SAĞLIK - 14 Eylül 2022 Çarşamba 11:26

Psikologlar uyarıyor: “Çocuğunuzu ağlarken okula bırakmayın”

A
A
A
Psikologlar uyarıyor: “Çocuğunuzu ağlarken okula bırakmayın”

Okula adaptasyon sürecinde çocuklara katı yaklaşmamak gerektiğini belirten Psikolog İrem Naz Kırım, bir anda kurallar koyarak okula başlanılmasının çocuğu okuldan soğutabileceği ve okul fobisi gelişebileceği uyarısında bulundu.

Okula adaptasyon sürecinde çocuklara katı yaklaşmamak gerektiğini belirten Psikolog İrem Naz Kırım, bir anda kurallar koyarak okula başlanılmasının çocuğu okuldan soğutabileceği ve okul fobisi gelişebileceği uyarısında bulundu.


Psikolog İrem Naz Kırım, “Bu yüzden öncelikle çocuğunuzun duygularını dinlemeye özen gösterin. Korkularını, endişelerini, heyecanlarını anlamaya ve dinlemeye çalışın. Kendilerini ifade etmeleri için sohbet edin, sorular sorun ve sorularını özveriyle yanıtlayın. Anne-babadan ayrılmak istemeyen bir çocuğu kesinlikle ağlarken okula bırakmayın. Çocuk, oraya güven duymadan zorla içeri sokulup ebeveyninden ayrı tutulmamalıdır” dedi.


Yeni başlayan eğitim-öğretim yılının birçok öğrenci için yeni bir sayfa açma imkânı tanıdığını söyleyen Medical Park Ordu Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Psikolog İrem Naz Kırım, kimi çocukların ilk defa okula gittiğini kiminin ise yeni bir okula başladığını vurgulayarak ailelere uyarılarda bulundu.



Sınırları kabul etmezler


Yazın getirdiği rahatlıkla öğrencilere koyulan kurallarda da esnemeler yaşandığını dile getiren Psk. İrem Naz Kırım, “Uyuma ve uyanma saatleri, yeme düzeni, teknolojik aletlerde geçirilen süre, oyun saati değişmeye başlar. Tatilde okul zamanında öğrenilmiş çoğu kural ve sınırın üzeri çizilince, çocuklara tekrar sınırları öğretmek zorlaşır. Okula başlandığında ilk fark edilen durum da bu olur; sınırları kabullenmekte zorlanma. Çocuk ne zaman konuşacağını, ne kadar oturması gerektiğini, arkadaşlarıyla ne zaman oynaması gerektiğini, izin istemek için parmak kaldırması gerektiğini, uyuma saatinde yatması gerektiğini ya da teknolojik aletleri süreli oynaması gerektiğini uygulamakta uzun süre zorlanabilir. Okula adaptasyon sürecinde çocuklara katı yaklaşmamak gerekir. Bir anda keskin kurallar koyarak başlanılması çocuğu okuldan soğutabilir ve okul fobisi gelişebilir. Bu yüzden öncelikle çocuğunuzun duygularını dinlemeye özen gösterin. Korkularını, endişelerini, heyecanlarını anlamaya ve dinlemeye çalışın. Kendilerini ifade etmeleri için sohbet edin, sorular sorun ve sorularını özveriyle yanıtlayın” şeklinde konuştu.



Çocuğu ağlarken okula bırakmayın


Okula başladığı ilk haftalarda her gün onu ne zaman bırakacağınızı, ne zaman ve nereden alacağınızı anlatmanın çocuğa bir fayda sağlayacağını ifade eden Psk. İrem Naz Kırım, çocukları kesinlikle ağlayarak okula sokmamak gerektiğinin altını çizdi.


