SAĞLIK - 25 Ağustos 2022 Perşembe 12:26

Fil hastalığından koruyacak öneriler

A
A
A
Fil hastalığından koruyacak öneriler

Halk arasında fil hastalığı olarak da bilinen ’lenfödem’ hastalığı hakkında uyarılarda bulunan Fizyoterapist Berkay Eren, “Lenfödem, şişlik, ağrı, gerginlik hissi ve sık enfeksiyon atakları gibi belirtilerle ortaya çıkmaktadır ve hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir.

Halk arasında fil hastalığı olarak da bilinen ’lenfödem’ hastalığı hakkında uyarılarda bulunan Fizyoterapist Berkay Eren, “Lenfödem, şişlik, ağrı, gerginlik hissi ve sık enfeksiyon atakları gibi belirtilerle ortaya çıkmaktadır ve hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Lenfödemde kollar ve bacaklar en sık etkilenen bölgelerdir. Aynı zamanda yüz, gövde, karın veya genital bölgede de şişmeler meydana gelebilir” dedi.


Medical Park Ordu Hastanesi’nden Fizyoterapist Berkay Eren, halk arasında fil hastalığı olarak da bilinen lenfödemin şişlik, ağrı, gerginlik hissi ve sık enfeksiyon atakları gibi belirtilerle ortaya çıktığını ve hastanın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini söyledi. Fzt. Berkay Eren, ilerleyen dönemlerde ise mantar gibi cilt bozukluklarına ve kol, bacak hareketlerinde kısıtlılıklara neden olduğuna dikkat çekerek fil hastalığı (lenfödem) ile ilgili uyarılarda bulundu.



Kol ve bacaklar şişiyorsa dikkat edilmeli


Lenfödemin, lenfatik sistemin doğuştan veya sonradan gelişen sebeplerle bozulması sonucu, proteinden zengin sıvının dokular arası boşlukta birikimi olarak tanımlandığını söyleyen Fzt. Berkay Eren, “Lenfödemde kollar ve bacaklar en sık etkilenen bölgelerdir. Aynı zamanda yüz, gövde, karın veya genital bölgede de şişmeler meydana gelebilir. Lenf sisteminin en önemli görevi; doku sıvısının ve içersinde bulunan su, protein, hücreler ve uzun zincirli yağ asitleri gibi maddelerin toplardamar sistemine drenajını yapmak ve taşınmasını sağlamaktır. Lenf sistemi yeterince çalışamazsa, taşımakla sorumlu olduğu maddeleri taşıyamaz ve bu maddeler dolaşıma katılamaz. Bu durum sonucunda, difüzyon süresi artar ve hastada şişlik oluşarak lenfödem gelişir” dedi.



Meme kanseri sonrası gelişebilir


Lenfödemin, herhangi bir kanser tipinde, cerrahi veya radyoterapi sonrası da gelişebildiğini dile getiren Fzt. Berkay Eren, Özellikle meme ve prostat kanserleri sonrası gelişme riskinin çok yüksek olduğunu söyledi. Fzt. Eren, “Cerrahinin türüne, çıkarılan lenf bezi sayısına ve radyoterapi uygulamalarına göre lenfödem gelişme riski hastadan hastaya göre değişmektedir. Lenfödem gelişme riski bulunan hastalarda kola darbe almak, sıyrık ve kesikler, böcek ısırıkları ve enfeksiyon gibi sebepler de lenfödem gelişmesine sebep olabilir” şeklinde konuştu.



Meme cerrahisi sonrası fizik tedavi önemli


Lenfödem tanısındaki en ayırıcı durumun hasta hikâyesi olduğuna değinen Fzt. Eren, “Hastanın hikayesi alınırken öncelikle hastada meme cerrahisi, travma veya enfeksiyon durumu olup olmadığı araştırılmalıdır. Ultrason ile görüntüleme, lenfödem için önemli bir tanılama yöntemidir. Ultrasonla kesin tanı konulamazsa, MR gibi diğer görüntüleme yöntemlerinden de faydalanılabilir. Meme kanseri veya cerrahisi geçiren kadınların, cerrahi sonrasında lenfödem gelişme riski için fizik tedavi uzmanlarına muayene olmaları gerekmektedir” dedi.



