EKONOMİ - 22 Eylül 2021 Çarşamba 09:19

Yöresel lezzetlerini marka yaparak yurt içi ve yurt dışına sattılar

A
A
A
Yöresel lezzetlerini marka yaparak yurt içi ve yurt dışına sattılar

Ordu’nun Ünye ilçesinde yaşayan anne ve kızı, yıllardır ürettikleri yöresel ürünleri pazarlayarak önce işlerini ticarete ardından markalaştırarak yurt içi ve yurt dışına açıldılar.

Ordu’nun Ünye ilçesinde yaşayan anne ve kızı, yıllardır ürettikleri yöresel ürünleri pazarlayarak önce işlerini ticarete ardından markalaştırarak yurt içi ve yurt dışına açıldılar.


Ünye’nin Çamurlu Mahallesi Saray Caddesi üzerinde 64 metrekarelik küçük bir işletme kuran anne İncisel Us ile kızı Gizem Us Torunoğlu, yaklaşık 2,5 yıldır devam ettikleri yöresel el lezzetlerini markalaştırarak yurt içi ve yurt dışı pazarına çıkararak satmaya başladılar. Özellikle her mevsimin yöresel farklı çeşitlerini bir arada bulundurarak kendi el emekleriyle ürettikleri melevcen, biber tuzu, reçel ve onlarca el yapımı pasta çeşitleriyle ev ekonomisine de katkı sağlayan anne ve kızı, şimdilerde ise "Kavanuss" markası yaptıkları ürünlerine sipariş yağıyor.



"Kızım kendi yöresel ürünlerini markalaştırdı"


Kızıyla birlikte açtığı işletmede yöreye ait ürünlerin markalaştırılmasında kızının katkısı olduğunu söyleyen 57 yaşındaki İncisel Us, "Biz kızımla burayı çalıştırmaya başlatalı yaklaşık olarak 2,5 yıl oldu. Ben daha önceden bu yöresel ürünlerimizi pastanede ardından kapattıktan sonra evde yapmaya başladım. Kızım Gizem de Ünye’ye eşiyle birlikte taşınmaya karar verdiğinde yöresel ürünlerimizi birlikte yapmaya karar verdik. Daha sonra açtık. Kızım kendi ürününü markalaştırarak ’Kavanuss’ adını verdi. Kızım burada reçel, biber tuzu, melevcen gibi doğal ürünler yapıyor bende onunla birlikte pasta yapıyorum. Genellikle ürünlerimizin hepsi sipariş üzerine yapıyoruz. Ben kızımın azmini gördükten sonra markalaştırdığı ürünlerini yurt içi ve yurt dışına satmasının ardından bir kadının başaramayacağı hiç bir iş yoktur diyorum. Ben bu işe 35 yaşımda başladım. O zamanda iki kızımdan biri ilk ve ortaokula gidiyorlardı. Şu an 57 yaşındayım ve üretime halen devam ediyorum" dedi.



"Hep yöresel ürünlerimi marka yapma hayalim vardı"


Eşiyle birlikte Ünye’ye dönme kararı aldıktan sonra annesinin yaptığı yöresel pasta çeşitleriyle kendi ürünlerini markalaştırma hayallerinin olduğunu söyleyen 33 yaşındaki Gizem Us Torunoğlu, "Adnan Menderes Üniversitesi yiyecek ve içecek işletmeciliği mezunuyum. Annem pasta ustasıydı ve çocukluğumuzdan itibaren evde pasta pişiyordu. Bende onun yolunda giderek böyle bir okulda okumaya karar verdim. Daha sonra özel bir şirkette uçan aşçı olarak çalıştım. Eşimle Ünye’ye dönme kararı aldıktan sonra annemin yaptığı yöresel pasta çeşitleriyle beraber benimde ürünlerimle markalaştırma gibi hayallerim vardı. Daha sonra çalışmalara başlamamızın ardından kendi yöresel lezzetlerimiz ve ürünlerimizi markalaştırarak ’Kavanuss’ markasını oluşturduk. Benim annem çok hırslı ve azimli bir kadındır. Ben annemi bildim bileli evde yöresel ürünler yapıyordu. Daha sonra kendisi bir pastane açtı ve uzun yıllar devam ettirdi. Böyle olunca kadının isteyip de başaramayacağı hiç bir şey yok" diye konuştu.



