POLİTİKA - 28 Mayıs 2022 Cumartesi 17:38

Ordu’da, ‘Yeni Dünya Düzeninde Türkiye İçin Riskler ve Fırsatlar’ konulu panel

A
A
A
Ordu’da, ‘Yeni Dünya Düzeninde Türkiye İçin Riskler ve Fırsatlar’ konulu panel

Ordu’da, Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarının katılımı ile ‘Yeni Dünya Düzeninde Türkiye İçin Riskler ve Fırsatlar’ konulu panel düzenlendi.

Ordu’da, Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarının katılımı ile ‘Yeni Dünya Düzeninde Türkiye İçin Riskler ve Fırsatlar’ konulu panel düzenlendi. Panelde, Türkiye’nin yakın tarihteki siyasal tarihi, avantajları ve riskli konular ele alındı.


Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonunda, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Sivil Dayanışma Platformu Başkanı Ayhan Oğan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Cumhurbaşkanı başdanışmanları Mehmet Uçum ve İhsan Şener katılımcılara sunum yaptı. Panelde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değerlendirilmesi ve Türkiye’nin gelecek vizyonuna katkılarının yanında, yakın siyasal tarihi, Türkiye’nin avantajları ile riskleri konuları ele alındı.


Programda konuşan Ordu Valisi Tuncay Sonel, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ülkemizin her köşesinde olduğu gibi Ordu’nun 19 ilçesinde Büyükşehir Belediyemiz ile birlikte yöremize ve milletimize çok güzel işler yapılıyor. Biz istiyoruz ki Ordu’muzda insanlarımız daha mutlu olsun, daha güzel işler çıksın. Bu konuda güzel bir birlikteliğimiz var” dedi.



“Riskleri fırsata çevirmemiz gerekiyor”


Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler de dünyada her riskin bir fırsat olduğunu ifade etti. Başkan Güler, risklerin fırsata çevrilmesi gerektiğini belirterek, “Böyle yaparsak büyük kazançlar elde ederiz. Bu bakımdan çok önemli ve aynı zamanda da dünyadaki gelişmeye bakacak olursak dünyanın en sıcak bölgesi eskiden Ortadoğu idi, şimdi ise Karadeniz Bölgesi. Çünkü bir taraf Ukrayna, bir taraf Rusya ve durmadan savaşıyorlar. Biz de kıyıdaş ülkeyiz ve burası da bir bakımdan riskleri barındırıyor ancak limanlarımız, ticaret imkanlarımız ve avantajlarımız ile fırsatları da barındırıyor. Biz de Ordu Büyükşehir Belediyesi olarak sadece klasik belediyecilik yapmıyoruz, aynı zamanda bu risk ve fırsatları ülkemizin, bölgemizin ve şehrimizin, halkımızın avantajına dönüştürmek istiyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da bu noktada hassas olduğu için muhteşem bir ekibi buraya gönderdiler. Bu nedenle toplantının faydalı olacağına inanıyorum” diye konuştu.



“Sağlıklı süreci Türkiye’ye yaşatmak istemeyen önemli bir tuzak var”


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener, Türkiye’nin ağır yatırımlarını, büyük para gerektiren yatırımlarını tamamladığını, eğitimde, sağlıkta, ulaştırma, güvenlik ve savunma sanayinde bütçe gerektiren tüm yatırımlarını bitirdiğini ifade ederek, “Aslında demokratik olarak, mevzuat olarak demokrasisinin de sınıf atlamış, uluslararası sistemin yıllarca dikta ettiği pek çok mesele iç dinamikler ile çözülmüş. Bundan sonra bu toplum refah toplumuna geçmesi gerekiyor. Tam da bu aşamada en yakın müttefikler üzerinden yerli pek çok siyasal oluşum, sivil toplum oluşumu ticari oluşumlar üzerinden bu önümüzdeki sağlıklı süreci Türkiye’ye yaşatmak istemeyen önemli bir tuzak var” diye konuştu.



