ASAYİŞ - 18 Ağustos 2021 Çarşamba 12:17

Minik Zümranur’un annesi: “Anne geliyorum dedi, sonra gözlerden kayboldu”

A
A
A
Minik Zümranur’un annesi: “Anne geliyorum dedi, sonra gözlerden kayboldu”

İstanbul Beylikdüzü’nde asansör boşluğunda ağır yaralı olarak bulunan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden 3 yaşındaki Zümranur Şendur, memleketi Ordu’da toprağa verildi.

İstanbul Beylikdüzü’nde asansör boşluğunda ağır yaralı olarak bulunan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden 3 yaşındaki Zümranur Şendur, memleketi Ordu’da toprağa verildi. Aile, çocuklarının ölümünde şüphe olduğunu ileri sürerek, adaletin yerini bulmasını istedi.


İstanbul Beylikdüzü’nde minik Zümranur Şendur, geçen gün annesi ile birlikte parka gittikten sonra, akşam saatlerinde evin önünde gözlerden kayboldu. Durumun ihbar edilmesi üzerine, ekiplerin, ailesinin ve mahalle sakinlerinin araması sonucu minik Zümranur, apartmanın asansör boşluğunda ağır yaralı olarak bulundu. Ağır yaralı olarak hastaneye götürülen Zümranur, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.



Cenazesi memleketi Ordu’nun Fatsa ilçesine getirildi


Dün sabah saatlerinde Adli Tıp Kurumu’na getirilen minik kızın cenazesi, yapılan otopsinin ardından baba Köksal Şendur ve yakınları tarafından alınarak, memleketi olan Ordu’nun Fatsa ilçesine getirildi.



Gözyaşları eşliğinde toprağa verildi


Baba Köksal Şendur ve ailesinin, ölümünde şüphe olduğunu ileri sürdüğü 3 yaşındaki Zümranur için Fatsa ilçesine bağlı Geyikçeli Kuloğlu Mahallesi’nde cenaze töreni düzenlendi. Minik Zümranur, Merkez Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından aile kabristanlığına defnedildi.



"Anne geliyorum’ dedi, biranda gözden kayboldu"


Anne Emine Şendur cenazede yaptığı açıklamada, “Yavrumla gezerken kızım biranda kayboldu. ‘Zümranur’ diye bağırdım, arkamı döndüm ve ‘anne geliyorum’ dedi. Demesi ile kaybolması hemen oldu. Aradım, taradım maalesef bulamadım. Polise haber verdim, yetkililer geldi ama maalesef bulamadım. Bulduğumuz yerde çocuğumun terliğini suya atmışlar. Karanlığın içinde bodrum katta bulduk. İki kişi vardı, onlara sorduk, onlar da ’aşağıda çocuğun yok’ dediler. Bana ’baktık burada çocuğun yok’ dediler. Ben o iki kişiyi de tanımıyorum, hangi akla hizmete gidip de siz arıyorsunuz. Yabancı olduklarını biliyorum. Orada bodrum olduğunu nereden biliyorlar. Bana ’yok’ demelerine rağmen kendim gittim baktığımda çocuğumun cansız bedeni ile karşılaştım. Ben onlara çocuğumun katilleri diyorum” dedi.



“Yaşanan olay kabus gibi”


Olayda şüpheli bir durum olduğunu söyleyen baba Köksal ise, “Yaşanan olay kabus gibi. Kaybolduktan 3,5 saat sonra kızımın cansız bedenine ulaştık. Boğulmuş bir şekilde apartmanının bodrumunda bulduk. Emniyet birimleri çalışıyor onlarla ilgili. Şüpheli kişiler gözaltına alınmış bilgisi var. İki kişinin gözaltında olduğunu biliyoruz ve onları da tanımıyoruz. Annesinin yanından 1,5 dakika içinde kayboldu. Gözaltına alınan kişiler bizi yanıltan kişiler. Takipçisi olacağız ve adaletin yerini bulmasını istiyoruz” diye konuştu.