"Artık yurt içi ve yurt dışına satıyoruz"


Ürünlerinin rağbet görmesiyle birlikte aldığı siparişlerle yurt içi ve yurt dışı satış gerçekleştirdiğini ifade eden Gizem Us Torunoğlu, "Biz yaptığımız yöresel ürünlerimizi kavanoz içerisine koymaya karar verdik. Soyadımda evlenmeden önce Us olduğu için kavanozla Us’u birleştirerek ’Kavanuss’ yaptık. Yani yöremize has ürettiğimiz ürünlerimizin markasını böyle oluşturmuş olduk. Daha sonra ürünlerimiz rağbet görmeye başlamasıyla beraber internet üzerinden satış yapmaya başladık. Özellikle yazlıkçılar dediğimiz yurt dışından gelen misafirlerimiz çok talep ediyorlar. Satışlarımız yurt içi ve yurt dışında yöresel ürünlere daha çok talep olduğu için taleplere göre devam ediyor" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğlalı milli okçulardan 2 altın, 1 gümüş madalya 2026 Okçuluk Dünya Kupası’nda Türkiye, makaralı yay kategorilerinde büyük bir başarıya imza attı. Çin’de düzenlenen organizasyonda, aralarında Muğla Büyükşehir Belediyesi sporcuları Hazal Burun ve Emircan Haney’in de bulunduğu milli takım sporcuları toplamda 2 altın ve 1 gümüş madalya kazandı. Çin’de düzenlenen 2026 Okçuluk Dünya Kupası’nda Aralarında Muğla Büyükşehir Belediyesi sporcuları Hazal Burun ve Emircan Haney’in de bulunduğu milli okçular Türkiye’ye gurur yaşattı. Kadın milli takımından altın madalya Makaralı Yay Kadın Milli Takımımız; Hazal Burun, Defne Çakmak ve Emine Rabia Oğuz’dan oluşan kadrosuyla finalde Amerika Birleşik Devletleri ile karşı karşıya geldi. Büyük heyecana sahne olan mücadelede rakibini 233-232 mağlup eden millilerimiz, altın madalyanın sahibi oldu. Erkek milli takımı zirvede Günün bir diğer altın madalyası ise Makaralı Yay Erkek Milli Takımımızdan geldi. Batuhan Akçaoğlu, Yağız Sezgin ve Emircan Haney’den oluşan milli takımımız, finalde Amerika Birleşik Devletleri’ni 234-231’lik skorla geçerek şampiyonluğa ulaştı. Hazal Burun ve Emircan Haney’den gümüş madalya Karışık Takım kategorisinde mücadele eden Hazal Burun ve Emircan Haney ikilisi de başarılı performanslarıyla dikkat çekti. Milli sporcularımız, turnuvayı gümüş madalya ile tamamlayarak Türkiye’ye bir madalya daha kazandırdı. Muğla Büyükşehir Belediyesi sporcuları Hazal Burun ve Emircan Haney’in uluslararası arenada elde ettiği başarılar, hem Türkiye’ye hem de Muğla’ya büyük gurur yaşattı. Başkan Aras: "Muğla’mızın gururu oldular" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, elde edilen başarıların ardından sporcuları ve teknik ekibi kutladı. Başkan Aras "Çin’de düzenlenen 2026 Okçuluk Dünya Kupası’nda ülkemizi başarıyla temsil eden, Muğla Büyükşehir Belediyemizin gururu Hazal Burun ve Emircan Haney başta olmak üzere tüm milli takım sporcularımızı yürekten kutluyorum. Kazandıkları madalyalarla hem ülkemize hem de Muğla’mıza büyük bir gurur yaşattılar. Sporcularımızın başarılarının artarak devam edeceğine inanıyor, emeği geçen antrenörlerimize ve teknik ekibe teşekkür ediyorum" dedi.
Samsun Tehlike oluşturan ve suç yuvasına dönen metruk binalar yıkılıyor Samsun’un İlkadım Belediyesi, kentte tehlike oluşturan, suç yuvasına dönüşen ve yıkılma riski taşıyan metruk binaların yıkımına devam ediyor. Bu dönemde 100’e yakın metruk bina yıkılırken, sırada yıkılması planlanan 40 bina daha bulunuyor. İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, kentte bulunan bazı metruk binaların hem sosyal hem de fiziksel açıdan tehlike oluşturduğunun altını çizdi. Metruk binaların kendiliğinden yıkılarak çevredeki bina ve insanlara zarar verebileceği gibi, terk edilmiş olmaları