POLİTİKA
Milletvekili Cıngı: "Bina görevlilerinin çalışma şartlarının iyileştirilmesi sosyal adaletin gereği" 20 Nisan 2026 Pazartesi - 11:29:10 AK Parti Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı; bina görevlilerinin sorunlarının çözümü için ilgililerle toplantı düzenledi. AK Parti Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı; bina görevlilerinin çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve sosyal haklarının güçlendirilmesine yönelik olarak, TBMM’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği, Ticaret ve İçişleri bakanlıklarından, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye İş Kurumu, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Gelir İdaresi Başkanlığından bürokratlar ile bina yönetimi şirketi temsilcilerinin katılımlarıyla toplantı düzenledi. Site yönetimi şirketlerinin hukuki statüsü, denetim mekanizmaları, hizmet standartlarının belirlenmesi, bina görevlilerinin banka promosyon ödemeleri ve bina görevlilerinin çalışma şartlarının ele alındığı toplantıda, kayıt dışılıkla mücadele, görev tanımlarının netleştirilmesi, sosyal güvenlik haklarının güçlendirilmesi ve mesleki yeterlilik standartlarının geliştirilmesi için yapılması gereken kanuni düzenlemeler ile mevzuat çalışmaları değerlendirildi. Milletvekili Cıngı; bina görevlilerinin şehir yaşamının görünmeyen ancak en kritik unsurlarından biri olduğunu belirterek bu kişilerin, apartman ve site hayatının düzenli işlemesinde üstlendikleri sorumluluğun çoğu zaman yeterince görünür olmadığını ifade etti. Bina görevlilerinin uzun çalışma saatleri, çok yönlü görev tanımları ve sınırlı sosyal imkânlara rağmen büyük bir özveriyle görev yaptıklarını vurgulayan Cıngı; "Bina görevlilerinin çalışma şartlarının iyileştirilmesi sosyal adaletin gereği. Bu alandaki mevzuatın güncellenmesi ve uygulamada karşılaşılan sorunların çözümü için kurumlar arası koordinasyon önemli" değerlendirmelerinde bulundu. Milletvekili Cıngı, toplantıdaki değerlendirmelerin ilgili kurumlarla paylaşılacağını ve mevzuat geliştirme süreçlerine katkı sağlayacak somut önerilerin rapor haline getirileceğini de bildirdi.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 11:02 ADF2026 tamamlandı: Gazze mesajları, yoğun temas trafiği ve kritik başlıklar öne çıktı Antalya’da 17-19 Nisan tarihleri arasında düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu sona erdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın resmi açılışta yaptığı konuşmada Gazze, küresel sistem krizi, Hürmüz Boğazı ve Ukrayna başlıkları öne çıkarken, forum Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın kapanış basın toplantısıyla tamamlandı. ADF2026, 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı, 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisini Antalya’da buluşturdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm merkezindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu tamamlandı. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla 17-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen forum, üç gün boyunca liderleri, dışişleri bakanlarını, diplomatları, akademisyenleri ve üst düzey temsilcileri Antalya’da bir araya getirdi. ADF2026 kapsamında düzenlenen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın kapanış basın toplantısında verdiği bilgiye göre; forumda 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı yer aldı. Foruma ayrıca 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi iştirak etti. Resmi açılış Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasıyla başladı Forumun resmi açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasıyla yapıldı. Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nu yalnızca diplomatik temasların yürütüldüğü bir organizasyon olarak değil, dünyanın nereye gittiğinin, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceğinin ve yeni etkileşim alanlarının münazara edildiği bir platform olarak gördüklerini belirtti. Gazze mesajları açılışa damga vurdu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında en dikkat çeken başlıklardan biri Gazze oldu. Erdoğan, Gazze’de yaşananların yalnızca insani bir trajedi olarak okunamayacağını vurgulayarak, mevcut uluslararası düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açık biçimde gösterdiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini silahların, müzakerenin yerini ise çatışmanın almaması gerektiğini belirterek barış ve diplomasinin önemine işaret etti. Forum Hakan Fidan’ın basın toplantısıyla tamamlandı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın resmi açılış konuşmasıyla başlayan forum, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın kapanışta düzenlediği basın toplantısıyla sona erdi. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun farklı görüşleri, coğrafyaları ve çıkarları aynı masa etrafında buluşturan niteliğinin bu yıl da teyit edildiğini belirterek, forum marjında Gazze Barış Planı, Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Dışişleri Bakanları Toplantısı ve Balkan Barış Platformu başlıklarının ele alındığını söyledi. Fidan, belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri haline geldiği bir dönemde ADF’nin umut, diyalog ve çözüm zemini sunduğunu vurgularken, Türkiye’nin dış politikayı diplomasiyi barışın anahtarı olarak gören anlayışla sürdürmeye devam edeceğini ifade etti. Forumda öne çıkan başlıklar Üç gün süren forumda Gazze, Ukrayna-Rusya savaşı, İran merkezli gerilim, Hürmüz Boğazı, enerji güvenliği, bölgesel barış, serbest ticaret, bağlantısallık projeleri, Afrika’nın kalkınma potansiyeli, gıda güvenliği, kuraklık ve iklim değişikliği başlıkları öne çıktı. Yoğun ikili temas trafiği yaşandı Forum kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan da yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü. Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Slovenya Cumhurbaşkanı Natasa Pirc Musar, Komorlar Birliği Cumhurbaşkanı Assoumani Azali, Burundi Cumhurbaşkanı Evariste Ndayishimiye ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi ile bir araya geldi. Erdoğan ayrıca Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Gürcistan Başbakanı İrakli Kobahidze, Libya Millî Birlik Hükûmeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi üyeleri ve AGİT Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu ile de görüşmeler yaptı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da forum marjında Avusturya Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Beate Meinl-Reisinger, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Türkmenistan Dışişleri Bakanı Raşid Meredov ve çeşitli Afrikalı bakanlar ile temaslarda bulundu. Fidan ayrıca Türkiye-Mısır-Pakistan-Suudi Arabistan Dışişleri Bakanları Toplantısı, Gazze toplantısı, Balkan Barış Platformu Dışişleri Bakanları Toplantısı ve Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Antalya bir kez daha diplomasinin merkezi oldu Açılışı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajlarıyla yapılan, kapanışı ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın basın toplantısıyla tamamlanan ADF2026 ile Antalya, üç gün boyunca çok sayıda liderler paneline, yuvarlak masa toplantısına, ikili görüşmeye ve özel oturuma ev sahipliği yaptı.
