SAĞLIK - 10 Mayıs 2023 Çarşamba 14:51

Dt. Serdaroğlu: “Renk değiştiren dişler tedavi edilebilir”

A
A
A
Dt. Serdaroğlu: “Renk değiştiren dişler tedavi edilebilir”

Dişlerde bakteri kaynaklı ya da travma etkenlerine bağlı olarak çeşitli enfeksiyonların gerçekleşebildiğini söyleyen Diş Hekimi Tuğçe Serdaroğlu, bu etkenlerin dişlerin iç yüzeylerinde renk değişimine sebep olduğunu ve estetik görünümde bozulmalar gözlenebildiğini söyledi.

Dişlerde bakteri kaynaklı ya da travma etkenlerine bağlı olarak çeşitli enfeksiyonların gerçekleşebildiğini söyleyen Diş Hekimi Tuğçe Serdaroğlu, bu etkenlerin dişlerin iç yüzeylerinde renk değişimine sebep olduğunu ve estetik görünümde bozulmalar gözlenebildiğini söyledi.


Medical Park Ordu Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nden Dt. Tuğçe Serdaroğlu, tek diş renklenmeleri ve tedavi yöntemleri ile ilgili açıklamalarda bulundu. Darbeler ve yanlış kanal tedavilerinin tek diş renklenmelerinin en büyük sebeplerinden olduğunu söyleyen Serdaroğlu, dişlerde bakteri kaynakları veya travma etkenlerine bağlı olarak çeşitli enfeksiyonların gerçekleşebileceğini belirterek, “Bu etkenler, dişlerin iç yüzeylerinde renk değişimine neden olduğunda estetik görünümde bozulmalar gözlenebilir” dedi.



“Enfeksiyon ileri düzeyde diş dokuları korunmalı”


Enfeksiyonun ileri düzeyde olduğu dişlerde dokuların sağlığının korunması adına dişlerin damar ve sinir paketinin uzaklaştırılmasının gerekli olabileceğinin altını çizen Dt. Serdaroğlu, bu durumda sağlığın geri kazanılması için kanal tedavisi uygulamalarına ihtiyaç duyulabileceğini aktardı. Kanal tedavilerini takip eden süreçte de bazı dişlerde renklenme problemleri ile karşılaşılabileceğini vurgulayan Dt. Tuğçe Serdaroğlu, “Çeşitli nedenlerle dişlerin iç yüzeylerinde gözlenen bu renklenmeler ağız ve diş sağlığının korunabilmesi için engel oluşturmaz. Ancak estetik bir gülüşün geri kazanılabilmesi için tek diş beyazlatma tedavileri gerekli olabilir” diye konuştu.



“Hasta, öyküsünü detaylı anlatmalı”


Diş hekimine tek diş rengi değişikliği şikayeti ile gelen hastalar için öncelikle hekimin, hastada bir travma öyküsünün olup olmadığını sorgulaması gerektiğini söyleyen Dt. Tuğçe Serdaroğlu, “Nitekim ön dişler ile sürekli olarak yapılan sert şeyler kırmanın bile bir travma öyküsü olabilir. Bu nedenle o diş ile ilgili her detay hasta tarafından diş hekimine aktarılmalıdır. Çünkü hekim, renklenen dişi incelediğinde dişte küçük kırık ve çatlaklarla karşılaşabilmektedir” ifadelerini kullandı.



Renklenen dişten alınan radyografide, dişin canlılığını kaybetmesine de bağlı olarak kök ucunda enfeksiyon izlenebileceğini ifade eden Dt. Tuğçe Serdaroğlu, şunları söyledi:


“İkinci durumda ise hekim, hastaya tekrarlanması gereken eski bir kanal tedavisi olduğunu söyleyebilir. Eğer dişte kanal tedavisi yoksa dişin canlı olup olmadığı teyit edilir. Dişe uygulanan kuru buz ile soğuğu algılayıp algılamadığına bakılır. Canlılığını kaybetmiş bir dişe soğuk uygulanmasında, hasta herhangi bir şey hissetmez.”



