KÜLTÜR SANAT - 15 Eylül 2025 Pazartesi 13:47

92 yıl önce Ordu’da batmıştı: Rus şilebi dron ile görüntülendi, dalgıçlar gemiyi ilk kez keşfetti

A
A
A
92 yıl önce Ordu’da batmıştı: Rus şilebi dron ile görüntülendi, dalgıçlar gemiyi ilk kez keşfetti

Ordu’da 1933 yılında batan gazyağı yüklü Rus şilebi dronla görüntülendi, dalgıçlar tarafından batıkta keşif dalışı yapıldı.


Altınordu ilçesinde yaşayan fotoğraf sanatçısı Gökhan Kırca, geçen günlerde dron çekimi yaptığı esnada kıyıdan yaklaşık 120 metre uzaklıkta batık gemi kalıntısını fark etti. Batığı görüntüleyen Kırca, bu anları sosyal medya hesaplarında paylaştı. Bunun üzerine dalış eğitmeni Hakan Güney, beraberindeki 3 dalgıçla birlikte Rus şilebi batığına keşif dalışı gerçekleştirdi.



"Batum’dan yola çıkan şilep burada fırtınada batmış"


Tarih araştırmacısı ve yazar İbrahim Dizman, Ruslar tarafından ticari amaçla kullanılan şilebin 30 Kasım 1933’te Ordu’ya gazyağı getirdiği sırada fırtına nedeniyle battığını ifade etti. Dizman, "Bu gemi bazı kaynaklarda ‘Tana’ adıyla geçiyor ve Rus şilebi. Batum’dan yola çıkarak batıya gaz götürdüğü esnada burada fırtınaya yakalanıyor. Ordu’ya yaklaştığında Vona Limanı’na yaklaşmak ve fırtınayı orada atlatmak istiyor. Ama şu anda bulunduğumuz noktanın açıklarında kontrolü kaybediyorlar. Ordu’ya sığınmak istiyor ama bu noktada batıyor. Sabah olunca Ordulular geminin imdat düdüğünü duyarak geliyorlar. Bir gemici boğuluyor, diğerleri kurtarılıyor. Haftalarca burada misafir oluyorlar ve sonrasında başka Rus şilebi gelip onları alıyor" dedi.



"Geminin bazı aksamları sökülerek satılmış"


Mürettebatın haftalarca Ordu’da misafir olduğunu ve 1960’lı yıllarda bazı metal aksamlarının gerekli izinler dahilinde sökülerek satıldığını kaydeden Dizman, "Gemi uzun yıllar burada direkleri görünür halde yaşamış, 1960’lı yıllarda gerekli izinler alınarak direkleri ve bazı demir aksamları sökülerek satılmış. Bugün yaşı 70’in üzerinde olanlar o geminin direklerinin varlığını biliyorlar" diye konuştu.



"Çok kez bu noktada çekim yaptım ancak gemiyi ilk kez gördüm"


Fotoğraf sanatçısı Gökhan Kırca, farklı tarihlerde yaptığı uçuşlarda geminin görülmediğini, yamaç paraşütü yapan bir arkadaşının uyarısı sonucu sahilde dron çekimi yaptığı sırada batığı görüntülediğini belirterek, "Büyük bir gemi olarak görülüyor. Bunlar sosyal medyada paylaşınca güzel tepkiler aldım. Ben bilinen bir batık olduğunu zannediyordum ancak gelen binlerce mesaj üzerine bu geminin çok da bilinmediğini öğrendim. Gazete arşivlerinden bakıldığında 1933 yılında batan bir gemi olduğunu tespit ettik. Var olan bir batığı yeniden gündeme getirmek benim adıma mutluluk vericiydi" ifadelerine yer verdi.



"Ordu’nun sualtı turizminin gelişmesine katkı sunmasını bekliyoruz"


Dalış eğitmeni Hakan Güney ise batığın kıyıya çok yakın olduğunu belirterek, "Görüş çok yoktu ama teknenin başı ile arka kısmı ayrılmış. 3,5 metre genişliğinde güzel bir tekneymiş, güvertesi duruyor. Kamara kısmından arka tarafına doğru ilerledim. Tana isimli gemi derinlik olarak 2,2 metre derinliğe sahip. Kıyıdan ortalama 120 metre açıkta. Arkadaşlarımızla birlikte dalış gerçekleştirerek sualtı görüntüleri aldık. Batığın Ordu’da sualtı turizminin gelişmesine katkı sunacağını bekliyoruz" şeklinde konuştu.