19 Nisan 2026 Pazar - 23:57 "İstanbul Deklarasyonu"nda ateşkeslerin korunması ve barışın desteklenmesine vurgu İstanbul’da düzenlenen Parlamentolar Arası Birliği (PAB) 152. Genel Kurulu, yayımlanan "İstanbul Deklarasyonu" ile tamamlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından yönetilen kapanış oturumunda, "Gelecek Nesiller için Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek" temasıyla hazırlanan İstanbul Deklarasyonu oy birliğiyle kabul edildi. Ayrıca "Orta Doğu ve diğer bölgelerde ateşkeslerin korunması ve barışın desteklenmesi için eşgüdümlü parlamenter çabalara duyulan acil ihtiyaç" başlıklı acil gündem maddesi de kabul edilirken, Ekim 2026’da düzenlenecek 153. PAB Genel Kurulu’na ise Tanzanya’nın ev sahipliği yapacağı bildirildi. Dünyanın dört bir yanından parlamento temsilcilerinin katıldığı PAB 152. Genel Kurulu’nın son gününde barışın tesisi, küresel ekonomi ve Orta Doğu’daki krizlere yönelik çözüm önerileri içeren karar taslakları, Genel Kurul onayına sunuldu. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından yönetilen kapanış oturumunda, "Gelecek Nesiller için Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek" temasıyla hazırlanan İstanbul Deklarasyonu oy birliğiyle kabul edildi. İstanbul Deklarasyonu’nda silahlı çatışmalar ve jeopolitik gerginliklerdeki artıştan, uluslararası hukuk ihlallerinden, süregiden terörizm ve aşırıcılık tehdidinden ve toplumların kapsayıcılıktan uzaklaşmasına dair çekinceler vurgulandı. Yeni teknolojiler, dezenformasyon ve iklim değişikliğinin neden olduğu meselelere işaret edilen deklarasyonda, diyalog ve diplomasinin zayıflamasından, buna karşılık barışın güç yoluyla sağlanabileceği düşüncesinin yayılmasından duyulan endişeye dikkat çekildi. Deklarasyonda cezasızlık kültürünün hesap verebilirliği aşındırdığı ve istikrarsızlığı derinleştirdiği kaydedilerek, barış, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne işaret edildi. Çatışma ortamlarında sivillerin korunmasının öncelikli olması gerektiği vurgulanan deklarasyonda, uluslararası insancıl hukuka tam riayetin gerekliliği belirtildi. Parlamenter diplomasiyi ve uluslararası iş birliğini güçlendirmenin önemi vurgulanan deklarasyonda şu ifadelere yer verildi: "Deklarasyon, demokratik, kapsayıcı ve temsil kabiliyeti yüksek bir yönetişim anlayışı ile yeni teknolojiler karşısında sorumlu yönetim politikalarının geliştirilmesini tavsiye ediyor. Diyalog, işbirliği ve güvenin teşvik edilmesini, çatışmaların önlenmesine ve sorunların barışçıl yollarla çözümüne katkı sunulmasını taahhüt ediyor." Genel Kurul’da karar tasarıları kabul edildi 152. Genel Kurul Toplantısı’nda barışın inşasından sürdürülebilir kalkınmaya dair bir dizi karar tasarısı kabul edildi. Kapanış oturumunda, "Barış ve Uluslararası Güvenlik Daimi Komitesi" tarafından hazırlanan çatışma sonrası yönetim mekanizmalarına ilişkin karar tasarısı onaylandı. Sürdürülebilir Kalkınma Daimi Komitesi’nin korumacı politikalarla mücadeleyi öngören karar tasarısı da Genel Kurul’dan geçti. Ayrıca bu oturumda gündeme alınan Orta Doğu başta olmak üzere kriz bölgelerindeki ateşkes süreçlerini desteklemeyi amaçlayan acil gündem maddesi de karara bağlandı. 