Psikolog Kırım, “Çocuğun kaygı duymaması için okulda kendini güvende hissetmesi gerekir. Bu güveni ona kazandırabilmek için okul dışında ebeveyne, okul içinde ise öğretmene görevler düşer. Anne-babadan ayrılmak istemeyen bir çocuğu kesinlikle ağlarken okula sokmayı önermiyorum. Çocuk, oraya güven duymadan zorla içeri sokulup ebeveyninden ayrı tutulmamalıdır. Bunun yerine, çocuk ayrılmaya hazır olana dek ebeveynin yanında olduğunu görmeli ve okuluna, öğretmenine güven duyarak ebeveyninden ayrılmalıdır. Bu yöntemde alışma süresi çocuğa göre değişir. Acele etmeden, sabırla, onun hızına eşlik etmemiz olması gerekendir. Ancak 1 ayı geçen bir süreden sonra halen devam ediyorsa, bir uzmana başvurulmalıdır” açıklamasında bulundu.



Bahanelerle okuma gitmek istemeyebilir


Bazı çocuklar doğrudan okula gitmek istemediğini söyleyebildiği gibi bazılarının da bunu bu kadar açık söylemese de “karnım ağrıyor”, “başım ağrıyor” gibi bahanelerle okula gitme sürecini ertelemeye çalışabildiğine dikkat çeken Psk. Kırım, şu bilgileri paylaştı:


“Bu durum her yaş grubunda görülebilir. Bunun bir nedeni ayrılık kaygısı olabilir. Çocuklar için okula başlamak anne-babadan ayrı kalmayı gerektiriyor ve bundan endişe duyabiliyorlar. Soru şu olmalı; ben mi ayrı kalmakta zorlanıyorum yoksa çocuğum mu benden ayrılamıyor? Eğer cevap bulmakta zorlanıyorsanız uzmandan yardım alabilirsiniz. Bir diğer neden ise ailelerin yüksek beklentileri olabiliyor. Talepkâr anne-babaların çocuk ne yaparsa yapsın daha fazlasını beklemesi ve çocuğun üstünde baskı kurması çocuğu okuldan uzaklaştırabiliyor. Yeniliklere açık olmaktan korkan çocuk, uyum sağlamakta güçlük çekip okula dönüşü zorlu bir deneyim olarak algılıyor.”



