GÜNDEM - 22 Mayıs 2024 Çarşamba 12:09

Köy bakkalını 50 yıldır sakal tıraşlı ve takım elbiseli işletiyor: “Önce kendime, sonra da insanlara saygım var”

A
A
A
Köy bakkalını 50 yıldır sakal tıraşlı ve takım elbiseli işletiyor: “Önce kendime, sonra da insanlara saygım var”

Ordu’da yarım asırdır bakkal dükkanı işleten Aydın Bektaş, işine ve insanlara olan saygısıyla örnek oluyor. 50 yıl önce amcasından devraldığı bakkal dükkanının kapısını, her gün takım elbise giymeden ve sakal tıraşı olmadan açmayan Bektaş, disiplinli tavrıyla dikkat çekiyor.


Altınordu ilçesine bağlı Kızılhisar Mahallesi’nde, amcasından devraldığı bakkal dükkanını yarım asırdır sürdüren Aydın Bektaş (72), bir gün bile sakal tıraşı olmadan, takım elbise giymeden ve kravat takmadan iş yerinin kapısını açmıyor. Bektaş, görünümüyle insanların takdirini toplarken, bunu kendisine ve insanlara olan saygısından yaptığını belirtiyor. Bektaş’ın mahalle sakinlerinin takdirini kazanan bu tutumu esnaf gençlere de örnek oluyor.



“1974 yılından bu yana bakkal dükkanını işletiyorum”


1964 yılında açılan bakkal dükkanını 1974 yılında devraldığını ve o günden bu yana devam ettirdiğini söyleyen Aydın Bektaş, “Askere gidene kadar amcam ile birlikte çalıştık, 1974 yılında ben devraldım, o günden bu yana devam ettiriyorum. Burası şehir merkezine yakın olmasına rağmen geçmiş yıllarda uzun kuyruklar oluşurdu, insanlar sıraya girerdi. Ancak şu anda insan sayısı da azaldı, yine de bunlara rağmen bir gelenek gibi bakkalımızı çalıştırmayı devam ettiriyoruz. Buradan bir ihtiyacı olan başka bir yere gitmeden işini görebiliyor” diye konuştu.



“Tıraş olmayı ve takım elbise giymeyi bir gün bile aksatmam”


Her gün sakal tıraşı olduğunu ve takım elbise giydiğini ifade eden Bektaş, “Bu benim kendi özverim. Beni tanıyanlar bunu iyi bilir. Bir günü aksatmam mümkün değildir. Önce kendime saygımdan, sonra da insanlara olan saygımdan dolayı kendime dikkat ediyorum. İnsanoğlunu elbise değil önce kişilik gösterir ancak kişiliğe de yakışan ona giydirdiğindir. İnsanlar bize alıştı, böyle olduğumuzu biliyorlar, benim bu şekilde giyinmemden ve gezmemden mutlu oluyorlar” ifadelerine yer verdi.



Müşterilerinin takdirini topluyor


Vatandaşlar, yıllarca muhtarlık da yapan Aydın Bektaş’ın her gün sakal tıraşı olup, takım elbise giyerek bakkalını açtığını, kendisine ve müşterilerine her zaman saygılı olduğunu söylediler. Mahalle sakinleri ve müşteriler kendisini bu şekilde gördükleri için mutlu olduklarını da belirttiler.



