SAĞLIK - 06 Mayıs 2021 Perşembe 10:36

Türkiye’nin yüzde 3’ü ‘çöp biriktirme’ hastası

A
A
A
Türkiye’nin yüzde 3’ü ‘çöp biriktirme’ hastası

Son dönemlerde gündeme gelen bir hastalık olan ‘çöp biriktirme hastalığının (dizpozofobi) Türkiye’de nüfusun yüzde 3’ünde görüldüğü açıklandı.

Son dönemlerde gündeme gelen bir hastalık olan ‘çöp biriktirme hastalığının (dizpozofobi) Türkiye’de nüfusun yüzde 3’ünde görüldüğü açıklandı.


Psikolog İrem Naz Kırım, biriktirme hastalığı olan kişilerin ellerinde tuttukları eşyalarla bağ kurarak, güvenli ortam ihtiyaçlarını karşıladıkları ve kişisel olarak yaşadıkları olayları hatırlamalarını sağlayacak bağlantılar kurduklarının düşünüldüğünü belirterek, “Ayrıca anne veya babadan, eşten, sevgiliden, çok sevilen bir arkadaştan gelen hediyeyi ayrılma, koruma ve savunma içgüdüsüyle saklamak da biriktirme hastalığına neden olabilir” dedi.


Son dönemlerde dizi ve filmlerde işlenen popüler konular arasında yer alan, çoğu kişinin gizli tuttuğu bir hastalık olan ‘çöp biriktirme hastalığı’ (dizpozofobi), çocukluktan itibaren bazı eşyaların biriktirilmesi ile başlıyor. En sık orta yaş döneminden sonra görülen hastalıkla ilgili bilgiler paylaşan Medical Park Ordu Hastanesi’nden Psikolog İrem Naz Kırım, dispozofoni problemini başta psikolojik faktörlerin etkilediğini söyledi.


Dürtü bozuklukları, takıntılar, kişilik bozuklukları, travmalar, şiddete maruz kalma, kötü çocukluk dönemi, erken çocukluk dönemlerinde maruz kalınan aile tutumları, depresyon, çoklu kişilik bozukluğu, anksiyete, ayrılık anksiyetesi, terk edilme korkusu, sevilmeme hissi, değersizlik duygusu, hafıza problemleri ve dikkat eksikliği gibi nedenlerin de istifçiliğe neden olduğunu kaydeden Psikolog İrem Naz Kırım, “Çocukluk dönemlerinde çeşitli nedenlerden dolayı kıtlıklar, travmalar ve ciddi ekonomik sorunlar yaşamış olan insanlar, ilerleyen yaşlarda biriktirme hastalığına yakalanabilirler” diye konuştu.



Kâğıt, gazete ve plastik eşyaları biriktiriyorlar


Dispozofobi’nin halk arasında çöp biriktirme hastalığı ya da istifçilik olarak da adlandırılan ve dürtüler etkisiyle oluşan bir hastalık olduğunu söyleyen Psikolog İrem Naz Kırım, şu bilgileri verdi:


“Çöp Biriktirme Hastalığı; değersiz, sağlıksız, kullanılmayan tüm eşyaların biriktirilmesi ve atılamaması durumuna denir. Biriktirme hastalığında, toplanan ve bir türlü atılamayan eşyalarda düzensiz bir biriktirme ve tutarsız bir gruplandırma vardır. Bu yüzden koleksiyonculuktan çok farklıdır. Koleksiyoncular sadece bir ya da birkaç alanla alakalı eşyaları toplarlar. Üstelik toplanan eşyalarda bir düzen ve intizam vardır. Hobilerini belirli bir disiplinle yürütürler. Ayrıca tutumlu olmak ve bazı eşyaları ileride lazım olabilir düşüncesiyle saklamak da biriktirme hastalığı değildir. Dispozofobi hastaları her şeyi biriktirir ama en çok biriktirilen eşyalar; kâğıt, gazete, mektup, plastik eşyalar, ev araç gereçleri, torba ve giyim eşyalarıdır. Bu hastalık, genellikle çok gizli tutulduğundan kesin bir rakam vermek mümkün değildir, fakat kayıtlı hasta sayısına bakıldığında Türkiye’de nüfusun yüzde 3’ünde, dünya genelinde ise yüzde 6’sı oranında görülür. Ayrıca bu hastalarda kişilik bozuklukları da sık görülmektedir”



