POLİTİKA
26 Şubat 2026 Perşembe - 23:15 Bakan Gürlek: "Avukatlık kanunu daha kapsamlı bir şekilde ele almak için çalışmaya başladık" Adalet Bakanı Akın Gürlek, avukatlık mesleğinin güçlenmesi için yalnızca tekil düzenlemelerin yeterli olmayacağını konunun bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirterek, "Bu maksatla Avukatlık kanunu daha kapsamlı bir şekilde ele almak için çalışma yapmaya ivedilikle başladık" dedi. Bakan Gürlek, Ankara 2 No’lu Barosunun düzenlediği iftar programına katıldı. Programda konuşan Bakan Gürlek, mülkün temelinin adalet, adaletin temelinin ise savunma hakkı olduğunu söyledi. Bakan Gürlek, avukatlık mesleğinin güçlenmesi için yalnızca tekil düzenlemelerin yeterli olmayacağını konunun bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti. Bakan Gürlek, "Bu maksatla Avukatlık Kanunu daha kapsamlı bir şekilde ele almak için çalışma yapmaya ivedilikle başladık. Yargı reformu strateji belgesinde savunmanın güçlendirilmesinin temel hedeflerinden biri olarak önümüzdeki dönemde Avukatlık Kanununu güncelleyecek avukatların birlik, beraberlik ve belge temin yetkilerini genişletecek, stajyer avukatlara destek verecek düzenlemeler yapacağız. Amacımız avukatların mesleğini güven içinde saygınlıkla ve etkin şekilde icra edebileceği bir ortamı hazırlamaktır. Savunmanın güçlenmesi, yargının güçlenmesidir. Yargının güçlenmesi ise adaletin güçlenmesidir" dedi. Avukatlar yalnızca müvekkillerini temsil etmediğini aynı zamanda hukuk devletinin teminatı olduğunu anlatan Bakan Gürlek, arabuluculuk ve uzlaştırma gibi uygulamalarda elde edilen başarılarda avukatların rolünün çok büyük olduğunu kaydederek, "Son yıllarda avukatlık mesleğini güçlendirmek için önemli adımlar attık. Hukuk mesleklerine giriş sınavını getirdik. Hukuk fakültelerine, kaliteyi arttıracak düzenlemeler yaptık. E-duruşma sistemini hayata geçirerek avukatların yargılamalarda bulundukları yerden katılmasını sağladık. UYAP entegrasyonunu genişlettik. Bazı avukatlık hizmetlerindeki KDV oranını düşürdük. Mesleğe yeni başlayan avukatlar için baro keseneği muafiyeti ve finansman desteği imkanı getirdik. Adli yardım gelirlerini arttırdık. Bunlar savunmanın sesine kulak verilerek hayata geçirilmiş düzenlemelerdir" diye konuştu.
26 Şubat 2026 Perşembe - 22:25 CHP Genel Başkanı Özel: "Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 1970’lerin başından beri Filistin meselesine, Filistin’in birliği, bütünlüğü, özgürlüğü, doğu Kudüs’te iki devletli bir yapının savunulması, bağımsız Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Ankara İl Örgütünce gerçekleştirilen iftar programına katıldı. Çankaya Zübeyde Hanım Sosyal Tesisinde konuşan Özel, Ramazan ayının mübarek olmasını diledi. Özel, "Bir siyasi partiyi gençleştirmek önemli, gençlerle buluşturmak önemli. Ama bir siyasi partiyi bir yaşta olan, yaşayan bir organizma olarak görmemek lazım. Bir orman gibi görmek lazım; en genç fidelerinden, en köklü ağaçlarına, en tecrübeli olan dallarına kadar" diye konuştu. "Siyasi tarihimizin en büyük saldırılarından bir tanesi ile karşı karşıyayız" Özel, "Bugünlerde yapılan her konuşmada, her sohbette, ele mikrofon alınca yapacağınız her söylemde mutlaka içinde adalet oluyor, adalet olmadan bir şey konuşmak mümkün değil. En başta hiç şüphe yok ki siyasi tarihimizin en büyük saldırılarından bir tanesi ile karşı karşıyayız. CHP ile hizmette yarışacak takati kalmayanlar, CHP’yi itibarsızlaştırmak, belediye başkanlarını itibarsızlaştırmak ve siyasi olan ama yargı eliyle yürütülen birtakım davalar ya da dava tehditleri üzerinden milletin verdiği desteği, gösterdiği teveccühü görmezden gelmek, dikkatleri başka yere çekmek, sulandırmak ve milletin CHP’ye yönelişine bir set çekmeye çalışıyorlar. Bunun karşısında şüphesiz büyük bir cesaret, kararlılık, birlik ve beraberlik içinde mücadele ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Biz var oldukça da kimse Cumhuriyet’e, kazanımlarına, değerlerine el uzatamayacak" Özel, her zorluğa karşı ayakta kaldıklarını vurgulayarak, "Biz savaş meydanlarında kurulmuş, darbelerde kapanmış ve ilk fırsatta tekrar açılmış ve genel başkanları hapis yatmış, il başkanları siyasi cinayetlere, ilçe başkanları, üyeleri siyasi cinayetlere kurban gitmiş ama bir santim eğilmemiş bir siyasi geleneğiz. Cumhuriyet’ten önce vardık, Cumhuriyet oldukça da var olacağız. Biz var oldukça da kimse Cumhuriyet’e, kazanımlarına, değerlerine el uzatamayacak. Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir parti" şeklinde konuştu. "Türkiye İttifakı, içinde Türkiye’nin bütün demokratlarını barındırır" CHP’nin bünyesinde barındırdığı tüm çeşitliliklerden güç aldığını söyleyen Özel, sözlerine şöyle devam etti: "Cumhuriyet Halk Partililer, bir yaşam biçiminin tek başına tercih eden insanların oluşturduğu bir yapıdan değil, Anadolu’nun bütün renklerini, bütün inançlarını, bütün mezheplerini, bütün yaşam biçimlerini içinde barındıran ama ülkenin bölünmez bütünlüğü, ay yıldızlı al bayrak ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk sevgisinde birleşen koca bir ailedir. Bu ailenin varlığı, son girdiğimiz yerel seçimlerde ay yıldızlı al bayrağımızdan rengini alan Türkiye İttifakı’na katılmıştır. Türkiye İttifakı, içinde Türkiye’nin bütün demokratlarını barındırır. Türkiye İttifakı, sosyal demokratların, muhafazakar demokratların, milliyetçi demokratların, liberal demokratların, Kürt demokratların bir arada olduğu, bir arada yaşamı savundukları, ülkenin varlığı, birliği, bütünlüğü için hep birlikte olan, ülkedeki herkesin inancına saygılı, inancını yaşamasına saygılı, tüm özgürlüklerin teminatı ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında bir kez daha yüzyıl öncesinde olduğu gibi tüm Anadolu’yu ve Trakya’yı kapsayan, kucaklayan milletin kol kola girerek ayağa kalktığı, bütün zorluklardan, bütün kuşatmalardan birlikte kurtuldukları bir süreci yeniden yaşamanın adıdır." "Hep birlikte çok güzel günlere omuz omuza, kol kola yürümeye kararlıyız" Özel, omuz omuza yürümeye kararlı olduklarını vurgulayarak, "Biz Türkiye olarak biriz, beraberiz. Ülkemizle, vatanımızla, milletimizle, bayrağımızla, Atatürk’ümüzle birlikte bundan sonraki süreçte Türkiye’nin yüzde 90, 95’i olarak, bu büyük aile olarak aramıza nifak sokmaya çalışanlara, farklılıklardan kavga çıkarmaya çalışanlara, sürtüşmeden tansiyon, tansiyondan siyasi nema çıkarmaya çalışanlara karşı biz birbirimizi seviyoruz ve hep birlikte çok güzel günlere omuz omuza, kol kola yürümeye kararlıyız. Biz Türkiye’yiz ve Türkiye’yi çok seviyoruz" açıklamasında bulundu. "Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz" Türkiye olarak 1970’lerin başından beri Filistin için verilen mücadeleye destek olduklarını aktaran Özel, şu ifadeleri kullandı: "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 1970’lerin başından beri Filistin meselesine, Filistin’in birliği, bütünlüğü, özgürlüğü, doğu Kudüs’te iki devletli bir yapının savunulması, bağımsız Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz. Buna uluslararası dünya da onunla birlikte Türkiye de vermesi gereken en sert reaksiyonu doğru zamanda vermedi. Ortaya çıkan tabloda kimse masum değil. Ama şimdi Trump‘ın Amerika’nın başına yeniden gelmesiyle, Gazze’ye dönük bakıp ‘Buraları güzelmiş. Orada Filistinlilere yer yok. Etraftaki Müslüman ülkelere onları dağıtacağım. Oraya kocaman oteller yapacağım, kumarhaneler açacağım. Plajları çok güzel. Önünde de çok petrol var, hidrokarbon var. Orayı istiyorum’ dediği yer Gazze. Şimdi bir Gazze Barış Planı ortaya attı. Bir heyete uluslararası camiayı davet etti. Aklı başında, gerçek Filistin dostu, Amerika’dan korkmayan, bir takım çıkar ilişkileri içinde olmayan ülkeler bu işe mesafe koydular."
