem, babam, ben geldik. Cağ kebap çok güzel. Dedem Marmara Bölgesi’ne gidecek. Ona cağ kebap yedirmeden göndermedim" dedi. "Torunum ‘Cağ kebabı yedirmeden göndermem’ dedi" Torununun isteğiyle cağ kebabı yemeye geldiğini ifade eden Tekin Gülcü de, "Aslen Erzurumluyum. Ama Bilecik Bozüyük’te ikamet etmekteyim. Buraya akraba ziyaretine geldik. Torunum ‘Burada sana Erzurum’un yöresel cağ kebabını yedirmeden göndermem! dedi. Onun isteğiyle buraya geldik. Erzurum cağ kebabı bizim için olmazsa olmazlarımızdandır. Çok güzel. Yani damak tadımız, ne yersek yiyelim damak tadımızı cağ kebabından başkası tutmuyor. Kuzu etinden özel yapılır. Yapanlara, emeği geçenlere, becerenlere teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
Denizli Denizli’nin asırlık mirası Dolapçı güvercinleri güzellikleriyle büyüledi Denizli’nin asırlık mirası Dolapçı güvercinleri, 2026 Irk Güzelliği Yarışması’nda podyuma çıktı. Safkan özellikleri, renk simetrileri ve estetik duruşlarıyla yarışan güvercinler, kültürel mirasın yaşatılmasına yönelik önemli bir buluşmada bir araya geldi. Tarihi 1254 yılına dayanan Akhan Kervansarayının girişindeki taş oymalara motif olmuş, Denizli’nin asırlık kültürel mirası "Dolapçı" güvercinleri, bugün düzenlenen görkemli bir organizasyonla podyuma çıktı. Gökyüzündeki dolap adı verilen dönüşleriyle bilinen ve genetik saflığıyla dünyanın pek çok soylu güvercin ırkına kaynaklık eden Dolapçı ırkı, bu yılki Irk Güzelliği Yarışması’nda yine büyük bir heyecana sahne oldu. Tarihi ve genetik kökleri koruma bilinciyle hareket eden Denizlili yetiştiriciler, dostluk ve kardeşlik ortamında gerçekleşen yarışmada, yöremize has bu nadide ırkın en kusursuz örneklerini sergilediler. Avrupa ırklarının atası Denizli’de boy gösterdi Dolapçı güvercini, yalnızca fiziki güzelliğiyle değil, dünya güvercin literatüründeki tarihi misyonuyla da dikkat çekiyor. Yarışmada sergilenen güvercinlerde aranan "Enseli", "Altınbaş" ve "Şeberi" gibi çok özel renk desenleri, bugün Balkanlar’da ve Avrupa’nın çeşitli bölgelerin yerli fonetiğe uyarlanarak (örneğin "Enseliya", "Altanbash") hala kullanılmaktadır. Sırp yazar Bora Vasiç’in eserlerinde de bahsettiği üzere; bugün Avrupa’da "Yüksek Uçucu" veya "Makaracı" olarak bilinen dünyaca ünlü ırkların atalarının Anadolu’dan gittiğinin en büyük canlı delili, yarışmada podyuma çıkan bu kuşlardır. 8 uzman hakemden sıkı denetim Dr. Hayri Ün, Numan Bilgihan, İbrahim Demir, Ahmet Mıhçılar, Şükrü Akay, Zafer Özçelik, Eren Tavşan ve İskender Damgacı’dan oluşan uzman hakem heyeti, yarışmaya katılan kuşları büyük bir titizlikle değerlendirdi.Bir güvercinin "Safkan Dolapçı" kabul edilebilmesi için çok katı standartlar uygulandı. Özellikle kuyruk üstü yağ bezesinin olmaması, kuyruk telek sayısının tam 14-16 arasında olması, paça tüylerinin bulunmaması ve göz renklerinin kırmızıya dönük olmaması gibi ırkı diğer benzerlerinden ayıran en kesin çizgiler dikkate alındı. Ayrıca vücut iriliği, bel genişliği, bacak formu, kanat-kuyruk oranı, baş