Köy bakkalını 50 yıldır sakal tıraşlı ve takım elbiseli işletiyor: “Önce kendime, sonra da insanlara saygım var”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Davulcular bahşişi süslenen eşek arabasıyla topluyor Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Yeşildağ Mahallesi’nde, Ramazan ayı boyunca vatandaşları sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, süslenen eşek arabasıyla davul çalarak mahalleyi dolaşıp bahşiş topladı. Yeşildağ’da geçmişten günümüze uzanan renkli bir gelenek yeniden hayat buldu. Mahallede Ramazan ayı boyunca sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, ayın sona ermesiyle birlikte bahşişlerini toplamak için farklı bir yöntem izliyor. Arife günü başlayan ve bayramın ilk günlerinde de devam eden gelenekte davulcular, balon ve çeşitli süslerle donatılan eşek arabasıyla mahalleyi yine davul çalarak dolaşıyor. Mahalle meydanından başlayan bahşiş toplama geleneğinde davulcular, kapı kapı gezerek hem vatandaşlarla bayramlaşıyor hem de bahşişlerini topluyor. Parası olmayan vatandaşlar ise davulculara yem veya saman vererek katkıda bulunuyor. Ortaya çıkan renkli görüntüler mahalle sakinlerinin ilgisini çekerken, geleneğin yeniden canlandırılması büyük memnuniyet oluşturdu. Organizasyonu üstlenen mahalle sakinlerinden Osman İltar, geleneğin geçmişten geldiğini belirterek, "Eskiden beri süregelen, atalarımızdan kalan bir gelenek. Arife günü başlıyor, bayramın birinci ya da ikinci gününe kadar devam ediyor. Bu şekilde süsleniyor, bahşiş toplanıyor. Parası olan para veriyor, olmayan yem ya da saman veriyor. Uzun süre unutulmuştu, son birkaç yıldır yeniden canlandırdık. İnşallah bundan sonra da yaşatmaya devam edeceğiz" dedi.
Van Tedavi edilen yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazır Van’da çeşitli nedenlerle yaralanan ve bitkin düşen yaban kuşları, tedavi süreçlerinin tamamlanmasının ardından yeniden doğal yaşam alanlarına kavuşmak için gün sayıyor. Van Gölü Havzası’nda yaralı veya bitkin halde bulunarak koruma altına alınan yaban kuşları, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki tedavilerinin ardından yeniden doğal yaşam alanlarına dönmek için gün sayıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğü ekipleri ve duyarlı vatandaşlar tarafından merkeze ulaştırılan; aralarında Kızıl Akbaba, Şahin, Puhu ve Kaya Kartalı gibi türlerin bulunduğu çok sayıda yırtıcı kuş, Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan ve ekibi tarafından titiz çalışmalarıyla sağlığına kavuşturuluyor. Kış şartları, açlık ve avcı baskısı gibi nedenlerle zarar gören farklı türlerdeki yaban kuşları, yapılan bakım ve rehabilitasyon sürecinin ardından sağlıklarına kavuştu. Tedavi sürecinde beslenmeleri düzenli olarak sağlanan ve uçma kabiliyetleri yeniden kazandırılan kuşların, kısa süre içerisinde doğaya salınacak. "Rehabilitasyon süreçleri tamamlandı" Merkez Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Merkezimiz, Van Gölü Havzası’ndaki bütün yaban hayvanların sorunlarıyla ilgilenmekte. Doğal hayat ve yaban hayvanları ile ilgili çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak bu habitatın bozulmaması için çalışmalar yürütmekte. Van Gölü Havzası’nda Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğüne bağlı Siirt, Hakkari, Bitlis, Muş ve Van ilinde yaralanan yaban hayvanları merkezimize gelmekte ve tedavileri yapılıp tekrar doğaya kazandırmaktayız. Amacımız doğada bir tane canlının eksilmemesi. Hayvanat bahçesi gibi esarette olan hayvanlar yerine tedavilerini ve rehabilitasyonlarını yapıp doğaya bırakmaktayız" dedi. "Van’da şifa bulan yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazırlanıyor" Yılın her gününde, her haftasında, her ayında, her mevsiminde merkezlerine yaban hayvanları bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Kış sezonuna girdiğimizde göçemeyen veya nakil durumunda olan hayvanlar merkezimize geritiriliyor. Tabii kış sezonunda tekrar doğaya bırakıldıklarında yaşayamayacak hayvanları kış boyunca onların habitatına uygun misafir ediyoruz. Bunlardan birisi Hakkari’den gelen Kızıl Akbaba. Kızıl Akbaba kendi toparladı. Yakında doğal alanına bırakacak" diye konuştu. Aslan, "Doğaya dönmeye hazır. Baharın ve Nevruz’un gelmesiyle yeniden hayatın canlanmasına bağlı olarak bunu da tekrar doğaya bırakacağız ve doğada yaşaması için gerekli bütün çabaları kazanımları yaptık. Şimdi de doğaya bırakmak istiyoruz. Merkezimizde şu an itibariyle Oklu Kirpi, 2 Kaya Kartalı, 1 Şahin’in tedavileri devam etmekte. Bunlardan da Oklu Kirpi’nin, 2 Kaya Karta’lının ve 2 Puhu’nun tedavisi tamamlandı. Doğa Koruma Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğüne teslim edip onların uygun gördüğü bir tarihte ve geldikleri yerde uygun yerine tekrar habitatına salacak. Ekolojik dengede yerlerini alacaklar. Yaban hayvanları hiç insanla temasa geçmemiş hayvanlardır. Ama bazen göçemeyenler olduğu zaman bize getirip tedavisini yapıp tekrar doğaya bırakmaktayız" şeklinde konuştu.