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz: "Seçim 2028’de, gündemimizde erken seçim yok"
20 Şubat 2026 Cuma - 18:10 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz: "Seçim 2028’de, gündemimizde erken seçim yok" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, "Türkiye’nin gündeminde seçim yok, seçim zamanında 2028’de yapılacak" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, Kilis’te AK Parti İl Başkanlığı’nda deprem süreci ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. 1999 Marmara Depremi’ni Sakarya’da yaşadığını hatırlatan Yavuz, o dönemde çadıra ulaşmanın dahi zor olduğunu belirterek, hasarlı binaların yıllarca sorun olarak kaldığını ifade etti. 6 Şubat sürecinde ise devletin tüm imkanlarının seferber edildiğini kaydeden Yavuz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın süreci yakından takip ettiğini söyledi. Deprem bölgelerinde konutların kısa sürede hak sahiplerine teslim edildiğini dile getiren Yavuz, "Biz hayalleri hedefe, hedefleri gerçeğe dönüştürmek için gece gündüz çalışıyoruz" dedi. Muhalefetin deprem ve yerli otomobil üzerinden eleştirilerde bulunduğunu ifade eden Yavuz, "Bir dönem ‘teneke’ dediler. Kemal Kılıçdaroğlu merak edip görmek istediğini söyledi. Bugün de benzer yaklaşımları görüyoruz" diye konuştu. Suriye’den gelen sığınmacılara ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte yaptığı açıklamaları hatırlatan Yavuz, "Varil bombalarından kaçan insanlara kapılarımızı açtık. Bu bir insanlık meselesidir. Siyasete alet edilemez" ifadelerini kullandı. "Seçim zamanında, 2028 yılında yapılacak" Gazetecilerin "Erken seçim var mı?" sorusunu yanıtlayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, Türkiye’nin gündeminde erken seçim olmadığını belirterek, "Ne bizim gündemimizde ne de milletin gündeminde seçim var. Seçim zamanında, 2028 yılında yapılacak" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığına ilişkin soru üzerine Yavuz, "Biz yasalara ve anayasal çerçeveye uygun siyaset yapıyoruz. CHP gibi yasa ve anayasa tanımayan bir anlayışla hareket etmeyiz. Burası bir hukuk devletidir. 6 ay önce, 3 ay önce bu seçimin yapılması gerekmiyor. 1 hafta önce bile mümkün olabilir. O niyetle 2028 diyorum" ifadelerini kullandı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz: "Seçim 2028’de, gündemimizde erken seçim yok"
20 Şubat 2026 Cuma - 17:39 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz: "Seçim 2028’de, gündemimizde erken seçim yok" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, Kilis’te deprem süreci ve siyasi gündeme ilişkin açıklamalarda bulunarak seçimlerin zamanında yapılacağını kaydetti. AK Parti Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, Kilis’te AK Parti İl Başkanlığı’nda yaptığı açıklamada erken seçim tartışmalarına noktayı koyarak, "Türkiye’nin gündeminde seçim yok, seçim zamanında 2028’de yapılacak" dedi. 6 Şubat depremlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yavuz, depremden etkilenen tüm illerde benzer programlar gerçekleştirdiklerini söyledi. 1999 Marmara Depremi’ni Sakarya’da yaşadığını hatırlatan Yavuz, o dönemde çadıra ulaşmanın dahi zor olduğunu belirterek, hasarlı binaların yıllarca sorun olarak kaldığını ifade etti. ‘’Gece gündüz çalışıyoruz" 6 Şubat sürecinde ise devletin tüm imkanlarının seferber edildiğini kaydeden Yavuz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın süreci yakından takip ettiğini söyledi. Deprem bölgelerinde konutların kısa sürede hak sahiplerine teslim edildiğini dile getiren Yavuz, "Biz hayalleri hedefe, hedefleri gerçeğe dönüştürmek için gece gündüz çalışıyoruz" dedi. "Bir dönem TOGG’a ‘teneke’ dediler’’ Muhalefetin deprem ve yerli otomobil üzerinden eleştirilerde bulunduğunu ifade eden Yavuz, "Bir dönem TOGG’a ‘teneke’ dediler. Kemal Kılıçdaroğlu merak edip görmek istediğini söyledi. Bugün de benzer yaklaşımları görüyoruz" diye konuştu. ‘’İnsanlık meselesidir. Siyasete alet edilemez" Suriye’den gelen sığınmacılara ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte yaptığı açıklamaları hatırlatan Yavuz, "Varil bombalarından kaçan insanlara kapılarımızı açtık. Bu bir insanlık meselesidir. Siyasete alet edilemez" ifadelerini kullandı. ‘’Seçim zamanında, 2028 yılında yapılacak" Gazetecilerin "Erken seçim var mı?" sorusunu yanıtlayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, Türkiye’nin gündeminde erken seçim olmadığını belirterek, "Ne bizim gündemimizde ne de milletin gündeminde seçim var. Seçim zamanında, 2028 yılında yapılacak" dedi. "1 hafta önce bile mümkün olabilir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığına ilişkin soruya da değinen Yavuz, "Biz yasalara ve anayasal çerçeveye uygun siyaset yapıyoruz. CHP gibi yasa ve anayasa tanımayan bir anlayışla hareket etmeyiz. Burası bir hukuk devletidir. 6 ay önce, 3 ay önce bu seçimin yapılması gerekmiyor. 1 hafta önce bile mümkün olabilir. O niyetle 2028 diyorum" ifadelerini kullandı.