Eşyaları atılırsa aşırı tepki verirler


Dispozofobi hastalarının biriktirdikleri tüm eşyalara ayrı anlamlar yüklediklerini söyleyen Psikolog İrem Naz Kırım, şöyle devam etti:


“Dispozofobi problemi olanlar sorunlarının farkında olmadıkları için kendilerine müdahale edilmesine, evlerinin boşaltılmasına büyük tepkiler gösterebilirler. Eşyalarının atılmasına engel olabilir, bağırabilir ve sakladığı eşyasına zarar gelmesi ya da kaybolması durumunda büyük acılar çekebilirler. Kişinin psikolojik durumunda davranış bozuklukları, genel kaygı ve gerilim hali gözlemlenir. Kişi, kendini rahat hissedemez. En önemli sonuçlarından biri de biriktirilen maddeler nedeniyle ev ya da iş yerinin, yaşam alanı olmaktan çıkmasıdır. Tüm odalar tıka basa eşya ile dolu bir hal alır. Eşyaların biriktirilmesinde belirli bir düzen de olmadığı için, aynı eşyanın zaten var olduğu unutularak tekrar tekrar alınır. Biriktirme hastalığı olan kişilerde tüm eşyalar gerekliymiş gibi algılanır ve bir türlü atılamaz.”



Sevgisizlik biriktirme hastalığına yol açıyor


Biriktirme hastalığının hafıza ve dikkate dayalı problemlerle, sınıflandırma ve karar verme zorluklarıyla da ilişkisi olduğunu belirten Psikolog İrem Naz Kırım, şunları belirtti:


“Bu noktada kişilerin ellerinde tuttukları eşyalarla bağ kurarak, güvenli ortam ihtiyaçlarını karşıladıkları ve kişisel olarak yaşadıkları olayları hatırlamalarını sağlayacak bağlantılar kurdukları düşünülüyor. Ayrıca anne ve babadan, eşten, sevgiliden, çok sevilen bir arkadaştan hediye gelen bir eşya ayrılma, koruma ve savunma içgüdüsü ile biriktirme hastalığını oluşturabilir. Dolayısıyla duygusal yoksunluklar, reddedilme, aldatılma, sevgi ve şefkat ihtiyaçlarının yeterli düzeyde karşılanamaması, eşyalara ya da hayvanlara aşırı ilgiye sebep olabilmektedir. Evinde ya da iş yerinde çok sayıda hayvan beslemek ve bunların hiçbirini başkasına verememek de, hastalık düzeyinde olmasa bile bir çeşit biriktirme alışkanlığıdır.”



İnternetten gereksiz alışveriş yaparlar


Biriktirme hastalığına yakalanan bazı kişilerin neredeyse tüm vakitlerini internetteki alışveriş sitelerini gezerek geçirdiklerinin altını çizen Psikolog İrem Naz Kırım, “Dispozofobi problemi olan kişiler gerekli gereksiz, ihtiyacı olsun olmasın, ne olursa sipariş verirler. ‘Bu da lazım olabilir’, ‘Şu da işime yarabilir’ düşüncesiyle, belki de hiçbir zaman gerekli olmayacak birçok eşyayı internetten satın alırlar. Bu kişiler, alışveriş sırasında kredi kartlarının limitini aşabilir, fakat bu durum pek umurlarında olmaz” şeklinde konuştu.



Değişmesi için zorlamayın, destek olun


İstifleme davranışı gösteren kişinin yakın çevresiyle problemler yaşamaya başladığını söyleyen Psikolog İrem Naz Kırım, bu tür kişilere yeterli zaman tanınması gerektiğini belirterek şu görüşlere yer verdi:


“En büyük sorunlardan biri, istiflemenin ev ya da iş ortamını paylaşan kişiler için yaşam alanlarını olabildiğince kısıtlaması ve hijyenik açıdan etkilemesidir. Bu noktada istifçi kişinin yakın çevresindekilerin tutumları, problemin gidişatı açısından büyük önem taşır. Öncelikle yakın çevrede bulunan kişilerin istiflemenin bir psikolojik problem olduğunu kabul etmesi ve kişiyi anlamaya çalışmaları gereklidir. Yakınlarının duruma karşı olan duygularını yönetme becerisi edinmeleri de önemlidir. İstifleme durumunun temelinde duygusal problemlerin olduğunu kabul ederek problemi yaşayan kişiye sevgi ve şefkat gösterilmesi, kaygıyı azaltıcı davranışlardan biridir. Burada en önemli faktörlerden biri de istifçiyi değişmeye zorlamamak ve durumun düzelmesi için kişiye yeterli zamanı tanıyarak destek olmaktır.”



