EĞİTİM - 22 Mayıs 2025 Perşembe 15:45

Ordu-Giresun Bahçeşehir Koleji’nden dünya üniversitelerine rekor kabul

A
A
A

Bahçeşehir Koleji Ordu-Giresun Enver Yücel Kampüsü’nden 7 öğrenci, dünya sıralamasında ilk 200’de yer alan University of Edinburgh, King’s College London ve University of Birmingham gibi prestijli üniversitelerden toplamda 28 kabul alarak, büyük bir başarıya imza attı.

Bahçeşehir Koleji Ordu- Giresun Enver Yücel Kampüsü’nde eğitim gören 7 öğrenci, dünyanın en prestijli üniversitelerinden 28 kabul aldı. Bu kabullerin 14’ü, University of Edinburgh, Kings College London, University of Birmingham başta olmak üzere dünya sıralamasında ilk 200’deki üniversitelerinden geldi. Kabul alan öğrencilerin, başarılı bilimsel ve sosyal projelerdeki çok yönlülüğü üniversiteler tarafından takdir gördü. Bahçeşehir Koleji Genel Müdür Yardımcısı Savaş Boyar, Ordu-Giresun Enver Yücel Kampüsü Müdürü Semra Ebil, okul yöneticileri ve öğrencilerin katılımıyla düzenlenen gurur buluşmasında, yurtdışındaki seçkin üniversitelerden kabul alan öğrenciler, hedeflerini ve başarı hikayelerini paylaşarak, hem okullarına, hem de ülkeye gurur yaşattı.

Ordu-Giresun Bahçeşehir Koleji’nden dünya üniversitelerine rekor kabul

"Bahçeşehir Koleji olarak 153 tane kampüste 98 bin öğrenci ile Türk eğitim sistemine katma değer sağlamaya çalışan bir kuruluşuz"

Düzenlenen buluşmada açıklamalarda bulunan Bahçeşehir Koleji Genel Müdür Yardımcısı Savaş Boyar, "Biz Bahçeşehir Koleji olarak 153 tane kampüste 98 bin öğrenci ile Türk eğitim sistemine katma değer sağlamaya çalışan bir kuruluşuz. Hal böyle olunca da bizim en güçlü yanlarımızdan bir tanesi de yurtdışı programlarımız. Bahçeşehir Koleji Genel Müdürlüğü olarak Türkiye’deki kampüslerimizden şuana kadar 296 tane öğrencimiz, birçok üniversiteden bin 128 tane kabul almıştır. En gurur verici tarafı da tabi bizim Ordu-Giresun Enver Yücel Kampüsümüzden 7 tane öğrencimizin kabul alarak, yurtdışına gidiyor olacak olması, bizi fevkalade mutlu eden bir durumdur. Ben öğrencilerimizi canı yürekten tebrik ediyorum. Bu süreçte bizlere her daim destek olan velilerimize teşekkür ediyorum" dedi.

Ordu-Giresun Bahçeşehir Koleji’nden dünya üniversitelerine rekor kabul

"Kabul alan 296 öğrencimiz, her biri birer kıvılcım olarak bu üniversitelere gidecekler ve ateş topu olarak ülkemize geri döneceklerdir"

Genel Müdür Yardımcısı Boyar, "Bizim öncelikli amacımız dünya ile çalışan, dünya ile konuşan, dünya ile çalışan dünya vatandaşları yetiştirmek. Biz eminiz ve iddia ediyoruz ki 296 öğrencimiz, bin 128 tane üniversite kabulü aldı, her biri birer kıvılcım olarak bu üniversitelere gidecekler ve ateş topu olarak ülkemize geri döneceklerdir. Ülkemize geri döndükten sonra vatanını ve milletini seven, sorumluluk sahibi Türkiye Cumhuriyeti Devlerimize faydası olacak bireyler olarak hepimizi gururlandıracaklardır. Onun için her daim kocaman teşekkürü hak ediyorlar" diye konuştu.

