SAĞLIK - 13 Eylül 2022 Salı 14:25

Prof. Dr. Kutlu: “Ukrayna’dan Karadeniz’e göçmen kuşlarla gelen yeni bir polen türü alerji hastalıklarını tetikleyebilir”

A
A
A
Prof. Dr. Kutlu: “Ukrayna’dan Karadeniz’e göçmen kuşlarla gelen yeni bir polen türü alerji hastalıklarını tetikleyebilir”

İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof.

İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, daha çok Orta Avrupa’da Ukrayna, Macaristan ve Romanya gibi ülkelerde görülen Ragweed poleninin artık Karadeniz Bölgesi’nde de görülmeye başlandığını söyledi.


Prof. Dr. Ali Kutlu, “Ragweed poleni son derece güçlü bir alerjendir. Orta Avrupa’da bu bitkinin ortaya çıktığı bölgelerde insanların bazen çare olarak köylerini terk ettiği, belediyelerin park ve bahçelerle uğraşan birimlerinin alarma geçtiği bilinmektedir. Bu nedenle ülkemizde de bu polenin yayılımının takip edilmesi, bitkinin sorumlu birimlere tanıtılarak alınacak bazı önlemlerle yayılmasının yavaşlatılması gerekmektedir” dedi.


Polenlerin bitkilerin üremesini sağlayan, duyarlı insanlarda göz ve burunda akıntı ve kaşıntıya, sinüzite, astım atakları ve öksürüğe yol açan önemli alerjenler olduğunu söyleyen Medical Park Ordu Hastanesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, uyarılarda bulundu.



Bahar aylarını eziyete çevirebilir


Polen alerjisinin tedavi edilmezse bahar aylarını eziyete çevirebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Ali Kutlu; “Ağaç polenleri genelde şubat ortasında başlayıp mayıs başına kadar, çimen ve tahıl polenleri ise mart ortasında başlayıp haziran sonuna kadar şikâyetlere yol açar. Bazıları son derece önemli bir alerjen olan yaban otu polenleri ise geç yaz ve sonbahar aylarında, sıcak bölgelerde ise yıl boyunca yakınmalara yol açar. Bu bitkilerin başında Ragweed (Ambrosia Artemisifolia) gelmektedir. Ragweed poleni son derece güçlü bir alerjendir. Orta Avrupa’da bu bitkinin ortaya çıktığı bölgelerde insanların bazen çare olarak köylerini terk ettiği, belediyelerin park ve bahçelerle uğraşan birimlerinin alarma geçtiği bilinmektedir” diyerek ülkemizde görülmeye başlayan Ragweed alerjisi ile ilgili önemli bilgiler paylaştı.



Polen alerjisi şikâyetlerinde artış var


Karadeniz bölgesinde sonbahar aylarına girildiğinde normalde polen alerjisine yönelik şikâyetlerin oldukça azaldığını söyleyen Prof. Dr. Ali Kutlu; ancak bu yıl bölgemizde temmuz ortasından itibaren polenlerle ilgili alerjik şikâyetleri yoğunlaşan çok sayıda hastaya rastlamaya başladıklarını söyledi.



Göçmen kuşlardan yayılabilir


Prof. Dr. Ali Kutlu, bu hastaların deri testlerinde Ragweed (üzüm otu, arsız zaylan) isimli, normalde Karadeniz’de olmadığı düşünülen, arsız ve hızlı yayılan bir bitki türüne karşı duyarlılığın olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:


“Geçmişte deri testinde Ragweed pozitifliğine çok nadir rastlardık ve bu kişilerin de daha önce farklı coğrafyalarda bulunmaktan dolayı veya çapraz duyarlılık dediğimiz antijenik benzerlik gösteren bitkilere karşı oluşan alerji nedeniyle raslantısal duyarlılıklarının olduğunu düşünmekteydik.Bölgemizde çalışan diğer alerji uzmanlarıyla görüştüğümde benzer gözlemlere sahip olduklarını gördüm. Normalde Kuzey Amerika kıtası için çok önemli ve yaygın bir alerjen olan Ragweed, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yoğun nakliye faaliyetleriyle Avrupa’da yayılmaya başladığını bildiğimiz bir bitki. Özellikle Macaristan, Romanya ve Ukrayna olmak üzere Orta ve Doğu Avrupa’da Temmuz ayından itibaren Ekim sonuna kadar atmosferde ciddi yoğunluğa ulaşıp toplumun büyük kesiminde alerjik şikâyetlere yol açmaktadır. Bu bitkinin yayılmasında göçmen kuşların da rolü olduğu düşünülmektedir.”