Tedavi dört farklı yöntemden oluşuyor


Fzt. Berkay Eren, Lenfödem tedavisi ile ilgili şu bilgileri paylaştı:


“Lenfödem tedavisinde dünya genelinde kabul edilen tedavi, ‘kompleks boşaltıcı fizyoterapidir.’ Kompleks boşaltıcı fizyoterapi iki fazdan oluşur ve 1. fazda hasta aktif tedaviye alınarak lenfödemi azaltılır. Devamında ise lenfödemin tekrar gelişmemesi için 2.faza geçilerek bası giysisi giydirilir ve hasta düzenli aralıklarla takip edilir. Tedavi 4 farklı yöntemden oluşur. Bunlar manuel lenf drenajı (mld), kompresyon (bandaj ve bası giysisi), cilt bakımı ve egzersizdir.”


Fzt. Berkay Eren lenfödemi veya lenfödem riski bulunan kişilerin; enfeksiyonlardan (yanıklar, kesikler, böcek ısırmaları vb.), travmalardan, aşırı sıcaktan (güneş, hamam, sauna, sıcak duş vb.), uzun yolculuklardan, dengesiz beslenme ve aşırı kilodan, ağır egzersizlerden (çekme, itme, dirençli egzersizler) sıkı veya dar kıyafet ve takı kullanımından uzak durmaları gerektiğinin altını çizdi.