153. Genel Kurul Tanzanya’da düzenlenecek Kapanış töreninde, Ekim 2026’da düzenlenecek 153. PAB Genel Kurulu’na Tanzanya’nın ev sahipliği yapacağı bildirildi. PAB Genel Sekreterliği görev süresinin sonuna gelen Martin Chungong için de veda töreni düzenlendi. Zirve, PAB Marşı’nın çalınması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından TBMM Başkanı Kurtulmuş’un kapanış konuşmasıyla sona erdi. PAB Genel Kurulu’nda Orta Doğu ve diğer bölgelerde ateşkeslerin korunmasına ilişkin acil gündem maddesi de kabul edildi. Genel Kurul’da, "Orta Doğu ve diğer bölgelerde ateşkeslerin korunması ve barışın desteklenmesi için eşgüdümlü parlamenter çabalara duyulan acil ihtiyaç" başlıklı acil gündem maddesinin eklenmesi kabul edildi. İstanbul’da yapılan toplantıda Katar, Türkiye, Avustralya, Fransa, Brezilya, Zambiya, Polonya, Portekiz ve İtalya’nın yanı sıra Arap Grubu, Latin Amerika ve Karayipler Grubu ile Afrika Grubu tarafından sunulan Genel Kurul gündemine acil bir madde eklenmesine ilişkin öneri oylandı. Oylamada ateşkesin korunması ve barışın desteklenmesine ilişkin öneri bin 316 kabul, 3 ret ve 51 çekimser oy ile gerekli üçte iki çoğunluğu sağlayarak kabul edildi. Kararda, son dönemde artan silahlı çatışmaların uluslararası barış ve güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğu vurgulandı. Çatışmaların yol açtığı insani sonuçlara dikkat çekilen kararda, artan sivil kayıplar ve kötüleşen insani koşullar karşısında acil ve ortak bir uluslararası çabanın gerekliliği ifade edildi. Kararda, uluslararası insancıl hukuk ile uluslararası insan hakları hukukuna her koşulda saygı gösterilmesi gerektiği vurgulandı. Sivil altyapıya yönelik saldırılar ile insani yardımın engellenmesine ilişkin endişelerin dile getirildiği kararda, ateşkeslerin korunması, müzakere süreçlerinin yeniden başlatılması ve gerilimin daha fazla tırmanmasının önlenmesi çağrısında bulunuldu. Kararda, diyalog ve diplomasiye öncelik verilmesi gerektiği vurgulanarak, cezasızlık kültürünün şiddeti beslediği, ihlaller karşısında hesap verebilirliğin sağlanmasının kalıcı ve adil bir barış için hayati önemde olduğu ifade edildi.
Rüşvet iddiası sonrası CHP’li meclis üyesi Atere’ye kesin ihraç talebi
31 Ekim 2025 Cuma - 10:56 Rüşvet iddiası sonrası CHP’li meclis üyesi Atere’ye kesin ihraç talebi Muğla’nın Bodrum ilçesinde, CHP’li belediye meclis üyesi Niyazi Atare’nın bir iş insanından rüşvet istediği iddiasıyla Emniyet Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ekipleri tarafından gözaltına alınmasının ardından Atere’nin kesin ihraç talebi ile parti disiplin kuruluna sevk edildiği açıklandı. İddiaya göre, Bodrum’da inşaat işiyle uğraşan bir müteahhit, CHP’li meclis üyesi Atare’nin inşaatına ulaşımı sağlayan yolun açılması için kendisinden para talep ettiğini ileri sürerek savcılığa başvurdu. Suç duyurusunun ardından Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde harekete geçen KOM ekipleri, teknik ve fiziki takibin ardından Atare’yi gözaltına aldı. Şüphelinin, çıkar karşılığı kamu görevini kötüye kullandığı yönünde iddiaların da araştırıldığı belirtildi. Yaşanan bu gelişmenin ardından CHP Muğla İl Başkanlığı acil toplanarak rüşvet iddiası ile gözaltına alınan CHP Belediye Meclis üyesi Niyazi Atere’nin kesin ihraç talebi ile disipline sevk edildiğini açıkladı. Yapılan açıklamada, "CHP’de Parti üyesi Niyazi Atere hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, partimizin etik ilkeleri ve kamu güvenine verdiğimiz önem gereği, ilgili üye tedbirli olarak kesin ihraç talebiyle Parti Disiplin Kurulu’na sevk edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak yargı sürecine saygı duyuyor, kamuoyunu doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirmeye devam edeceğimizi belirtiriz" denildi.