Atmosferde yüzlerce kilometre yol alabilirler


Polenlerin atmosfer yoluyla yüzlerce kilometre yol alabildiğini söyleyen Prof. Dr. Ali Kutlu; “Özellikle Ukrayna üzerinden ülkemizin Kuzey-Batı sahillerine bu polenlerin az da olsa ulaştığı biliniyordu. Trakya ve Batı Karadeniz atmosferinde, hatta Ankara’da bile son 10 yıldır bu polen düşük yoğunlukta gösterilmesine rağmen ülkemizde yerleşik bir bitki olmaya başladığının gösterilmesi İstanbul ve Düzce’de çok yakın zamanlarda yapılan çalışmalar sonucu olmuştur. Ragweed poleni son derece güçlü bir alerjendir. Orta Avrupa’da bu bitkinin ortaya çıktığı bölgelerde insanların bazen çare olarak köylerini terk ettiği, belediyelerin park ve bahçelerle uğraşan birimlerinin alarma geçtiği bilinmektedir” diye konuştu.



Toplumu bilinçlendirmek önemli


Ragweed poleninin Karadeniz’de önemli ölçüde yayılım göstermeye başladığının altını çizen Prof. Dr. Ali Kutlu; “Eğer bu hızda yayılmaya devam ederse önümüzdeki 10 yıl içinde özellikle Trakya, Karadeniz, Kuzey Anadolu Bölgelerinin en önemli alerjeni haline gelerek ev tozu akarlarının bile önüne geçecektir. Bu arsız bitkinin yayılmasını önlemek çok mümkün değil gibi görünmekle birlikte yayılımının takip edilmesi, bitkinin sorumlu birimlere tanıtılarak alınacak bazı önlemlerle yayılmasının yavaşlatılması mümkün olabilir. Bu yeni alerjen kaynağı hakkında başta hekimler olmak üzere tüm halkımızın bilgilendirilmesi gerekmektedir” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sanık Karaoğlu: "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 24. oturumunda, İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu savunma yaptı. İddianamede örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ifade edilen Karaoğlu, "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 24. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada geçtiğimiz cuma günü savunma yapan Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Akyüz’ün çapraz sorgusu yapıldı. Sanık avukatının savunmasının ardından İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu’nun savunmasına geçildi. İddianamede Karaoğlu’nın örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ve sosyal yardım adı altında rüşvet olarak temin edilen hediye çeklerinin organizasyonunu yürüttüğü belirtilmişti. Karaoğlu’nun rüşvet alınması muhtemel iş adamlarının dosyalarını resmi görevi olmayan ve doğrudan örgüt lideri adına hareket eden Yakup Öner’e gönderdiği de aktarılmıştı. İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Karaoğlu, savunmasında görevi boyunca alnının akıyla çalıştığını belirterek, "Bu sürede imar müdürü olmamın ötesinde bir üst yönetimde yer almadım. Kimsenin adamı olmadım, kimsenin torpili ve referansıyla bir yerlere gelmedim. Ben siyasetçi değilim, kamu görevlisiyim. Alnıma leke sürecek en küçük bir hususla karşı karşıya kalmadım. Böylesine asılsız suçlamalarla, iftiralarla karşı karşıya bırakıldığım Boğaziçi İmar Müdürlüğümle ilgili hiçbir ihmali ve suçlamayı kabul etmiyorum. Aksine görevim boyunca dönem dönem tehdit edildim, 7 yaşındaki kızımla tehdit edildim. Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim. Talimatı ilgili yasadan aldım. Örgüt denilen yapılanma nedir açıkçası burada onu da anlamadım. 26 yıl görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü? Belediye personeli midir?" dedi. Duruşma, sanık avukatının savunması ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.
Düzce I. Ulusal bölgesel kalkınma kongresi başladı Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen ve bölgesel kalkınma alanındaki bilimsel birikimi ve deneyimi bir araya getiren "I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi" başladı. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda ki programa; Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Elif Güler Kazancı, protokol üyeleri ile ülkemizin çeşitli üniversitelerinden akademisyenler ve öğrenciler katıldı. I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı ve Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Emine Tekin, böylesine anlamlı bir organizasyona ev sahipliği yaptıkları için onur duyduklarını ifade etti. YÖK 2016 yılında başlattığı Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’na dahil olma başarısı gösterdiğine dikkat çeken Tekin, ihtisaslaşma faaliyetleriyle bölge halkına katkı sunduklarının altını çizdi. Düzce Üniversitesi araştırma ve uygulama merkezlerinin katma değerli projelerle ihtisaslaşma sürecine verdikleri katkılarla ilgili örnekler paylaşan Tekin; Düzce Üniversitesi Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı Uyulama ve Araştırma Merkezi’nin kompost gübre, malç, tıbbi mantarlar, Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi’nin Yığılca arısının tescili ve arı ürünleri, Fındık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin fındıktaki verimi artıran çalışmaları, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin GETAT uygulamaları başta olmak üzere sürdürülebilir kalkınmaya destek oldukları projeler hakkında bilgiler aktardı. Kongrenin ulusal kalkınmaya katkı, proje