nedeniyle başka şahıslar tarafından kötü amaçlarla da kullanılabildiğine dikkat çeken Başkan Kurnaz, yıkımı yapılan binaların sahiplerinin herhangi bir hak kaybına uğramadığının da altını çizdi. "100 metruk bina yıktık, sırada 40 bina var" Şimdiye kadar 100 metruk binanın yıkımını gerçekleştirdiklerinin altını çizen Başkan İhsan Kurnaz, "Metruk binalar hem güvenlik açısından önemli hem de çeşitli suçların işlendiği yerler. Emniyet Müdürlüğünün de talebiyle metruk binaların tespitini komisyonumuz tarafından yaparak, encümen kararı ile ortadan kaldırıyoruz. Metruk bina sahibi olan vatandaşlar bize yardımcı olursa temizlenmesi daha çabuk olacak. Çünkü terk edilmiş, başkalarının mekanı olmuş, suç yuvası haline gelmiş binalar, güvenlik açısından çeşitli suçların işlendiği yerler. Bugüne kadar 100’e yakın metruk bina yıktık. Hızlı bir şekilde yıkmaya devam ediyoruz. Hem şehrin güvenliğine katkıda bulunuyoruz hem de çevre kirliliğini önlemek, kötü görüntüyü ortadan kaldırmak ve binanın plansız şekilde yıkılarak zarar oluşturmaması için bu binaları hızlı bir şekilde temizlemeye devam edeceğiz. Encümenden yıkım kararı aldığımız yaklaşık 40’a yakın metruk bina daha var. Bunları da hızlı bir şekilde temizleyerek şehrimize katkıda bulunacağız" dedi. "Yıkılan binaların sahiplerinin hakları zayi olmuyor" Yıktıkları binaları kayıt altına aldıklarını ve hak sahiplerinin herhangi bir kaybının olmadığını da belirten Kurnaz, ayrıca şunları söyledi: "Metruk binalar yıkıldığında bina sahipleri o arsadaki haklarını kaybetmiyor. Kentsel dönüşümle ilgili olarak bunlar tutanak altına alınıyor. Burada bir bina olduğu, kaç katlı olduğu ve alanının ne olduğu tespit edildikten sonra yıkılıyor. Bu binaları tehlike oluşturduğu için yıkma kararı aldığımızdan vatandaşlarımızın hakları zayi olmuyor. Neticede vatandaşımızın yıkılmadan önce burada bağımsız bir bölümü vardı. Yıkıldıktan sonra belgeleri ile de desteklendiği için yine diğer vatandaşlar gibi kentsel dönüşümden haklarını elde edecekler." Belediyeye bağlı yıkım ekipleri son olarak İlyasköy Mahallesi’nde bulunan bir metruk binanın yıkımını gerçekleştirdi.
Muğla Marmaris’in sporcu çocukları havuz probleminin çözülmesini istiyor Muğla’nın Marmaris ilçesinde belediyeye ait kapalı yüzme havuzunun ani bir kararla kapatılması, yüzlerce genç sporcu ve ailelerini mağdur etti. Yaklaşık bir aydır havuzdan uzak kalan küçük ve yıldız kategorisindeki yüzücüler, şampiyonalara kara antrenmanlarıyla hazırlanmak zorunda kalırken, çevre ilçelerdeki havuzlara gidip gelmek için her gün en az 4 saatlerini yolda geçirdiklerini belirttiler. 2005 yılında düzenlenen Marmaris Uluslararası Denizcilik Festivali kapsamında dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal tarafından açılışı yapılan belediyeye ait yüzme tesisi, yıllardır ilçede yüzlerce sporcuya hizmet veriyordu. Ulusal ve uluslararası birçok organizasyona ev sahipliği yapan tesisin havuzu, aradan geçen 21 yılın ardından geçtiğimiz Nisan ayında belediyenin aldığı kararla kapatıldı. Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada yayılan ve başka bir ilde çekildiği öğrenilen boş havuz görüntülerinin Marmaris’te çekildiğinin sanılması ise kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Velilerin "ironi" amacıyla paylaştığı belirtilen video kısa sürede yayılarak tepkilerin büyümesine neden oldu. "Su hissiyatımızı kaybediyoruz" Genç sporcular, havuzdan uzak kaldıkları süreçte amfi tiyatro merdivenlerinde kara antrenmanları yapmak zorunda kaldıklarını belirterek, su hissiyatlarının azaldığını