Ordu-Giresun Bahçeşehir Koleji’nden dünya üniversitelerine rekor kabul

"Çocuklarımızın kabul aldığı üniversiteler dünyanın en seçkin ve dünyanın ilk 200 listesine giren en önemli üniversiteler arasında, çok prestijli üniversiteler"

Kampüs Müdürü Semra Ebil, öğrencilerin kabul aldığı üniversitelerin dünyanın en seçkin ve dünyanın ilk 200 listesine giren en önemli üniversiteler arasında ve çok prestijli üniversiteler olduğunu belirterek, "Bahçeşehir Üniversitemizin destekleriyle birlikte 9’uncu sınıftan itibaren başladığımız uzun ve meşakkatli bir yolculuktu aslında. Çocuklarımız birbirinden değerli projelerinde, sosyal sorumluluk ve gönüllü programlarda aileleriyle birlikte robotik takımlarında geceli gündüzlü mesailer yaparak bu başarıları elde ettiler. Buradaki başarıları sadece çocukların projelerine bağlayarak onların akademik başarılarını bir köşeye koymayalım. Burası 12’inci sınıf öğrencileri. Bir yandan Türkiye’nin bir gerçeği olan üniversite sınavına hazırlanarak Türkiye’de çok güzel dereceler yapmak için de hazırlanıyorlar. Bu süreci de arka planda bırakmadılar bir yandan da hocamın da dediği gibi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözüne değinerek, kıvılcım olarak dünyanın farklı noktalarında parlayan yıldızlar olarak gidip ülkelerine ateş topu olarak gelmek için sabırsızlanıyorlar. Onların her biriyle gerçekten gurur duyuyorum ve bu dört yıllık süreçte onlarla yan yana ve omuz omuza yürüyebilen bir müdür olarak da onlarla gurur duyuyorum" ifadelerine yer verdi.

Ordu-Giresun Bahçeşehir Koleji’nden dünya üniversitelerine rekor kabul

"Öğrencilerimizi ‘Mentora School’ programıyla Türkiye ve Amerika’dan bir lise diplomasıyla da mezun ediyoruz"

Bahçeşehir Kolejleri’nin dünyanın farklı noktalarında birçok kurum ve kuruluşu olduğunu, bunlardan en önemlisinin de ‘çift diploma’ programı olduğuna değinen Ebil, "Çocuklarımızı aynı zamanda ‘Mentora School’ programıyla da Türkiye’de, hem de Amerika’dan bir lise diplomasıyla da mezun ediyoruz. Çocuklarımıza yurtdışı üniversitelerinin kapılarını çok daha kolay ve çok daha geniş bir yelpazede Amerika’da, Kanada’da ve Avrupa’nın farklı seçkin üniversitelerinde direkt kabul aldırılan 32 tane partner üniversite ile anlaşmalı olduğumuz bir okul sistemimiz de mevcut. Dünyanın farklı noktalarına dünya vatandaşları yetiştiren bir kurum ve kuruluş olmanın da ayrıca bir gururunu yaşıyoruz" şeklinde konuştu.

"Öğrencilerimizi hayalleri ve arzuları çerçevesinde yönlendirdik"

Global Education Center Sorumlusu Utku Akyol ise şöyle konuştu:

Ordu-Giresun Bahçeşehir Koleji’nden dünya üniversitelerine rekor kabul

"Bu süreç içerisinde hem Bahçeşehir Koleji Global Education Center hocalarımla beraber, hem öğrencilerim ile beraber süreci baştan aşağıya, öğrencilerimiz istekleri, arzuları ve hayalleri çerçevesinde yönlendirdik. Benim emeklerim olabilir ama en büyük emekleri 12 yıl boyunca kendileri verdiler. Bunun karşılığını da önümüzdeki yıl alacaklar."