Kahta 02 Spor Kulübü’nden Başkan Hallaç’a "Onursal Başkanlık" unvanı
31 Ekim 2025 Cuma - 09:07 Kahta 02 Spor Kulübü’nden Başkan Hallaç’a "Onursal Başkanlık" unvanı Ziraat Türkiye Kupası’nda büyük bir başarıya imza atan Kahta 02 Spor Kulübü yönetimi, spora ve gençliğe verdiği desteklerinden dolayı Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç’a "Onursal Başkanlık Kimliği" takdim etti. Tören, Kahta 02 Spor ’un Kasımpaşa ile oynadığı kupa mücadelesinin devre arasında gerçekleştirildi. Kulüp Başkanı İsmail Mulhan, yaptığı açıklamada Başkan Hallaç’ın Kahta’da sporun gelişimine büyük katkılar sunduğunu belirterek, "Başkanımız, hem gençliğe hem spora verdiği önemle Kahta’da büyük bir fark oluşturmuştur. Kahta02 Spor’un bugün geldiği noktada başkanımızın desteği ve vizyonunun payı büyüktür. Kendisine kulübümüz adına teşekkür ediyor, Onursal Başkanlık kimliğini takdim etmekten büyük onur duyuyoruz" dedi. Kahta02 Spor Kulübü yönetimi ayrıca, Başkan Hallaç’ın takıma olan ilgisi ve her daim süren desteklerinden ötürü teşekkür ederek, başarılarının devamını diledi. Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç ise bu anlamlı jestten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, gençliğe ve spora yapılan her yatırımın geleceğe yapılan yatırım olduğunu vurguladı. Ziraat Türkiye Kupası heyecanı sırasında Kahta 02 Spor Kulübü tarafından kendisine takdim edilen "Onursal Başkanlık Kimliği" için teşekkür eden Başkan Hallaç, "Bu anlamlı unvan, yalnızca bana değil; spora emek veren tüm gençlerimize, sahada alın teri döken sporcularımıza ve Kahta’yı yürekten seven hemşerilerimize aittir. Biz sporu sadece bir oyun değil, gençliğin ahlak, disiplin ve birlik duygusuyla yetiştiği bir okul olarak görüyoruz. Kahta Belediyesi olarak, gençliğe ve spora olan desteğimizi her geçen gün artırmaya devam edeceğiz. Kahta02 Spor, bu şehrin gururudur. Bizim için önemli olan, gençlerimizin sporla büyümesi, disiplinle gelişmesi ve Kahta’nın adını her platformda başarıyla temsil etmesidir. Bu onurlu kimliği şahsıma layık gören kulüp yönetimine teşekkür ediyorum. Bu anlamlı unvan, yalnızca bana değil; spora emek veren tüm gençlerimize, sahada alın teri döken sporcularımıza ve Kahta’yı yürekten seven tüm hemşerilerimize aittir. Bu tarihi galibiyet Kahta’nın emeği, inancı ve azminin eseridir. Kahta02 Spor Kulübü Başkanı İsmail Mulhan ve yönetim kuruluna bu nazik jestlerinden dolayı gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu. Kahta’da spora verilen desteklerin artarak süreceğini belirten Hallaç, "Kahta’nın gençleri, Kahta’nın geleceğidir." diyerek spora ve gençliğe yönelik yatırımların devam edeceği mesajını verdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Ekim ayı enflasyonunu gördüğümüzde yıl sonunu daha sağlıklı bir şekilde tahmin etme imkanı bulmuş olacağız"
30 Ekim 2025 Perşembe - 21:38 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Ekim ayı enflasyonunu gördüğümüzde yıl sonunu daha sağlıklı bir şekilde tahmin etme imkanı bulmuş olacağız" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Ekim ayı enflasyonunu gördüğümüzde yıl sonunu daha sağlıklı bir şekilde tahmin etme imkanı bulmuş olacağız. Benim tahminim, Eylül ayı biraz sıra dışı bir ay oldu. Dolayısıyla ben Ekim’de tekrar normal bir çizgiye geleceğini düşünüyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2026 Merkezi Yönetim Bütçe ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı ve milletvekillerinin sorularını cevapladı. Yılmaz, Konya’daki sulama konusunda, "Su konusu gerçekten en kritik konulardan biri. İklim değişikliğiyle birlikte sadece bizi değil, özellikle bu Akdeniz Havzası’nda birçok ülke bu konuda dünya ortalamasına göre daha yoğun etkilenecek. Öyle görünüyor. Bunu şimdiden görüp tedbirlerimizi almamız gerekiyor. Giderek nüfus artışıyla tüketim kanıtlarının değişmesiyle su konusunda belki çok daha zorlu bir döneme gireceğiz. Dolayısıyla şimdiden su konusunda çok ciddi tedbirler düşünmek zorundayız hep birlikte. Bu çerçevede kabinemizde de bu konular tabii ki ele alındı, tartışıldı. Ve Sayın Cumhurbaşkanımız benim başkanlığımda bir komisyon oluşturdu. Su ile ilgili bir komisyon. Orada Çevre Şehircilik Bakanlığımız da var. Tarım Bakanlığımız da, Maliye Bakanlığımız da ilgili bakanlıklarımızdan oluşan bir komisyon. İlk toplantılarımızı yaptık. Bir görev dağılımı gerçekleştirdik. Ve önümüzdeki süreçte kapsamlı bir yol haritası, su ile ilgili kapsamlı bir yol haritası hazırlama sürecindeyiz. Bu konularda da olabilecek her türlü