“Türkiye’nin geri gitmeye tahammülü yoktur”


“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan 2012 yılı haziran ayında Birleşmiş Milletler kürsüsünde ‘dünya 5’ten büyüktür’ dedi. Bu cümle aslında uluslararası muhalif sol jargonda, dünya sisteminde devrim niteliğinde bir cümledir” diyen Şener, “Peki sonra ne dahil oldu? ‘Madem senin bu müesses nizama karşı bir duruşun var, öyle ise biz elimizdeki imkanlar ve araçlarla seninle mücadele edeceğiz’ dediler. Kesit olarak manzaramız budur. Çok ciddi bir pandemi süreci yaşandı, bu sürecin getirdiği tedarik zincirler konusunda ve ekonomik zorluklar var. Bütün bunları bahane ederek şimdi Türkiye’nin koşmaya başlayacağı, uluslararası sistemin önüne geçmeye çalışacağı bir aşamada bu bütün olumsuzlukları bir sisteme yükleyerek ciddi bir muhalefet hareketi başlatılıyor. Eğer burada aklıselim ile hareket edilmez ise Türkiye’nin yakın tarihinde birkaç teşebbüs, darbe girişimi ile elde etmek istediklerini sistem üzerinden yapılacak, pahalılık üzerinden yapılacak tartışma ile kamuoyu desteği ile yapmaya çalışacaklar. Türkiye’nin geri gitmeye tahammülü yoktur, hepimiz ileriye bakacağız. Küçük meseleleri çözeceğiz ama büyük meseleyi unutmadan çözeceğiz” ifadelerine yer verdi.



“Bütün ulusların o bağlılık içerisinde güvencede hissedebilecekleri ne bir kurumsal yapı var, ne de uluslararası bir hukuk düzeni var”


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, sunumda yaptığı konuşmasında “21’inci yüzyıla girdiğimizden beri bir bakın, hakikaten egemenlik savaşları küresel seviyede, bölgesel seviyede dünyanın bütün süreçlerini belirleyen pozisyona dönüşmüştür. Artık eskiden olduğu gibi sahtekarca bir uluslararası kurum referansı, uluslararası hukuk referansı dahi kullanılmıyor. Şu anda çok açık bir biçimde güç savaşları yapılıyor. Avrupa Konseyi de son derece etkisiz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de son derece etkisiz. Avrupa Birliği de son derece etkisiz. Birleşmiş Milletler de son derece etkisiz. Yani dünyada herkesin referans aldığı, herkesin kendini bağlı hissettiği, bütün ulusların o bağlılık içerisinde güvencede hissedebilecekleri ne bir kurumsal yapı var, ne de uluslararası bir hukuk düzeni var. Bu gerçeği tespit ederek başlamak gerekiyor. Tabii diplomasi de artık hukuk üzerinden değil, hakikaten güç üzerinden yürüyor. Hep de böyleydi zaten. Bir dönem belki hukuk görünümüyle bunu sanki gerçek anlamda hukuk içi bir diplomasi varmış gibi izlenimler verdiyseler de aslında bunun böyle olmadığı da anlaşıldı” dedi.