“Önce kök bölgesi sağlığına kavuşturuluyor”


Tedavide öncelikle dişe kök kanal tedavisi yapılarak veya bu durum eski uygunsuz kanal tedavisinden kaynaklanıyorsa, eski kök kanal tedavisi yenilenerek dişin kök bölgesinin sağlığına kavuşturulduğuna dikkat çeken Dt. Tuğçe Serdaroğlu, “Daha sonra dişin ağız içinde görünen kron kısmına beyazlatma uygulanır. Beyazlatıcı ajanlar dişe dış kısmına değil, dişin kanalına ulaşan yoldaki iç kısmına uygulanır. Dişin renklenme derecesine göre, birkaç seans uygulanabilir. Seans aralarında diş, geçici dolgu ile kapatılır. Diğer dişlere denk, yeterli beyazlık sağlandıktan sonra başka bir ilaçla beyazlatıcı ajan nötralize edilir ve daimi estetik dolgu materyali ile diş kapatılır. Genellikle tek diş renklenmeleri; genel diş renklenmesinde olduğu gibi dış etkene bağlı olmadığından dolayı, iyi bir kanal tedavisi ile etken ortadan kaldırılınca tekrar eski koyu rengine dönmemektedir” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun 5G ile yeni dönem: Akıllı şehirler ve otonom teknolojiler geliyor Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hülya Gökalp Clarke, 5G teknolojisinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 1 Nisan itibarıyla Türkiye’de 5G teknolojisine geçiş sürecinin başlamasıyla birlikte "5G nedir?" ve "Hayatımızda neleri değiştirecek?" soruları gündeme gelirken, Prof. Dr. Hülya Gökalp Clarke, 5G’nin özellikle akıllı sistemlerde büyük dönüşüm sağlayacağını ifade etti. Samsun’daki altyapı çalışmalarına değinen Clarke, 5G’nin ilk etapta şehir merkezlerinde ve yoğun veri trafiğinin olduğu bölgelerde kurulmasının hedeflendiğini belirterek, "Öncelikle konuşma ve internet kullanımının yoğun olduğu noktalarda altyapı oluşturulacak. İlerleyen süreçte bu sistem genişleyecek. Ancak 5G’nin gerçek performansını tüm altyapı tamamlandığında hissedebileceğiz. Şu an birçok yerde 5G, 4.5G altyapısı üzerinden hizmet veriyor" dedi. 5G’nin bireysel kullanıcılara daha hızlı internet ve yüksek kaliteli medya deneyimi sunacağını dile getiren Clarke, "Kullanıcılar daha hızlı veri indirip gönderebilecek, yoğun ortamlarda bile kesintisiz bağlantı kurabilecek. Mobil cihazlar adeta bir oyun konsoluna dönüşecek" diye konuştu. Asıl büyük dönüşümün ise endüstri ve üretim alanında yaşanacağını vurgulayan Clarke, "5G, cihazların birbiriyle hızlı ve kesintisiz iletişim kurmasını sağlayacak. Bu sayede akıllı şehirler, akıllı limanlar, akıllı sağlık sistemleri ve akıllı tarım uygulamaları yaygınlaşacak" ifadelerini kullandı. 5G’nin en dikkat çekici yeniliklerinden birinin otonom araçlar olacağını belirten Clarke, "Bir aracın, yoldaki bir tehlikeyi sürücüden önce fark edip otomatik olarak durması ’vay be’ dedirtecek gelişmelerden biri olacak. Ayrıca uzaktan ameliyat gibi ileri teknoloji uygulamaları da mümkün hale gelecek" şeklinde konuştu.
Kayseri Son 30 yılda parkinson hastalığının görülme sıklığı arttı Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin, "11 Nisan Dünya Parkinson Günü" dolayısıyla Gevher Nesibe Hastanesi Başhekimlik A Toplantı Salonu’nda sosyal sorumluluk kapsamında hasta ve hasta yakınlarını bilgilendirmek amacıyla bir etkinlik düzenledi. ERÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin bilgilendirme toplantısında yaptığı konuşmada; "Parkinson hastalığının son 30 yılda görülme sıklığında artış oldu. Ayrıca genç yaşta ortaya çıkan Parkinson hastalarının sayısı da artış göstermektedir. Hastalık özellikle tek taraflı istirahatte ortaya çıkan el veya bacak titremesine eşlik eden hareketlerde yavaşlama şeklinde ortaya çıkmaktadır. Erkek cinsiyette biraz daha sık görülmektedir. Kabız olmak, koku almada azalma, depresyon ve gece uykuda-rüyada