Kendileri hastalığın farkında değillerdir


Biriktirme durumu, kişinin kendisinin veya çevresindekilerin günlük hayatını etkilemeye başladıysa tedavi için adım atılması gerektiğini söyleyen Psikolog İrem Naz Kırım, şu önerilerde bulundu:


“Takıntılı hastalıkların yüzde 15’inde biriktirme hastalığı görülmektedir. Aslında biriktirme hastalığı da bir obsesif kompulsif kişilik bozukluğu (OKB) durumudur ve işin merkezinde dürtü kontrol bozukluğu vardır. Biriktirme hastalığıyla ilgili vakalarda hastalar genellikle kendi istekleri ile tedaviye başvurmazlar. Çünkü bunun bir rahatsızlık olduğunu fark edebilecek içgörüye sahip değillerdir. Biriktirme hastalığı olanlarda antidepresan ilaçların yanı sıra bilişsel davranışçı terapiler, kısmen de olsa içgörünün ve farkındalığın geliştirilmesi fayda sağlayabilir.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gençlere: "Kifayetsizlere asla prim vermeyin" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli’de gençlere hitap ederek, "Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gençlik Kolları tarafından Turka Kocaeli Stadyumu’nda onbinlerce gencin katılımıyla düzenlenen "Bir Gençlik Şöleni"ne katıldı. Burada gençleri selamlayan Erdoğan, "Böylesine coşkulu, heyecanlı, maşallah her yönüyle dolu dolu bir gençlik şöleninde sizlerle beraber olmanın memnuniyeti içindeyim. Öncelikle şölenimizin düzenlenmesinde emeği geçen AK Parti Gençlik Kollarımızı, Yusuf İbiş kardeşimi ve ekibini yürekten tebrik ediyorum. Kocaelispor’un evinde gerçekleştirdiğimiz bu güzel buluşmaya katkı veren tüm yol ve dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Türkiye’nin dört yanından şölenimize renk katan gençlerimizle birlikte, dost ve kardeş ülkelerimizin gençlik teşkilatlarından programımıza katılan tüm misafirlerimize hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum" dedi. "Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor" Gençlerin Türkiye’nin aydınlık yüzü, yüz akı, gözbebeği ve Türkiye Yüzyılı’nın mimarı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Avrupa’da, Amerika’da, Asya ve Afrika’da, yeryüzünün dört bir ucunda bayrağımızı gururla dalgalandıran, başarılarıyla yurt dışındaki millet varlığımızın en parlak sembolü olan Türk diasporasının genç mensuplarına muhabbetlerimi gönderiyorum. Gönül ve kültür coğrafyamızı nakış nakış işleyen, duası, desteği, kalbi bizimle olan tüm genç kardeşlerimize buradan selamlarımı iletiyorum. Şehirleri, ülkeleri, kıtaları aşan, sevgi ve muhabbete, dostluk ve kardeşlikte sınır tanımayan, bugün burada olduğu gibi, stadyumlardan taşan şu coşkunuz, şu eşsiz birlik ve beraberlik tablosu için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Bugün güzel atmosferde, umudun, sevginin, aydınlığın, geleceğin sembolü olan siz gençlerimizle birlikte olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor. Milletçe medeniyetimizin nabzı burada atıyor. Hayalini kurduğumuz büyük ve güçlü Türkiye’nin şafağı işte burada atıyor" diye konuştu. "Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sevgili genç kardeşlerim, Sezai Karakoç ’diriliş nesli’ derken sizleri işaret ediyordu. Nurettin Topçu, ’hareket nesli’ derken sizleri kast ediyordu. Üstad Necip Fazıl, ’büyük doğu nesli’ derken sizlerden bahsediyordu. ’Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek, işte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek’ diyen merhum Mehmet Akif bu ülkenin siz genç yüreklerini