Bursa Gayrimenkul sektöründen ’değer barışı’ çağrısı Son yıllarda artan inşaat, işçilik ve arsa maliyetlerinin konut fiyatlarını ciddi şekilde yükselttiğini belirten sektör temsilcileri, vatandaşların değer artış vergisi nedeniyle gayrimenkul satışında tereddüt yaşadığını ifade ederek hükümete ’tek seferlik değer barışı’ çağrısında bulundu. Türkiye’de son üç dört yıldır yaşanan yüksek enflasyon ve artan maliyetler, gayrimenkul sektörünü de doğrudan etkiledi. İnşaat, işçilik ve arsa maliyetlerindeki hızlı yükseliş, konut fiyatlarında yüzde 30 ile yüzde 50 arasında artışlara neden oldu. Sektör temsilcileri, özellikle büyük şehirlerde konut fiyatlarının ciddi seviyelere ulaştığını belirterek, bazı bölgelerde 1+1 daire fiyatlarının 4 milyon liranın üzerine çıktığını, kira bedellerinin ise yaklaşık 25 bin liraya kadar yükseldiğini ifade etti. Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Son yıllarda konut satın alan vatandaşlar artan fiyatlar nedeniyle değer artış vergisiyle karşı karşıya kaldı. Bu durumun gayrimenkul satışlarında tedirginliğe yol açtı. 2, 3 ya da 4 yıl önce 300 bin ile 400 bin lira arasında alınan konutların bugün enflasyon etkisiyle çok daha yüksek değerlere ulaştı. Bu artışın vatandaşların satış sırasında vergi yüküyle karşılaşmasına sebep oluyor. Gayrimenkul piyasasında yaşanan durgunluğun temel sebeplerinden birinin de bu durum olduğunu bütün sektör temsilcileri biliyor. Hükümetten tek seferlik ’değer barışı’ düzenlemesi talep ediyoruz. Böyle bir düzenleme hem vatandaşların güven duygusunu artırmanın yanı sıra, hem de piyasada hareketlilik sağlayacaktır. Tabi k, b aynı zamanda fiyat artışlarını da bir nebze frenlenmesine katkı sağlayacaktır" dedi. Bunun tek seferlik yapılması ve tapu masraflarında da bir miktar düşüş sağlanması halinde önümüzdeki iki yıllık süreçte gayrimenkul fiyatlarının daha stabil bir seviyeye gelmesi mümkün olabileceğini ifade eden Aydemir, "Çünkü son 1,5 yıldır ülkemizde yeni inşaat üretimi oldukça azalmış durumda. İnşaat firmaları; arsa, işçilik ve diğer maliyetlerdeki hızlı artışlar nedeniyle yeni projelere başlamaktan kaçınıyor. Süreçlerin uzaması da yeni üretimin önüne geçiyor. Yeni konut üretimi olmadığı için fiyatlar yukarı yönlü hareket etmeye devam ediyor. Sektör açısından ve vatandaşlar açısından devletimizden beklentimiz, değer barışının tek seferlik olarak hayata geçirilmesidir. Çünkü şu anda vatandaşlarımızın büyük bir kısmını "Gayrimenkulümü satarsam zorluk yaşarım" düşüncesi sarmış durumda. Örneğin, bir vatandaş ikinci el bir gayrimenkulünü sattığında, hemen yanında yeni başlayan sıfır bir konutu almak istediğinde en az yüzde 40 ya da yüzde 50 daha pahalıya almak zorunda kalıyor. Aslında burada gerçek anlamda bir değer artışı yok. Sattığı gayrimenkulün yerine aynı değerde bir gayrimenkul koymak mevcut piyasa şartlarında oldukça zor. Bu nedenle sektör ve vatandaşlar adına devletimizden beklentimiz, değer barışının hayata geçirilmesidir" dedi.
Samsun Terme’nin acı kaybı: "Binlerce evladımızın geleceğine ışık tuttu" Samsun Terme ilçesinin sembol isimlerinden, eğitim gönüllüsü ve hayırsever iş insanı Hacı Temel Kır hayatını kaybetti. Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, "İlçemize kazandırdığı sayısız eserle binlerce evladımızın geleceğine ışık tuttu" dedi. Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, ilçenin eğitim ve sosyal hayatına eserler kazandıran hayırsever iş insanı Hacı Temel Kır’ın vefatı dolayısıyla taziye mesajı yayımladı. Hacı Temel Kır’ın ilçeye kazandırdığı okullar ve sosyal projelerde binlerce gencin geleceğine dokunduğunu söyleyen Belediye Başkanı Şenol Kul, "Bugün yüreğimiz buruk. İlçemizin koca bir hayır çınarını, kıymetli büyüğümüz Hacı Temel Kır amcamızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. O, sadece bir hayırsever değil; gönlünde Terme sevdası taşıyan gerçek bir vakıf insanıydı. Temel Kır Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Ulviye Kır İmam Hatip Ortaokulu başta olmak üzere ilçemize kazandırdığı sayısız eserle binlerce evladımızın geleceğine ışık tuttu" diye konuştu. "Eğitimden sosyal yardıma her alanda izi var" Başkan Kul, merhumun cömertliğini vurgulayarak, "Cami ve cenaze hizmetlerinden her türlü sosyal yardıma kadar, ne zaman kapısını çalsak bizleri beklentimizin ötesinde bir cömertlikle karşılayan bir samimiyet abidesiydi. Terme’mizde bıraktığı bu asil izler ve hayır duaları asla silinmeyecektir" şeklinde konuştu. Hacı Temel Kır’ın cenazesi, bugün İstanbul Eyüp Sultan Camii’nde ikindi namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından, aynı yerdeki aile kabristanlığına defnedilerek son yolculuğuna uğurlanacak.