GÜNDEM - 17 Temmuz 2025 Perşembe 17:18

Ordu’nun en güzel mahalleleri, sokak ve balkonları belli oldu

A
A
A
Ordu’nun en güzel mahalleleri, sokak ve balkonları belli oldu

Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen ve estetik dokunuşların, özenli detayların yarıştığı ‘En Güzel Mahalle, En Güzel Sokak ve En Güzel Balkon’ yarışması sonuçlanırken, 41 mahallenin yanı sıra en güzel sokak ve en güzel balkon sahipleri ödüllerini aldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, ilin güzelliklerini tüm dünyaya tanıtmak istediklerini söyledi.


Ordu’ya ve il turizmine değer katacak yarışmanın kazananları Ordu Büyükşehir Belediyesi önünde gerçekleştirilen törenle açıklandı. En Güzel Sokak yarışması kapsamında çağdaş ve özgün yapıları ile kentin hayat bulduğu sokaklar ödüllendirildi. Bu kapsamda yarışma birincisi Altınordu Düz Mahallede bulunan Sırrı Paşa Caddesi oldu. Yarışmada ikinciliği yine Altınordu Mahallesi’nde bulunan Taşbaşı Mahallesi Menekşe Sokak, elde ederken üçüncü ise Ünye Kaledere Mahallesi’nde bulunan Kadılar Yokuşu olarak belirlendi.



En güzel balkonlar seçildi


Görülmeye Değer En Güzel Balkon Yarışması da jürinin çalışması ile belirlendi. Bu yarışmanın birincisi Fatsa Dolunay Mahallesi’nden Reyhan Mollaoğlu, ikinci Ünye Atatürk Mahallesi’nden Ayten Müftüoğlu, üçüncü ise Gülyalı ilçesi Turnasuyu Mahallesi’nden Zülgar Yılmaz’ın balkonu seçildi.



Ordu’nun görülmeye değer 41 mahallesi belirlendi


Görülmeye Değer En Güzel Mahalle Yarışması kapsamında 576 kırsal mahalle arasından belirlenen kriterlere uygun 41 mahalle belirlendi. Ordu’nun 19 ilçesinde toplumsal ve ekonomik özellikleri, nüfus yoğunluğu bakımından küçük, genellikle tarımla uğraşan, mimari dokusuyla da bu yaşamı yansıtan, kırsal mahallelerin en güzel örnekleri belirlendi. Bu kapsamda ilk aşamada 576 kırsal mahalle içerisinden 100 mahalle seçilirken ikinci aşamada ise 100 mahalle içinden 19’u ilçe belediyeleri, 22’si Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından oluşturun ile olmak kaydıyla 41 adet en güzel mahalle seçildi.



"Ordu’nun güzelliklerini tüm dünyaya yaymak istiyoruz"


Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, yarışma ile ilgili ‘Güzellerden güzel seçmek çok zor bir iş’ ifadelerini kullandı. Yarışma ile ilçelerin potansiyellerine ortaya çıkararak hareketlenmesini istediklerini belirten Başkan Güler, "Mahalleler bazında güzelin değerini görülmeye değer olması açısından ele aldık. İlçelerin potansiyel güzelliklerini imkanlarını ortaya çıkarıp hareketlendirmek istedik. Halkımızı yaşadıkları mahallenin sadece bakmak değil, görerek özelliklerini, kıymetini, şelalelerini, zenginliklerini, tarihi eserlerini tespit etsinler bunları değerlendirmeyi yapalım ve sonuçta da 41’ini belirleyelim dedik. Sonrasında iş bize kalıyor. Bizim bazı sürprizlerimiz olacak. Her bir mahallenin ihtiyaçlarını belirleyerek daha güzel hale getirmek için bir İsviçre, bir Alman, bir İtalyan mahallesi gibi yapmak için kollarımızı sıvayacağız. 41 mahallenin dışında sonraki yıllarda yapacağımız seçimlerle diğer özelliklerini dikkate alacağız. Komşuluk ilişkileri, üretim, yaşanılabilirlik, huzur, yardımlaşma gibi diğer değerleri de ortaya çıkarmak istedik. Buradaki ana kelime farkındalık oluşturmak. Yaşadığımız yerin farkında mıyız? Bu farkındalığı zamanla turistik bir değere kavuşturmak istiyoruz. Bunu kazanca çevirmek, pastayı büyütmek, aynı zamanda da düşünen, üreten, yarışan Ordu’nun güzel mahallelerini tespit edip bunları da Türkiye’nin en iyisi hale getirmek ve bu güzelliği tüm dünyaya yaymak istiyoruz" dedi.



"Ordu inşallah Türkiye’nin yıldızı olur"


Bu tür yarışmalara gelecekte de önem vereceklerinin altını çizen Başkan Güler, "Güzellik yalnızca görünen değil, aynı zamanda yaşanılabilirliği, sürdürülebilirliğin ve üretkenliğin yansımasıdır. Bundan sonra üzerimize düşen bu farkındalığı oluşturmak. Ordu sadece hizmet alanı değil, aynı zamanda geleceğini planlayan yenilik üreten ve dönüşen bir şehir olacak. Bu dönüşümü de birlikte gerçekleştireceğiz. Doğal güzellikler, tarihi ve kültürel miras, yerel ürünler ve ekolojik yapı, toplumsal dayanışma, ulaşılabilirlik, alt yapı hizmetleri ve turistik potansiyel olmak üzere 7 kriter üzerinden değerlendirme yapıldı. Bundan sonra bunlara daha fazla önem vereceğiz ve Büyükşehir olarak kazanan mahallelerimize öncelik vererek onların çevre düzenlemeleri, parklar gibi çalışmalarla daha yaşanılabilir ve dikkat çekici bir hale getireceğiz. 772 yıldızı fırsat eşitliği sağlayarak daha da ortaya çıkaracağız. Kuzeyin yıldızı şehrimiz inşallah Türkiye’nin de yıldızı olur" şeklinde konuştu


Konuşmaların ardından yarışmaya katkıda bulunan jüri üyelerine Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler tarafından plaket takdim edildi. Yarışmada tüm dereceye giren mahalle muhtarlarına plaket, balkon sahiplerine ise hediyeleri Başkan Dr. Mehmet Hilmi Güler tarafından plaket verildi.



Ordu’nun en güzel mahalleleri, sokak ve balkonları belli oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.