Zeka testi yaptırmayı ihmal etmeyin


Okumakta, sınırları kabul etmekte, dikkatini vermekte, harfleri öğrenmekte zorluk çeken çocuklar için okula hazırlık döneminde dikkat ve hiperaktivite ve zekâ testleri yaptırılması gerektiğinin altını çizen Psk. Kırım, “Disleksi gibi özel öğrenme güçlüğü ilkokulda keşfedilir ve velilerin bu konuda gözünün açık olması gerekir. Çocuğunuzun harfleri-sayıları karıştırdığını, satırları atladığını, kelimeleri yuttuğunu fark ediyorsanız ya da yerinde durmakta zorlanıyor, odaklanamıyor, sırasını beklemekte güçlük çektiğini fark ediyorsanız mutlaka bir uzmana ilk yılın içinde başvurmalısınız. Çocuğunuzun zekâ gelişim potansiyelini anlamak, onu uygun eğitimlerle desteklemek istiyorsanız zekâ testini yaptırınız. En önemlisi ise çocuklarınıza sınır koyarken ya da söz verirken hem kendi içinizde hem de ebeveyn olarak tutarlı olmalısınız. Unutmayın ki çocuklar çok iyi bir gözlemcidir ve sizin aynanızdır” diyerek sözlerini noktaladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sanık Karaoğlu: "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 24. oturumunda, İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu savunma yaptı. İddianamede örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ifade edilen Karaoğlu, "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 24. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada geçtiğimiz cuma günü savunma yapan Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Akyüz’ün çapraz sorgusu yapıldı. Sanık avukatının savunmasının ardından İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu’nun savunmasına geçildi. İddianamede Karaoğlu’nın örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ve sosyal yardım adı altında rüşvet olarak temin edilen hediye çeklerinin organizasyonunu yürüttüğü belirtilmişti. Karaoğlu’nun rüşvet alınması muhtemel iş adamlarının dosyalarını resmi görevi olmayan ve doğrudan örgüt lideri adına hareket eden Yakup Öner’e gönderdiği de aktarılmıştı. İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Karaoğlu, savunmasında görevi boyunca alnının akıyla çalıştığını belirterek, "Bu sürede imar müdürü olmamın ötesinde bir üst yönetimde yer almadım. Kimsenin adamı olmadım, kimsenin torpili ve referansıyla bir yerlere gelmedim. Ben siyasetçi değilim, kamu görevlisiyim. Alnıma leke sürecek en küçük bir hususla karşı karşıya kalmadım. Böylesine asılsız suçlamalarla, iftiralarla karşı karşıya bırakıldığım Boğaziçi İmar Müdürlüğümle ilgili hiçbir ihmali ve suçlamayı kabul etmiyorum. Aksine görevim boyunca dönem dönem tehdit edildim, 7 yaşındaki kızımla tehdit edildim. Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim. Talimatı ilgili yasadan aldım. Örgüt denilen yapılanma nedir açıkçası burada onu da anlamadım. 26 yıl görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü? Belediye personeli midir?" dedi. Duruşma, sanık avukatının savunması ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.
Düzce I. Ulusal bölgesel kalkınma kongresi başladı Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen ve bölgesel kalkınma alanındaki bilimsel birikimi ve deneyimi bir araya getiren "I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi" başladı. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda ki programa; Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Elif Güler Kazancı, protokol üyeleri ile ülkemizin çeşitli üniversitelerinden akademisyenler ve öğrenciler katıldı. I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı ve Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Emine Tekin, böylesine anlamlı bir organizasyona ev sahipliği yaptıkları için onur duyduklarını ifade etti. YÖK 2016 yılında başlattığı Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’na dahil olma başarısı gösterdiğine dikkat çeken Tekin, ihtisaslaşma faaliyetleriyle bölge halkına katkı sunduklarının altını çizdi. Düzce Üniversitesi araştırma ve uygulama merkezlerinin katma değerli projelerle ihtisaslaşma sürecine verdikleri katkılarla ilgili örnekler paylaşan Tekin; Düzce Üniversitesi Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı Uyulama ve Araştırma Merkezi’nin kompost gübre, malç, tıbbi mantarlar, Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi’nin Yığılca arısının tescili ve arı ürünleri, Fındık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin fındıktaki verimi artıran çalışmaları, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin GETAT uygulamaları başta olmak üzere sürdürülebilir kalkınmaya destek oldukları projeler hakkında bilgiler aktardı. Kongrenin ulusal kalkınmaya katkı, proje geliştirme ve iş birliği fırsatları anlamında önemli bir misyonu olduğunu söyleyen Emine Tekin, programa destek olan kişi ve kurumlara teşekkür etti. "Bölgesel kalkınma alanında ciddi çalışmalar yapıyoruz" Programda