yapısı, renk simetrisi ve genel duruş özellikleri notlandırıldı. Tüy eksiği (yoluk, makaslı) olan veya sağlık durumu elverişli olmayan kuşlar yarışmaya dahil edilmedi. Üç farklı renk grubunda kıyasıya mücadele Dişiler ve erkekler kategorilerinde ayrı ayrı podyuma çıkan Dolapçılar; Düzler (beyaz, siyah, kırmızı, mor, sarı, gök, gümüş), Parçalılar (yamalı, enseli, yangap, şeberi, cihanyelli) ve Çil renkliler (karaçil, gökçil, morçil, gümüşçil, altınbaş) olmak üzere üç ana grupta yarıştı. Özellikle boyun, ense ve omuz aralarındaki renklerin simetrisi (muska yamalı, kara enseli vb.) görsel bir şölen sundu. Titiz değerlendirmeler sonucunda 2026 yılı Dolapçı Irk Güzelliği Yarışmasında dereceye giren usta yetiştiriciler ve güvercinler ödüllendirildi. Organizasyon komitesi adına konuşan Dr. Hayri Ün, "Yarışmaya katılan tüm katılımcılara genetik mirasa sahip çıkma konusundaki hassasiyetlerinden ötürü özel olarak teşekkür etti. Akhan Kervansarayı’nın taş duvarlarından bugünün gökyüzüne süzülen bu tarihi mirasın, doğru ellerde ve bilimsel kriterler ışığında korunmaya devam edeceği bir kez daha kanıtlanmış oldu. Tüm yetiştiricilerimizin emeklerine sağlık" dedi.
Aydın Kurban alışverişinde ‘küpe’ uyarısı Aydın Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri, Kurban Bayramı öncesinde hayvan hastalıklarının önlenmesi amacıyla yol denetimlerini artırdı. Yetkililer, vatandaşlara küpesiz ve pasaportsuz kurbanlık almamaları uyarısında bulunarak, hayvan bilgilerinin ’Tarım Cebimde’ uygulamasından sorgulanabileceğini hatırlattı. Aydın’da Kurban Bayramı öncesinde hayvan hareketliliğinin artmasıyla birlikte denetimler sıklaştırıldı. Aydın Tarım ve Orman İl Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda, İl ve İlçe Müdürlükleri Hayvan Sağlığı personelleri güvenlik güçleriyle birlikte yol kontrol uygulamalarını aralıksız sürdürüyor. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, bulaşıcı hayvan hastalıklarının önlenmesi ve kontrollü hayvan hareketlerinin sağlanması amacıyla özellikle geçici kurban satış yerleri ile hayvan pazarlarında oluşabilecek yoğunluk dikkate alınarak denetimlerin artırıldığı belirtildi. Ekiplerin, hayvan ve hayvansal ürün nakli yapan araçları titizlikle kontrol ettiği ifade edildi. Denetimlerde, iller arası hayvan nakillerinde veteriner sağlık raporu, il içi sığır ve manda nakillerinde pasaport, koyun ve keçiler için ise nakil belgesi ya da beyannamesi bulundurulmasının zorunlu olduğu hatırlatıldı. Vatandaşlar uyarıldı Vatandaşlara da uyarılarda bulunan yetkililer, kurbanlıkların yalnızca izin verilen satış noktalarından alınması gerektiğini belirterek, küpesiz ve pasaportsuz hayvanların satın alınmaması çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca vatandaşların ’Tarım Cebimde’ uygulaması üzerinden küpe numarasıyla hayvan bilgilerini sorgulayabileceği kaydedildi. Yetkililer, küpesiz ve belgesiz hayvan alım-satımının hem salgın hastalık riskini artırabileceğini hem de cezai yaptırımlara neden olabileceğini vurguladı.