EĞİTİM - 16 Mart 2021 Salı 18:08

Ordu Üniversitesi 15 yaşında

A
A
A
Ordu Üniversitesi 15 yaşında

17 Mart 2006 tarihinde dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in gayretleriyle eğitim öğretim faaliyetlerine başlayan Ordu Üniversitesi 3 enstitü, 12 fakülte, 2 yüksekokul ve 10 meslek yüksekokulunda bin 500’ü aşan akademik ve idari personeli, lisansüstü, lisans ve ön lisansta 20 bine yaklaşan öğrencisi ile nitelikli gelişimini sürdürüyor.

17 Mart 2006 tarihinde dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in gayretleriyle eğitim öğretim faaliyetlerine başlayan Ordu Üniversitesi 3 enstitü, 12 fakülte, 2 yüksekokul ve 10 meslek yüksekokulunda bin 500’ü aşan akademik ve idari personeli, lisansüstü, lisans ve ön lisansta 20 bine yaklaşan öğrencisi ile nitelikli gelişimini sürdürüyor.


Akademik ve fiziki gelişimi ile birlikte öğrenci sayısını da her geçen yıl artırmaya devam eden Ordu Üniversitesi ülke kalkınması ve gelişimine katkı sağlayacak, ulusal ve uluslararası platformlarda söz sahibi olacak bilim ve iş insanları yetiştirmeye yönelik açılan ön lisans ve lisans programlarında 2020 yılı Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarına göre 99’luk kontenjan doluluk oranına ulaştı.


Bununla birlikte öğrenci memnuniyetinde de yükselişini sürdüren Ordu Üniversitesi, Türkiye Üniversite Memnuniyet Araştırması (TÜMA) 2020 raporunun sonuçlarına göre lisans öğrencilerinin Devlet Üniversitelerinin Genel Memnuniyet Sıralaması’nda 125 devlet üniversitesi arasında 29’uncu sırada yer aldı.



Nitelikli akademik kadro


Üstün ve kaliteli akademik niteliklere sahip, öğrencilerin her an ulaşıp sorularına cevap alabileceği seçkin öğretim elemanlarına sahip olan Ordu Üniversitesi, nitelikli insan gücü yetiştirmek misyonuyla hareket ederek öğrencilerini özel derslik ve amfileri, uygulamalı eğitime yönelik laboratuvar ve ekipmanlarıyla; öğretim üyeleriyle yakın etkileşim içinde, özgür ve sorgulayan bireyler olarak yetiştirmeye ve öğrencilerinin üstün bireysel ve mesleki bilgiyle donanmış, özgüveni yerinde, sorumluluk duygusuna sahip sağlıklı bireyler olarak gelişmelerine katkı sağlıyor.


Ulusal ve uluslararası alanda birçok araştırma ve projeye imza atarak bölgesine ve ülkesine hizmet eden akademik kadroya sahip olan Ordu Üniversitesi ulusal ve uluslararası değerlendirme kuruluşları tarafından gerçekleştirilen araştırma sonuçlarına göre nitelikli bilimsel gelişimini sürdürüyor.


Bu kapsamda üniversitelerin kendi akademik performanslarını diğer üniversitelerle karşılaştırabilmesine ve üniversitelerin belirlenen kriterlere göre gelişmeye açık yanlarını fark etmelerine yardımcı olan URAP 2020-2021 sonuçlarına göre Ordu Üniversitesi Türkiye’deki 166 üniversite arasında 83’üncü, 110 devlet üniversitesi arasında 70’inci, 2000 yılından sonra kurulan 95 üniversite içerisinde ise 25’inci sırada yerini aldı.



Bilimsel projeler arttı


Akademik birimlerin ihtiyaçları doğrultusunda gerekli alanlarda yeni laboratuvarlar kurarak ve mevcut laboratuvarların da donanımlarını artırarak araştırma faaliyetlerine aralıksız devam eden Üniversitemiz, kurulduğu yıl 13 olan laboratuvar sayısını 152’ye yükselterek eğitim öğretim faaliyetlerini çağdaş eğitimin gerektirdiği her türlü imkana sahip mekanlarda sürdürebilmek için bilimsel çalışmalarına devam ediyor.


Bununla birlikte akademisyenlere özellikle bilimsel araştırma ve tez projeleri için mali destek sağlayarak üniversitenin akademik başarısının yükseltilmesine katkı sağlamak olan Bilimsel Araştırmalar Projeleri biriminde kurulduğu 2012 yılından bu zamana 2 binin üzerinde araştırma, tez, alt yapı, bilimsel etkinlik projeleri gerçekleştirilmiştir.