bağırıp-çağırma olması hastalık ortaya çıkmadan yıllar öncesinde görülebilecek işaretlerdir." dedi. "Her parkinson hastasının tedavi reçetesi ona özel olmalıdır" Prof. Dr. Murat Gültekin, "Parkinson hastalığı için çok sayıda ilaç seçeneği vardır. Hastaların tedavi olmak için bu alanda tecrübeli hekimleri tercih etmesi önerilir. Her Parkinson hastasının kendine has özel bir formu vardır. Bazı hastalarda hastalık yavaş ilerlerken, bazılarında hızlı ilerleyebilir veya bazı hastalarda non-motor keşifleri daha çok probleme neden olabilir. Bu yüzden her Parkinson hastasının tedavi reçetesi ona özel olmalıdır" şeklinde konuştu. "İlaç dışı tedaviler arasında 3 farklı tedavi yöntemi daha bulunmaktadır" Prof. Dr. Gültekin, "İlaç dışı tedaviler arasında 3 farklı tedavi yöntemi daha bulunmaktadır. Bunlar; apomorfin cilt altı infüzyon tedavisi, Beyin pili ve Levodopa İntestinal jel tedavisidir. ERÜ Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Hastanesi Nöroloji Kliniğimizde bu tedavi hizmetleri de uygun olan hastalara sunulmaktadır. Beyin pili tedavisi her Parkinson hastası için uygun olmaz. Maalesef bu konuda toplumda-hastalar arasında büyük oranda yanlış bilgiler mevcuttur. Beyin pili tedavisi olmak isteyen veya bu konuda bilgi almak isteyen hastalar Parkinson konusunda uzman (Hareket bozukluğu uzmanı-Nörolog) hekimlere-nöroloji merkezlerine başvurmalıdır. Çünkü beyin pili tedavisi için uygun olmayan parkinson hastalarına, yanlış teşhis edilmiş Parkinson benzeri hastalık (Progresif Supranükleer Palsi, Multi Sistem Atrofi, Lewy cisimcikli Demans, Kortikobazal Dejenerasyon vb.) olan hastalara maalesef bu tedavinin verildiğini ve hastaların da memnun kalmayıp şehir şehir dolaştıklarını görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Fizyoterapi, hastalığın şiddetini azaltmaktadır" Prof. Dr. Murat Gültekin, "Parkinson hastaları uygun ilaç tedavisiyle birlikte devamlı uygun olan fizik tedavi yaparsa hastalığın şiddetinde azalma olduğu bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Bu yüzden her hastanın kendine göre bir fizyoterapi egzersizi uygulaması gerekmektedir" dedi. Program, Prof. Dr. Murat Gültekin’in hastalardan gelen soruları cevaplandırılmasıyla son buldu.
Sakarya Şair Edip Cansever Ofis Sanat Merkezi’nde konuşuldu Sakarya Büyükşehir Belediyesi nisan ayı kültür sanat etkinlikleri kapsamında, Türk edebiyatının önemli isimlerinden Edip Cansever’in hayatı ve eserlerinin ele alındığı bir söyleşi programı düzenlendi. Ofis Sanat Merkezi’nde (OSM) gerçekleştirilen "Kapalı Çarşıdan Dünyaya Açılan Şair: Edip Cansever" başlıklı programa, konuşmacı olarak şairler Samet Atılgan ve Muharrem Demirci katıldı. Etkinlikte, Cansever’in edebi kişiliği ve yaşamından kesitler katılımcılarla paylaşıldı. "Şiiri boşlukları kapatmak için kullandı" Söyleşide konuşan şair Samet Atılgan, usta şairin yaşam felsefesine değinerek, "Edip Cansever’in hayatını, kendisinin de genel olarak hayatı tanımladığı gibi mutluluk ve acı olarak ikiye ayırabiliriz. Cansever’in hayatının geçtiği Kapalı Çarşı’da, bu iki yönden mutluluk tarafının biraz boş kaldığı ve şairin bu boşluğu şiirle kapatmaya çalıştığı bilinirdi" dedi. "İnsanın dünyadaki geçiciliğini anlattı" Şair Muharrem Demirci ise Cansever’in şiirlerindeki imgeler üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Demirci, "Edip Cansever’in ’Salıncak’ şiirinde bir sarkaç hali vardır; ayaklarınız yere değmez, bir boşlukta salınıp gidersiniz. Bu imge, sanki insanın dünyadaki geçiciliğini ve eninde sonunda bu dünyadan göçüp gideceğimizi anlatır" ifadelerini kullandı. Yoğun katılımın gözlendiği program, dinleyicilerin soruları ve değerlendirmeleriyle sona erdi.