Aşırı tuzdan kaçınılmalı bol su içilmeli


Lenfödem (fil hastalığı) hastalarının dikkat etmesi gereken durumlardan bahseden Fzt. Berkay Eren, “Tedaviden sonra kullanılmaya başlanan bası giysisi, özellikle ilk 6 ay tüm gün düzenli kullanılmalıdır. Eğer etkilenen bölge geceleri küçülüyorsa bası giysisi gece çıkarılabilir. Bası giysileri özel günlerde birkaç saatliğine çıkarılabilir. Uçak yolculuğu sırasında bası giysisi ve kompresyon bandajı mutlaka kullanılmalıdır. Kesik ve yanık riski için, mutfak ve bahçe işleri yapılırken eldiven takılmalıdır. Etkilenmiş kola, manikür ve enjeksiyon yaptırılmamalı ve ayaktaki nasırlar kesilmemelidir. Jilet kullanımından kaçınılmalı ve istenmeyen tüyler traş makinesi yardımıyla alınmalıdır. Etkilenen koldan tansiyon ölçülmemelidir. Geceleri etkilenmiş kolun üzerine yatmamaya özen gösterilmelidir. Aşırı kilo alımını önlemek için düzenli beslenilmeli, aşırı tuz kullanılmamalı ve bol su içilmelidir” diyerek sözlerini noktaladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı: "ABD istikrar değil, istikrarsızlık ister" Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Amerika’nın girdiği bölgelerde istikrar kuramamasının bir "başarısızlık" değil, bilinçli bir strateji olduğunu belirterek "ABD, oluşturduğu istikrarsızlık üzerinden bölgenin enerjisini emmektedir. Afganistan’daki istikrarsızlık Rusya, Pakistan ve İran’ın enerjisini tüketmektedir. Suriye ve Irak’taki karışıklıklar Türkiye’nin enerjisini emerek İsrail’e alan açmaktadır. İran’ı içten çökertme çabaları ise beklenen sonucu vermemiştir" dedi. Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (KONYSİAD) Nisan ayı olağan toplantısının açılış konuşmasını KONYSİAD Başkan Yardımcısı Gökçen Deveci yaparken, Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, bölgesel gelişmelerden askeri gelişmelere, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlardan fırsatlara kadar geniş kapsamlı bir sunum yaptı. Yaycı, Orta Doğu’da yaşanan gelişmelere özel bir açıdan bakarak İsrail, Amerika ve İran arasındaki gerilimi ve bölgedeki ülkelerin durumunu kapsamlı biçimde ele aldı. Prof. Dr. Cihat Yaycı, "Ortadoğu’daki Gelişmeler, Türkiye’nin Konumu ve Mavi Vatan" başlıklı sunumuyla küresel siyasetin perde arkasını değerlendirdi. Yaycı, Ukrayna ve İran merkezli gerilimlerin temelinde yatan enerji ve maden savaşlarına dikkat çekerek iş dünyasına kritik uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Cihat Yaycı, Rusya-Ukrayna savaşının sadece bir toprak mücadelesi olmadığını, Ukrayna’nın sahip olduğu yeraltı zenginliklerinin bu savaşın önemli nedenlerinden biri olduğunu vurguladı. Ukrayna’nın tek başına yılda 600 milyon insanı doyurabilecek bir buğday potansiyeline sahip olduğunu belirten Yaycı, ülkenin maden zenginliğini şu sözlerle açıkladı: "Ukrayna, teknolojik ürünlerin vazgeçilmezi olan nadir toprak elementlerinde dünya ikincisidir. Demir cevherinde dünya altıncısı olan ülke; uranyum, titanyum ve kömür rezervleriyle de öne çıkmaktadır. Batı’nın sunduğu barış planları ise bu madenlerin borçlar karşılığında paylaşılmasına dayanmaktadır." "Hürmüz, küresel ticaretin şah damarı" Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji arzındaki hayati rolüne değinen Prof. Dr. Yaycı, dünya petrol ve doğalgazının yaklaşık yüzde 26’sının bu noktadan geçtiğini ifade etti. Muhtemel bir çatışma durumunda İran’ın boğazı kapatma tehdidinin küresel ekonomiyi ciddi şekilde etkileyebileceğini belirten Yaycı, "Japonya yüzde 72, Güney Kore yüzde 65 ve Çin yüzde 50 oranında Hürmüz Boğazı’na bağımlıdır. İran’ın Babülmendep Boğazı’nı da kapatması, Avrupa-Asya ticaretinin yarısının durması anlamına gelir. Asya ile ticaret yapan iş insanlarının bu riske karşı orta vadeli tedbirler alması ve stoklu çalışması hayati önemdedir" dedi. "ABD istikrar değil, istikrarsızlık ister" ABD’nin bölge politikalarını eleştiren Cihat Yaycı, Amerika’nın girdiği bölgelerde istikrar kuramamasının bir "başarısızlık" değil, bilinçli bir strateji olduğunu savundu. Yaycı, "ABD, oluşturduğu istikrarsızlık üzerinden bölgenin enerjisini emmektedir. Afganistan’daki istikrarsızlık Rusya, Pakistan ve İran’ın enerjisini tüketmektedir. Suriye ve Irak’taki karışıklıklar Türkiye’nin enerjisini emerek İsrail’e alan açmaktadır. İran’ı içten çökertme çabaları ise beklenen sonucu vermemiştir" şeklinde konuştu. "Türkiye en güvenli liman" Tüm bu gelişmeler ışığında Türkiye’nin stratejik öneminin arttığını belirten Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Avrupa’nın enerji arz güvenliği için Türkiye’nin "en güvenli liman" olduğunu ifade etti. Mavi Vatan’daki hakların korunması için yerli savunma sanayinin ve Libya ile yapılan deniz yetki anlaşmasının kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Yaycı, kamuoyunda "Kürt meselesi" başlığıyla tartışılan konuya da değinerek, bu ifadenin yanlış bir terminoloji olduğunu savundu. Yaycı’ya göre bu durum bir "Kürt meselesi" değil, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik bir güvenlik ve beka sorunudur. Antalya için "Savaş bilançosu" uyarısı Toplantıda konuşan KONYSİAD Başkanı İlhami Kaplan, Orta Doğu’daki istikrarsızlığın Antalya ekonomisinin temel sektörleri olan turizm, enerji ve tarım üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtti. Kaplan, Enerji ithalatına bağımlılık nedeniyle artan maliyetlerin enflasyonu tetiklediğini, savaş algısının ise yabancı turist tercihlerini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