Şehir Hastanesi, ODÜ arazisine yapılıyor


Ordu’nun ve Karadeniz Bölgesi’nin sağlık alanında önemli bir adresi olma niteliği taşıyan Ordu Üniversitesi hastaneleri, sunduğu sağlık hizmetleri ile hasta ihtiyaçlarına cevap vermeye devam ediyor. Bu kapsamda Ordu halkının sağlık sorunlarının çözülmesi adına şehrin ihtiyaç duyduğu hastanenin yapılabilmesi için Üniversitemize ait 208 dönümlük bir arazinin tahsisi gerçekleştirildi. Sağlık Bakanlığı tarafından yapımına başlanan hastane arazisi üzerinde 592’si tek, toplam 900 yataklı ve 278 bin 370 metrekare hizmet binası, 16 bin metrekarelik ek hizmet binası ile toplamda 300 bin metrekare kapalı alana sahip hastane yapılacak. Bununla birlikte gerçekleştirilen 42 dönümlük ek yer tahsisi ile şehir hastanesinin yanına Tıp Fakültesi öğretim elemanları ve öğrencileri için derslik, laboratuvar ve çalışma odalarının bulunacağı kapalı alanı 22 bin 300 metrekare olan morfoloji binası inşa edilecek.



“Tercih edilen bir üniversiteyiz”


Ordu Üniversitesinin kurulduğu günden bugüne gerek akademik gerekse fiziki gelişimi ile ön plana çıktığını ifade eden Rektör Prof. Dr. Ali Akdoğan, ODÜ’nün 15 yıllık kısa geçmişine rağmen ulusal ve uluslararası alanda tercih edilen bir üniversite haline geldiğini söyledi.