Bakan Kacır: "Teknoloji üreten ve geliştiren Türkiye idealini gerçeğe dönüştürdük"
20 Şubat 2026 Cuma - 17:33 Bakan Kacır: "Teknoloji üreten ve geliştiren Türkiye idealini gerçeğe dönüştürdük" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Teknoloji üreten ve geliştiren Türkiye idealini gerçeğe dönüştürdük" dedi. Bir dizi program ve açılışlara katılmak üzere Malatya’ya gelen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Sanayi ve Teknoloji Projeleri Açılışı ile Yeşilyurt Sanayi Sitesi 1. Etap Anahtar Teslimi ve 2. Etap Temel Atma Töreni"ne katıldı. Törende konuşan Bakan Kacır, Türkiye’nin sanayi ve teknoloji alanında son yıllarda önemli bir ivme yakaladığını belirterek, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, teknoloji geliştirme kapasitesi ve nitelikli insan kaynağıyla küresel rekabette daha sağlam bir konuma ulaşıldığını ifade etti. Türkiye’nin birçok sektörde Avrupa’da ve dünyada lider ülkeler arasında yer aldığını belirten Kacır, elde edilen başarıların vizyoner politikalar ve kararlı kalkınma adımlarının sonucu olduğunu kaydetti. Malatya’nın tarih boyunca üretim kültürü, girişimci ruhu ve çalışkan insan kaynağıyla öne çıkan şehirlerden biri olduğunu dile getiren Kacır, şehirde sanayi altyapısının güçlendirilmesine yönelik yatırımların aralıksız sürdüğünü söyledi. Son 23 yılda Malatya’daki organize sanayi bölgelerinin büyüklüğünün 650 hektardan 2 bin 341 hektara yükseltildiğini belirten Kacır, OSB’lerdeki istihdamın ise 5 bin 480’den 25 bine çıkarıldığını ifade etti. Deprem sonrası döneme de değinen Bakan Kacır, üretimin kesintiye uğramaması sanayinin hızla toparlanması ve yatırım ortamının korunması amacıyla kapsamlı adımlar atıldığını belirtti. Bu çerçevede 640 hektar büyüklüğünde 4 yeni sanayi alanının ilan edildiğini kaydeden Kacır, sanayi projelerine 7,3 milyar lira finansman desteği sağlandığını açıkladı. Altyapı çalışmaları tamamlanan Malatya Merkez 1. Organize Sanayi Bölgesi’nin 347 hektarlık bölümünün sanayicilerin hizmetine sunulduğunu belirten Kacır, Yeşilyurt Sanayi Sitesi’nde 714 iş yerinden oluşan 1. etapta anahtar teslimlerinin gerçekleştirildiğini, 192 iş yerinden oluşan 2. etap için ise temel atıldığını söyledi. Yeni etapların da hızla tamamlanacağını ifade eden Bakan Kacır, yatırımların esnaf ve sanayicilere modern, planlı ve güçlü bir üretim ortamı sunacağını söyledi. KOBİ’lere yönelik desteklere de değinen Bakan Kacır, depremden etkilenen işletmelere KOSGEB destek programları kapsamında 8,7 milyar lira kaynak aktarıldığını belirtti. Kacır, Cazibe Merkezleri Programı kapsamında ise şehirde 29,3 milyar liralık yatırımın ve 22 bin 835 kişilik istihdamın önünün açıldığını kaydetti. Yerel Kalkınma Hamlesi kapsamında Malatya’nın potansiyelini katma değere dönüştürecek yatırımlara öncelik verildiğini ifade eden Kacır, kayısı ve su ürünleri başta olmak üzere tarım ve gıda sanayine yönelik projelerin desteklendiğini söyledi. Yeni teşvik mekanizmalarıyla üretim, yatırım ve istihdamın daha da güçlendirileceğini kaydetti. Malatya’da yürütülen kalkınma projelerine Fırat Kalkınma Ajansı aracılığıyla 1,2 milyar lira, DAP Bölge Kalkınma İdaresi eliyle ise 1,9 milyar lira kaynak sağlandığını belirten Kacır, kadınlara, gençlere ve üreticilere yönelik projelerin artarak devam edeceğini ifade etti. Program kapsamında İnönü Üniversitesi bünyesinde kurulan Milli Teknoloji Atölyesi’nin açılışını gerçekleştirdiklerini belirten Kacır, gençlerin teknoloji geliştirme süreçlerine daha güçlü katılımını sağlayacak altyapı yatırımlarına önem verdiklerini söyledi. TÜBİTAK desteğiyle hayata geçirilecek Malatya Bilim Merkezi’nin de şehir için önemli bir kazanım olacağını söyledi.
BBP lideri Destici: "Bizler davası olan insanlarız"
20 Şubat 2026 Cuma - 17:24 BBP lideri Destici: "Bizler davası olan insanlarız" Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, "Bizler davası olan insanlarız. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığının birliği, hepimizin ortak payesidir. Siyasi mücadelemizi de bunun için veriyoruz" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile İYİ Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi. 1 saat boyunca baş başa görüşen ikili, görüşmenin ardından ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı’nda tekrardan genel başkan seçilen Dervişoğlu’na hayırlı olsun dileklerini ileten Destici, Dervişoğlu ile uzun yıllardır arkadaş olduğunu ve bu ilişkiyi sürdürmeyi niyet ettiğini belirtti. Destici ayrıca, ayrı partilerde yer alsalar dahi Türk milletinin ortak çıkarları için çalıştıklarını da sözlerine ekledi. "Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığının birliği, hepimizin ortak payesidir" Bütün siyasi mücadelesini Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milleti için sarf ettiğini belirten Destici, "Başkanımıza ve heyetine hayırlı olsun dileklerimizi iletmek için heyetimizle birlikte bu ziyareti gerçekleştirdik. 4. Olağan Kurultayı’nın İYİ Parti için, genel başkanı için, yönetimi için, camiası için, Türk siyaseti için ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bizler davası olan insanlarız. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığının birliği, hepimizin ortak payesidir. Siyasi mücadelemizi de bunun için veriyoruz. Ayrı partilerde olsak da ülkemiz için, milletimiz için, devletimizin bekası için bir araya geliriz, geleceğiz, konuşacağız ve elbette bu meseleleri istişare edeceğiz. Bizim 1986-1987’li yıllardan beri olan bir tanışıklığımız, bir dostluğumuz var. Aynı ocağın çorbasını içmişiz. Dolayısıyla ayrı partilerde görev yapmış olsak da bir dostluk ve kardeşlik hukukumuz var" diye konuştu. "Her görüşmede olduğu gibi Türkiye’nin genel meseleleriyle ilgili görüş alışverişinde bulundum" Baş başa yapılan görüşmede Türkiye gündeminde dair fikir alışverişinde bulunduklarını ve bu ziyaretlerin ortak paydada devam edeceğini ifade eden Dervişoğlu ise, "Kendilerini genel merkezimizde ağırlamış olmaktan ziyadesiyle mutlu ve memnunum. Her görüşmede olduğu gibi Türkiye’nin genel meseleleriyle alakalı, sosyal durumumuzla ilgili yaşanan bu görüşmeler çerçevesinde görüş alışverişinde bulundum. Kendilerine de başarı dileklerimizi ilettik" şeklinde konuştu.