teklifimize, görüşümüze, önerimize de açık olduğumuzu ifade etmek isterim. Bu kapsamlı bir konu dediğim gibi. Burada tabii açık sistem kanaletlerin kapalıya çevrilmesinden tutun, bitki desenini, destekleme modelini suya göre değiştirmekten, deniz suyunu yeni teknolojilerle daha maliyet etkin bir şekilde değerlendirip, kıyı bölgelerimizin belki su ihtiyacını daha çok denizden karşılamaya varıncaya kadar birçok başlık var" ifadelerini kullandı. Yatırımlarla ilgili Yılmaz, "Kurumların yatırım ödeneklerinden yapılan yüzde 15 kesintiyle birlikte yüzde 75’in üzerinde tamamlanan projelerin daha erken ekonomiye kazandırılması ve vatandaşımıza hizmet sunmasını gözettik. Buradaki mesele verimlilik. Yani çok sayıda projeye ödenekleri eşit dağıttığınız zaman hiçbiri bitmiyor. Bir hizmet üretemiyorsunuz. Ama sonuçlanma aşamasına gelmiş projelere yoğunlaştığınız zaman bunları bitirip onlardan hizmet alıp sonra bir sonraki yıl diğer projelere daha rahat bir şekilde giden projelerin de sağladığı imkanlarla müdahale etme imkanınız oluyor Bunu yaptık. Sulama, sağlık başta olmak üzere öncelikli alanlara bu yüzde 10, 15’i yeniden dağıtmış olduk ve oraları desteklemiş olduk. Yani bütçemizdeki satma şimdi bu yılın bütçesiyle ilgili gider tarafında bir satma söz konusu değil. Faizlerdeki artışa rağmen gider kısmında faizlerdeki artışa rağmen geçen sene gider bütçemizi ne ilan ettiyse o çerçeve içinde kaldık. Hatta bir miktar altındayız harcamada. Yani harcama tarafında bir aşırı söz konusu değil gelir tarafında beklediğimizin altında kalmış durumdayız" şeklinde konuştu. Kur korumalı mevduatın neden bütçede olmadığına ilişkin soru üzerine Yılmaz, "Merkez Bankası’nın bilançosunda KKM hesapları ve şu anda yüzde bir civarına gelmiş durumda. Toplam mevduatlar içinde KKM’nin payı yani aşağı yukarı tasfiye oldu diyebiliriz. Zaten Merkez Bankası yeni hesap açılmasına da müsaade etmiyor. Dolayısıyla KKM’nin bittiğini söyleyebiliriz. Burada yapmıştık hatırlarsanız KKM’yi ve ilk kanunu da geçici bir düzenleme olarak yapmıştık. Yani yaparken de zaten kalıcı bir sistem olarak yapmamıştık. Ben öyle yanlış olduğunu söylemiyorum. Geçici o günün ihtiyacıydı. O günün ihtiyacıydı. Maliyeti de oldu, faydası da oldu. Faydasına da maliyetine de bakmak gerekir" diye konuştu. Enflasyon ile ilgili değerlendirme yapan Yılmaz, "Eylül ayı enflasyonu beklentilerinin üzerinde geldi. Dolayısıyla bu yıl sonu tahminiyle ilgili daha ihtiyatlı bir hava oluşturdu bizde. Ekim ayı enflasyonu 3 Kasım’da çıkmış olacak. Ekim ayı enflasyonunu gördüğümüzde yıl sonunu daha sağlıklı bir şekilde tahmin etme imkanı bulmuş olacağız. Ama benim tahminimi soracak olursanız Eylül ayı biraz sıra dışı bir ay oldu. Dolayısıyla ben Ekim’de tekrar normal bir çizgiye geleceğini düşünenlerdenim doğrusu. Ama göreceğiz elbette. Ekim ayı rakamını gördükten sonra yıl sonuyla ilgili daha sağlıklı bir şey söylemek istemiyorum. Ben şöyle ifade ediyorum; 30’un biraz altı, biraz üstü" dedi.
Bakan Göktaş: "Aile dinamik nüfus yapısını korumak, savunma sanayi kadar stratejik öneme sahiptir"
30 Ekim 2025 Perşembe - 21:17 Bakan Göktaş: "Aile dinamik nüfus yapısını korumak, savunma sanayi kadar stratejik öneme sahiptir" Türkiye’de 86 milyonluk nüfusunda genç ve dinamik yapının her zaman güç teşkil ettiğini belirten Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Ancak 2000’li yılların başında vatandaş yaş ortalamasında 25 yaş altı nüfusumuz çoktu. Ancak şimdiler ülke ortalamamız 34 yaşındadır. Hızlıca yaşlanıyoruz. Aile dinamik nüfus yapımızı korumak hakikaten stratejik bir adımdır. Ben savunma sanayi kadar stratejik olduğunu düşünüyorum. Şayet bu şekilde devam edersek, çalışabilecek durumda olan gencimiz olamayacak. Bundan da en çok sanayiciler etkilenecektir" dedi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Ekim Ayı Meclis Toplantısı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımlarıyla Oda Hizmet Binası’nda gerçekleşti. Toplantıya, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, meclis üyeleri ve sanayici iş adamları katıldı. Dinamik aile nüfusunun önemine değinen Bakan Özdemir Göktaş, "Türkiye’nin 86 milyonluk ülke olduğunu, genç ve dinamik yapımız her zaman bizim gücümüz olmuştur. Ancak 2000’li yılların başında vatandaş yaş ortalamasında 25 yaş altı nüfus sayışımız çoktu. Ancak şimdiler ülke ortalamamız 34 yaşındadır. Hızlıca yaşlanıyoruz. Nüfusumuz da yaşlanıyor. Tüm dünyada olduğu gibi, bununla beraber, yaşlanan bir nüfusla birlikte önümüzde farklı sınamalardan geçme ihtimalimiz