müjdeliyordu. Teknofest kuşağının öncü neferleri olarak, rahmetli Nurettin Topçu hocamızın şu müjdesine bugün sizler nail oluyorsunuz. Ömerler ile Akiflerin tam ortasında duran Fatih’in ruhu hakikatte bizim vücudumuzda devam ediyor. Bu hissediyoruz. Fatih’i bir kılıçtan ibaret sananlar, bilsinler ki Fatih ölmüştür ama Fatih’in ruhununun ebedi hakimiyetine inanlara müjdeliyorum; Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır. İnanıyorum ki, Fatih’in ruhunu ihtiramla selamlayan, ecdatın emanetini gururla taşıyan gençler burada. Türkiye’yi aydınlık yarınlarıyla buluşturacak gençler burada. Milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürecek gençler burada. Rabbim sizleri kem gözlerden saklasın." "Uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" Karşısında, mazinin birikimini bugüne taşıyan, Türkiye’nin istikbalini var gücüyle omuzlayan kararlı bir gençlik gördüğünün altını çizen Erdoğan, "Şu an karşımda dünyaya yeni sözler söyleyen, dikkatleri üzerine çeken, hakkı ve hakikati seslendiren, ufuk sahibi gençlik görüyorum. Gazze’den Sudan’a, Somali’den Yemen’e, mazlumun, mağdurun gözü yaşlı kardeşlerinin hüzününü, kalbinin en derinlerinde hisseden merhametli bir gençlik hissediyorum. Şuan karşımda, deprem gecesi milletinin yardımına koşan, yangın bölgesinde sabahlayan, milletin derdiyle dertlenen gençlik görüyorum. Şuan karşımda vicdanlı bir gençlik, şuurlu bir gençlik, iman, idrak, basiret ve feraset sahibi gençlik görüyorum. Merhum Sezai Karakoç bu gençliği, yani sizleri yıllarca şu sözlerle bekledi; ’O çocuğu bekliyoruz. Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, diriltecek çocuğu. O çocuğu ki, görüntüye değil öze, dışa değil, içe baksın. Ön planı değil, arka planı görsün. Reklam ve propaganda edilenleri değil, edilmeyenleri bilsin. Bu çocuk elbet gelecek, insanlık, beklenmedik her vakitte olduğu gibi yeni bir atılım yapacak. Diriliş gerçekleşecek, kutlu şehitlerin ruhları uyanacak. Bursa’nın, İstanbul’un, Konya’nın, Diyarbakır’ın, Erzurum’un, Şam’ın, Bağdat’ın, Semarkant’ın, Mekke’nin, Medine’nin ve hepsiyle birlikte Kahire’nin, Kuala Lumpur’un, Bingazi’nin, İslamabad’ın ruhları dirilecek. Elinde bir meşale, o çocuğun ulaştığı her kent dirilişe erecek’ Bu şehirlerin mahşerinin önünde, soruyorum; kim durabilir? Şehirleri ayağa kaldıracak, yaralara merhem olacak, dirilişi şahlandıracak, uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" şeklinde konuştu. "Milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençliğin ’yüreğin bentlerini yıkıp atması’ olarak tanımlayarak, aynı zamanda gençliğin hayal, heyecan, dinamizm ve bir milletin lokomotifi olduğunu vurguladı. Toplumun enerjisini gençlerden aldığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Bireyden aileye, aileden millete, milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir. Asırların birikiminden süzülüp gelen değerler, kurumlar ve prensipler gençlerin eliyle geleceğe aktarılır. Tarihimize şöyle bir göz attığımızda bu hakikati çok net şekilde görebiliyoruz. Bu milletin sinesinde yetişen gençler, ne zaman elini taşın koymuşsa aile güçlenmiş, millet kenetlenmiş, devlet asıl misyonuna kavuşmuştur. Yalnızca İstanbul’u değil, kalpleri de fetheden Sultan Fatih’te işte bunu görürsünüz. Tuğrul Bey’de, Tarık Bin Ziyad’ta, Süleyman Şah’ta, Süleyman Gazi’de bu saf hakikati görürsünüz. En keskin dönemeçlerde, en zorlu mesuliyetleri yüklenerek istikbalin taşlarını döşeyen, istiklalin