92 yıl önce Ordu’da batmıştı: Rus şilebi dron ile görüntülendi, dalgıçlar gemiyi ilk kez keşfetti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da söndürülemeyen ağaç bir daireyi kullanılamaz hale getirdi Ankara’nın Keçiören ilçesinde akşam saatlerinde bir ağaçta çıkan yangın söndürülemeyince, gece saatlerinde tekrar yanarak bir daireye kullanılamaz hale getirdi. Olay, Keçiören ilçesi Adnan Menderes Mahallesi 1055’inci Sokak’ta meydana geldi. İddialara göre, saat 16.00 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı bir binanın bahçesinde bulunan ağaçta yangın çıktı. Yangını gören apartman sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin kontrolünün ardından bir tehlike olmadığı söylendi. Akşam saat 20.00 sularında ağacın tekrar alev alması üzerine bina sakinleri tekrar durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi ile yangın söndürüldü. Gece saat 00.50 sularında ağaç tekrar alev aldı. Alev alan ağaçtan yangın binada bulunan bir daireye sıçradı. Yangını fark eden bina sakinleri tekrar durumu itfaiye, polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi sonucu yangın söndürüldü. Olayda kimse yaralanmazken, bir daire kullanılamaz hale geldi. Yangına ilişkin olay anını aktaran bina sakini Abdullah Çağatay, şunları söyledi: "Bire on kala koku duyduk. Hanım koku geliyor dedi ağaçtan. Pencereden baktığımda ağaç yanmaya başlamıştı. Direkt üst kattaki komşumun camının önü yanmaya başladı ağaçtan, sonra cam patladı, alevler evin içine girdi. Hemen komşumu aradım, onları uyandırdım beş kişilik bir aile vardı. 112’yi aradık. İtfaiye geldi, polis, ambulans geldi müdahale ettiler. Ama bu olay Ankara Büyükşehir Belediyesi itfaiyesinin ihmaliyle gerçekleşti. Saat dörtte bu ağaç yanmaya başladı için, için, köz şeklinde. Bir komşumuz aradı gelmediler. Saat beşte ben aradım. İkinci aramamızda itfaiye geldi. İtfaiye geldiğinde köz sönmüştü ama inceden duman çıkıyordu tekrar. İtfaiye ateş görmediğim için su tutmuyorum dedi gelen itfaiye ekibi. Ben de buna istinaden bak vebali size olur. Aracınızın plakasının resmini çekiyorum, bir şey olursa sorumluluk sizde dedim. Bu ağaca su tutun dedik. Ağaca su tutmadılar. Akabinde saat yedi civarında tekrar ağaçtan ateş çıkmaya başladı dumanla birlikte. Tekrar aradım. İtfaiye gelmedi bu sefer. Saat sekizde ağaç bir daha tutuşmaya başlayınca, inceden, alt kattaki komşunun torunu aradı. Bu sefer aynı ekip bir daha geldi. Saat sekizde geldiler. Yine su tutmayacaklardı arkadaş bu sefer sizi videoya çekiyorum. Yine burada bir yangın çıkarsa sorumluluk sizdedir konuşunca, ağır konuşunca bu sefer de yalandan bir alttan su tuttular. Hiçbir şey yapmadan tekrar gittiler. Geride saat sekizdeki olaydan sonra da bire on kala yangın gerçekleşti. Yani bu olay göz göre göre geldi." "İhmalkarlık var burada" İtfaiyeden şikayetçi olacaklarını belirten Çağatay, "Yani gündüz dörtte-beşte iki kere arayınca itfaiye geldi. Yedide, sekizde yine iki kere arayınca itfaiye geldi. Yani bununla ilgili bu itfaiyenin neye istinaden iki kere aramak gerekiyor? Yani tek aramada gelmiyorlar veya gelen ekipler neden müdahale etmiyor? Yani illa bir ağaç için için köz köz yanıyor diyoruz. Alev görmem lazım su sıkmam için diyor. Yani böyle bir şey olmaz yani. İhmalkarlık var burada. İtfaiyeden hem şikayetçi olacağız, adli mercilere. Sonuna kadar bu şeyin arkasındayız biz" dedi. Yangında evi kullanılamaz hale gelen İlhami Aydın ise, "Bugün saat beş gibi bir yangın oldu. Ağaç yandı bizim binanın önündeki. İtfaiye iki kere aranıyor, ikincisinde geliyor. İkincisinde geldiğinde de işte geliyor işte fazla bir şey yok. Bizim komşu söylüyor bunu. Yani suyu sıktıramıyor. Suyu sıkmadan gidiyorlar. Yani bir yangın oluyor, yangın söner. Söndükten sonra da bir soğutma işlemi olur bu işin. Sen bu soğutma işlemini yapmadan gidiyorsun. Akşam ben işten geldim işte yedi sekiz arasıydı. Yedi sekiz arasında da kendim gördüm. Kendimiz söndürdük. İtfaiye geldi. İkinci geldiğinde yine iki kere aradık. İkinci geldiğinde bu yalandan böyle bir alttan su tuttu gitti. Gecede saat biz işte on bir buçuk gibi falan on bir, on bir buçuk gibi yattık. Saat on iki buçuk bire doğru alt komşunun aramasıyla uyandık. Uyanmasak zaten hani aramasa zaten biz de şu an yoktuk yani hayatta yoktuk. Aldım çocukları çıkarttım" diye konuştu. Mağdur olduğunu ve bunun çözülmesini istediğini belirten Aydın, "Benim iki tane özel çocuğum var. Onun telaşıyla onları çıkarttık. Su tuttuk falan. Ev komple kullanılmaz hale geldi. Yani bu itfaiyenin ihmali yüzünden ev şimdi kullanılmaz halde. Dışarıdayız. İki tane benim özel çocuğum var. Üç tane çocuğum var. İkisi özel. Yani bu durum ne olacak? Bu masraflar nasıl olacak? Bunların karşılanmasını itfaiyenin, Büyükşehir’in bu sorumlu olan kişilerin komple burada ne şey varsa ben şikayetçiyim. Sorumlulukları varsa gelsinler, çözsünler. Benim bu mağduriyetimi gidersinler. Şu an ortada kaldık yani. Çocuklar da mağdur. İlaçları var, şeyleri var. Şimdi ben başka yerde kalacağım. O düzenler nasıl olacak? Yani bir insanın su sıkmamasından yaşadığımız durum bu. Gerekli mercilerin gerekli şeylerini yapmasını istiyorum. Şikayetçiyim ve sonuna kadar da gideceğim bunun zaten" şeklinde konuştu. Olaya ilişkin polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.