çok yüksektir. Benim dedem Afyon’dan Belçika’ya işçi olarak göç etmiştir. Göç etmesinin sebebi, Avrupa’nın yaşlanıyor olmasından kaynaklı iş gücüne cevap veremeyecek olmasıydı. Aile dinamik nüfus yapımızı korumak hakikaten hepimiz için stratejik bir adımdır. Ben savunma sanayi kadar stratejik olduğunu düşünüyorum. Şayet bu şekilde devam edersek, çalışabilecek durumda olan gencimiz olamayacak. Bundan da en çok sanayiciler etkilenecektir. Bu çerçevede aile demek, nüfus demek, genç ve dinamik nüfus yapımızı korumak aslında hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi. "Gençlere ’evlen evlen’ demekle olmuyor. Destek olmalıyız" Genç ve dinamik nüfus yapısı, sağlam ailelerden oluştuğunu belirten Bakan Göktaş, "Çalışma ortamlarında da sağlam aileler için imkanlar sağlamak zorundayız. Kreş desteği buna bir örnektir. Çalışanlar böylelikle daha mutlu aileler oluşturabilir. Gençlerimize evlenin evlenin diyoruz. Ancak gençlere ‘evlen evlen’ demekle olmuyor. Onlara gereken desteği ve imkanları sağlamak zorundayız. Bu çerçevede genç ve dinamik nüfus yapımızı korumak her zamankinden daha önem arz etmektedir. Çünkü önümüzdeki dönemlerde yaşlanmaya devam edeceğiz. Genç ve dinamik nüfusumuzu korumak için halen avantajlı durumdayız. Ancak alarm seviyesindeyiz. Bu çerçevede hepimizin üzerine görevler düşmektedir. Sanayiciler olarak yapmak istediğiniz bütün çalışmalara yardımcı olabiliriz. Genç evlenmek isteyen çiftlere yönelik yapacağınız destekler gerçekten bu çerçevede önemli adımlardan biri olacaktır. Biz devlet olarak aile ve gençlik fonunu hayata geçirdik. Özel sektörle ve tüm toplumla birlikte bu konuya el atarak seferberlik ilan etmek zorundayız. Aile dostu ekosistemi birlikte inşa edebiliriz" dedi. Bursa’nın sadece Türkiye’nin değil, bölgenin de kalkınma vizyonunu taşıyan bir şehir olduğunu belirten Bakan Özdemir Göktaş, "Otomotivden tekstile, makineden gıdaya uzanan üretim zinciriyle Türkiye’nin ekonomisine güç kazandırıyor. Aynı zamanda sosyal kalkınmanın, dayanışmanın ve girişimci ruhun da örnek şehirlerinden biri olmayı sürdürüyor. Ekonomik büyüme, ancak sosyal gelişmeyle birlikte anlam kazanır. Refahı sürdürülebilir kılmanın yolu, güçlü işletmeler kadar güçlü ailelerden, üretken bireylerden ve adil bir toplumsal düzenden geçer. Bu anlayışla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak, Türkiye’nin ekonomik dinamizmini besleyen sosyal zemini güçlendirmek için çalışıyoruz. İstihdamda, üretimde, ihracatta başarı hikâyeleri yazan Bursa’mızın sosyal kalkınmada da öncü olmasını istiyoruz. Kadınların, gençlerin ve dezavantajlı grupların istihdamda yer almasını ve sosyal refahın kalıcı hâle gelmesinin önemsiyoruz. Bu çerçevede, kadın kooperatiflerimizi güçlendiriyor, kadın girişimciliğini destekliyoruz. ADEM ve SODAM’larla kadınların yeteneklerini kazanca dönüştürmesini sağlıyoruz. Engelli bireylerimizin istihdama katılımını artırmak için korumalı iş yerlerine teşvikler veriyoruz. İstihdamı ve üretimi destekleyen sosyal politikalarımızı her geçen gün daha da güçlendiriyoruz" dedi. "Aileyi sadece bir sosyal birim değil, aynı zamanda ekonomik ve kültürel dayanıklılığın da temeli olarak görüyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirleriyle ilan ettiğimiz ’2025 Aile Yılında’, tüm politikalarımızı kalkınmanın öznesi olan aileyi güçlendirecek biçimde şekillendiriyoruz" ifadelerini kullanan Bakan Göktaş, "Bu doğrultuda, bakım hizmetlerinden esnek çalışma modellerine kadar, kadınların iş hayatına katılımını kolaylaştıracak yeni modeller geliştiriyoruz. İş dünyasıyla el ele vererek çalışma yaşamında dengeyi ve nesiller arası dayanışmayı sağlayan adımlar atıyoruz. Bunun yanı sıra, aile dostu işyeri modellerini yaygınlaştırıyoruz. Hedefimiz aileyi koruyan, çalışanların iş-yaşam dengesini gözeten bir iş kültürünü yaygınlaştırmak. Bu çerçevede bin 205 firma, evlenecek çalışanlarına üç net asgari ücret, çocuk sahibi olacaklara iki net asgari ücret destekte bulunacak. Diğer yandan, iş dünyası ile sosyal sorumluluğu uzun vadeli bir değere dönüştürmek istiyoruz. Bu çerçevede kurumsal hayırseverliği bir sosyal dayanışma kültürü olarak yaygınlaştırmak için çalışmalar yürütüyoruz. Çalışanların çocuklarına yönelik kurumsal kreşlerin yaygınlaştırılmasını değerlendirebiliriz. Yaşlı ve engelliler için bakım evi ve gündüzlü destek merkezlerinin artırılması yönünde iş birlikleri kurabiliriz. Birlikte atacağımız her adım, hem aileyi güçlendiren hem de toplumun geleceğine yapılan bir yatırım olacak. Sosyal refahın