Akdoğan, şöyle devam etti: “Üniversitelerin yalnızca bir eğitim ve öğretim merkezi olmalarının dışında bulunduğu bölgeye ve ulusal kalkınmaya sunacağı katkının bilinciyle kendisine bir yol haritası çizen Üniversitemiz bölgesinde, ülkesinde ve dünyada marka bir üniversite olabilmek için yeni ve özgün fikirler ortaya koyarak şehir ve üniversitenin ortak yararına projeler ve iş birlikleri oluşturmaktadır. Kurumsal hedefimiz bilgiye dayalı sistemlerle donatılmış bir toplum oluşturmanın mücadelesini vererek hem bilimsel çalışmalarımızın niteliğini ve çeşitliğini artırmak hem de eğitim öğretim faaliyetlerimizin kalitesini her dönem yükselterek gençlerimizi bilimin ışığında geleceğe hazırlamak, bu bağlamda ülke kalkınmasına katkı sağlamayı sürdürmektir. Üniversitemiz bundan sonraki süreçte de akıl, bilim ve toplum odaklı modern bir ilerleyişi temel alarak nitelikli çalışmalarına devam edecektir. Bu düşüncelerle kuruluşundan günümüze kadar Üniversitemizin gelişmesine katkıda bulunan bütün yöneticilerimize, bürokratlarımıza, akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimize teşekkürlerimi sunuyor, Üniversitemizin 15’inci kuruluş yıl dönümünü kutluyorum.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Oltu Cağ kebabı TasteAtlas listesinde Türkiye ikincisi oldu Erzurum’un coğrafi işaretli lezzeti Oltu cağ kebabı, gastronomi dünyasının en popüler platformlarından biri olan TasteAtlas’ın "Dünyanın En İyi 100 Türk Yemeği" listesinde ikinci sırada yer aldı. Kalamar tavanın ardından ikinci sıraya yerleşen Oltu cağ kebabı, Türkiye’nin en iyi et yemekleri arasında da zirvede gösterildi. Dünyaca ünlü gastronomi platformu TasteAtlas, 2026 yılı için hazırladığı "Dünyanın En İyi 100 Türk Yemeği" listesini yayımladı. Türk mutfağının dünya çapındaki lezzetlerini sıralayan listede, Erzurum’un tescilli ürünü Oltu cağ kebabı ikinci sırada kendine yer buldu. Oltu ilçesiyle özdeşleşen ve coğrafi işaret tesciline sahip olan cağ kebabı, yatay şekilde pişirilmesiyle diğer kebap çeşitlerinden ayrılıyor. Özellikle kuzu etinin omuz ve but kısımlarından hazırlanan kebap, odun ateşinde ağır ağır pişirilerek servis ediliyor. İnce dilimler halinde kesilen etler, cağ şişleriyle sıcak şekilde sunuluyor. "Cağ kebabının ikinci sırada yer alması gurur verici" Erzurum’da işletmecilik yapan Cabbar Erdoğan, cağ kebabının Türkiye genelinde ikinci sırada yer almasının gurur verici olduğunu belirterek, "Cağ Kebap tabii ki şu an Türkiye genelinde ikinci sıraya yerleşmiş. Biz bunu birinci olması için elimizden gelen bütün gayretlerle birinci sıraya yerleştirmeyi planlıyoruz. Cağ Kebap’ı biliyorsunuz kuzudan yapılıyor. Kuzumun belli bölgelerinden yapılıyor. Özellikle bunu sinirleri alınarak. Bir gün önceden salamura yapıp, odun ateşinde ocağımızda pişirip misafirlerimize ikram ediyoruz. Erzurum’da gastronomi de tabii ki çok iyi durumda. Cağ kebabı ile olsun, kadayıf dolması ile olsun, paça çorbası ile olsun. Diğer tabii birçok sayacağımız lor dolması, bunların birçok ürünümüz var. Bu şekilde ilerliyoruz inşallah. Günlük tüketimimiz 250-300 kilo civarında. Tabii bu zaman zaman mevsimsel olarak artıyor, düşüyor da. Ama ortalama 250-300 civarı diyebiliriz. Yerel müşterimiz de var. Ama yurt dışından olsun, Türkiye genelinden olsun her yerden müşterimiz geliyor" diye konuştu. "Dedemi cağ kebap yemeden göndermedim" Ailesiyle birlikte cağ kebabı yemeye gelen Bilal Asaf Yılmaz ise, "Buraya ailemle geldim. Dedem, annem, babam, ben geldik. Cağ kebap çok güzel. Dedem Marmara Bölgesi’ne gidecek. Ona cağ kebap yedirmeden göndermedim" dedi. "Torunum ‘Cağ kebabı yedirmeden göndermem’ dedi" Torununun isteğiyle cağ kebabı yemeye geldiğini ifade eden Tekin Gülcü de, "Aslen Erzurumluyum. Ama Bilecik Bozüyük’te ikamet etmekteyim. Buraya akraba ziyaretine geldik. Torunum ‘Burada sana Erzurum’un yöresel cağ kebabını yedirmeden göndermem! dedi. Onun isteğiyle buraya geldik. Erzurum cağ kebabı bizim için olmazsa olmazlarımızdandır. Çok güzel. Yani damak tadımız, ne yersek yiyelim damak tadımızı cağ kebabından başkası tutmuyor. Kuzu etinden özel yapılır. Yapanlara, emeği geçenlere, becerenlere teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