geliştirme ve iş birliği fırsatları anlamında önemli bir misyonu olduğunu söyleyen Emine Tekin, programa destek olan kişi ve kurumlara teşekkür etti. "Bölgesel kalkınma alanında ciddi çalışmalar yapıyoruz" Programda konuşan Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, 2016 yılında Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’na dahil olan Düzce Üniversitesi’nin çevre ve sağlık alanlarında ihtisaslaştığını vurguladı. Düzce Üniversitesi’nin bölgesel kalkınma alanında ciddi çalışmalar yaptığını dile getiren Rektör Sözbir, bu alanda BAP projelerine yüzde 50 oranında artırımlı destek sunduklarını ifade etti. Özellikle Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp ile Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı alanlarında derinlikli projeleri hayata geçirdiklerine işaret eden Sözbir, bölgesel kalkınmanın önemi üzerinde durdu. Alanında ilk olma özelliği taşıyan kongre ile üniversite, kamu ve özel sektör iş birliğini güçlendirmeyi, bilimsel bilgi ile uygulamayı bir araya getirerek bölgemizin ve ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sunmayı amaçladıklarının altını çizen Sözbir, programın hayırlı olmasını temenni ederek sözlerini sonlandırdı. Konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edilen TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, ülkemizdeki yükseköğretim kurumlarının sayısının artması ve her şehre bir üniversite kurulmasının sonrasında üniversitelere farklı misyonlar yüklendiğini belirterek, YÖK’ün de Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’nı başlattığını ifade etti. "Düzce Üniversitesi GETAT ve çevre alanlarında takdir edilen çalışmalar yürütüyor" Düzce Üniversitesi’nin GETAT ve çevre alanlarında takdir edilen çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Şeker, gelecek nesillerin kendisini yetkin hissetmesi noktasında bölgesel kalkınma misyonunun çok kıymetli olduğunu vurgulayarak çalışmaların uzun soluklu ve sürdürülebilir olmasını temenni etti. Derinlikli oturumlarla farklı bakış açıları Açılış ve protokol konuşmalarının ardından davetli konuşmacıların sunumlarına geçildi. Prof. Dr. Emine Tekin’in moderatörlüğündeki oturumda, Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fikrettin Şahin, "Fikirden Kliniğe: Rejeneratif Tıpta Translasyonel Yolculuk" başlıklı sunumunda, yenileyici tıpta eksozom ve bor üzerinde geliştirdikleri öncü çalışmaları katılımcılarla paylaştı. Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Elif Güler Kazancı, "Sağlıkta Bütünleyici Yaklaşımlar ve Bölgesel Kalkınma: TÜGET Modeli ve Türkiye Perspektifi" adlı konuşmasında, sağlık sisteminde dönüşüm, fikirden ürüne dönüşüm mekanizması olan TÜGET Entegratif Modeli ile yaptıkları çalışmalardan söz etti. BEE’O Propolis Kurucusu ve CEO’su Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı ise, "Arı Ürünlerinin Standardizasyonu ve Fonksiyonel Ürün Uygulamaları" başlıklı sunumunda, arı ürünlerinin Ar-Ge ve inovasyonuyla ilgili 25 yıllık bilgi birikimini anlattı. Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Gürler ve Dr. Öğr. Üyesi Zehra Seda Boztunalı’nın Avrupa Birliği projelerine ait eserler, Arş. Gör. Dr. Özkan Işık’a ait bölgeye özel Aslanlı Mozaik ve Tykhe heykeli motiflerinin yer aldığı eserler ile Öğr. Gör. Dr. İrem Gürsu’nun fındık, shiitake mantarı ve takla böceği illüstrayonlarından oluşan sergi ve Düzce Üniversitesi’nin ihtisaslaşma kapsamında ürettiği ürünlerin yer aldığı stantlar da ziyaretçiler tarafından ilgi ve beğeniyle takip edildi. Geleneksel Kağıt Atölyesi workshop çalışması ile Kültür Sanat ve Dans Topluluğu’nun halk oyunları gösterisi sonrasında kongrenin açılış paneline geçildi. Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın moderatörlüğündeki panelde Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker, çevrim içi olarak "Bölgesel Dinamiklerin Bilgiye Dayalı Kalkınma İçin Harekete Geçirilmesi" başlıklı konuşmasında bölgesel kalkınmanın multidisipliner bir yaklaşım üzerine inşa edilmesi gerektiğini aktardı. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve TÜBA Ödülü sahibi Prof. Dr. Özcan Erel, inovasyon ve inovasyon çalışmaları üzerine katılımcıları bilgilendirdiği konuşmasında, inovasyonun yalnızca bir fikir olmadığını aynı zamanda işe yarayan bir nitelik bulundurması gerektiğini vurguladı. Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız "Ar-Ge Ekosistemi ve Fikri Sınai Mülkiyet Hakları" başlıklı sunumunda üniversite–kamu–sanayi iş birliğiyle ortaya konulan katma değerli üretimin önemini ele aldı. Oturumun son konuşmacısı olan Erciyes Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi ve TÜBA İlim Yayma Ödülü sahibi Prof. Dr. Mustafa Soylak, "Nadir Toprak Elementleri ve Türkiye İçin Önemi" başlıklı sunumunda önemli ve stratejik değerlendirmelerde bulundu. Eskişehir, Burdur, Sivas ve Malatya başta olmak üzere ülkemizin pek çok bölgesinin nadir toprak elementleri bakımından zengin olduğunu ifade eden Soylak, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelinin etkin şekilde değerlendirilmesine yönelik yol haritası paylaştı.