Bakan Şimşek: "Sahte faturalara ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık"
20 Şubat 2026 Cuma - 16:45 Bakan Şimşek: "Sahte faturalara ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun" dedi.Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,3 büyüdüğünü ve bunun yüzde 70’inin gelişmekte olan ülkelerden kaynaklandığını bildiren Şimşek, küresel finansal şartların daha elverişli hale geldiğine işaret etti."İran’la ilgili belirsizlik olmasaydı, çok büyük ihtimalle petrol fiyatları 60’lı dolarları aşmazdı"Avrupa Birliği ve Orta Doğu’daki ticaret ortaklarında sınırlı olsa da büyüme açısından bir toparlanma içerisinde olduğunu söyleyen Şimşek, "Bu bizim için iyi, olumlu bir gelişme. Diğer bir husus aslında İran’la ilgili belirsizlik olmasaydı, çok büyük ihtimalle petrol fiyatları 60’lı dolarları aşmazdı. Şimdi tabii yapısal olarak enerji fiyatları, emtia fiyatlarından bahsediyorum. Enerji emtiasından bahsediyorum. Yani petrol, doğalgaz normal şartlarda yapısal olarak aşağı yönlüdür. Düşüş trendindedir ve bu yapısaldır. Geçici değil. Yani petrol fiyatlarının reel olarak düştüğünü zaten söyleyebiliriz dünyada. Ama nominal olarak bu 70 dolara dayanması, bugün 70 dolar civarı olması, aslında büyük oranda İran riskinin fiyatlanmasından kaynaklanıyor. Yani geçici bir riskin fiyatlanması. Ama yapısal olarak aslında enerji fiyatlarının yönü aşağı yönlüdür" açıklamasında bulundu."İran ile ilgili belirsizlikler ortadan kalkarsa dezenflasyona olumlu yansıyacak"Şimşek, Türkiye açısından ticaret ortaklarının sınırlı da olsa toparlanmasının önemli olduğuna dikkati çekerek, "Küresel finansal şartlarının elverişli hale gelmiş olması bizim için değerli. Ama en önemlisi, eğer bu belirsizlikler ortadan kaldıktan sonra, yani şöyle, İran ile ilgili belirsizliklerden bahsediyorum, ortadan kalktıktan sonra çok büyük ihtimalle yapısal olarak enerji fiyatları aşağı yönlü trendine dönecek. Bu da Türkiye için çok önemli. Çünkü bir taraftan hem cari açımıza olumlu yansıyacak, dezenflasyona olumlu yansıyacak, büyümeye olumlu yansıyacak" ifadelerine yer verdi."İlk defa bu kadar yoğun yatırımcı ilgisi görüyorum"Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye ilgisinin büyük olduğuna işaret eden Şimşek, gittiği Londra, New York ve Hong Kong’da 1,5 haftada yaklaşık 800 yatırımcıyla çok yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini dile getirdi.Şimşek, 2007’den ta 2018’e kadar da sürekli bir şekilde ülkemizin hikayesini anlatmak üzere biliyorsunuz sık sık seyahat ettiğini vurgulayarak, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Yani Türkiye’nin yatırım, kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye yükseldiği ve en iyi dönemlerimizin olduğu yıllardan bahsediyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun. Peki diyeceksiniz ki niye? Birkaç sebebi var. Bir tanesi dünyada ve bizim bölgemizde gerçekten güçlü bir hikayesi olan fazla ülke yok. Yani Türkiye’nin güçlü bir hikayesi var. Bir dezenflasyon var. Büyüme çok dirençli bizde. Yani bu kadar sıkı para politikasına, sıkı maliye politikasına rağmen büyüme çok güçlü seyretti. Şimdi reel ekonomi ile ilgili şikayetler çok duyabilirsiniz ama yani bizi dünyayla karşılaştırdığınız zaman hele ticaret ortaklarımızla karşılaştığınız zaman Türkiye’nin büyümesi güçlü o anlamda. Tabii ki daha da potansiyelin yüksek. Zaten dezenflasyon programının da amacı o. Yani bu büyüme potansiyelini harekete geçirmek" diye konuştu."Yatırımcıların ilgisinin nedeni Türkiye’nin savunma gücü"Yatırımcıların ilgisinin bir diğer nedeninin Türkiye’ye güvenlik penceresine bakıldığı zaman NATO’nun en güçlü üyelerinden bir tanesi olduğuna dikkati çeken Şimşek, "Yani ordu büyüklüğü anlamında NATO’nun en büyük ikinci ordusu ama güç, efektif güç anlamında da her zaman ilk beşte olduk. Dolayısıyla Avrupa’nın güvenliği Türkiye’den bağımsız düşünülemeyeceği gibi aslında bu yeni dünya düzeninde de bizim gibi ülkelere çok