Panel, konuşmaların ve sunumların ardından soruların yanıtlanması ile sonlandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Iğdır’da 15-16 yıllık 77 kiraz ağacı taşınarak kesilmekten kurtarıldı Iğdır’da kesilmesi planlanan kiraz ağaçları, özel makineyle taşınarak yeniden toprakla buluşturuldu. 77 ağacın tamamı tutarken, ağaçlar çiçek açmaya başladı. Iğdır’da dikkat çeken bir çalışmaya imza atıldı. Töbet Turan isimli vatandaş, eşinin başkanı olduğu kooperatif işletmesinin yanında bulunan ve kesilmek istenen 15-16 yıllık kiraz ağaçları, alternatif yöntemlerle başka bir alana taşıyarak kurtardı. Yaklaşık 15 gün süren çalışma sonucunda 77 kiraz ağacı başarıyla yeni yerlerine dikildi. Ağaçların sahibiyle yapılan anlaşma sonrası başlatılan çalışma, yaklaşık 15 gün sürerken, ağaçların tamamının tutması dikkat çekti. Kiraz ağaçlarının kesilmesini istemeyen Töbet Turan, süreci şu sözlerle anlattı: "2025 yılı içerisinde, kooperatifimizin yan tarafında abime ait bir kiraz bahçesi vardı. Abim, kiraz bahçesindeki ağaçları keserek yerine başka ürünler ekmek istedi. Ben ise bu kiraz ağaçlarının 15-16 yıllık olduğunu ve meyve ağaçlarının kesilmemesi gerektiğini kendisine belirttim. Abim de ’Ben keseceğim, istersen sana vereyim, ne yapıyorsan yap’ dedi. Daha sonra bu ağaçları nasıl taşıyabileceğimizi düşünmeye başladım. Araştırma yaptık, dünyada insanların bu işi nasıl yaptığını inceledik. Türkiye’de pek örneğine rastlayamadık ancak yurt dışında örnekleri vardı. Ağaç taşıma makinesinin ilimizde olmadığını öğrendik, ancak Kars Belediyesinde bulunduğunu tespit ettik. Bu vesileyle, Kars Belediye Başkanı Prof. Dr. Ötügen Senger’e sonsuz teşekkürlerimizi iletmek isteriz. Kendisine müracaat ettik ve talebimizi olumlu karşıladı. Bize yardımcı olarak makineyi temin etti. Ayrıca Melekli Belediye Başkanı Mücahit Bey’e de katkılarından dolayı teşekkür ederim." Taşıma sürecine ilişkin detayları da paylaşan Turan, şunları kaydetti: "Makineyi getirttikten sonra 77 adet kiraz ağacının taşınmasına 25 Şubat 2026 tarihinde başladık. Çalışmalarımızı 10 Mart civarında tamamladık. Arada yağış ve olumsuz hava şartları nedeniyle birkaç gün ara vermek zorunda kaldık. Toplamda 77 kiraz ağacını başarıyla taşıdık. Şu anda ağaçlar çiçek açma dönemine girmiş durumda. Allah’a çok şükür, herhangi bir zayiat görünmüyor. Tüm ağaçlar tutmuş ve çiçek açmış durumda. İnşallah mayıs ayı sonu gibi kiraz hasadına başlamayı planlıyoruz." Ağaçların taşınma yöntemine de değinen Turan, işlemin hassasiyetle yürütüldüğünü belirterek şöyle konuştu: "Makine, öncelikle kiraz ağaçlarının dikileceği alanı kazdı ve çıkan toprağı başka bir yere bıraktık. Daha sonra, ağacın bulunduğu yerden yaklaşık 1 metre çapında bir alan köklerine zarar vermeden, toprakla birlikte alındı. Bu şekilde kök yapısı korunarak ağaç söküldü ve önceden hazırlanan çukura yerleştirildi. Makine, yerleştirme sırasında toprağa hafif bir baskı uygulayarak ağacın sanki hiç yerinden oynatılmamış gibi sabitlenmesini sağladı. Ardından yeni bir çukur açılarak çıkan toprak, daha önce ağacın alındığı yere dolduruldu. Bu işlem, diğer ağaçlar için de aynı şekilde tekrarlandı. Hava şartlarının uygun olduğu günlerde günde ortalama 8 ağaç taşıyabildik. Toplam süreç yaklaşık 15-16 gün sürdü ve 15-16 yaşındaki 77 kiraz ağacını başarıyla taşımış