3 yaşındaki Zümranur Şendur’un hayatını kaybetmesi üzerine başlatılan soruşturma sürüyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Bayburt’ta Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlık tarihe ışık tutuyor Bayburt’ta, Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu Kara Yülük Osman Bey’in babası Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu Çayıryolu köyü mezarlığı, taşıdığı tarihi ve kültürel değerle dikkat çekiyor. Tarihi kayıtlara göre, Hacı Bey ve Fahreddin Kutlu Bey olarak da bilinen Kutlu Bey, Bayburt’un eski adı Sünür olan Çayıryolu köyünde kendi adına cami ve zaviye yaptırdı. Bu eserlerin yaşatılması için vakıflar kuran Kutlu Bey’in vakıf giderlerinin Bayburt ve Erzincan’a bağlı bazı köylerden karşılanması kararlaştırıldı. Sünür köyünün, Akkoyunluların Anadolu’da ilk yurt tuttukları yerleşimlerden biri olduğu, türbe ile caminin geçmişte külliye özelliği taşıdığı kaynaklarda yer alıyor. Cami ile türbe arasında yaklaşık 30 metre uzunluğunda bir koridor ve buraya açılan kubbeli medrese odalarının bulunduğu ancak bu yapılardan bugünlere iz kalmadığı aktarılıyor. Kutlu Bey ya da Hacı Bey vakfına ilişkin en eski kayıtların 1530 yılına kadar uzandığı kayıtlarda bulunuyor. Evkaf Nezareti defterlerinde de vakfın ’Sinür Hacı Bey zaviyesi ve cami-i şerifi vakfı’ adıyla yer aldığı ifade ediliyor. Bayburt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Öğr. Üyesi Erdem Saka, Bayburt Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Murat Okutmuş ile birlikte Çayıryolu köyündeki tarihi mezarlıkta incelemelerde bulundu. Bölgenin en büyük mezarlıklarından biri olarak gösterilen alanın, Bayburt’un kadim tarihini yansıtan önemli değerler arasında yer aldığını söyleyen Saka, mezarlığın korunması gereken kültürel miras niteliği taşıdığını dile getirdi. Akkoyunluların Oğuzların Bayındır boyuna mensup olduğunu hatırlatan Saka, Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlığın yalnızca bir defin alanı olmadığını, aynı zamanda bölgenin kültürel hafızasını taşıyan tarihi bir belge niteliğinde olduğunu vurguladı. "Bu mezarlık adeta tarih kokuyor" Mezarlıklardaki taşların bulunduğu yerin geçmişine ışık tuttuğunu belirten Saka, "Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu Kara Yülük Osman Bey’in babası Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlıktayız. Bu mezarlık Bayburt’a bağlı Sünür, yeni adıyla Çayıryolu köyünde bulunmakta olup bölgenin en büyük mezarlıklarındandır. Akkoyunluların Oğuzların Bayındır boyuna bağlı olduklarını söylemekte fayda var. Bu mezarlık adeta tarih kokmaktadır" dedi. Saka, mezar taşlarının bölgenin tarihi açısından önemli veriler taşıdığını belirterek, "Mezarlıklar bulunduğu yerin tapusu hüviyetindedir. Taşların oldukça eski zamanlara ait olduğunu anlamak mümkündür" diye konuştu. Koç başlı mezar taşları bugün yerinde yok Yaklaşık 30 yıl öncesine kadar mezarlıkta koç başlı mezar taşlarının bulunduğuna dair haber kayıtları olduğunu aktaran Saka, bugün alanda bu taşlara rastlanmadığını, bazı kırık taş parçalarının koç gövdelerini andırdığını söyledi. Mezar taşlarının kültürel kimliğin ve tarihsel sürekliliğin önemli unsurları arasında yer aldığını ifade eden Saka, "Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Murat Okutmuş tarafından yapılan haberle, yaklaşık 30 yıl öncesine kadar bu mezarlıkta koç başlı mezar taşlarının bulunduğu sabittir. Bu da mezarlığın ne kadar kadim dönemlere ait olduğunu ve kadim Türklere ait izler taşıdığını gösteren hususlardan biridir. Günümüzde burada bulunan koç başlı mezar taşlarının hiçbirinin yerinde olmadığını fakat bazı kırık taşların koçların gövdelerini andırdığını söyleyebilirim" şeklinde konuştu. İspir’deki tarihi mezarlıkları hatırlattı Bayburt ve çevresindeki tarihi mezarlıkların Türk kültür tarihi açısından ayrı bir yere sahip olduğunu bildiren Saka, Çayıryolu köyündeki mezarlığın büyüklüğü ve taşıdığı izlerle dikkat çektiğini kaydederek, benzer yapıların İspir’deki eski mezarlıklarda da gördüğünü anlattı. Saka, Erzurum’un İspir ilçesine bağlı Paşeke köyündeki eski mezarlıkları da örnek göstererek, "Bu kadar büyük, ihtişamlı ve tarih kokan bir mezarlığı İspir taraflarında Paşeke köyünde görmüştüm. Orada da dikkatimi çeken, oldukça eski mezar taşları vardı. Bu bölgenin ne kadar kadim bir tarihi olduğunu göstermekle birlikte mezarlıklar, bölgelerin tarihiyle birlikte kültürünü ve sanat anlayışını yansıtan en önemli değerlerden biridir" dedi. "Kültürel miras gelecek nesillere taşınmalı" Tarihi mezar taşlarının korunması gerektiğini vurgulayan Saka, bazı taşların kırık halde bulunmasının üzücü olduğunu söyleyerek, bu durumun kasıtlı olup olmadığının bilinmediğini ifade etti. Saka, "Bu mezar taşlarının elbette kasıtlı olarak kırılıp kırılmadığını bilmiyoruz. Fakat özellikle İspir yöresinde bazı mezar taşlarının Ermenistan’a götürüldüğü ve bunların kendilerine ait olduğu yönünde iddialara konu edildiğine dair değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu kültürel unsurları koruyarak sonraki nesillere taşımak, bölgenin tarihi kimliğini geleceğe aktarmak açısından elzemdir" diyerek konuştu.