ciddi ilgi var. Sektörel olarak da meselesi savunma sanayine yoğun bir ilgi var" değerlendirmesinde bulundu."EYT’nin etkilerini önemli ölçüde telafi ettik"Türkiye’nin önemli bir süredir uyguladığı politikalarında oldukça tutarlı olduğunu söyleyen Şimşek, öngörülebilirlikte ciddi bir artış olduğunu sözlerine ekledi.Mevcut konjonktüre göre güçlü bir büyümenin de olduğunu ifade eden Şimşek, "Türkiye’de borçluluk düşük. Hane halkının borcunun milli gelire oranı yüzde 10 civarı. Bütün özel sektörümüzün borçlarının milli gelire oranı dünyaya göre düşük. Kamunun borcu, devletin borcunun, bürüt iç ve dış borcunun milli gelire oranı yüzde 25 bile değil. Bize benzer ülkelerde bu oranı yüzde 74. Bir diğer konu, yani sorduğunuz için söylüyorum. Biz de bütçe disiplinini çok hızlı bir şekilde sağladık. Yani rüştümüzü ispat ettik. Bakın büyük bir deprem felaketin yaralarını sardık. EYT’nin etkilerini önemli ölçüde yönettik, telafi ettik. Bütün bunlara rağmen bakın bütçe açığının milli gelire oranı geçen sene yüzde 2,9’a düştü. Gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 6,3. Bakın yani borcumuz, gelişmekte olan ülkelerin borcunun üte birinden az. Bizim açığımızın da milli gelire oranı olarak gelişmekte olan ülkelerin yarısından daha az" şeklinde konuştu."Yatırımcılar bize dezenflasyonun görünümünü ve Terörsüz Türkiye’yi soruyorlar"Yatırımcıların kendisine büyük ölçüde dezenflasyon görünümünü sorduklarını aktaran Şimşek, "Çünkü rutine döndük. Yani tabii bu geçici bir takım jeopolitik gelişmeleri bir kenara bırakırsak, gerçekten sorulan önemli bir kısmı rutine döndük. İlk dönemlerde ‘program devam edecek mi’ gibi konular gündeme geliyordu. Onları açtık şu anda. Onlar geride kaldı. Dolayısıyla bu yöndeki söylemlerin de spekülatif olduğuna ilişkin kanı dünyada yerleşti. Bana ilişkin spekülasyonlar, programın geleceğine ilişkin spekülasyonlar, programın siyasi olarak sahiplenilmesine ilişkin negatif söylemler artık karşılık bulmuyor. Dolayısıyla bir tutarlılık var, öngörülebilirlik var, iyi bir hikaye var. Bize dezenflasyonun görünümünü soruyorlar. En önemli konuların başında o geliyor. Terörsüz Türkiye’yi soruyorlar. Çünkü bunun etkileri, geçmişte de hatırlarsanız bu yönde bir çaba olmuştu. Dönem dönem de tabii ki jeopolitik, yani küresel bu mimariye ilişkin, Türkiye’nin konumu, Türkiye-Batı ilişkileri de dönem dönem gündeme geliyor. Ama genel anlamda daha teknik, daha makro konular ön planda" dedi.Şimşek, Japonya’dan da ciddi bir yatırımcı ilgisi olduğunu söyleyerek, Japonya’nın önde gelen önemli iş gruplarının tamamıyla bir araya gelip Türkiye’ye doğrudan yatırımlar için cazip hale geldiğini aktaracaklarını dile getirdi.Ekonomi programını 3 devre olarak tanımladıklarını kaydeden Şimşek, birinci evrede karşı karşıya kalınan risklerin kontrol altına alındığını, ikinci evrede ise makro dengesizlikleri azalttıklarını ifade etti.Şimşek, faiz giderlerinin artışından ötürü eleştirildiklerini belirterek, "Tabii faiz dışı açık verirseniz faiz giderleri artar. Faiz dışı fazlaya geçen sene geçtik. Milli gelirin yüzde 0,4’ü kadar faiz dışı fazla verdik" dedi."Türkiye cari açık sorununu da önemli ölçüde kontrol altına aldı"Cari açığa ilişkin de konuşan Şimşek, tarih boyunca bakıldığında Türkiye’nin ekonomideki yumuşak karnının cari açık olduğunu aktardı. Şimşek, "Mayıs 2023’e gidin 12 aylık cari açığımızın milli geliri oranı yüzde 5,5’lar civarına kadar çıkmıştı. Şimdi o oran 2024’te yüzde 0,8’e düştü. Altın hariç fazla verdik. Altın yenilebilir içilebilir bir emtia değil. Portföy tercihi için satın alınan önemli ölçüde. Portföy tercihi nedeniyle ithal ettiğimiz bir ürün. Tabii ki ithal ettiğimiz için açığımızın bir parçası ama o bir birikim. Yani altın bir birikim. Şimdi altın hariç 2024’te Türkiye cari fazla vermiş. 