olduk" dedi. Ziraat Yüksek Mühendisi İsak Savaş, ağaç taşıma işleminin doğru teknik ve uygun zamanda yapılması halinde hem ağaçların korunacağını hem de üretimin devam edeceğini söyledi. Ağaç taşıma uygulamalarının Türkiye’de genellikle kamu kurumları tarafından gerçekleştirildiğini ifade eden Savaş, sürece ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Ağaç taşıma işlemi ülkemizde genellikle büyükşehir belediyeleri veya il özel idareleri tarafından, park ve bahçelerde alan daralması ya da zorunlu sebeplerle yapılmaktadır. Bu işlem, ‘ağaç söküm cihazı’ adı verilen makinelerle gerçekleştirilir. Ağaç, kökleriyle birlikte toprakla beraber sökülerek uygun bir alana taşınır ve yeniden dikilir." Taşıma sürecinde en kritik noktanın, yeni alanın doğru seçilmesi olduğuna dikkat çeken Savaş, şunları kaydetti: "Bu süreçte, ağacın taşınacağı yerin toprak yapısı ve fiziki şartları önceden incelenmelidir. Mevcut ortam ile yeni ortamın benzer özellikler taşıması büyük önem arz eder. Genellikle süs ağaçlarında uygulanmakla birlikte; armut, kiraz, erik ve şeftali gibi taç yapısı küçük meyve ağaçlarında da bu yöntem başarıyla uygulanabilir." Ağaç taşıma zamanlamasının da başarıyı doğrudan etkilediğini belirten Savaş, en uygun dönemin dinlenme süreci olduğunu ifade etti: "Ağaçların taşınması için en uygun dönem, dinlenme sürecine girdikleri zamandır. Bu dönem, sonbaharda yaprak dökümünden sonra veya ilkbaharda ağaç uyanmadan önceki süreçtir. Bu zaman diliminde ağaçtaki su oranı düşük olduğu için taşıma işlemi daha sağlıklı sonuç verir." Kesilmesi planlanan ağaçların taşınarak değerlendirilmesinin önemli bir kazanım olduğuna vurgu yapan Savaş, sözlerini şöyle tamamladı: "Eğer ağaç kesilecek ya da bulunduğu alan artık bahçe olarak kullanılmayacaksa, bu ağaçların başka bir yere taşınarak değerlendirilmesi büyük bir kazançtır. Bu sayede hem ağaçlar korunmuş olur hem de ürün kaybı yaşanmaz. Yani yok olmaya yüz tutmuş bir değer, başka bir alanda üretime kazandırılmış olur." Gerçekleştirilen çalışma, bölgede meyve ağaçlarının kesilmeden korunmasına yönelik önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor.
Bursa Çeşme sakızı ile Fransız koçunu birleştirdi, verimi katladı Denizli’nin Pamukkale ilçesinde büyükbaş hayvancılığı bırakarak küçükbaş üretime yönelen iki kardeş, farklı ırkları melezleyerek et veriminde yüksek başarı sağladı. Pınarkent Mahallesi’nde hayvancılık yapan Atilla ve Cemil Doğan, Çeşme sakız koyunu ile etçil "Ile de France" koçunu çiftleştirerek verimi katladı. Hobi amaçlı başladıkları üretimde kısa sürede sürüsünü büyüten Doğan kardeşler, süt verimi yüksek olan sakız koyunlarını, et verimiyle bilinen Fransız menşeli ’Ile de France’ koçlarıyla birleştirdi. Yapılan melezleme sonucunda dördüz ve beşiz doğum oranlarında artış yaşanırken, kuzuların gelişim hızı ve karkas ağırlığı üreticilerin yüzünü güldürdü. Bir yılda iki turda yüksek kuzu verimi Üretim sürecine ilişkin bilgi veren 47 yaşındaki Atilla Doğan, sakız koyununun süt veriminden memnun olduklarını ancak et randımanını artırmak için böyle bir yöntem izlediklerini belirtti. Doğan, "Sakız koyunlarını Ile de France koçuyla çiftleştirdik ve çok güzel sonuçlar aldık. İlk turda 43 koyundan 112, ikinci turda ise 53 koyundan 138 kuzu aldık. Doğum verimi oldukça yüksek" dedi. Kurbanlık olarak satışa çıkardılar Elde edilen melez kuzuların et veriminin yüksek düzeyde olduğunu vurgulayan Doğan, şu bilgileri paylaştı: "Kuzularımız 120 günlük olduklarında 38-40 kilogram ağırlıklara ulaşıyor. İkiz ve üçüz doğanlarda ise canlı ağırlık 65 kilogramı bulabiliyor. Hem çoklu doğum avantajını hem de et kalitesini aynı anda yakaladık. Şu an ekim ve kasım doğumlu olan kuzularımızı piyasanın altında fiyatlarla kurbanlık olarak satışa sunduk."