konuşan Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, 2016 yılında Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’na dahil olan Düzce Üniversitesi’nin çevre ve sağlık alanlarında ihtisaslaştığını vurguladı. Düzce Üniversitesi’nin bölgesel kalkınma alanında ciddi çalışmalar yaptığını dile getiren Rektör Sözbir, bu alanda BAP projelerine yüzde 50 oranında artırımlı destek sunduklarını ifade etti. Özellikle Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp ile Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı alanlarında derinlikli projeleri hayata geçirdiklerine işaret eden Sözbir, bölgesel kalkınmanın önemi üzerinde durdu. Alanında ilk olma özelliği taşıyan kongre ile üniversite, kamu ve özel sektör iş birliğini güçlendirmeyi, bilimsel bilgi ile uygulamayı bir araya getirerek bölgemizin ve ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sunmayı amaçladıklarının altını çizen Sözbir, programın hayırlı olmasını temenni ederek sözlerini sonlandırdı. Konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edilen TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, ülkemizdeki yükseköğretim kurumlarının sayısının artması ve her şehre bir üniversite kurulmasının sonrasında üniversitelere farklı misyonlar yüklendiğini belirterek, YÖK’ün de Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’nı başlattığını ifade etti. "Düzce Üniversitesi GETAT ve çevre alanlarında takdir edilen çalışmalar yürütüyor" Düzce Üniversitesi’nin GETAT ve çevre alanlarında takdir edilen çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Şeker, gelecek nesillerin kendisini yetkin hissetmesi noktasında bölgesel kalkınma misyonunun çok kıymetli olduğunu vurgulayarak çalışmaların uzun soluklu ve sürdürülebilir olmasını temenni etti. Derinlikli oturumlarla farklı bakış açıları Açılış ve protokol konuşmalarının ardından davetli konuşmacıların sunumlarına geçildi. Prof. Dr. Emine Tekin’in moderatörlüğündeki oturumda, Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fikrettin Şahin, "Fikirden Kliniğe: Rejeneratif Tıpta Translasyonel Yolculuk" başlıklı sunumunda, yenileyici tıpta eksozom ve bor üzerinde geliştirdikleri öncü çalışmaları katılımcılarla paylaştı. Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Elif Güler Kazancı, "Sağlıkta Bütünleyici Yaklaşımlar ve Bölgesel Kalkınma: TÜGET Modeli ve Türkiye Perspektifi" adlı konuşmasında, sağlık sisteminde dönüşüm, fikirden ürüne dönüşüm mekanizması olan TÜGET Entegratif Modeli ile yaptıkları çalışmalardan söz etti. BEE’O Propolis Kurucusu ve CEO’su Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı ise, "Arı Ürünlerinin Standardizasyonu ve Fonksiyonel Ürün Uygulamaları" başlıklı sunumunda, arı ürünlerinin Ar-Ge ve inovasyonuyla ilgili 25 yıllık bilgi birikimini anlattı. Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Gürler ve Dr. Öğr. Üyesi Zehra Seda Boztunalı’nın Avrupa Birliği projelerine ait eserler, Arş. Gör. Dr. Özkan Işık’a ait bölgeye özel Aslanlı Mozaik ve Tykhe heykeli motiflerinin yer aldığı eserler ile Öğr. Gör. Dr. İrem Gürsu’nun fındık, shiitake mantarı ve takla böceği illüstrayonlarından oluşan sergi ve Düzce Üniversitesi’nin ihtisaslaşma kapsamında ürettiği ürünlerin yer aldığı stantlar da ziyaretçiler tarafından ilgi ve beğeniyle takip edildi. Geleneksel Kağıt Atölyesi workshop çalışması ile Kültür Sanat ve Dans Topluluğu’nun halk oyunları gösterisi sonrasında kongrenin açılış paneline geçildi. Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın moderatörlüğündeki panelde Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker, çevrim içi olarak "Bölgesel Dinamiklerin Bilgiye Dayalı Kalkınma İçin Harekete Geçirilmesi" başlıklı konuşmasında bölgesel kalkınmanın multidisipliner bir yaklaşım üzerine inşa edilmesi gerektiğini aktardı. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve TÜBA Ödülü sahibi Prof. Dr. Özcan Erel, inovasyon ve inovasyon çalışmaları üzerine katılımcıları bilgilendirdiği konuşmasında, inovasyonun yalnızca bir fikir olmadığını aynı zamanda işe yarayan bir nitelik bulundurması gerektiğini vurguladı. Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız "Ar-Ge Ekosistemi ve Fikri Sınai Mülkiyet Hakları" başlıklı sunumunda üniversite–kamu–sanayi iş birliğiyle ortaya konulan katma değerli üretimin önemini ele aldı. Oturumun son konuşmacısı olan Erciyes Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi ve TÜBA İlim Yayma Ödülü sahibi Prof. Dr. Mustafa Soylak, "Nadir Toprak Elementleri ve Türkiye İçin Önemi" başlıklı sunumunda önemli ve stratejik değerlendirmelerde bulundu. Eskişehir, Burdur, Sivas ve Malatya başta olmak üzere ülkemizin pek çok bölgesinin nadir toprak elementleri bakımından zengin olduğunu ifade eden Soylak, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelinin etkin şekilde değerlendirilmesine yönelik yol haritası paylaştı.