kalıcı olabilmesi için üretimle dayanışmanın el ele yürümesi gerekir. Bugün dünyada rekabet sadece üretimle değil. İnsan kaynağının niteliğiyle, aile yapısının direnciyle ve toplumun sosyal bütünlüğüyle kazanılıyor. Bu sebeple biz, üretimi desteklerken aynı zamanda sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal kapsayıcılığı da güçlendirmeyi sürdüreceğiz. Kadın istihdamını teşvik eden, gençlerin mesleki becerilerini artıran, sosyal sorumluluk bilincini güçlendiren her girişimin yanındayız" dedi. "Geride bıraktığımız 102 yıl, her türlü zorluğa rağmen, milletimizin emeğiyle, sabrıyla, üretim azmiyle ve adanmışlığıyla yazdığı büyük bir başarı hikayesidir" diyen Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay, "Cumhuriyet’in ilk yıllarında birkaç küçük atölyeyle başlayan üretim yolculuğumuz, bugün kişi başına düşen gelirin 15 bin doları aştığı, ihracatın 270 milyar dolara ulaştığı ve emeğimizin 200’den fazla ülkeye taşındığı güçlü bir kalkınma öyküsüne dönüştü. Bu yükselişte Bursa her zaman öncü bir rol üstlendi. Merinos, İpek-İş ve Gemlik Suni İpek fabrikalarıyla başlayan sanayi hamlemiz, ülkemizin ilk organize sanayi bölgesinin kurulmasıyla yeni bir vizyona dönüştü. Ekonomi tarihimizin birçok dönüm noktası, Bursa’nın ufku, girişimci ruhu ve çalışkan insanlarının gayretiyle şekillendi. Bizler de bu büyük mirası çok daha güçlü bir geleceğe taşımak için çalışıyoruz. Türkiye Yüzyılı olarak tanımladığımız bu dönem, devletlerden çok şehirlerin enerjisiyle yükselecek bir çağdır. Bu çağın üretim gücü, teknoloji üssü ve yenilik merkezi ise işte burada, Bursa gibi şehirlerden yükselecektir. Bu çatı altında aldığımız kararlarla Bursa’da üretim gücümüzün, ticaret kültürümüzün ve sanayimizin köklü birikimini yeni ufuklara taşıyoruz. TEKNOSAB ile yüksek teknolojinin, dijital dönüşümün ve yeşil üretimin kalbini inşa ediyoruz. GUHEM ile gençlerimize gökyüzünü hedef gösteriyor, Bursa’mızı uzay ve havacılık alanında ülkemizin öncü şehirlerinden biri yapıyoruz. BUTEKOM ile sanayimize çağ atlatan Ar-Ge ve mükemmeliyet merkezleri kuruyor, yaşam boyu eğitim merkezimiz Bursa Business School aracılığıyla iş dünyamıza küresel rekabetin gerektirdiği bilgi, vizyon ve liderlik becerilerini kazandırıyoruz. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak biz, geleceği bugünden inşa eden bir anlayışla çalışıyoruz. Bütün bu çabalarımızın tek bir amacı var, geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimize güçlü bir Türkiye bırakmak. Araştıran, sorgulayan, milli ve manevi değerlerine bağlı, aynı zamanda yeniliğe açık bir nesil yetiştirmek en büyük sorumluluğumuzdur" diye konuştu. Ailenin bir kavramdan çok daha fazlası olduğunu belirten Başkan Burkay, "Aile, milletimizin en sağlam kalesi, kültürümüzün en derin köküdür. Aile güçlü olursa toplum da güçlü olur; aile zayıflarsa toplum da zayıflar. Bakanlığımızın bu alanda attığı adımlar, çocuklarımızdan yaşlılarımıza kadar uzanan güçlü bir dayanışma yapısı oluşturmuştur. İş dünyası olarak bizler de bu kapsamda üzerimize düşen her sorumluluğu almaya hazır olduğumuzu da özellikle ifade etmek istiyorum" dedi.
Hüseyin Okandan: "Ayşe Böhürler, bu şehrin vicdanını temsil etmektedir ve Kayseri isminin dahi yanlış yazılmasına sessiz kalacak biri değildir"
30 Ekim 2025 Perşembe - 20:25 Hüseyin Okandan: "Ayşe Böhürler, bu şehrin vicdanını temsil etmektedir ve Kayseri isminin dahi yanlış yazılmasına sessiz kalacak biri değildir" AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, "Ayşe Böhürler, bu şehrin vicdanını temsil etmektedir ve Kayseri isminin dahi yanlış yazılmasına sessiz kalacak biri değildir" dedi. AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, CHP Kayseri İl Başkanlığı’nın 29 Ekim yürüyüşünde Kayseri yerine "Kayeri" yazılmasına tepki gösterdi. Milletvekili Ayşe Böhürler’e destek veren Okandan, "Cumhuriyetimizin 102. yılında, milletimizin ortak gurur gününü dahi istismar edenlerin sergilediği özensizlik ve ciddiyetsizlik, tesadüf değildir. Kayseri, tarih boyunca medeniyetin, ahlakın, çalışkanlığın ve üretkenliğin simgesi olmuştur. Bu kentin adını dahi doğru yazamayanların; bu şehrin insanına, Cumhuriyet’e veya devlet ciddiyetine dair söyleyecek tek bir sözü yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileri ve kendi partisinde her koltuğa talip olmuş, ancak hiçbirinde tutunamamış bir trol kimliğine bürünmüş şahsiyetin, öz eleştiri yapmak yerine aşağılık kompleksiyle saldırganlık sergilemesi, temsil ettikleri zihniyetin seviye, terbiye ve sorumluluk