sancağını yücelten hep gençlerdir. Malazgirt’te, Çanakkale’de, Milli Mücadele’de, 15 Temmuz ihanetinin çelikten bir iradeyle püskürtülmesinde bu ruhu görürsünüz. Gençler güçlüyse, millette, devlet de güçlüdür. Gençler kendi aralarında gruplara bölünmüş, tuzaklara düşmüş, tahriklere kapılmış ve değerlerinden uzaklaşmışsa tarihimizin en sancılı dönemleri de o zaman yaşanmıştır." "O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz" "Bu ülkenin gençlerini kimi zaman sağcı-solcu diyerek, kimi zaman Kürt-Türk diyerek, kimi zaman Alevi-Sünni diyerek, kimi zamanda ilerici-gerici diyerek birebirlerine düşman ettiler. Anne-babaların elleri yüreklerinde, akşam olunca evlatlarının sağ salim eve dönebilmesi için pencere kenarlarında dua ettiği günler yaşadık" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Sadece başörtüsünden, sakalından, kılık kıyafetinden dolayı insanların eğitim ve çalışma hakkının elinden alındığı, istifaya zorlandığı, geleceğinin karartıldığı günler yaşadık. O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz. AK Parti olarak, ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren Türkiye’nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştık. Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu, ideolojik aidiyetin liyakatın önüne geçtiği günler artık geride kaldı. Zengin fakir, şehirli köylü, doğulu batılı ayırmadan bu ülkenin evlatları arasında fırsat eşitliğini tam manasıyla biz sağladık" dedi. "Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık" En büyük yatırımı gençlere yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Unutmayın gençler, önce seçilme yaşını 30’dan 25’e, ardından 18’e düşürerek gençlerimize duyduğumuz güveni çok net şekilde gösterdik. Türkiye’de siyaseti dar kadro siyaseti olmaktan çıkartarak, gençlerimizin eğitimde, bürokraside, sivil toplumda, kültür, sanat ve sporda önünü açtık. 23 yıldır hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime tahsis ettik. 2002’de yüksek öğretime ayrılan bütçe sadece 2,5 milyar liraydı, biz bunu 2026 itibariyle 651 milyar liraya çıkardık. Üniversite sayımızı 76’dan 208’e yükselttik. Yüksek öğrenim yurt sayımızı 190’dan 873’e, yatak kapasitemizi 182 binden 1 milyona ulaştırdık. Yıllar içerisinde, tüm burs miktarını, hem burs alan öğrenci sayısını artırdık, başvuran her üniversite öğrencimize burs veya kredi veriyoruz. 81 ilimizi gençlik ve spor tesisleriyle, bilim ve kültür merkezleriyle, spor salonları, futbol sahaları ve olimpik yüzme havuzlarıyla donattık. Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık. Bugün kendisini çok iyi yetiştirmiş, birkaç dil bilen, dünyayı tanıyan, sosyal zekası yüksek, deneyimli, donanımlı, yenilikçi ve aynı zamanda ahlaklı, imanlı bir neslin hamd olsun gümbür gümbür geldiğini görüyoruz" diye konuştu. "Sizi sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin" Tüm dünyanın imrenerek baktığı Türkiye’nin savunma sanayisinin, genç mühendislerin, yazılımcıların, teknisyenlerin ve TEKNOFEST kuşağının genç neferlerinin omuzunda yükseldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Genç bilim insanlarımız, öğrencilerimiz, sanatçılarımız dünya ölçeğinde ses getiren başarılara imza atıyor. Genç yeteneklerimiz uluslararası turnuvalarda, olimpiyatlarda madalyalara her gün yenilerini ekliyor. Tekvando milli takımımız, engelli sporcularımızla birlikte 22 madalya kazanarak Avrupa şampiyonu oldu. Milletimizin göğsünü kabartan