Diyarbakır Diyarbakır’da kaymakamlık kaçak yapıları tek tek yıktı Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde "villa" tarzında inşa edilen 13 kaçak yapının yıkımına başlandı. Edinilen bilgilere göre, Yenişehir ilçesinde kamu düzeninin, doğal yaşamın ve üretim alanlarının korunmasına yönelik Kaymakamlık tarafından Elidolu Mahallesi’nde yürütülen titiz incelemeler neticesinde, mera alanlarının usulsüz şekilde işgal edildiği ve bu alanlar üzerinde "villa tarzında" 13 adet kaçak yapının inşa edildiği tespit edildi. Söz konusu yapılaşmanın, bölge halkının temel geçim kaynakları arasında yer alan tarım ve hayvancılık faaliyetlerini ciddi şekilde sekteye uğrattığı belirlenirken, kamu yararını önceleyen bir anlayışla gerekli hukuki süreçler vakit kaybetmeden başlatıldı. 3091 Sayılı Kanun kapsamında yürütülen işlemler tamamlanarak, sabah saatleri itibarıyla kaçak yapıların yıkımına başlandı. Kaymakamlığın bu hızlı ve kararlı müdahalesi, kamu arazilerinin korunması noktasında adımı atıldı. Hukuka aykırı yapılaşmaya hiçbir surette göz yumulmayacağı, bu tür eylemlerde bulunan kişi ve kuruluşlar hakkında gerekli tüm yasal işlemler gecikmeye mahal verilmeksizin ivedilikle gerçekleştirileceği öğrenildi. İlçe genelinde tüm mahalle ve köylerde benzer denetimlerin aralıksız sürdürüleceği, kaçak yapılaşmaya yönelik tespitlerin hızla yapılacağı ve gerekli müdahalelerin vakit kaybetmeden gerçekleştirileceği öğrenildi. Yıkım çalışmalarının tamamlanmasının ardından söz konusu alanın yeniden mera vasfına uygun hale getirilmesi planlanıyor. Böylece hem doğal denge korunacak hem de bölge halkının üretim faaliyetleri üzerindeki olumsuz etkiler ortadan kaldırılacak.
Mardin Midyat’ta koruma kurulu eğitimleri toplantısı Mardin’in Midyat ilçesinde de 2 gün sürecek kültür varlıklarını koruma bölge kurulu müdürleri ve üyeleri eğitim ve koordinasyon toplantısı başladı. Valilik himayelerinde, Midyat Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Midyat Belediyesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplantıya Türkiye genelinde koruma altındaki alanlarda yapılacak uygulamaları değerlendiren 34 Koruma Bölge Kurulu’nun müdürleri ve üyeleri katıldı. Mardin Valisi ve Büyükşehir Başkan Vekili Tuncay Akkoyun, ‘’Tarihi yapılarımızda bizler geçmişten aldığımız bu mirası koruyarak ve en iyi şekilde restore ederek inşallah gelecek nesillere daha sağlam ve sağlıklı bir şekilde İnşallah miras bırakacağız. Bu çerçevede sizler de biliyorsunuz Kültür ve Turizm Bakanlığımız çok önemli çalışmalar yapıyor. Özellikle kurullarımız çok önemli. Bu koruma konusunda büyük gayret sarf ediyorlar. Bugün de koruma kurul bölge müdürleri ve kurul üyelerimizin eğitim ve koordinasyon toplantısı Midyat’ta gerçekleşiyor. Umut ediyorum tarihi mirasımızın korunması ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir şekilde devredilmesi noktasında bu çalışma hayırlara vesile olur diyorum’’ dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı ise Mardin’in turizmini masaya yatırdıklarını söyledi. Yazgı, ‘’Buradaki Süryani kardeşlerimizin, Ezidi kardeşlerimizin buradaki sorunlarını dinledik. Vekilimizle, belediye başkanımızla, il başkanımızla, sayın valimizin başkanlığında Birçok toplantı gerçekleştirdik. Tabii burada Mardin bizim için çok önemli. Midyat bizim için çok önemli. Gerçekten inançların biraz önce valimin bahsettiği gibi ezan sesiyle çan sesinin beraber uyum içerisinde gerçekten yaşayabildiği dünyada ender yerlerden bir tanesi kaldı. Huzurun ve barışın şu anda en çok hasretle yaşanmak istediği dünyamızda Mardin gerçekten huzurun ve barışın şu anda başkenti niteliğinde. Tüm Türkiye’deki koruma kurulu üyelerimizi, müdürlerimizi hep birlikte, tüm genel müdürlerimizle birlikte burada bir hizmet içi eğitim toplantısı niteliğinde bir çalıştay gerçekleştirdik’’ diye konuştu. Kültür Varlıkları Genel Müdürü Birol İnceciköz de ‘’Biz Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü olan olarak biliyorsunuz Türkiye’deki somut kültürel mirasın korunmasından ve gelecek nesillere aktarılmasından sorumlu bir kurumuz. Başta Cumhurbaşkanımızın bize göstermiş olduğu hedefe ulaşabilmek adına Bakanımızın rehberliğinde son 20 yıldır önemli gayretler sarf ediyoruz. Bugün burada Mezopotamya’nın incisi Midyat’ta tüm Türkiye’deki Koruma Bölge Kurulu üyelerimizi, müdürlerimizi bir koordinasyon toplantısına aldık. İçinde akademisyenlerin, özel sektör çalışanlarının, alanında uzman insanların oluşturduğu bu yapı Türkiye’deki koruma mirasını, koruma kültürünü, koruma eyleminin dinamiklerini 2 gün boyunca konuşacaklar ve ülkemizin somut kültürel mirasını gelecek nesillere nasıl daha iyi bir şekilde aktaracağımızı konuşacaklar’’ şeklinde konuştu. Toplantıda genel müdürlük uzmanları sunum yaptı.