Ordu-Giresun Bahçeşehir Koleji’nden dünya üniversitelerine rekor kabul

Programda yurtdışındaki üniversitelerden kabul alan Tuğra Karataş, Can Miroğlu, Ayşe Naz Oktay, Bahar Doğan, Melike Keküllüoğlu, Hüseyin Emre Korkmaz ve Öykü Aydın isimli öğrenciler de kendilerini tanıttı.

Selim Kuşcu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MHP lideri Bahçeli: "ABD’nin İsrail’in tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırganlığı dengeleri sakatlayacak mahiyettedir ve gayri meşrudur" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayr-i meşrudur. Bu saldırganlık gayr-i hukukidir" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. MHP lideri Bahçeli, günümüz dünyasında kriz, kaos ve karmaşa halinin dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çöktüğünü ve körüklenen istikrarsızlık ateşinin yalnızca coğrafyalarının bacasını sarmakla kalmadığını ve geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başladığını dile getirdi. "ABD’nin İsrail’in tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırganlığı dengeleri sakatlayacak mahiyettedir ve gayri meşrudur" Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmesinin politik ve diplomatik tutum tercihi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal tepkimelere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafında dolaştığımız asıl mevzumuzun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut sıcak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır. ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir. Bu saldırganlık gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibi hiç kimseden bahsedilemeyecektir. Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor; anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın olunduğu iddia ediliyordu?" ifadelerine yer verdi. "Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır" İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail’in saldırması sonucu hayatını kaybetmesini alçaklık olarak nitelendiren Genel Başkan Bahçeli, "Casuslar İran’ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite ABD’yi İran’a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran’a tuzak kurulmuştur. Hamaney’in ölümünden sonra MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kayda alarak Netenyahu’nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir? İran’ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik alt yapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır. Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Maksadımız, komşumuz İran’ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlaştığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir" diye konuştu. "Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak imkansızdır" İran’a gerçekleştirilen saldırıların ardından iç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değerinin çok daha iyi anlaşıldığı ve açıklığa kavuştuğunu belirten Bahçeli, "Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız, hem de izansızlıktır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz? Vatan ve millet sevgisi konusunda, milli birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler, nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz?" açıklamasında bulundu. "Ölümden öte köy yoktur" MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk milletinin nerede bir haksızlık varsa karşısında durması ve nerede hukuksuzluk varsa itiraz etmesinin şanı ve şerefinin gereğinden dolayı olduğuna vurgu yaparak, "Gerek Tel Aviv medyası, gerekse İsrail eski Başbakanı Bennett şu iddialarda bulunmuş; ‘Türkiye yeni İran’dır.’ İsrail’in cani Başbakanı; ‘hem Şii hem Sünni eksen tarafından tehdit altındayız’ açıklamasıyla şer korosuna katılmış. Bir başka Türk ve Türkiye düşmanı Rubin ise ‘Ankara 2036’da, Tahran 2026’daki gibi olacak mı?’ diye sorgulamış. ABD’nin bir emekli albayı ise ‘İran’dan sonra sıra Türkiye’de’ diye zırvayı hezeyanla perçinlemiş. Madem böyle iddialar son günlerde yaygınlık kazandı, bizim de bu sapkın görüş ve tehditleri görmezden gelmemiz doğal olarak mümkün değildir. Diyorum ki, ölümden öte köy yoktur, zira ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız aynısıyla tarihi ve manevi hakikattir" dedi. Konuşmasında, İran’ın dini lideri Hamaney ile birlikte hayatını kaybetmiş bütün isimlere Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz eden Bahçeli, İran halkına sabır ve baş sağlığı dilemeyi de ihmal etmedi. "Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir" Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların son bulması, anlaşmasızların karşılıklı mutabakatla sonlandırılmasını temenni eden Bahçeli, "Coğrafyamızın her tarafında barış hakim olmalıdır. Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı ise çoktur. Dünyaya hakim ve hadim olması gereken tek gerçek barıştır. Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmaya, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak surette barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmelidir. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz. Barışmak yerine savaşmak cinayettir. Bu cinayete ortak olmak istemeyen her ülke barışçıl emel ve hedefler etrafında birleşmeli, sözleşmeli ve el ele vermelidir" ifadelerini kullandı. Bahçeli, İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini, hangi etnik veya mezhebi gruba mensup olursa olsun İran halkının mensubiyet onuruyla tarihi, hukuki ve ahlaki mükellefiyetin gereğini yerine getirmesi gerektiğini de kaydetti. "Anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir" Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti’nin küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu’nun asla terk edilmeyecek bir anayurt olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Bu anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir. İstiklal Savaşımızın stratejisi, bizi Anadolu’dan atmak ve dar bir alana sıkıştırmak isteyen müstevli güçlere karşı yine öncelikle Anadolu’nun kurtulması olmuştur. Bu itibarla; bunca mücadelenin sonunda kurulan Cumhuriyetimiz ve siyasi başkentimiz Ankara bin yıllık Anadolu’daki Türk jeopolitiğinin hem gereği, hem muhteşem anısı, hem de mükâfatıdır" değerlendirmesinde bulundu. "Ankara, çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir" Tarihin, yanlış zamanda doğru adım atanlarla, doğru zamanda yanlış adım atanları yaşadığı hezimetlere ve yıkımlara şahitlik ettiğini aktaran Bahçeli, "Kültürel hatıralarımızın hala taze olduğu, beşeriyetimizin hala yaşamaya devam ettiği bu topraklar ve insanlar ile bir gün yeniden kucaklaşma hayalini kurmak çok değerlidir ve tutkumuzdur. Ancak sanki hiç kaybedilmemiş gibi davranarak bir devletin siyasi ve felsefi sıklet merkezini hayali noktalar üzerinden okuyup değiştirmeye çalışmak başka bir şeydir. Bu nedenle, ‘yurtta sulh cihanda sulh’ kavramını ikame eden yeni jeopolitik pergelin, başkentimiz Ankara’ya konmasıyla doğmuş olmasına bağlamak tarihin akışına etki etmiştir. Unutmayalım ki Ankara, yeni devletimizin ilan edilmesinden 42 ay önce bu jeopolitiğin merkezi haline gelerek Kurtuluş Savaşı’nın yönetimini üstlenmiştir. Türk milleti politikasını, coğrafyasından önce oluşturmuştur. Ankara, yepyeni Türk devletinin etki ve kapsama çemberini belirlemek üzere, pergel ucunun, Ulus’taki Millet Meclisi kürsüsüne batırılmasıyla çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir" ifadelerine yer verdi. "Öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de budur" Başkent Ankara’nın yalnızca yönetim merkezi olmadığını aynı zamanda Anadolu jeopolitiğinin gerçeğinden doğmuş stratejik bir merkez de olduğunu belirten Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti: "Tarihin derinlerinden beslenen ve ders çıkartan devlet ve yönetim aklının da merkezidir. Varlığı ve sürekliliği hem bugünümüzün ve gerçeğimizin, hem de hayallerimizin ve hedeflerimizin devamı mahiyetinde, aynısıyla da teminatıdır. Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkânı verirse o anın şartlarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir. Bugünkü gerçekler bize istesek de, istemesek de, hesaplarımızı ve adımlarımızı başka başkentlerden bakarak çözme imkanı vermemektedir. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin çekim alanına kapılarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane oluşturacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği her şeyin önünde ve üstündedir. Türkiye mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumların güvencesidir. Türkiye’nin varlığı onların umut adası demektir. Ne var ki önce düşüneceğimiz, öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır. İşte ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de tam budur. Dünyaya Ankara’dan bakmaktan, milli birlik ve kardeşliğimizi gözü kara biçimde savunmaktan başka seçeneğimiz yoktur."
Erzincan Erzincan’da "Doğadaki Kız" nesli tükenme tehlikesi altındaki vaşağı görüntüledi Erzincan’ın Refahiye ilçesinde, nesli tükenme tehlikesi altında bulunan vaşak, avladığı tavşanla birlikte görüntülendi. Sosyal medyada "Doğadaki Kız" olarak tanınan Berfin Karataş’ın kaydettiği görüntüler kısa sürede büyük ilgi gördü. Refahiye ilçesine bağlı Kırkbulak köyünde yaşayan Karataş, uzun süredir bölgenin doğal yaşamını ve köy hayatını fotoğraf ve videolarla kayıt altına alıyor. Özellikle kış aylarında ağır hava şartlarının etkili olduğu bölgede doğa çekimleri yapan Karataş, bu kez nadir görülen bir yaban hayvanını görüntülemeyi başardı. Edinilen bilgiye göre, karla kaplı arazide hareket halinde olan vaşak, avladığı tavşanla bir süre beslendi. Çevresini dikkatle kontrol eden yırtıcı, bir süre avının başında bekledikten sonra tavşanı ağzına alarak bölgeden uzaklaştı. O anlar sosyal medyada "Doğadaki Kız" olarak tanınan Berfin Karataş tarafından saniye saniye kaydedildi. Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre bazı bölgelerde popülasyonu azalan ve Türkiye’de "kesin korunacak türler" arasında yer alan vaşaklar, genellikle insanlardan uzak, dağlık ve ormanlık alanlarda yaşamlarını sürdürüyor. Uzmanlar, bu türün görüntülenmesinin bölgedeki ekosistemin sağlıklı yapısına işaret ettiğini belirtiyor. Kış şartlarının ağır geçtiği Refahiye kırsalında yaban hayatının zorlu koşullara rağmen varlığını sürdürdüğünü ifade eden Karataş, doğal yaşamın korunması gerektiğine dikkat çekti. Karataş, sosyal medya hesabından paylaştığı görüntülerde, yaban hayvanlarının yaşam alanlarına müdahale edilmemesi çağrısında bulundu. Görüntülenen vaşak, bir süre sonra gözden kaybolurken, paylaşılan video kısa sürede binlerce kişi tarafından izlendi. Doğal yaşamın nadir anlarından biri olarak değerlendirilen görüntüler, sosyal medyada da geniş yankı uyandırdı.
Aydın Didim Belediyesi çevre bilinci eğitimlerine destek oluyor Didim Belediyesi, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen "Yeşil Vatan Benim, Okulum Geleceğe Çare" projesi kapsamında çevre farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarına devam ediyor. Şubat ayının teması olan "Sürdürülebilirlik" doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikler, öğrencilerin çevre bilincini kalıcı şekilde kazanmalarına katkı sağlıyor. Didim Belediyesi uzman personeli, Yenihisar Anadolu Lisesi öğrencilerine "İklim Değişikliği, Sürdürülebilir Yaşam Becerileri ve Sıfır Atık" konularında seminer verdi. Günlük hayatta uygulanabilecek sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları ve sıfır atık yaklaşımının önemi üzerinde duran seminer, öğrencilerde çevreye duyarlılık bilincinin güçlenmesini sağladı. Eğitimlerin ardından öğrenciler, Didim Belediyesi Amfi Tiyatro ve 2. Koy’da düzenlenen "Kıyı Temizliği" etkinliğine katılarak çevre sorumluluklarını uygulamalı olarak deneyimledi. Etkinlik, teorik bilgilerin sahada pekiştirilmesini sağladı ve gençlerin çevreye karşı duyarlılığını artırdı. "Çevre bilinci için çalışmalarımız sürüyor" Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, yürütülen faaliyetlere ilişkin "Sıfır atık, sürdürülebilir yaşam ve çevre farkındalığı konularında yürüttüğümüz eğitim çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. Daha bilinçli ve sürdürülebilir bir gelecek için gençlerimizi çevre konusunda bilinçlendirmek öncelikli hedefimizdir" dedi.