tekvandocularımızı tebrik ediyorum. Kazakistan ziyaretimizde ülkemizi e-spor alanında temsil eden gençlerle karşılaştık. İster geleneksek spor dallarında, ister teknolojiyle birlikte gelişen e-spor branşlarında olsun, gençlerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bugünün ve yarının dünyasında, sizlerin hak ettiğiniz yeri almanız için yanınızda olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin geleceği sizlere emanettir, Türkiye’nin parlak yarınları sizlerin gayretleriyle şekillenecektir. Sadece ülkemizde değil, Türk dünyasında, İslam aleminde, Afrika’da, Asya’da, Latin Amerika’da sizi izleyen, Türkiye’deki her gelişmeyi yakından takip eden milyonlarca kardeşiniz var. Siyasi hayatının her aşamasında gençlerle yol yürümüş, çeyrek asra yaklaşan millete hizmet yolculuğunda gençliği daima önceleyen bir büyüğünüz olarak, sizlere her zaman güvendim ve güveniyorum. Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın."
Muğla Yalıkavakspor’dan Bodrum’da kritik zafer Kadınlar Hentbol Süper Ligi Play-off Grubu’nda Yalıkavak Spor Kulübü, lider Bursa Büyükşehir Belediyespor’u Bodrum’da 29-24 mağlup ederek şampiyonluk yarışında kritik bir galibiyete imza attı. Kadınlar Hentbol Süper Ligi Play-off Grubu’nda Bodrum’un temsilcisi Armada Praxis Yalıkavak Spor Kulübü, Bodrum Binnaz Karakaya Spor Salonu’nda Bursa Büyükşehir Belediyespor’u ağırladı. Kamuoyunda "Denizin Kızları" olarak bilinen Bodrum ekibi, karşılaşmanın başından sonuna kadar üstün bir oyun ortaya koyarak salondan 29-24 galip ayrıldı. Mücadeleye etkili başlayan Yalıkavakspor, savunmadaki sert oyunuyla rakibine kolay sayı şansı tanımadı. Hücumda ise kanat organizasyonları ve hızlı hücumlarla skor üreten Bodrum temsilcisi, ilk yarıyı 14-11 önde tamamladı. İkinci yarıda da tempoyu düşürmeyen Denizin Kızları, Bursa Büyükşehir Belediyespor’un geri dönüş çabalarına izin vermedi. Son bölümlerde oyunun kontrolünü tamamen elinde tutan Yalıkavakspor, sahadan 5 sayı farkla galip ayrılarak taraftarına büyük sevinç yaşattı. Geçtiğimiz hafta Üsküdar Belediyespor karşısında alınan mağlubiyet sonrası moral arayan Yalıkavakspor, lider Bursa karşısında aldığı galibiyetle yeniden çıkışa geçti. Bodrum temsilcisi bu sonuçla hem play-off yarışında kritik bir virajı geçti hem de şampiyonluk iddiasını sürdürdü. Yalıkavakspor’da Gülcan Tügel ile Ceylan Aydemir attıkları 8’er golle galibiyetin mimarları oldu. Nurceren Akgün Göktepe 5 gol kaydederken, Sofiia Bezrukova 3, Ziva Copi 2, Edanur Burhan, Betül Karaarslan ve İlke Yıldız ise birer golle skora katkı verdi. Bursa Büyükşehir Belediyespor’da ise Cansu Akalın 5 golle takımının en skorer ismi olurken, Emine Gökdemir ile Joana Fortuna Da Costa 4’er gol kaydetti. Karşılaşmanın ardından değerlendirmede bulunan Armada Praxis Yalıkavak Spor Kulübü Başkanı Emin Palalı, "Bugün sahada yalnızca bir galibiyet değil, Yalıkavakspor’un karakteri vardı. Oyuncularımız, teknik ekibimiz ve tribündeki taraftarlarımızla birlikte Bodrum’a yakışan bir mücadele ortaya koyduk. Denizin Kızları bu kentin en önemli spor markalarından biri. Şampiyonluk yarışı nasıl şekillenirse şekillensin Yalıkavakspor’un sahadaki duruşu, emeği ve mücadelesi Bodrum için gurur kaynağı olmaya devam edecek" dedi. Türkiye Hentbol Federasyonu müsabaka raporuna göre karşılaşmanın ilk yarısı 14-11 tamamlanırken, mücadeleyi Yalıkavakspor 29-24 kazandı. Karşılaşmada hakemlik görevini Gökhan Keskin ile Orhan Keskin yaptı.