ve derecelerinde düşüş yaşadıklarını söyledi. Sporcular, yaklaşan yarışmalarda başarı elde edememe endişesi yaşadıklarını dile getirdi. Yaklaşık 300 sporcunun kullandığı havuzun kapanmasının ardından antrenmanlar durdurulurken, kulüp ofislerinin de boşaltılması istendiği belirtildi. Kararın ardından sporcular ve veliler defalarca basın açıklaması yaptı. Veliler, kapatma kararının hukuka aykırı olduğunu savunarak gençlerin spor yapma hakkının anayasal güvence altında olduğunu ifade etti. "Derecelerimiz düştüğü için üzülüyorum" 9 yaşındaki yüzücü Vera Seyhan, antrenmanlarını havuz yerine kara çalışmalarıyla sürdürmek zorunda kaldıklarını belirterek, "Çok madalyam var. Kara antrenmanları yaptığımız için derecelerimizin düşmesine üzülüyorum. Havuzumuz açık olsaydı her gün Muğla’ya gidip gelmek zorunda kalmazdık. Havuzumuzu geri istiyorum" dedi. "Eşit şartlarda yarışamıyoruz" Milli takım federasyon karmasına seçilen ve Temmuz ayında Bulgaristan’daki kampa katılacak olan 15 yaşındaki Alara Darı ise "Seçildiğim için çok mutluyum. Yurt dışında ülkemi ve Marmaris’in adını duyurmak için elimden geleni yapmaya hazırım. Ancak diğer sporcularla eşit şartlarda yarışmıyoruz. Çalışabileceğimiz bir havuzumuz olsun istiyoruz" diye konuştu. "Milli takım kadrosunu bir saniyeyle kaçırdım" Kadir Kürşat Barbaros, 10 yılı aşkın süredir yüzdüğünü belirterek, havuzun kapanmasının performanslarını doğrudan etkilediğini söyledi. Barbaros; "17-19 Nisan’da yapılan milli takım seçmelerinde çok küçük bir farkla milli takım yarışlarına katılma hakkını kaybettim. Türkiye ikincisi oldum, okul sporları final yarışlarında ise 50 metre sırtta Türkiye üçüncülüğü elde ettim. Biz sadece havuzumuzun açılmasını istiyoruz. Arkamızdan gelen küçük kardeşlerimizin daha iyi bir yüzme kariyerine sahip olması için bu havuzların açık olması gerekiyor" dedi. 11 yaşındaki yüzücü Noyan Seyhan da her gün Muğla’ya gitmek zorunda kaldıklarını belirterek, "Derslerimiz aksıyor, notlarımız düşüyor. Kara antrenmanlarında yüzemediğimiz için su hissiyatımızı kaybediyoruz" ifadelerini kullandı. 10 yaşındaki Ayaz Ümmetoğlu ise havuzun kapanmasının hem derslerini hem de derecelerini olumsuz etkilediğini belirterek havuzun yeniden açılmasını istedi. "Çocuklarımızın geleceği için mücadele ediyoruz" Yüzücü velisi Ali Özkaynak, iki oğlunun lisanslı yüzücü olduğunu belirterek, "Bir aydır çocuklarımızı her gün Muğla’ya götürmek zorunda kalıyoruz. İki hafta sonra yarışları var. İlgililere defalarca ulaşmaya çalıştık ancak sonuç alamadık. Çocuklarımızın kötü alışkanlıklardan uzak, vatana millete faydalı bireyler olmasını istiyoruz" dedi. Yüzücü velisi Kamil Memişoğlu da çocuklarını kendi imkanlarıyla Ortaca ve Muğla’daki antrenmanlara götürdüklerini belirterek, "Bir aydır çok mağduruz. Çocuklarımız için havuz istiyoruz" diye konuştu. Minik yüzücülerden Mira Ok ise "İki yıldır yüzüyorum. Havuz kapanınca yüzemez olduk. Lütfen havuzumuzu geri açın" sözleriyle çağrıda bulundu. "Çocuklar yollarda çok yoruluyor" Yüzücü velisi Tülin Ahiakın, 13 yaşındaki oğlunun Türkiye dereceleri bulunduğunu belirterek, "6 Nisan’da havuz hiçbir bildirim yapılmadan kapatıldı. Spor İl Müdürümüz sayesinde Muğla ve Ortaca’da antrenman imkanı sağlandı ancak çocukları her gün bu ilçelere götürmek gerçekten çok zor. Çocuklar yollarda çok yoruluyor" dedi. Kapanan havuzlarının önüne gelerek boyunlarında aldıkları başarı madalyaları ile havuzlarının açılmasını isteyen çocuklar ’havuzumuz açılırsa daha başarılı olacağız, lütfen havuzumuzu açın’ diyerek ilgililere seslendiler.