Denizli Denizli’nin asırlık mirası Dolapçı güvercinleri güzellikleriyle büyüledi Denizli’nin asırlık mirası Dolapçı güvercinleri, 2026 Irk Güzelliği Yarışması’nda podyuma çıktı. Safkan özellikleri, renk simetrileri ve estetik duruşlarıyla yarışan güvercinler, kültürel mirasın yaşatılmasına yönelik önemli bir buluşmada bir araya geldi. Tarihi 1254 yılına dayanan Akhan Kervansarayının girişindeki taş oymalara motif olmuş, Denizli’nin asırlık kültürel mirası "Dolapçı" güvercinleri, bugün düzenlenen görkemli bir organizasyonla podyuma çıktı. Gökyüzündeki dolap adı verilen dönüşleriyle bilinen ve genetik saflığıyla dünyanın pek çok soylu güvercin ırkına kaynaklık eden Dolapçı ırkı, bu yılki Irk Güzelliği Yarışması’nda yine büyük bir heyecana sahne oldu. Tarihi ve genetik kökleri koruma bilinciyle hareket eden Denizlili yetiştiriciler, dostluk ve kardeşlik ortamında gerçekleşen yarışmada, yöremize has bu nadide ırkın en kusursuz örneklerini sergilediler. Avrupa ırklarının atası Denizli’de boy gösterdi Dolapçı güvercini, yalnızca fiziki güzelliğiyle değil, dünya güvercin literatüründeki tarihi misyonuyla da dikkat çekiyor. Yarışmada sergilenen güvercinlerde aranan "Enseli", "Altınbaş" ve "Şeberi" gibi çok özel renk desenleri, bugün Balkanlar’da ve Avrupa’nın çeşitli bölgelerin yerli fonetiğe uyarlanarak (örneğin "Enseliya", "Altanbash") hala kullanılmaktadır. Sırp yazar Bora Vasiç’in eserlerinde de bahsettiği üzere; bugün Avrupa’da "Yüksek Uçucu" veya "Makaracı" olarak bilinen dünyaca ünlü ırkların atalarının Anadolu’dan gittiğinin en büyük canlı delili, yarışmada podyuma çıkan bu kuşlardır. 8 uzman hakemden sıkı denetim Dr. Hayri Ün, Numan Bilgihan, İbrahim Demir, Ahmet Mıhçılar, Şükrü Akay, Zafer Özçelik, Eren Tavşan ve İskender Damgacı’dan oluşan uzman hakem heyeti, yarışmaya katılan kuşları büyük bir titizlikle değerlendirdi.Bir güvercinin "Safkan Dolapçı" kabul edilebilmesi için çok katı standartlar uygulandı. Özellikle kuyruk üstü yağ bezesinin olmaması, kuyruk telek sayısının tam 14-16 arasında olması, paça tüylerinin bulunmaması ve göz renklerinin kırmızıya dönük olmaması gibi ırkı diğer benzerlerinden ayıran en kesin çizgiler dikkate alındı. Ayrıca vücut iriliği, bel genişliği, bacak formu, kanat-kuyruk oranı, baş yapısı, renk simetrisi ve genel duruş özellikleri notlandırıldı. Tüy eksiği (yoluk, makaslı) olan veya sağlık durumu elverişli olmayan kuşlar yarışmaya dahil edilmedi. Üç farklı renk grubunda kıyasıya mücadele Dişiler ve erkekler kategorilerinde ayrı ayrı podyuma çıkan Dolapçılar; Düzler (beyaz, siyah, kırmızı, mor, sarı, gök, gümüş), Parçalılar (yamalı, enseli, yangap, şeberi, cihanyelli) ve Çil renkliler (karaçil, gökçil, morçil, gümüşçil, altınbaş) olmak üzere üç ana grupta yarıştı. Özellikle boyun, ense ve omuz aralarındaki renklerin simetrisi (muska yamalı, kara enseli vb.) görsel bir şölen sundu. Titiz değerlendirmeler sonucunda 2026 yılı Dolapçı Irk Güzelliği Yarışmasında dereceye giren usta yetiştiriciler ve güvercinler ödüllendirildi. Organizasyon komitesi adına konuşan Dr. Hayri Ün, "Yarışmaya katılan tüm katılımcılara genetik mirasa sahip çıkma konusundaki hassasiyetlerinden ötürü özel olarak teşekkür etti. Akhan Kervansarayı’nın taş duvarlarından bugünün gökyüzüne süzülen bu tarihi mirasın, doğru ellerde ve bilimsel kriterler ışığında korunmaya devam edeceği bir kez daha kanıtlanmış oldu. Tüm yetiştiricilerimizin emeklerine sağlık" dedi.
Aydın Kurban alışverişinde ‘küpe’ uyarısı Aydın Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri, Kurban Bayramı öncesinde hayvan hastalıklarının önlenmesi amacıyla yol denetimlerini artırdı. Yetkililer, vatandaşlara küpesiz ve pasaportsuz kurbanlık almamaları uyarısında bulunarak, hayvan bilgilerinin ’Tarım Cebimde’ uygulamasından sorgulanabileceğini hatırlattı. Aydın’da Kurban Bayramı öncesinde hayvan hareketliliğinin artmasıyla birlikte denetimler sıklaştırıldı. Aydın Tarım ve Orman İl Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda, İl ve İlçe Müdürlükleri Hayvan Sağlığı personelleri güvenlik güçleriyle birlikte yol kontrol uygulamalarını aralıksız sürdürüyor. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, bulaşıcı hayvan hastalıklarının önlenmesi ve kontrollü hayvan hareketlerinin sağlanması amacıyla özellikle geçici kurban satış yerleri ile hayvan pazarlarında oluşabilecek yoğunluk dikkate alınarak denetimlerin artırıldığı belirtildi. Ekiplerin, hayvan ve hayvansal ürün nakli yapan araçları titizlikle kontrol ettiği ifade edildi. Denetimlerde, iller arası hayvan nakillerinde veteriner sağlık raporu, il içi sığır ve manda nakillerinde pasaport, koyun ve keçiler için ise nakil belgesi ya da beyannamesi bulundurulmasının zorunlu olduğu hatırlatıldı. Vatandaşlar uyarıldı Vatandaşlara da uyarılarda bulunan yetkililer, kurbanlıkların yalnızca izin verilen satış noktalarından alınması gerektiğini belirterek, küpesiz ve pasaportsuz hayvanların satın alınmaması çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca vatandaşların ’Tarım Cebimde’ uygulaması üzerinden küpe numarasıyla hayvan bilgilerini sorgulayabileceği kaydedildi. Yetkililer, küpesiz ve belgesiz hayvan alım-satımının hem salgın hastalık riskini artırabileceğini hem de cezai yaptırımlara neden olabileceğini vurguladı.