Gümüşhane Hürmüz krizi, otel terliği üreticilerini de vurdu Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizle birlikte petrol fiyatlarındaki dalgalanma, Gümüşhane’deki küçük ölçekli otel terliği üreticilerini de etkiledi. ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan savaşın ardından Hürmüz Boğazı’nda ortaya çıkan sorunlar, petrol ve petrol türevi ürünlerin fiyatlarında artışa neden oldu. Ham maddesi büyük oranda petrol bazlı olan otel terliklerinde ise bu durum maliyetleri doğrudan etkiledi. Gümüşhane İŞGEM’de otel terliği üretimi yapan Melisa Okçu ve babası Bülent Okçu, yaşanan gelişmelerin küçük bir atölyeyi dahi etkilediğini söyledi. Artan maliyetlere rağmen rekabet nedeniyle fiyatlara aynı oranda zam yapamadıklarını ifade eden Okçu ailesi, bu durumun kendilerini zorladığını söyledi. Küresel ölçekte yaşanan bir krizin yereldeki küçük işletmelere kadar uzandığını dile getiren üreticiler, belirsizliğin devam etmesinden endişe ettiklerini kaydetti. "Ham madde fiyatları yüzde 70 oranında artış gösterdi" Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler nedeniyle ham madde fiyatlarının arttığını ifade eden Melisa Okçu, "Yakınlarım vasıtası ile bu işe girdim ve daha sonra kendi makinemi alarak bu sektöre adım attım. Ürettiğimiz otel terlikleri Türkiye’de daha yeni yeni yayılıyor. Şu an otellere hizmet veriyoruz. İstanbul, Denizli ve Karadeniz illerine gönderim gerçekleştiriyoruz. 1 yıldır bu işin içerisindeyiz ve bu bizim ilk sezonumuz. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan olaylar nedeniyle ülkemizdeki petrol fiyatlarındaki artış ve savaş nedeniyle ülkemize turist gelmemesi sektörümüzü etkiledi. Ham maddemiz yüzde 60-70 civarında arttı. Ham madde almaktan zorlandık, bazen üretimimiz durdu ve şu anda talep de yok. Otellerin açılma sezonuydu normalde fakat açılmıyorlar, turist gelmiyor. Ham madde fiyatlarındaki artıştan dolayı biz de ürünlerimizin fiyatını arttırdık bu da müşteriyi etkiledi" dedi. "Savaştan önceki maliyetlerle bugün arasında ciddi fark var" Küçük bir işletme olmalarına rağmen savaşın kendilerini bile etkilediğini dile getiren Bülent Okçu, "Savaştan önceki maliyetlerle şu an ki maliyetler arasında yüzde 70 civarında bir oynama oldu. Bizim sektörümüz de tamamen petrol ürünlerine dayalı olduğu için etkisini gördük. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, ham madde girişinin azalması bizi etkiledi. Fabrikaların bazılarında satışlar durdu, sipariş de alamıyorlar çünkü sorun hala çözülmedi. Terlik üretimi yapıyoruz biz, kumaş olarak tera kumaşı kullanıyoruz kilogramını savaştan önce 1 dolar 65 sente alabiliyorduk ama şimdi 2 buçuk dolar oldu. Araya koyduğumuz şiltenin metresinde de yine aynı şekilde bir artış oldu. Bu savaş dünyanın bir sorunu ancak biz burada küçük bir işletmeyiz, bizi bile etkiliyorsa diğer sektörleri düşünemiyorum" diye konuştu.