2025’te altın hariç Türkiye 0,3’lük bir cari açık vermiş. Yani sıfıra yakın. O da dahil yüzde 1,6 ve o da yönetilebilir. Yani geçmiş uzun vadeli ortalamaların yani neredeyse yarısından az, yüzde 1’i civarı. Dolayısıyla Türkiye aslında cari açık sorununu da önemli ölçüde kontrol altına aldı önce ve önemli ölçüde de sürdürülebilir bir patikaya oturttu. Cari fazla iddiamız için biraz erken. O yapısal dönüşüm gerektiriyor. Onu da başaracağız" bilgilerini kaydetti."Net rezervler, yani swap hariç, bütün yükümlülükler hariç, 80 milyar dolar civarı"Türkiye’nin bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranının, tarihi olarak hep yüzde 20’nin üzerinde olduğunu kaydeden Şimşek, "İlk defa, uzun bir süredir, son 20 yıldan bahsediyorum, yüzde 20’nin altına, yüzde 17-18’ler civarına indi. Şimdi bunu niye söylüyorum? Bir taraftan cari açık azaldı. Bir taraftan dış borcunun milli geliri oranı düşüyor. Bir taraftan bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranı düşüyor. Bu arada da rezerv birikimine gittik ve 98 milyar dolarlık bürüt rezervi bugün 200 milyar doların epey üzerine taşıdık. Bu önemli. Bakın, geçen sene yaşadığımız bir sürü çalkantıya rağmen, şu andaki İran’ın belirsizliğe rağmen, şimdi net rezervlerde, yani swap hariç, bütün yükümlülükler hariç, 80 milyar dolar civarı" şeklinde konuştu."KKM önemli bir yükümlülüktü ve KKM stoku büyük oranda kalktı"‘Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) başarılı bir şekilde çıktıklarını da hatırlatan Şimşek, "KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. Dezenflasyonu da zorlaştırıyordu. 2023’ün ortasında, 143 milyar dolara çıkan KKM stoku büyük oranda kalktı. Şimdi 100 milyon dolar mı bilmiyorum, en son rakamı takip etmiyoruz artık, çünkü kapattık, programı kapattık. Esas konumuz enflasyon. Dezenflasyon konusunda çok kararlı bir programı uygulamaya devam ediyoruz. Orada da çok güçlü bir ilerleme var, biraz zaman alıyor" diye kaydetti."Dezenflasyonda bir bozulma yok geçici bir takım faktörlerle bir yavaşlama söz konusu"Ocak ayı enflasyon verileriyle birlikte dezenflasyon sürecinin gidişatına yönelik eleştirilerin olduğunu söyleyen Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti:"Enflasyonla mücadele bizim en temel önceliğimiz. Şimdi 1-2 aylık veriler üzerinden tabii ki değerlendirme yapmak herkesin takdiri. Ocak ayı, Şubat ayı çok iyi gelseydi de bu konudaki kararlı uygulamalarda bir gevşemeye gitmeyecektik. Şimdi Ocak, belki de Şubat ayı bilemiyorum, mevsimsel etkilerle diyelim ki nispeten yüksek geldi. Burada aslında dezenflasyonda bir bozulma yok. Ha bir yavaşlamadan bahsedilebilir. Fakat sebebine inmek lazım. Eğer gerçekten gıda ağırlıklı olarak, gıda kaynaklıysa, yani mevsimsellikten arındırılmış veya bir takım diyelim ki geçen sene kuraklığın veya bu sene, yani Ocak ayı diyelim ki kış şartlarının etkisiyle yüksek bir rakam geldiyse, onu doğru okumak lazım. Birinci konu bu. Yani dezenflasyonda bir bozulma yok. Enflasyonun aşağı yönüne inmesinde bir bozulma yok. Burada geçici bir takım faktörlerle tabii ki bir yavaşlama söz konusu."Şimşek, enflasyondaki yavaşlamanın sebebine doğru bakılması ve bu göre değerlendirilme yapılmasının daha doğru olacağını belirterek, "Gıda kaynaklıysa, mevsimsellikten arındırılmış, geçen senenin kuraklığı, bu senenin kış şartları etkisiyle yüksek geldiyse bunu doğru okumak lazım. Burada geçici faktörlerle yavaşlama söz konusu. Bu telafi edilebilir mi? Evet. Mart, Nisan, Mayıs’ta geçmiş dönem ortalamalarının altına düşebiliriz. Bu senenin yağışları çok iyi. Yakın tarihin en iyi yağışının olduğu dönemin içindeyiz" dedi."Arz yönlü, yapısal dönüşüm kanalından dezenflasyonu çok önemsiyoruz"Sıkı para politikasının dezenflasyon sürecindeki yerine de değinen Şimşek, konuşmasına şu şekilde devam etti:"Genelde eleştiriler program para politikasından ibaret. Biz arz yönlü ve yapısal dönüşüm kanalından dezenflasyonu çok önemsiyoruz. Biz de para politikasının sınırlı etkiye sahip olduğunu, burada maliye politikasının önemli olduğunu kabul ettik. İlk defa bu sene imkanlar el verdiği için, yeniden değerleme oranını