anlayışını tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştur" dedi. Okandan, "Ayşe Böhürler’in yaptığı hatırlatma nettir: Cumhuriyet, özen ister. Devlet ciddiyeti, disiplin ister. Bunu anlayamayanlar, hâlâ slogan ezberleyerek siyaset yaptıklarını zanneden, gafla gündem olmayı alışkanlık hâline getiren kişilerden ibarettir. Cumhuriyet Bayramı gibi bir günde, "Kayseri" isminin "Kayeri" olarak yazılması basit bir yazım hatası değildir. Bu, bir zihniyet göstergesidir. Çünkü özen, sorumluluk duygusunun en küçük ama en net testidir. Kayseri’yi "Kayeri" yapanlar, bu şehrin ruhunu, vakarını ve emeğini kaybetmişlerdir. Ve unutulmamalıdır ki bu millet, her gafı "sehven" diye geçiştirenlere artık inanmamaktadır. Cumhuriyet coşkusunu bahane ederek yapılan bariz bir hatayı, "gölge düşürme" bahanesiyle savunmak; milletin aklıyla alay etmektir. Ayşe Böhürler, Kayseri’nin seçilmiş milletvekilidir. Temsil ettiği ilin adının yanlış kullanılmasına dikkat çekmesi hadsizlik değil, tam aksine milletine ve görevine duyduğu sorumluluğun doğal bir gereğidir. Bir vekilin bu hassasiyeti göstermesini "eleştirmek" ya da "küçümsemek", siyaset kurumuna yönelik en basit saygı sınırlarını dahi hiçe saymaktır. Ayrıca gerçek hadsizlik; açık bir hatayı kabul etmek yerine, onu dile getiren milletvekiline saldırmaktır. Cumhuriyet Bayramı’nı bahane edip, hatanın üzerini örtmeye çalışanlar; aslında hatanın kendisinden çok, eleştiriden rahatsız olanlardır. Gerçekler basittir. Bir siyasetçiye "ithal vekil" ya da "Kayseri’yi tanımayan" demek; bilgisizlikle, kötü niyetin birleştiği noktadır. Oysa Ayşe Böhürler, AK Parti’nin kurucuları arasında yer almaktadır, Kayserilidir, Kayseri milletvekilidir ve her platformda Kayseri için mücadele etmeye, şehrimize değer katmaya devam etmektedir. Bu basit bilgiye dahi sahip olmadan yapılan açıklamalar, kimin ne kadar "trajikomik ve acınası" bir durumda olduğunu göstermektedir. Bir milletvekili için esas olanın temsil ettiği şehir için ne yaptığı olmasına rağmen bir ilin adını doğru yazamayanların ders vermeye kalkması, siyasetin yüz karası bir ironisi hâline gelmiştir. Sorumluluk makamında bulunanların ve reklam arayışında olan kişilerin yapılan hatayı kabul etmek yerine konuyu kişisel saldırılarla saptırmaya çalışmasıyla, Sayın Böhürler’in eleştirisinin haklılığı bir kez daha kanıtlamıştır. Çünkü Böhürler, yazım hatasından öte bir anlayışın çürümesini işaret etmiştir. Son olarak; Cumhuriyet, ciddiyet ister. Cumhuriyet, özen ister. Cumhuriyet, sloganla değil; sorumlulukla yaşatılır. Bu kadar basit bir doğruluğu dahi kavrayamayanların, "Cumhuriyet Bayramı coşkusu" gibi milli bir günü bile özensizlikle kirletmesi, en hafif tabiriyle ayıptır. Ayşe Böhürler, bu şehrin vicdanını temsil etmektedir ve Kayseri isminin dahi yanlış yazılmasına sessiz kalacak biri değildir" ifadelerini kullandı.
Zafer Partisi Manisa İl Teşkilatı’nda toplu istifa
30 Ekim 2025 Perşembe - 19:36 Zafer Partisi Manisa İl Teşkilatı’nda toplu istifa Zafer Partisi Manisa İl Teşkilatı’nda, İl Başkanı Necdet Erikçi başta olmak üzere il yönetimi, gençlik kolları, disiplin kurulu, birçok ilçe başkanı ve 2024 yerel seçimlerindeki adayların da aralarında bulunduğu yaklaşık 150 kişi, partiden topluca istifa etti. İstifanın gerekçesi "fikir ayrılıkları" olarak açıklandı. Edinilen bilgiye göre, Zafer Partisi Manisa teşkilatlarında bir süredir devam eden fikir ayrılıkları toplu istifayı getirdi. İstifa kararına ilişkin yapılan ortak açıklamada, partide uzun süredir büyük emek verdikleri ancak gelinen noktada yolları ayırmanın "zorunlu hale geldiği" belirtildi. Açıklamada, her türlü zorluğa rağmen inandıkları değerler uğruna mücadele ettikleri, ancak bir süredir yaşanan fikir ayrılıkları nedeniyle bu kararın kaçınılmaz hale geldiği belirtilerek, mücadelelerini sürdürecekleri kaydedildi. İstifa edenler arasında Manisa İl Başkanı Necdet Erikçi, İl Teşkilat Başkanı Alican Lopoğlu, İl Sekreteri Kemal Tekcan Güneş, İl Başkan Yardımcısı Mert Gör, İl Gençlik Kolu Başkanı Serkan Egemen Sıvacı ve İl Disiplin Kurulu Başkanı Uğur Çokluk gibi önemli isimler yer aldı. Ayrıca Yunusemre İlçe Başkanı Osman Kılıç, Şehzadeler İlçe Başkanı Gökhan Parlak ile Akhisar, Gölmarmara ve Köprübaşı ilçe teşkilatları ve yönetimlerinin de istifa ettiği öğrenildi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı’nın yanı sıra Soma, Akhisar, Yunusemre, Kırkağaç gibi ilçelerin belediye başkan adayları ve çok sayıda belediye meclis üyesi adayının da istifasını sunduğu öne sürüldü.