yüzde 25 olarak değil, yani yüzde 19’un altına belirledik. Efendim işte akaryakıt gibi, tütün ürünleri gibi, alkolü içecek bütün bu ürünlerdeki maktu vergileri son, normalde 6 aylık enflasyon kadar arttırmanız lazım, onu yapmadık o boyutta. Çok daha düşük oranda, yüzde 6-7 civarında arttırdık. Maliye politikasının çok güçlü bir şekilde devreye girdiği bir dönemdeyiz. Para politikası duruşunu koruyor. Arz yönlü politikalarımızın başında konut geliyor. Hayat pahalılığının en önemli bileşeni kiralardır. Konut sahipliği artana kadar sosyal konut miktarını artırmamız lazım. Deprem bölgesinde 455 bin konut teslim edildi, 166 bin konut bu senenin ortasında bitecek. 650 bin konut tamamlanmış olacak. Deprem bölgesinde kiralarda reel düşüşler var. Nominal olarak da oldukça mütevazi. 250 bin sosyal konut projesi vardı, başlamıştı, 500 bin daha sosyal konut projesini başlattık. 2-3 yıl içinde 750 bin sosyal konut tabi ki vatandaşımıza sunulmuş olacak. Hayat pahalılığını arz yönlü tedbirlerle de çözüyoruz.""Ocak ayında bir yüksek faiz ödemesi oldu"Şimşek, ocak ayında yüksek faiz ödendiğine dair iddialara ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, "Ocak ayında tabii ki bir yüksek faiz ödemesi oldu. Çünkü 2016’dan itibaren bu dönem dönem yeniden ihraç ediliyor. Ama ilki 2016’da. Enflasyon endeksli bir borç. Yani iç borç senedi ihraç ediyorsunuz. Yani satıyorsunuz. Bu tüfe endeksli kağıtların özelliği şu. Genelde kupon çok anlamlı değildir. Genelde o diyelim ki 10 yıllık bir kağıt, basitleştiriyorum. 10 yıl boyunca yani siz o enflasyon farklarını biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz. Ondan sonra da vadesi gelince ödüyorsunuz. Şimdi bakın çok basit bir rakam söyleyeyim size. Ocak ayı faiz ödemelerinin yüzde 53’ü bir tek kağıdın vadesinin dolmasından kaynaklanıyor. O da ne zaman ihraç edilmiş? 2016’da. Ama yıllarca bu faizi ödememişsiniz. O enflasyon farkı faiz olarak birikmiş, birikmiş, birikmiş. Ocak ayına denk gelmiş. Şimdi kalkıp buradan bir hikaye üretmek için ya cahil olmak lazım, ya da kötü niyetli olmak lazım" ifadelerinde bulundu."Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok"Vergilere yönelik artış olup olmayacağına dair olarak ise Bakan Şimşek, "Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Vergi harcamalarını ciddi şekilde azaltıyoruz. Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Şunu da net bir şekilde söyleyebilirim. Yani gelir vergisinde, kurumlar vergisinde, KDV’de şu anda bir çalışmamız da yok. Ama dediğim gibi, ekonominin ihtiyaçlarına binaen dönem dönem ufak sektörel bazı şeyler yapabiliyoruz" söyleminde bulundu."Sahte faturalara ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık"Bakan Şimşek vergi kaçıranlara yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğüne değinerek, "Sahte faturaya bizim, yani bizim değil, hiçbir ülkenin toleransı olamaz. Ona ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık. Bundan sonra iki günlük bir firmanın kalkıp milyarlarca fatura falan filan anında, böyle işte bazen anlatıyorlar ya, işte bir minibüs kiralıyorlar, o minibüste fatura basıp ondan sonra kayboluyorlar. Bunu yapamayacaklar. Onu dahi yapamayacaklar. Çünkü çok güçlü bir, tekrar algoritmalarla, buna biz kâşif diyoruz, sahte belge düzenleyene, yani anında inşallah devreye girebileceğiz çok hızlı bir şekilde. Yine bizim başka programlarımız var. Bu Türkiye’deki bütün şehirlerdeki bir anlamda konut değerleme haritası gibi bir takım çalışmalarımız var. Dolayısıyla işlemleri bir şekilde karşılaştırma imkanımızı artıyor. Gözetim programlarımız var. Ama özellikle yüksek gelirli gruplara yönelik, yani kayıt dışı yüksek gelirli gruplardan bahsediyorum. Yani işte ne bileyim, kredi kartından tutun, yat, tekne, konu, yani lüksten bahsediyorum. Buralara ilişkin arkadaşlar malı bir çalışma içerisinde ve tekrar algoritmalar devreye giriyor. Dolayısıyla özetle biz kayıt dışında mücadeleye devam edeceğiz" dedi.